bugün
- gammazlık6
- dhalsim9
- erdoğan giderse akepe bürokrasisi ne olacak5
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı55
- gocu27
- yazar kızdırmak4
- sabah uyanır uyanmaz duş almak2
- entry si silinen yazarın salya sümük ağlaması3
- true nickli namussuz yazar15
- true nickli yazar12
- yol tarif etmek2
- ispanya18
- uysaljakoben15
- lionel messi12
- 2026 dünya kupası23
- arjantin17
- futbol13
- dünya18
- ona bir şeyler söyle2
- haluk levent vs serdar ortaç7
- 19 temmuz 2026 dünya kupası finali14
- messi'ye bir teselli ballon d or'u verilsin7
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları37
- sütlü buz2
- korku evi2
- slavko vincic4
- ekonomi'nin 10 senedir berbat olması2
- ispanya arjantin maçı kaç kaç biter7
- bir kızın poposunu tokatlayarak cezalandırmak6
- aşk hayatı4
- resim hocaları5
- bir kız tecavüze uğrarken onu izleyen tanrı11
- en pahalı internetin türkiye de olması2
- le cola'nın 67 tl olması5
- bugün sağlığın için ne yaptın13
- türklerin ileri olduğu konular21
- açık büfe olduğu halde tabağı doldurmamak9
- türkiyede güzel içecek satılmaması3
- sözlükle olan anlaşmayı fesh ediyorum4
- sapık7
- kemal kılıçdaroğlu7
- gocu nerede8
- bir kadının en güzel bölgesi13
- şehir kurma oyunları5
- uludağ sözlük diriltme operasyonu6
- marc cucurella5
- bilgisayardan anlıyorum hareketleri7
- allah varsa beni milli yapsın7
- ilk torun olmak2
- kahveye naber lan avradını siktiklerim diye girmek4
sıradan bir hatırat değil, bir hasbihal. bir babanın, manevi evlatlarıyla dertleşmesi.
necip fazıl'ın yılanlı kuyu olarak tanımladığı zindanda başından geçen olayları anlattığı hatırat.
cezaevinin bunalımlı atmosferini, hapiste yollarının kesiştiği mahkumların kişilik analizlerini harika anlatmış üstat (bkz: necip fazıl).
üstadı tanımama vesile olmuş kitaptır.
bugün başladım okumaya. 56. sayfaya kadar soluksuz geldim. cezaevlerindeki karakterleri, yaşadığı ikili ilişkileri, ve ruh analizleri ile muhteşem bir hatırat. dinlenip devam edeceğim.
soru şu: 1970 ler cezaevleri ile günümüz cezaevleri arasındaki uçurumun, insan haklarını kavrayamamış bir düzenin getirisi mi olarak yorumlamak gerekir, yoksa ekonomik ve sosyal yapının zayıflığı mı?
soru şu: 1970 ler cezaevleri ile günümüz cezaevleri arasındaki uçurumun, insan haklarını kavrayamamış bir düzenin getirisi mi olarak yorumlamak gerekir, yoksa ekonomik ve sosyal yapının zayıflığı mı?
''üstad necip fazıl’a dair ilk okumalarımı yaparken karşılaştığım ve onunla hemhal olarak tahayyül ettiğim o anıları hiçbir zaman unutmayacağım. cinnet mustatili anıları…
cinnet bildiğiniz üzere aklı kaybetme veya çıldırma anlamlarına gelir. mustatil ise dikdörtgen demek.
hapishane için aklı kaybettiren, çıldırtan dikdörtgen tabiri kullanılmış.
o zamanlar fikirleri üzerinden mahkum edilenler tek kişilik hücrelerde tutuluyordu. yalnız başına kalan necip fazıl bu süre içerisinde yaşadıklarını bir araya getirdiği esere bu sebepten cinnet mustatili ismini veriyor.''
cinnet bildiğiniz üzere aklı kaybetme veya çıldırma anlamlarına gelir. mustatil ise dikdörtgen demek.
hapishane için aklı kaybettiren, çıldırtan dikdörtgen tabiri kullanılmış.
o zamanlar fikirleri üzerinden mahkum edilenler tek kişilik hücrelerde tutuluyordu. yalnız başına kalan necip fazıl bu süre içerisinde yaşadıklarını bir araya getirdiği esere bu sebepten cinnet mustatili ismini veriyor.''
beni hapishane müdürü çağırtmış.
kalem odasına deliğim var ama, geçidim yok...
oraya geçmek için avluya çıktım.
sultanahmet'ten gelen azılılar içinde eroin tüccarı bir tanesini görmiyeyim mi?
eskiden ben sultanahmet tevkifhanesindeyken, o da oradaydı. konuştuk:
- ne âlemdesin, iyi misin?
- eyvallah ağabey, sen nasılsın?
konuşmamız şöyle devam edebilirdi:
- demek yine içerdesin! sebep?
- malûm ya, biz baş döndürücü zehir satıcılarıyız!
sabıkalılardanız!
- ha evet; bizimki de şöyle: bizim sattığımız şifa da, onu zehir sananların başını döndürüyor!
desene ki, ikimiz de baş döndürmekten sabıkalıyız!
necip fazıl kısakürek - cinnet mustatili
kalem odasına deliğim var ama, geçidim yok...
oraya geçmek için avluya çıktım.
sultanahmet'ten gelen azılılar içinde eroin tüccarı bir tanesini görmiyeyim mi?
eskiden ben sultanahmet tevkifhanesindeyken, o da oradaydı. konuştuk:
- ne âlemdesin, iyi misin?
- eyvallah ağabey, sen nasılsın?
konuşmamız şöyle devam edebilirdi:
- demek yine içerdesin! sebep?
- malûm ya, biz baş döndürücü zehir satıcılarıyız!
sabıkalılardanız!
- ha evet; bizimki de şöyle: bizim sattığımız şifa da, onu zehir sananların başını döndürüyor!
desene ki, ikimiz de baş döndürmekten sabıkalıyız!
necip fazıl kısakürek - cinnet mustatili
25 Aralık 1952
bu bir fırın hayatıdır... kendisine davâ adamıyım diyen bir insan davâsı çapında pişmeye borçlu değil mi?
necip fazıl kısakürek - cinnet mustatili
bu bir fırın hayatıdır... kendisine davâ adamıyım diyen bir insan davâsı çapında pişmeye borçlu değil mi?
necip fazıl kısakürek - cinnet mustatili
Cin musallatı olarak okudum.
gençlik sizin aleyhinizde; ne dersiniz?...
hangi gençlik?...
mahalle aralarında bando mızıka geçerken önünde ve arkasında giden sümüklü kopillere eşit meydan yerlerini doldurucu zamane çocukları mı?
yoksa 32 dişini birbirine gömmüş ve her biri bir köşeye çekilmiş ıstırapla susan, milyonluk, mukaddesatçı anadolu gençliği mi?
bunlardan hangisi benim aleyhimde, hangisi lehimde söyleyeyim mi?
necip fazıl kısakürek - cinnet mustatili
hangi gençlik?...
mahalle aralarında bando mızıka geçerken önünde ve arkasında giden sümüklü kopillere eşit meydan yerlerini doldurucu zamane çocukları mı?
yoksa 32 dişini birbirine gömmüş ve her biri bir köşeye çekilmiş ıstırapla susan, milyonluk, mukaddesatçı anadolu gençliği mi?
bunlardan hangisi benim aleyhimde, hangisi lehimde söyleyeyim mi?
necip fazıl kısakürek - cinnet mustatili
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar