bugün
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı25
- claudian clouds33
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri23
- okan buruk8
- amedspor'un süper ligin lideri olması3
- true ve g'i l d'e d l'i l y birlikteliği3
- özürlü diyerek hakaret ettiğini sanmak4
- true'nun engelli olması4
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız3
- seri eksicinin iq düzeyi4
- true'nun idrak yolları enfeksiyonu sorunu4
- meriç dükalığı8
- seri eksiciyi köçek gibi oynatmak3
- okan buruk'un yerine geçecek teknik direktör2
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- tai lung12
- gözünde büyüttüğün insanın çok da şey olmaması4
- leroy sane2
- sevdiğiniz yazarlar8
- islamda namaz yoktur30
- habire124
- okan çık hesap ver4
- sözlük kızlarının kekleri24
- galatasaray10
- galatasaray trabzonspor kardeşliğinin bozulması2
- fusya semsiyeli yabanci22
- kadir inanır'ın mirası4
- rakı arasında çay içmek2
- galatasaray rezil oldu2
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği3
- muhammed salah'ın galatasaray'a döşediği boru2
- özürlü yazarlara yardım kampanyası2
- insanları birbirine düşürmek4
- okan buruk 102 puanı nasıl topladı sorunsalı2
- sözlüğün ölü gibi olması5
- trabzonspor5
- uğurcan çakır2
- hadi birbirinize sarılın2
- arkadaşlar bana engel olun2
- etli biber dolması5
- habire12 istenmiyorsun algısı2
- dualarımız bu akşam trabzonspor ile3
- kıçını yırtsan sonu tabut3
- bana onu sormayin8
- hoşlanılan kızın gel beni bubamdan iste demesi3
- kürdistan10
- gecenin şarkısı19
- beşiktaş'ın amedspor'a döşeyeceği boru2
hayvan olanı el chupacabra'dır. ancak bir yazardir chubacapra. aralarında bir fark olsun diye böyledir. hal böyleyken chubacapra'ya chupacabra muhamelesi yapmak chubacapra'ya haksızlık etmek olur.
bir de chupacapradinov vardır onun konumuzla ilgisi yok ancak süper bir forvettir. santrafora koyduğunuzda iş yapmaz. geriden gelmeyi sever. top sürme özelliği de fena değildir hani.
bir de chupacaprannesburg vardır. orta batı antartika'da. denize kıyısı olmamasına rağmen tursitik bir bölgedir. yazları ılık ve kurak kışları ne olur ne olmaz yanımıza şemsiyemizi alalımlıktır. denize kıyısı olmadığından nehirlerinden suya girilmektedir. her yıl timsah görmek isteyen belgeselcilerin akınına uğramaktadır.
bir de chupacteron vardır, artisttir. kuzey doğu okyanusya'da birdirkara'da ikamet eder. dünyaca çok tanınmasa da birdirkara'nın yıldızıdır. sinemalarda falan da oynar. elinden her iş gelir. yakın zamanda zeytin yağı fabrikası açmayı düşünmektedir.
bir de chuparderes vardır. chupacaprannesburg'un en önemli araba markasıdır. ford motorunu kullanır. diferansiyellerini volvo'dan alıp amortisörlerini verir. takas usulü ile üretilir.
bir de chupacapraltın vardır. dünya'da yalnızca chupacaprannesburg'da çıkan bir madendir. çok ama çok değerlidir. yerli halkın üçte ikisi falan bu maden işiyle uğraşır. ne yazık ki kendilerinden başka hiçbir ülke bu madeni bilmediğinden ihraç edemezler.
bir de chupacapracalidiravalidagelinchuparannesburgtanmigectinvayamanyoksachuparaltinmictinköy vardır. chupacaprannesburg'un en uzun isimli ilçesidir. gerçi onlarda ilçelere cupa denir.
bunların hiçbirini chubacapra ile karıştırmamak gerekir.
bir de chupacapradinov vardır onun konumuzla ilgisi yok ancak süper bir forvettir. santrafora koyduğunuzda iş yapmaz. geriden gelmeyi sever. top sürme özelliği de fena değildir hani.
bir de chupacaprannesburg vardır. orta batı antartika'da. denize kıyısı olmamasına rağmen tursitik bir bölgedir. yazları ılık ve kurak kışları ne olur ne olmaz yanımıza şemsiyemizi alalımlıktır. denize kıyısı olmadığından nehirlerinden suya girilmektedir. her yıl timsah görmek isteyen belgeselcilerin akınına uğramaktadır.
bir de chupacteron vardır, artisttir. kuzey doğu okyanusya'da birdirkara'da ikamet eder. dünyaca çok tanınmasa da birdirkara'nın yıldızıdır. sinemalarda falan da oynar. elinden her iş gelir. yakın zamanda zeytin yağı fabrikası açmayı düşünmektedir.
bir de chuparderes vardır. chupacaprannesburg'un en önemli araba markasıdır. ford motorunu kullanır. diferansiyellerini volvo'dan alıp amortisörlerini verir. takas usulü ile üretilir.
bir de chupacapraltın vardır. dünya'da yalnızca chupacaprannesburg'da çıkan bir madendir. çok ama çok değerlidir. yerli halkın üçte ikisi falan bu maden işiyle uğraşır. ne yazık ki kendilerinden başka hiçbir ülke bu madeni bilmediğinden ihraç edemezler.
bir de chupacapracalidiravalidagelinchuparannesburgtanmigectinvayamanyoksachuparaltinmictinköy vardır. chupacaprannesburg'un en uzun isimli ilçesidir. gerçi onlarda ilçelere cupa denir.
bunların hiçbirini chubacapra ile karıştırmamak gerekir.
alex ve hagi'yi kıyaslayıp alex'i hagi'den daha iyi bir futbolcu olarak görmesi ile üstün futbol bilgisini bizlere gösteren yazar. iddaa oynamadan önce danışacağım insanlardan.
güney amerika'da yaygın olarak anlatılan bir efsanenin uzaylı* kahramanı.
yıl binli dokuz yüzlü ikili ya da üçlü, milenyum falan yok daha. çobanın teki varmış yaylada yaşayan. çoban yirmili yaşlarına kadar yaylada yaşadığından gördüğü insan sayısı sizin bir günde gördüğünüzden daha az. öyle ki yeni bir insan gördüğünde dünya'yı yeniden keşfetmiş gibi hissediyor.
adam temmuz'da iki yorganla yatan bir adam. çünkü mecbur. oraları o kadar soğuk oluyor geceleri. zaten ev diye içinde yaşadığı yer; taştan duvarlar üzerine sactan bir catı. yatmadığın zamanlar içerisinde ateş yakabiliyorsun. sabah güneşin ilk ışıklarıyla uyanmanın ne demek olduğunu senden iyi bilen yoktur. çünkü her sabah taş duvarın arasından sızan ışık yüzüne vurduğunda uyanıyorsun. işte bu çoban 20 küsür yıl, yaklaşık 8.400 gün bu şekilde yaşamış.
yaylaya gidenler bilirler, sabah yemek niyetine bir şeyler atıştırdıktan sonra ilk işin hayvanlara bakmaktır. zaten orada en büyük dostun o hayvanlar oluyor. gidersin, senin evinden çok da farklı olmayan ağırda hayvanları kontrol edersin. gece kurdu, ayısı saldırmış olabilir.
çoban da kendini bildi bileli hep bunu yapmış. almış hayvanları tepelere çıkmış. en tepelere. yıllarını o tepelerde yalnızca bekleyerek geçirmiş. hayvanlardan boşluk bulduğunda bir başka hayvanı zevk için değil açlığını gidermek için tutuyormuş. balık yakalamak onun için bir hobi değilmiş elbette.
yaşlı ninesi arasıra köye iner türlü ihtiyaçlarını alırmış. çoban yaban gibi büyüdüğünden köye inmekten pek haz etmezmiş. yine böyle bir gün ninesi köye indiğinde akşam vakti çoban evde kalmak yerine hergün saatlerce oturduğu hatta bazen orada yattığı mağaraya gidip, bir gece daha orada geçirmek istemiş. ninesi köye indiğinde genelde ertesi gün, o olmazsa daha sonraki gün dönermiş zaten.
çoban gece mağarada yaktığı cılız ateş sönünce uyumuş. o yatmadan hava gayet iyiyken o yattıktan sonra kara bulutlar gelmiş. şimşekler çakmış, yağmur yağmaya başlamış. ağırdaki hayvanlar huysuzlanmış. bu hayvanlar bir şeyden korktuklarında huysuzlanırlar. o gece de korktukları başlarına gelmiş. iki boz ayı ağırın etrafında dolaşıyormuş. bu ayılar ağırın kapısını açmak için uğraşmış ancak bir türlü başaramamış.
ayı kini dene bir şey var. ayı hedefine ulaşmak için ölmeyi göze alır.
bu ayılarda ağırı açamayınca tepeye çıkıp oradaki kayaları aşağı yuvarlamaya başlamış. kayalar ağırı parçalayacak ayılar da ineklere kavuşacakmış. ancak ayıların atıığı kayalar, üzerindeki koca kayayı yerinden oynatmış ve bu dev kaya yerinden kopup aşağı yuvarlanmaya başlamış.
yuvarlanan kaya ağırın yanından geçip daha aşağıdaki mağaranın küçük kapısının önünde durmuş. gürültüye uyanan çoban kapkaranlık içinde bulmuş kendini. ezbere kapıya doğru yürümüş, ancak kapıda dev kaya olduğundan dışarı çıkamamış.
sabah olmuş, gün doğmuş ancak kayanın yanından içeri sızan ışıklar dışında hiçbir şey değişmemiş.
çoban ne yapacağını şaşırmış içerde. kayayı itmek için sürekli uğraşmış ama başaramamış. imdat nidaları atmış ancak ninesi henüz gelmediği için duyan olmamış.
genç çoban bütün gün kayayı itmek için vurmuş kayaya ve elleri de kan revan içinde kalmış. bir türlü başaramamış. ne kaya yerinden oynamış ne de sesini kimse duymuş.
yine gece yine kapkaranlık olmuş. yine gündüz yine hüsran... üçüncü gün ninesini de merak etmeye başlamış çoban. normalde şimdiye çoktan dönmüş olmalıydı diye düşünmüş. çaresizlik boğazında düğüm olmuş. nefes almak zorlaşmış onun için. üçüncü kara gün. üç koca kara gün...
derken ''biri mi var orada'' diye bir ses duymuş ''yardım edin'' diye bağırırken. ''ben varım burada sıkıştım'' demiş. o kadar sevinmiş ki bu adamı duyduğunda çoban. dünyalar onun olmuş. yıllarca bir elin parmakları kadar insan geçmeyen yayla yolunda bir yabancı bulmuş onu. dışardan yardım edip kurtarmış.
fazla konuşmadığı için bunu açık açık belli edemese de çoban adama minnettarmış.
sonradan öğrenmiş ki bu adam ninesinin öldüğünü ona haber vermeye gelen adammış. yine de minnettar kalmış adama. o güne kadar ölen hayvanlarının dışında birini kaybetmenin ne acı bir şey olduğunu bilmeyen çoban aylarca ağlamış.
ancak artık bir dostu olmuş. onu kurtarmaya gelen adam, artık sık sık ziyaretine de gelmeye başlamış.
işte buradaki çoban bensem chubacapra da o yabancıdır.
adam temmuz'da iki yorganla yatan bir adam. çünkü mecbur. oraları o kadar soğuk oluyor geceleri. zaten ev diye içinde yaşadığı yer; taştan duvarlar üzerine sactan bir catı. yatmadığın zamanlar içerisinde ateş yakabiliyorsun. sabah güneşin ilk ışıklarıyla uyanmanın ne demek olduğunu senden iyi bilen yoktur. çünkü her sabah taş duvarın arasından sızan ışık yüzüne vurduğunda uyanıyorsun. işte bu çoban 20 küsür yıl, yaklaşık 8.400 gün bu şekilde yaşamış.
yaylaya gidenler bilirler, sabah yemek niyetine bir şeyler atıştırdıktan sonra ilk işin hayvanlara bakmaktır. zaten orada en büyük dostun o hayvanlar oluyor. gidersin, senin evinden çok da farklı olmayan ağırda hayvanları kontrol edersin. gece kurdu, ayısı saldırmış olabilir.
çoban da kendini bildi bileli hep bunu yapmış. almış hayvanları tepelere çıkmış. en tepelere. yıllarını o tepelerde yalnızca bekleyerek geçirmiş. hayvanlardan boşluk bulduğunda bir başka hayvanı zevk için değil açlığını gidermek için tutuyormuş. balık yakalamak onun için bir hobi değilmiş elbette.
yaşlı ninesi arasıra köye iner türlü ihtiyaçlarını alırmış. çoban yaban gibi büyüdüğünden köye inmekten pek haz etmezmiş. yine böyle bir gün ninesi köye indiğinde akşam vakti çoban evde kalmak yerine hergün saatlerce oturduğu hatta bazen orada yattığı mağaraya gidip, bir gece daha orada geçirmek istemiş. ninesi köye indiğinde genelde ertesi gün, o olmazsa daha sonraki gün dönermiş zaten.
çoban gece mağarada yaktığı cılız ateş sönünce uyumuş. o yatmadan hava gayet iyiyken o yattıktan sonra kara bulutlar gelmiş. şimşekler çakmış, yağmur yağmaya başlamış. ağırdaki hayvanlar huysuzlanmış. bu hayvanlar bir şeyden korktuklarında huysuzlanırlar. o gece de korktukları başlarına gelmiş. iki boz ayı ağırın etrafında dolaşıyormuş. bu ayılar ağırın kapısını açmak için uğraşmış ancak bir türlü başaramamış.
ayı kini dene bir şey var. ayı hedefine ulaşmak için ölmeyi göze alır.
bu ayılarda ağırı açamayınca tepeye çıkıp oradaki kayaları aşağı yuvarlamaya başlamış. kayalar ağırı parçalayacak ayılar da ineklere kavuşacakmış. ancak ayıların atıığı kayalar, üzerindeki koca kayayı yerinden oynatmış ve bu dev kaya yerinden kopup aşağı yuvarlanmaya başlamış.
yuvarlanan kaya ağırın yanından geçip daha aşağıdaki mağaranın küçük kapısının önünde durmuş. gürültüye uyanan çoban kapkaranlık içinde bulmuş kendini. ezbere kapıya doğru yürümüş, ancak kapıda dev kaya olduğundan dışarı çıkamamış.
sabah olmuş, gün doğmuş ancak kayanın yanından içeri sızan ışıklar dışında hiçbir şey değişmemiş.
çoban ne yapacağını şaşırmış içerde. kayayı itmek için sürekli uğraşmış ama başaramamış. imdat nidaları atmış ancak ninesi henüz gelmediği için duyan olmamış.
genç çoban bütün gün kayayı itmek için vurmuş kayaya ve elleri de kan revan içinde kalmış. bir türlü başaramamış. ne kaya yerinden oynamış ne de sesini kimse duymuş.
yine gece yine kapkaranlık olmuş. yine gündüz yine hüsran... üçüncü gün ninesini de merak etmeye başlamış çoban. normalde şimdiye çoktan dönmüş olmalıydı diye düşünmüş. çaresizlik boğazında düğüm olmuş. nefes almak zorlaşmış onun için. üçüncü kara gün. üç koca kara gün...
derken ''biri mi var orada'' diye bir ses duymuş ''yardım edin'' diye bağırırken. ''ben varım burada sıkıştım'' demiş. o kadar sevinmiş ki bu adamı duyduğunda çoban. dünyalar onun olmuş. yıllarca bir elin parmakları kadar insan geçmeyen yayla yolunda bir yabancı bulmuş onu. dışardan yardım edip kurtarmış.
fazla konuşmadığı için bunu açık açık belli edemese de çoban adama minnettarmış.
sonradan öğrenmiş ki bu adam ninesinin öldüğünü ona haber vermeye gelen adammış. yine de minnettar kalmış adama. o güne kadar ölen hayvanlarının dışında birini kaybetmenin ne acı bir şey olduğunu bilmeyen çoban aylarca ağlamış.
ancak artık bir dostu olmuş. onu kurtarmaya gelen adam, artık sık sık ziyaretine de gelmeye başlamış.
işte buradaki çoban bensem chubacapra da o yabancıdır.
dünya en uzun süre uyuma rekorunun sahibidir. bu rekoru iki yıl önce kırmıştır. bir sabah ezandan sonra yatmış, üç gün aralıksız uyumuştur. bu uyku esnasında arkadaşları hayatından endişe etse de ara ara ağzına şekerli su dökerek yaşamasını sağlamıştır.
iş bu durum hiçbir uyuşturucu/sakinleştirici madde almadan amaçsız yapılmış en uzun uyku olarak tarihteki yerini almıştır.
yeni rekorlar kırmaması dileğiyle...
iş bu durum hiçbir uyuşturucu/sakinleştirici madde almadan amaçsız yapılmış en uzun uyku olarak tarihteki yerini almıştır.
yeni rekorlar kırmaması dileğiyle...
dünya en uzun süre biskrem-süt yeme rekorunun da sahibidir. beş yıllık üniversite hayatı boyunca her gece bir biskrem yiyip bir de yanında süt içmiştir. araya başka rekorları da sıkıştırdığı için toplamda birkaç gün eksiği vardır 5 yıldan.
ayrıca kendisiyle yarışan bir arkadaşı da en uzun süre üniversite öğrenciliği rekoru kırma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. kendisinin 5. yılında 2. sınıfa geçerken gözlerinden yaşlar gelmiştir.
ayrıca kendisiyle yarışan bir arkadaşı da en uzun süre üniversite öğrenciliği rekoru kırma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. kendisinin 5. yılında 2. sınıfa geçerken gözlerinden yaşlar gelmiştir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar