bugün
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı72
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim25
- almanca bilmek5
- sözlükte kim kimle sevgili27
- terapi niteliğindeki şeyler7
- kadınların yaptığı en büyük hata9
- iyi menemenin sırrı6
- siyah sütyen5
- iyi memenin sırrı7
- maçtan önce atıp tutan galatasaraylı yazarlar10
- meme4
- nervio43
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri7
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok6
- queen ravenna adlı yazarın cerrah olması13
- sözlüğün en şık erkeği12
- borussia dortmund'un real betis'i yenmesi2
- selahattin demirtaşın hapiste 10 yılını doldurması3
- kale3112 ifşa8
- fenerbahçeli yazarlar7
- yarın iş olması3
- güzel bir kız nasıl tavlanır6
- passatı olan erkek6
- giresunlu kızlar6
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük11
- kız sanılan ama erkek çıkan poposu güzel yazar6
- true esaretten kurtulacak4
- 8 haziran 2016 sözlükte yaşanan ifşa skandalı7
- ese dezze8
- engineer288
- yakın zamanda çaylak olacakmış gibi hissetmek4
- türkiye'nin haritada büyümesi3
- tek erkek2
- arkadaşlar bi bakar mısınız9
- gece uyumadan önce düşünülen şeyler5
- prod'a cuma günü deploy etmek2
- arabada sakso2
- balık yemeye yunanistan'a giden sözlük yazarı7
- domalma2
- kassız erkek neye benzer5
- sabaha kadar uyumamak3
- herkes kendi işini kurarsa kimse işsiz kalmaz15
- gel münihe sözünü tut travel4
- tacettin libosoglu4
- ben jesus olsam4
- futbol17
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız7
- fenerbahçe14
- herkesin beni evlendirmeye çalışması5
hayvan olanı el chupacabra'dır. ancak bir yazardir chubacapra. aralarında bir fark olsun diye böyledir. hal böyleyken chubacapra'ya chupacabra muhamelesi yapmak chubacapra'ya haksızlık etmek olur.
bir de chupacapradinov vardır onun konumuzla ilgisi yok ancak süper bir forvettir. santrafora koyduğunuzda iş yapmaz. geriden gelmeyi sever. top sürme özelliği de fena değildir hani.
bir de chupacaprannesburg vardır. orta batı antartika'da. denize kıyısı olmamasına rağmen tursitik bir bölgedir. yazları ılık ve kurak kışları ne olur ne olmaz yanımıza şemsiyemizi alalımlıktır. denize kıyısı olmadığından nehirlerinden suya girilmektedir. her yıl timsah görmek isteyen belgeselcilerin akınına uğramaktadır.
bir de chupacteron vardır, artisttir. kuzey doğu okyanusya'da birdirkara'da ikamet eder. dünyaca çok tanınmasa da birdirkara'nın yıldızıdır. sinemalarda falan da oynar. elinden her iş gelir. yakın zamanda zeytin yağı fabrikası açmayı düşünmektedir.
bir de chuparderes vardır. chupacaprannesburg'un en önemli araba markasıdır. ford motorunu kullanır. diferansiyellerini volvo'dan alıp amortisörlerini verir. takas usulü ile üretilir.
bir de chupacapraltın vardır. dünya'da yalnızca chupacaprannesburg'da çıkan bir madendir. çok ama çok değerlidir. yerli halkın üçte ikisi falan bu maden işiyle uğraşır. ne yazık ki kendilerinden başka hiçbir ülke bu madeni bilmediğinden ihraç edemezler.
bir de chupacapracalidiravalidagelinchuparannesburgtanmigectinvayamanyoksachuparaltinmictinköy vardır. chupacaprannesburg'un en uzun isimli ilçesidir. gerçi onlarda ilçelere cupa denir.
bunların hiçbirini chubacapra ile karıştırmamak gerekir.
bir de chupacapradinov vardır onun konumuzla ilgisi yok ancak süper bir forvettir. santrafora koyduğunuzda iş yapmaz. geriden gelmeyi sever. top sürme özelliği de fena değildir hani.
bir de chupacaprannesburg vardır. orta batı antartika'da. denize kıyısı olmamasına rağmen tursitik bir bölgedir. yazları ılık ve kurak kışları ne olur ne olmaz yanımıza şemsiyemizi alalımlıktır. denize kıyısı olmadığından nehirlerinden suya girilmektedir. her yıl timsah görmek isteyen belgeselcilerin akınına uğramaktadır.
bir de chupacteron vardır, artisttir. kuzey doğu okyanusya'da birdirkara'da ikamet eder. dünyaca çok tanınmasa da birdirkara'nın yıldızıdır. sinemalarda falan da oynar. elinden her iş gelir. yakın zamanda zeytin yağı fabrikası açmayı düşünmektedir.
bir de chuparderes vardır. chupacaprannesburg'un en önemli araba markasıdır. ford motorunu kullanır. diferansiyellerini volvo'dan alıp amortisörlerini verir. takas usulü ile üretilir.
bir de chupacapraltın vardır. dünya'da yalnızca chupacaprannesburg'da çıkan bir madendir. çok ama çok değerlidir. yerli halkın üçte ikisi falan bu maden işiyle uğraşır. ne yazık ki kendilerinden başka hiçbir ülke bu madeni bilmediğinden ihraç edemezler.
bir de chupacapracalidiravalidagelinchuparannesburgtanmigectinvayamanyoksachuparaltinmictinköy vardır. chupacaprannesburg'un en uzun isimli ilçesidir. gerçi onlarda ilçelere cupa denir.
bunların hiçbirini chubacapra ile karıştırmamak gerekir.
alex ve hagi'yi kıyaslayıp alex'i hagi'den daha iyi bir futbolcu olarak görmesi ile üstün futbol bilgisini bizlere gösteren yazar. iddaa oynamadan önce danışacağım insanlardan.
güney amerika'da yaygın olarak anlatılan bir efsanenin uzaylı* kahramanı.
yıl binli dokuz yüzlü ikili ya da üçlü, milenyum falan yok daha. çobanın teki varmış yaylada yaşayan. çoban yirmili yaşlarına kadar yaylada yaşadığından gördüğü insan sayısı sizin bir günde gördüğünüzden daha az. öyle ki yeni bir insan gördüğünde dünya'yı yeniden keşfetmiş gibi hissediyor.
adam temmuz'da iki yorganla yatan bir adam. çünkü mecbur. oraları o kadar soğuk oluyor geceleri. zaten ev diye içinde yaşadığı yer; taştan duvarlar üzerine sactan bir catı. yatmadığın zamanlar içerisinde ateş yakabiliyorsun. sabah güneşin ilk ışıklarıyla uyanmanın ne demek olduğunu senden iyi bilen yoktur. çünkü her sabah taş duvarın arasından sızan ışık yüzüne vurduğunda uyanıyorsun. işte bu çoban 20 küsür yıl, yaklaşık 8.400 gün bu şekilde yaşamış.
yaylaya gidenler bilirler, sabah yemek niyetine bir şeyler atıştırdıktan sonra ilk işin hayvanlara bakmaktır. zaten orada en büyük dostun o hayvanlar oluyor. gidersin, senin evinden çok da farklı olmayan ağırda hayvanları kontrol edersin. gece kurdu, ayısı saldırmış olabilir.
çoban da kendini bildi bileli hep bunu yapmış. almış hayvanları tepelere çıkmış. en tepelere. yıllarını o tepelerde yalnızca bekleyerek geçirmiş. hayvanlardan boşluk bulduğunda bir başka hayvanı zevk için değil açlığını gidermek için tutuyormuş. balık yakalamak onun için bir hobi değilmiş elbette.
yaşlı ninesi arasıra köye iner türlü ihtiyaçlarını alırmış. çoban yaban gibi büyüdüğünden köye inmekten pek haz etmezmiş. yine böyle bir gün ninesi köye indiğinde akşam vakti çoban evde kalmak yerine hergün saatlerce oturduğu hatta bazen orada yattığı mağaraya gidip, bir gece daha orada geçirmek istemiş. ninesi köye indiğinde genelde ertesi gün, o olmazsa daha sonraki gün dönermiş zaten.
çoban gece mağarada yaktığı cılız ateş sönünce uyumuş. o yatmadan hava gayet iyiyken o yattıktan sonra kara bulutlar gelmiş. şimşekler çakmış, yağmur yağmaya başlamış. ağırdaki hayvanlar huysuzlanmış. bu hayvanlar bir şeyden korktuklarında huysuzlanırlar. o gece de korktukları başlarına gelmiş. iki boz ayı ağırın etrafında dolaşıyormuş. bu ayılar ağırın kapısını açmak için uğraşmış ancak bir türlü başaramamış.
ayı kini dene bir şey var. ayı hedefine ulaşmak için ölmeyi göze alır.
bu ayılarda ağırı açamayınca tepeye çıkıp oradaki kayaları aşağı yuvarlamaya başlamış. kayalar ağırı parçalayacak ayılar da ineklere kavuşacakmış. ancak ayıların atıığı kayalar, üzerindeki koca kayayı yerinden oynatmış ve bu dev kaya yerinden kopup aşağı yuvarlanmaya başlamış.
yuvarlanan kaya ağırın yanından geçip daha aşağıdaki mağaranın küçük kapısının önünde durmuş. gürültüye uyanan çoban kapkaranlık içinde bulmuş kendini. ezbere kapıya doğru yürümüş, ancak kapıda dev kaya olduğundan dışarı çıkamamış.
sabah olmuş, gün doğmuş ancak kayanın yanından içeri sızan ışıklar dışında hiçbir şey değişmemiş.
çoban ne yapacağını şaşırmış içerde. kayayı itmek için sürekli uğraşmış ama başaramamış. imdat nidaları atmış ancak ninesi henüz gelmediği için duyan olmamış.
genç çoban bütün gün kayayı itmek için vurmuş kayaya ve elleri de kan revan içinde kalmış. bir türlü başaramamış. ne kaya yerinden oynamış ne de sesini kimse duymuş.
yine gece yine kapkaranlık olmuş. yine gündüz yine hüsran... üçüncü gün ninesini de merak etmeye başlamış çoban. normalde şimdiye çoktan dönmüş olmalıydı diye düşünmüş. çaresizlik boğazında düğüm olmuş. nefes almak zorlaşmış onun için. üçüncü kara gün. üç koca kara gün...
derken ''biri mi var orada'' diye bir ses duymuş ''yardım edin'' diye bağırırken. ''ben varım burada sıkıştım'' demiş. o kadar sevinmiş ki bu adamı duyduğunda çoban. dünyalar onun olmuş. yıllarca bir elin parmakları kadar insan geçmeyen yayla yolunda bir yabancı bulmuş onu. dışardan yardım edip kurtarmış.
fazla konuşmadığı için bunu açık açık belli edemese de çoban adama minnettarmış.
sonradan öğrenmiş ki bu adam ninesinin öldüğünü ona haber vermeye gelen adammış. yine de minnettar kalmış adama. o güne kadar ölen hayvanlarının dışında birini kaybetmenin ne acı bir şey olduğunu bilmeyen çoban aylarca ağlamış.
ancak artık bir dostu olmuş. onu kurtarmaya gelen adam, artık sık sık ziyaretine de gelmeye başlamış.
işte buradaki çoban bensem chubacapra da o yabancıdır.
adam temmuz'da iki yorganla yatan bir adam. çünkü mecbur. oraları o kadar soğuk oluyor geceleri. zaten ev diye içinde yaşadığı yer; taştan duvarlar üzerine sactan bir catı. yatmadığın zamanlar içerisinde ateş yakabiliyorsun. sabah güneşin ilk ışıklarıyla uyanmanın ne demek olduğunu senden iyi bilen yoktur. çünkü her sabah taş duvarın arasından sızan ışık yüzüne vurduğunda uyanıyorsun. işte bu çoban 20 küsür yıl, yaklaşık 8.400 gün bu şekilde yaşamış.
yaylaya gidenler bilirler, sabah yemek niyetine bir şeyler atıştırdıktan sonra ilk işin hayvanlara bakmaktır. zaten orada en büyük dostun o hayvanlar oluyor. gidersin, senin evinden çok da farklı olmayan ağırda hayvanları kontrol edersin. gece kurdu, ayısı saldırmış olabilir.
çoban da kendini bildi bileli hep bunu yapmış. almış hayvanları tepelere çıkmış. en tepelere. yıllarını o tepelerde yalnızca bekleyerek geçirmiş. hayvanlardan boşluk bulduğunda bir başka hayvanı zevk için değil açlığını gidermek için tutuyormuş. balık yakalamak onun için bir hobi değilmiş elbette.
yaşlı ninesi arasıra köye iner türlü ihtiyaçlarını alırmış. çoban yaban gibi büyüdüğünden köye inmekten pek haz etmezmiş. yine böyle bir gün ninesi köye indiğinde akşam vakti çoban evde kalmak yerine hergün saatlerce oturduğu hatta bazen orada yattığı mağaraya gidip, bir gece daha orada geçirmek istemiş. ninesi köye indiğinde genelde ertesi gün, o olmazsa daha sonraki gün dönermiş zaten.
çoban gece mağarada yaktığı cılız ateş sönünce uyumuş. o yatmadan hava gayet iyiyken o yattıktan sonra kara bulutlar gelmiş. şimşekler çakmış, yağmur yağmaya başlamış. ağırdaki hayvanlar huysuzlanmış. bu hayvanlar bir şeyden korktuklarında huysuzlanırlar. o gece de korktukları başlarına gelmiş. iki boz ayı ağırın etrafında dolaşıyormuş. bu ayılar ağırın kapısını açmak için uğraşmış ancak bir türlü başaramamış.
ayı kini dene bir şey var. ayı hedefine ulaşmak için ölmeyi göze alır.
bu ayılarda ağırı açamayınca tepeye çıkıp oradaki kayaları aşağı yuvarlamaya başlamış. kayalar ağırı parçalayacak ayılar da ineklere kavuşacakmış. ancak ayıların atıığı kayalar, üzerindeki koca kayayı yerinden oynatmış ve bu dev kaya yerinden kopup aşağı yuvarlanmaya başlamış.
yuvarlanan kaya ağırın yanından geçip daha aşağıdaki mağaranın küçük kapısının önünde durmuş. gürültüye uyanan çoban kapkaranlık içinde bulmuş kendini. ezbere kapıya doğru yürümüş, ancak kapıda dev kaya olduğundan dışarı çıkamamış.
sabah olmuş, gün doğmuş ancak kayanın yanından içeri sızan ışıklar dışında hiçbir şey değişmemiş.
çoban ne yapacağını şaşırmış içerde. kayayı itmek için sürekli uğraşmış ama başaramamış. imdat nidaları atmış ancak ninesi henüz gelmediği için duyan olmamış.
genç çoban bütün gün kayayı itmek için vurmuş kayaya ve elleri de kan revan içinde kalmış. bir türlü başaramamış. ne kaya yerinden oynamış ne de sesini kimse duymuş.
yine gece yine kapkaranlık olmuş. yine gündüz yine hüsran... üçüncü gün ninesini de merak etmeye başlamış çoban. normalde şimdiye çoktan dönmüş olmalıydı diye düşünmüş. çaresizlik boğazında düğüm olmuş. nefes almak zorlaşmış onun için. üçüncü kara gün. üç koca kara gün...
derken ''biri mi var orada'' diye bir ses duymuş ''yardım edin'' diye bağırırken. ''ben varım burada sıkıştım'' demiş. o kadar sevinmiş ki bu adamı duyduğunda çoban. dünyalar onun olmuş. yıllarca bir elin parmakları kadar insan geçmeyen yayla yolunda bir yabancı bulmuş onu. dışardan yardım edip kurtarmış.
fazla konuşmadığı için bunu açık açık belli edemese de çoban adama minnettarmış.
sonradan öğrenmiş ki bu adam ninesinin öldüğünü ona haber vermeye gelen adammış. yine de minnettar kalmış adama. o güne kadar ölen hayvanlarının dışında birini kaybetmenin ne acı bir şey olduğunu bilmeyen çoban aylarca ağlamış.
ancak artık bir dostu olmuş. onu kurtarmaya gelen adam, artık sık sık ziyaretine de gelmeye başlamış.
işte buradaki çoban bensem chubacapra da o yabancıdır.
dünya en uzun süre uyuma rekorunun sahibidir. bu rekoru iki yıl önce kırmıştır. bir sabah ezandan sonra yatmış, üç gün aralıksız uyumuştur. bu uyku esnasında arkadaşları hayatından endişe etse de ara ara ağzına şekerli su dökerek yaşamasını sağlamıştır.
iş bu durum hiçbir uyuşturucu/sakinleştirici madde almadan amaçsız yapılmış en uzun uyku olarak tarihteki yerini almıştır.
yeni rekorlar kırmaması dileğiyle...
iş bu durum hiçbir uyuşturucu/sakinleştirici madde almadan amaçsız yapılmış en uzun uyku olarak tarihteki yerini almıştır.
yeni rekorlar kırmaması dileğiyle...
dünya en uzun süre biskrem-süt yeme rekorunun da sahibidir. beş yıllık üniversite hayatı boyunca her gece bir biskrem yiyip bir de yanında süt içmiştir. araya başka rekorları da sıkıştırdığı için toplamda birkaç gün eksiği vardır 5 yıldan.
ayrıca kendisiyle yarışan bir arkadaşı da en uzun süre üniversite öğrenciliği rekoru kırma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. kendisinin 5. yılında 2. sınıfa geçerken gözlerinden yaşlar gelmiştir.
ayrıca kendisiyle yarışan bir arkadaşı da en uzun süre üniversite öğrenciliği rekoru kırma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. kendisinin 5. yılında 2. sınıfa geçerken gözlerinden yaşlar gelmiştir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar