bugün
- kurtuluş savaşı'nın müfredattan kaldırılması5
- yeni yazar taklidi yapan eski yazar fake leri6
- dinozorların gerçekten yaşadığını sanan cahiller3
- yeni yazarlara öneriler4
- milyonların temmuz zammı netleşmesi2
- zihni göktay7
- televizyonun sesini tekli sayılarda bırakamamak5
- türkiyenin hep kötüye gidişinin tepki görmemesi2
- spiderman'ın yeni boyanmış duvarda yürüme2
- neden herkes aynı anda tatil yapmak ister2
- venezuela daki deprem felaketi2
- günün şiiri20
- deniz göktaş37
- ragnar rockefeller38
- otobüste yere oturan kızlara bağıran adam4
- kısa parmaklı erkek3
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları28
- gandalf'ın toplu taşımaya ücretsiz binmesi2
- hava sıcak üstünü örtme gerek yok diyen sivrisinek3
- dünyayı ele geçirme planı yaparken kpss çalışmak2
- evde bornozla dolaşmak2
- insanların neden böyle olması6
- ilk buluşmada evden kek getiren kız19
- sevilen kadının orasını burasını yalamak5
- velvet34
- türk insanının paraya acımadığı harcamalar3
- arkadaşlar bakar mısınız bi4
- sözlük yazarlarının trileçeleri18
- en gıcık olunan insan davranışı9
- uysaljakoben4
- evlenilmeyecek kız tipi2
- true'nun 2052 gündür yakındığı durum2
- viski içen erkek seksiliği5
- kocaman kelebek girdi dışarıdan4
- humiliation2
- true nickli yazar7
- 5 temmuz 2026 brezilya norveç maçı6
- mert hakan yandaş2
- erkeklerin mental olarak daha güçlü olması11
- sorumluluk denen yanılsama2
- 15 mayıs 2026 uludağ sözlüğün huzura ermesi6
- cennet mahallesi göttingenli ethem3
- ciddi ciddi aşure seven insan30
- uzun yol araba yolculuğunu çekilir yapacak şey7
- evde kalmış 30 yaş üstü kadın yazarlar18
- spinoza nın derdi ontolojik değil miydi sorunsalı3
- diamond bosphorus15
- 3 temmuz 2026 iü rektörü konuşması2
- ilk buluşmada masa altından aleti yoklayan kız12
- bir ilişkiyi kim yönetir22
görsel
öncelikle bu cesur proje için, yazan ve yöneten pınar sinan'ı tebrik etmek isterim. gerçekten türkiye'de inanılmaz özgün bir konuyu, cesurca bir şekilde beyazperdeye taşıyan olağanüstü bir yönetmen. film 2015 yılında çekilip, uluslararası film festivalinde ödüllere layık görülmüştür, ve sadece altın portakal film festivalinde gösterime girmiştir. yani özel gösterimdir.
filmin konusundan biraz bahsedelim. ihsan adında bir hastane hademesi, rutin bir hayat yaşar. işte hastanede doktorların, hemşirelerin getir götür işlerini yapan sıradan bir çalışandır. yeri gelir ev sahibinin şikayetlerini dinler, yeri gelir doktorların, hemşirelerin emirlerine maruz kalır. ama tüm bunlara rağmen çizgisini bozmayan, kimseye bulaşmayan, kendi halinde takılan, işinde gücünde bir insandır ihsan. fakat ihsan'ın derinden sakladığı sırları, ve içten içe beslediği bir hastalığı vardır. o da ''nekforfili''dir. ihsan, morg da bulunan cesetlerle garip garip etkileşime girer, ''cinsel ilişki'' gibi. tabii ki sadece cinsel ilişkiyle sınırlı değildir. yeri gelir sohbet eder, yeri gelir kafasını koyup ağlama ihtiyacı hisseder. bir gün morga yeni bir ceset getirilir, ve o ceset ihsan'ın hayatı pasına aşık olacağı tek cesettir. işte olaylar bundan sonra inanılmaz gelişip izleyiciyi oldukça şoke etmektedir. film bu olaydan sonra bambaşka bir boyuta evrilmektedir.
filmin konusundan kısaca bahsettik, sıra geldi kendi görüşlerime. öncelikle oyunculuklar çok başarılıydı. özellikle ölü rolü yapan kadından bahsetmek gerekirse, ölü rolü yapmak, zannımca dünyanın en zor eylemlerinden biridir. birçok sahnede hatalar aradım, ancak çok az bir sahnede mecburi bir şekilde nefes almak zorunda olduğunu anladım. ama bir çok sahnede nefes almadan, ufacık kıpırdamadan durabildiğine şahit olunca, dedim helal olsun! bu başarılı bir oyuncu. çook gerçekçiydi, zaman zaman ürktüm bile. ayrıca hademe de bir o kadar başarılıydı. hal ve hareketleri olsun, surat ifadesi olsun oldukça başarılı buldum.
--spoiler--
--spoiler--
hikaye çok çarpıcıydı. nekrofili gibi hassas bir hastalığı konu aldığı için, ayrı bir taktiri haketmektedir. senaryosu biraz sönük gibiydi sanki. birçok sahnede diyalog yetersizliği, olayları bağlayamama ve detaysızlık baş gösteriyor. ancak yaşanan olaylar bu açıkları kapatıyor, filme kaptırıp gidiyorsunuz kendinizi. ihsan öncelikle cesedi mezardan çıkarıp, kendi evinde saklamaya başlar. hatta onu dışarı bile çıkarır, gezdirir, salıncakta sallandırır, onunla sohbet eder. evinde de elbette cinsel ilişkiye de girer. ceset sırf çürümeyip etrafa koku yaymasın diye, gidip sanayi dolabı satın alıp aşık olduğu cesedi dolabın içine kapatıp dondurmayı hedefleyen koca yürekli abimiz, aynı zamanda apartman görevlisi tarafından da oldukça şüphe çekmektedir. çünkü ihsan'ın dairesinden ağır kokular gelmektedir, ihsan'da çözümü bu dolapla bulur. gayet yaratıcı bir devamlılık. ancak dediğim gibi, detaysızlık problemleri var biraz gidişatta. mesela o cesedi mezardan ve görevlilere rağmen mezarlıktan nasıl çıkardı, bunu bilmiyoruz. göstermediler. ihsan'ın hayatına da biraz daha detaylı odaklanabilirlerdi. mesela hastanede doktor ihsan'a şu soruları sorar;
ihsan sen nerelisin?
o da der; bilmiyorum.
kimin kimsen yok mu ihsan? diye soru sorar doktor,
ihsan da cevap verir; kız arkadaşım var.
çok saçma bir diyalogdu lan bu. insan nereli olduğunu bilmez mi? cebindeki kimliği kır at daha iyi anasını satayım. işlenişte biraz sıkıntılar vardı. demek istediğim şey bu karakter neyin nesi, nereden gelmiş, bu hastalığa neden ve nasıl yakalnmış, bunları da göstermelilerdi. ancak bunları bilmememle birlikte aklımda bir çok soru işareti kaldı ne yazık ki. yine de filmde etkileyici bir konu işlendiği için, eksiklikleri görmezden gelip de izleyebilirsiniz. özellikle sonu beklemediğim bir şekildeydi. apartman görevlisi iyice işkillenip ihsan'ın dairesine girmeye çalışırken, ihsan da bu cesedi görmemelerini nasıl sağlayacağına dair çalışmalar yapar. mesela kapının kilidini değiştirir, ancak apartman görevlisi der, ''bu kilidi benden izinsiz değiştiremezsin'' diye. sonra der, bana yeni anahtar yaptırdın yaptırdın, yaptırmadın polisle girmek zorunda kalacağım demesiyle, ihsan artık koskoca bir çıkmazla baş başa kalır. ihsan da öncelikle dairesinin kapısında demir kapı taktırır, kilidi vurur. ondan sonra kendisi de dolabın içine girer, ve cesediyle birlikte ölümü bekler.
oldukça yaratıcı bir sonla kapanışı yapıyor film. açıkçası beklemediğim bir sondu, ama çok da güzel bir sondu. senaryoda eksiklikler olsa da, kesinlikle izlenmeye değer bir film olduğunu düşünüyorum.
tavsiye edilir!
öncelikle bu cesur proje için, yazan ve yöneten pınar sinan'ı tebrik etmek isterim. gerçekten türkiye'de inanılmaz özgün bir konuyu, cesurca bir şekilde beyazperdeye taşıyan olağanüstü bir yönetmen. film 2015 yılında çekilip, uluslararası film festivalinde ödüllere layık görülmüştür, ve sadece altın portakal film festivalinde gösterime girmiştir. yani özel gösterimdir.
filmin konusundan biraz bahsedelim. ihsan adında bir hastane hademesi, rutin bir hayat yaşar. işte hastanede doktorların, hemşirelerin getir götür işlerini yapan sıradan bir çalışandır. yeri gelir ev sahibinin şikayetlerini dinler, yeri gelir doktorların, hemşirelerin emirlerine maruz kalır. ama tüm bunlara rağmen çizgisini bozmayan, kimseye bulaşmayan, kendi halinde takılan, işinde gücünde bir insandır ihsan. fakat ihsan'ın derinden sakladığı sırları, ve içten içe beslediği bir hastalığı vardır. o da ''nekforfili''dir. ihsan, morg da bulunan cesetlerle garip garip etkileşime girer, ''cinsel ilişki'' gibi. tabii ki sadece cinsel ilişkiyle sınırlı değildir. yeri gelir sohbet eder, yeri gelir kafasını koyup ağlama ihtiyacı hisseder. bir gün morga yeni bir ceset getirilir, ve o ceset ihsan'ın hayatı pasına aşık olacağı tek cesettir. işte olaylar bundan sonra inanılmaz gelişip izleyiciyi oldukça şoke etmektedir. film bu olaydan sonra bambaşka bir boyuta evrilmektedir.
filmin konusundan kısaca bahsettik, sıra geldi kendi görüşlerime. öncelikle oyunculuklar çok başarılıydı. özellikle ölü rolü yapan kadından bahsetmek gerekirse, ölü rolü yapmak, zannımca dünyanın en zor eylemlerinden biridir. birçok sahnede hatalar aradım, ancak çok az bir sahnede mecburi bir şekilde nefes almak zorunda olduğunu anladım. ama bir çok sahnede nefes almadan, ufacık kıpırdamadan durabildiğine şahit olunca, dedim helal olsun! bu başarılı bir oyuncu. çook gerçekçiydi, zaman zaman ürktüm bile. ayrıca hademe de bir o kadar başarılıydı. hal ve hareketleri olsun, surat ifadesi olsun oldukça başarılı buldum.
--spoiler--
--spoiler--
hikaye çok çarpıcıydı. nekrofili gibi hassas bir hastalığı konu aldığı için, ayrı bir taktiri haketmektedir. senaryosu biraz sönük gibiydi sanki. birçok sahnede diyalog yetersizliği, olayları bağlayamama ve detaysızlık baş gösteriyor. ancak yaşanan olaylar bu açıkları kapatıyor, filme kaptırıp gidiyorsunuz kendinizi. ihsan öncelikle cesedi mezardan çıkarıp, kendi evinde saklamaya başlar. hatta onu dışarı bile çıkarır, gezdirir, salıncakta sallandırır, onunla sohbet eder. evinde de elbette cinsel ilişkiye de girer. ceset sırf çürümeyip etrafa koku yaymasın diye, gidip sanayi dolabı satın alıp aşık olduğu cesedi dolabın içine kapatıp dondurmayı hedefleyen koca yürekli abimiz, aynı zamanda apartman görevlisi tarafından da oldukça şüphe çekmektedir. çünkü ihsan'ın dairesinden ağır kokular gelmektedir, ihsan'da çözümü bu dolapla bulur. gayet yaratıcı bir devamlılık. ancak dediğim gibi, detaysızlık problemleri var biraz gidişatta. mesela o cesedi mezardan ve görevlilere rağmen mezarlıktan nasıl çıkardı, bunu bilmiyoruz. göstermediler. ihsan'ın hayatına da biraz daha detaylı odaklanabilirlerdi. mesela hastanede doktor ihsan'a şu soruları sorar;
ihsan sen nerelisin?
o da der; bilmiyorum.
kimin kimsen yok mu ihsan? diye soru sorar doktor,
ihsan da cevap verir; kız arkadaşım var.
çok saçma bir diyalogdu lan bu. insan nereli olduğunu bilmez mi? cebindeki kimliği kır at daha iyi anasını satayım. işlenişte biraz sıkıntılar vardı. demek istediğim şey bu karakter neyin nesi, nereden gelmiş, bu hastalığa neden ve nasıl yakalnmış, bunları da göstermelilerdi. ancak bunları bilmememle birlikte aklımda bir çok soru işareti kaldı ne yazık ki. yine de filmde etkileyici bir konu işlendiği için, eksiklikleri görmezden gelip de izleyebilirsiniz. özellikle sonu beklemediğim bir şekildeydi. apartman görevlisi iyice işkillenip ihsan'ın dairesine girmeye çalışırken, ihsan da bu cesedi görmemelerini nasıl sağlayacağına dair çalışmalar yapar. mesela kapının kilidini değiştirir, ancak apartman görevlisi der, ''bu kilidi benden izinsiz değiştiremezsin'' diye. sonra der, bana yeni anahtar yaptırdın yaptırdın, yaptırmadın polisle girmek zorunda kalacağım demesiyle, ihsan artık koskoca bir çıkmazla baş başa kalır. ihsan da öncelikle dairesinin kapısında demir kapı taktırır, kilidi vurur. ondan sonra kendisi de dolabın içine girer, ve cesediyle birlikte ölümü bekler.
oldukça yaratıcı bir sonla kapanışı yapıyor film. açıkçası beklemediğim bir sondu, ama çok da güzel bir sondu. senaryoda eksiklikler olsa da, kesinlikle izlenmeye değer bir film olduğunu düşünüyorum.
tavsiye edilir!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar