bugün
- mel mel bakan adama gülümsemek11
- gocu buraya bak parlak çocuk10
- kurtuluş savaşı'nın müfredattan kaldırılması15
- saraca finch house9
- 12 temmuz 2026 norveç ingiltere maçı6
- yeni yazarlara öneriler8
- karı kıza para yedirir misiniz4
- kişinin tipine yakıştırdığı meslek4
- milyonların temmuz zammı netleşmesi5
- saraca biraderin dönmüş olması2
- atatürk'ün istiklal madalyasını iptal etme planı4
- nato toplantısı anısına basılan 5 tl3
- değersizlik hissi3
- kızların artık mesajlara cevap vermemesi2
- dinozorların gerçekten yaşadığını sanan cahiller5
- saraca092
- uysaljakoben5
- 6 temmuz 2026 meksika ingiltere maçı5
- yeni yazar taklidi yapan eski yazar fake leri6
- google translate ile iş yapmak2
- salih özcan2
- ragnar rockefeller38
- zihni göktay7
- günün şiiri20
- 6 temmuz 2026 portekiz ispanya maçı5
- özlenen hissiyatlar2
- folarin balogun'nun kart cezasının ertelenmesi2
- spiderman'ın yeni boyanmış duvarda yürüme3
- televizyonun sesini tekli sayılarda bırakamamak5
- viski içen erkek seksiliği5
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları28
- neden herkes aynı anda tatil yapmak ister3
- predator'ün kamuflajı kuru temizlemeye vermesi2
- hulk'ın ikea mobilya kurması2
- hoşlanılan kızın evlilik düşünmüyorum demesi2
- deniz göktaş36
- ofsaytımsı2
- çok güzel kızların kertenkelelerle takılması2
- otobüste yere oturan kızlara bağıran adam4
- 5 temmuz 2026 brezilya norveç maçı7
- ilk buluşmada evden kek getiren kız19
- türkiyenin hep kötüye gidişinin tepki görmemesi2
- kısa parmaklı erkek3
- ferdi tayfur2
- venezuela daki deprem felaketi2
- insanların neden böyle olması6
- sözlük yazarlarının trileçeleri18
- fight club'a misafir getirebilir miyim diye sormak2
- 2026 dünya kupası21
- dünya17
görsel
öncelikle bu cesur proje için, yazan ve yöneten pınar sinan'ı tebrik etmek isterim. gerçekten türkiye'de inanılmaz özgün bir konuyu, cesurca bir şekilde beyazperdeye taşıyan olağanüstü bir yönetmen. film 2015 yılında çekilip, uluslararası film festivalinde ödüllere layık görülmüştür, ve sadece altın portakal film festivalinde gösterime girmiştir. yani özel gösterimdir.
filmin konusundan biraz bahsedelim. ihsan adında bir hastane hademesi, rutin bir hayat yaşar. işte hastanede doktorların, hemşirelerin getir götür işlerini yapan sıradan bir çalışandır. yeri gelir ev sahibinin şikayetlerini dinler, yeri gelir doktorların, hemşirelerin emirlerine maruz kalır. ama tüm bunlara rağmen çizgisini bozmayan, kimseye bulaşmayan, kendi halinde takılan, işinde gücünde bir insandır ihsan. fakat ihsan'ın derinden sakladığı sırları, ve içten içe beslediği bir hastalığı vardır. o da ''nekforfili''dir. ihsan, morg da bulunan cesetlerle garip garip etkileşime girer, ''cinsel ilişki'' gibi. tabii ki sadece cinsel ilişkiyle sınırlı değildir. yeri gelir sohbet eder, yeri gelir kafasını koyup ağlama ihtiyacı hisseder. bir gün morga yeni bir ceset getirilir, ve o ceset ihsan'ın hayatı pasına aşık olacağı tek cesettir. işte olaylar bundan sonra inanılmaz gelişip izleyiciyi oldukça şoke etmektedir. film bu olaydan sonra bambaşka bir boyuta evrilmektedir.
filmin konusundan kısaca bahsettik, sıra geldi kendi görüşlerime. öncelikle oyunculuklar çok başarılıydı. özellikle ölü rolü yapan kadından bahsetmek gerekirse, ölü rolü yapmak, zannımca dünyanın en zor eylemlerinden biridir. birçok sahnede hatalar aradım, ancak çok az bir sahnede mecburi bir şekilde nefes almak zorunda olduğunu anladım. ama bir çok sahnede nefes almadan, ufacık kıpırdamadan durabildiğine şahit olunca, dedim helal olsun! bu başarılı bir oyuncu. çook gerçekçiydi, zaman zaman ürktüm bile. ayrıca hademe de bir o kadar başarılıydı. hal ve hareketleri olsun, surat ifadesi olsun oldukça başarılı buldum.
--spoiler--
--spoiler--
hikaye çok çarpıcıydı. nekrofili gibi hassas bir hastalığı konu aldığı için, ayrı bir taktiri haketmektedir. senaryosu biraz sönük gibiydi sanki. birçok sahnede diyalog yetersizliği, olayları bağlayamama ve detaysızlık baş gösteriyor. ancak yaşanan olaylar bu açıkları kapatıyor, filme kaptırıp gidiyorsunuz kendinizi. ihsan öncelikle cesedi mezardan çıkarıp, kendi evinde saklamaya başlar. hatta onu dışarı bile çıkarır, gezdirir, salıncakta sallandırır, onunla sohbet eder. evinde de elbette cinsel ilişkiye de girer. ceset sırf çürümeyip etrafa koku yaymasın diye, gidip sanayi dolabı satın alıp aşık olduğu cesedi dolabın içine kapatıp dondurmayı hedefleyen koca yürekli abimiz, aynı zamanda apartman görevlisi tarafından da oldukça şüphe çekmektedir. çünkü ihsan'ın dairesinden ağır kokular gelmektedir, ihsan'da çözümü bu dolapla bulur. gayet yaratıcı bir devamlılık. ancak dediğim gibi, detaysızlık problemleri var biraz gidişatta. mesela o cesedi mezardan ve görevlilere rağmen mezarlıktan nasıl çıkardı, bunu bilmiyoruz. göstermediler. ihsan'ın hayatına da biraz daha detaylı odaklanabilirlerdi. mesela hastanede doktor ihsan'a şu soruları sorar;
ihsan sen nerelisin?
o da der; bilmiyorum.
kimin kimsen yok mu ihsan? diye soru sorar doktor,
ihsan da cevap verir; kız arkadaşım var.
çok saçma bir diyalogdu lan bu. insan nereli olduğunu bilmez mi? cebindeki kimliği kır at daha iyi anasını satayım. işlenişte biraz sıkıntılar vardı. demek istediğim şey bu karakter neyin nesi, nereden gelmiş, bu hastalığa neden ve nasıl yakalnmış, bunları da göstermelilerdi. ancak bunları bilmememle birlikte aklımda bir çok soru işareti kaldı ne yazık ki. yine de filmde etkileyici bir konu işlendiği için, eksiklikleri görmezden gelip de izleyebilirsiniz. özellikle sonu beklemediğim bir şekildeydi. apartman görevlisi iyice işkillenip ihsan'ın dairesine girmeye çalışırken, ihsan da bu cesedi görmemelerini nasıl sağlayacağına dair çalışmalar yapar. mesela kapının kilidini değiştirir, ancak apartman görevlisi der, ''bu kilidi benden izinsiz değiştiremezsin'' diye. sonra der, bana yeni anahtar yaptırdın yaptırdın, yaptırmadın polisle girmek zorunda kalacağım demesiyle, ihsan artık koskoca bir çıkmazla baş başa kalır. ihsan da öncelikle dairesinin kapısında demir kapı taktırır, kilidi vurur. ondan sonra kendisi de dolabın içine girer, ve cesediyle birlikte ölümü bekler.
oldukça yaratıcı bir sonla kapanışı yapıyor film. açıkçası beklemediğim bir sondu, ama çok da güzel bir sondu. senaryoda eksiklikler olsa da, kesinlikle izlenmeye değer bir film olduğunu düşünüyorum.
tavsiye edilir!
öncelikle bu cesur proje için, yazan ve yöneten pınar sinan'ı tebrik etmek isterim. gerçekten türkiye'de inanılmaz özgün bir konuyu, cesurca bir şekilde beyazperdeye taşıyan olağanüstü bir yönetmen. film 2015 yılında çekilip, uluslararası film festivalinde ödüllere layık görülmüştür, ve sadece altın portakal film festivalinde gösterime girmiştir. yani özel gösterimdir.
filmin konusundan biraz bahsedelim. ihsan adında bir hastane hademesi, rutin bir hayat yaşar. işte hastanede doktorların, hemşirelerin getir götür işlerini yapan sıradan bir çalışandır. yeri gelir ev sahibinin şikayetlerini dinler, yeri gelir doktorların, hemşirelerin emirlerine maruz kalır. ama tüm bunlara rağmen çizgisini bozmayan, kimseye bulaşmayan, kendi halinde takılan, işinde gücünde bir insandır ihsan. fakat ihsan'ın derinden sakladığı sırları, ve içten içe beslediği bir hastalığı vardır. o da ''nekforfili''dir. ihsan, morg da bulunan cesetlerle garip garip etkileşime girer, ''cinsel ilişki'' gibi. tabii ki sadece cinsel ilişkiyle sınırlı değildir. yeri gelir sohbet eder, yeri gelir kafasını koyup ağlama ihtiyacı hisseder. bir gün morga yeni bir ceset getirilir, ve o ceset ihsan'ın hayatı pasına aşık olacağı tek cesettir. işte olaylar bundan sonra inanılmaz gelişip izleyiciyi oldukça şoke etmektedir. film bu olaydan sonra bambaşka bir boyuta evrilmektedir.
filmin konusundan kısaca bahsettik, sıra geldi kendi görüşlerime. öncelikle oyunculuklar çok başarılıydı. özellikle ölü rolü yapan kadından bahsetmek gerekirse, ölü rolü yapmak, zannımca dünyanın en zor eylemlerinden biridir. birçok sahnede hatalar aradım, ancak çok az bir sahnede mecburi bir şekilde nefes almak zorunda olduğunu anladım. ama bir çok sahnede nefes almadan, ufacık kıpırdamadan durabildiğine şahit olunca, dedim helal olsun! bu başarılı bir oyuncu. çook gerçekçiydi, zaman zaman ürktüm bile. ayrıca hademe de bir o kadar başarılıydı. hal ve hareketleri olsun, surat ifadesi olsun oldukça başarılı buldum.
--spoiler--
--spoiler--
hikaye çok çarpıcıydı. nekrofili gibi hassas bir hastalığı konu aldığı için, ayrı bir taktiri haketmektedir. senaryosu biraz sönük gibiydi sanki. birçok sahnede diyalog yetersizliği, olayları bağlayamama ve detaysızlık baş gösteriyor. ancak yaşanan olaylar bu açıkları kapatıyor, filme kaptırıp gidiyorsunuz kendinizi. ihsan öncelikle cesedi mezardan çıkarıp, kendi evinde saklamaya başlar. hatta onu dışarı bile çıkarır, gezdirir, salıncakta sallandırır, onunla sohbet eder. evinde de elbette cinsel ilişkiye de girer. ceset sırf çürümeyip etrafa koku yaymasın diye, gidip sanayi dolabı satın alıp aşık olduğu cesedi dolabın içine kapatıp dondurmayı hedefleyen koca yürekli abimiz, aynı zamanda apartman görevlisi tarafından da oldukça şüphe çekmektedir. çünkü ihsan'ın dairesinden ağır kokular gelmektedir, ihsan'da çözümü bu dolapla bulur. gayet yaratıcı bir devamlılık. ancak dediğim gibi, detaysızlık problemleri var biraz gidişatta. mesela o cesedi mezardan ve görevlilere rağmen mezarlıktan nasıl çıkardı, bunu bilmiyoruz. göstermediler. ihsan'ın hayatına da biraz daha detaylı odaklanabilirlerdi. mesela hastanede doktor ihsan'a şu soruları sorar;
ihsan sen nerelisin?
o da der; bilmiyorum.
kimin kimsen yok mu ihsan? diye soru sorar doktor,
ihsan da cevap verir; kız arkadaşım var.
çok saçma bir diyalogdu lan bu. insan nereli olduğunu bilmez mi? cebindeki kimliği kır at daha iyi anasını satayım. işlenişte biraz sıkıntılar vardı. demek istediğim şey bu karakter neyin nesi, nereden gelmiş, bu hastalığa neden ve nasıl yakalnmış, bunları da göstermelilerdi. ancak bunları bilmememle birlikte aklımda bir çok soru işareti kaldı ne yazık ki. yine de filmde etkileyici bir konu işlendiği için, eksiklikleri görmezden gelip de izleyebilirsiniz. özellikle sonu beklemediğim bir şekildeydi. apartman görevlisi iyice işkillenip ihsan'ın dairesine girmeye çalışırken, ihsan da bu cesedi görmemelerini nasıl sağlayacağına dair çalışmalar yapar. mesela kapının kilidini değiştirir, ancak apartman görevlisi der, ''bu kilidi benden izinsiz değiştiremezsin'' diye. sonra der, bana yeni anahtar yaptırdın yaptırdın, yaptırmadın polisle girmek zorunda kalacağım demesiyle, ihsan artık koskoca bir çıkmazla baş başa kalır. ihsan da öncelikle dairesinin kapısında demir kapı taktırır, kilidi vurur. ondan sonra kendisi de dolabın içine girer, ve cesediyle birlikte ölümü bekler.
oldukça yaratıcı bir sonla kapanışı yapıyor film. açıkçası beklemediğim bir sondu, ama çok da güzel bir sondu. senaryoda eksiklikler olsa da, kesinlikle izlenmeye değer bir film olduğunu düşünüyorum.
tavsiye edilir!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar