bugün
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu20
- bitlis te oğluna filistin ismini koyan adam20
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı84
- gülşen in memeleri8
- hamas denince akla gelenler11
- hızlı ve çok okumak3
- müslüman4
- hamileyken başka erkekle birlikte olan evli kadın8
- erdoğan'ın fon krizi açıklaması4
- keçi sakallı ispanyol asilzadesini oynamak3
- tanga üstüne dar kot pantolon giyen kadın5
- cimri erkeklerden kadınların nefret ettiği gerçeği10
- ben geldim naneler4
- travestiden dayak yemek3
- fatma betül sayan kaya'nın ifadeye çağrılması7
- bim vs a1013
- tinto brass7
- halen yapçek etçek gösterçem diye konuşan insan3
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- hüseyin aktepe2
- 20 yaşındaki gence 250 yıl hapis cezası verilmesi7
- hamlet'in mezarlık sahnesi2
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi6
- sobaları hazırlayın7
- cungarya çölü2
- kocaeli3
- eoka'nın amacı4
- terapi niteliğindeki şeyler13
- ilk defa vurduracak kız heyecanı3
- tüm kadınları mutlu eden üç cümle2
- uludağ sözlük hata tespit ekibi3
- emre belözoğlu9
- reha muhtar vs erol köse2
- rusya olmasaydı türkistan kurulurdu5
- sözlükte kim kimle sevgili27
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok10
- sizin derdiniz islam2
- devleti soymak milleti soymaktan iyidir5
- 4 kasım 2026 lens como maçı3
- türklerin özellikleri5
- abd ara seçimleri ve trump'a azil alarmı3
- kişisel gelişim kitapları2
- nervio43
- miss universe 20265
- mika kase3
- maçtan önce atıp tutan galatasaraylı yazarlar12
- o 8 0 diyen biri vardı5
- olsun biz bir keresinde liverpool'u yenmiştik7
- begüm polat2
- sabah yedi buçukta işe başlamak3
attila ilhan şiiri.
-1 place pigalle
telefonlarla geldi telaşlı ve ürkek
birdenbire geldi beklemiyordum
hayli dargın sesi kalın ve titrek
umutsuzluğuma geldi oysa yorgundum
üstelik incittim de istemeyerek
akşamdı samanyolu patlamıştı
bütün sacre coeur silme akordeon
mulhouse'lu muydu neydi işte unuttum
ilk yudumda ağlamaya başlamıştı
şakakları ter içinde gece saat on
kibrit aranıyor göğüs geçirerek
bütün sevgilerinde yanılmıştı
bir omzuna almış sanki gökyüzünü
dudakları masmavi alsace lorrain
yüzü cermenlerin en eski hüznü
hölderlin bakıyor sisli gözlerinden
ellerini şöyle okşayacak oldum
duydum nabzının gök gürültüsünü
adı yağmur mu güz akşam üstü mü
uzak bir panayırda ip atlayan çocuklar
dalgalar vurdukça sarsılan mendirek
gecesi kaydı mı nedense beni arar
dilinde özürler bilerek bilmeyerek
zenciler çaldı mı cazın hali başka
çinlinin biri kendini siliyor
oturduğu yerde içtikçe eksilerek
barın camlarına orospular çiziliyor
özlem büyük korku epeyce şaka
telefonlarla geldi telaşlı ve ürkek
birdenbire geldi beklemiyordum
hanidir içimden bir başkası geçiyor
gözlerim hanidir ondan uzakta
hölderlin'i bırakmıştım artık sevmiyordum
-2 place blanche
bir çocuk kemancı akşama dağılan
aseton kokulu erkek orospular
incecik kaşlarını çalmış kadınlardan
kirpikler takınmış karanlıkta uzar
bir zenci ansızın kırılır yalnızlıktan
dumanlı bir şişe sanki damar damar
belki sakal bırakmayı geçirir aklından
belki red star'da kaleci oynamayı
geç oldu saat korkuları çaldı çoktan
sokak ağızlarında cezayirli itler
cyrano kahvesi'nde tastamam bekliyorum
gelmiyecek misin yoksa gelmiyecek misin
suçlu suçlu çıkarak uykusuzluğundan
günlerdir kötümsersin tasalar içindesin
durup durup uzakları dinlemektesin
yoğun sesler aranıp çocukluğundan
o gece verdiğin kitabı okudum
içim bir çam ormanı rüzgar dolaşıyor
mösyö fernand gitmiş az önce sordum
kızlar deli deli üstüme güldüler
kızıl çizmeli berthe hep öyle çirkin
küçük lili lejyonerle yaşıyor
nasıl olduysa oldu plakta sesin
sokak ağızlarında cezayirli itler
cyrano kahvesi'nde tastamam bekliyorum
gelmiyecek misin yoksa gelmiyecek misin
-3 place clichy
büyük harflerle yazılır asfalta gözleri
cıgarasını fren lambalarından yakar
sarışın bir hergele sevmişti isveç'li
sokaklarda resim yapardı geceleri
kaşlarını alırdı dudaklarını boyar
kaç ülkeden çıkarılmış serseri
yalnızlıklarını eklediler uç uca
otellerden bir otel sabaha karşı
gare de l'est'de neonların dilsiz telaşı
kız sevilmekten yorgun oğlan bulmaca
marsilya'dan yazar bir arkadaşı
haydutluğuna çağırır gündüz gece
iki yalnızlık da başına kaldı
jarry sokağı'nda marie-madeleine'in
eskiden gülerdi parlak bir gülüşü vardı
artık boş vagonlar gibi gözleri derin
aşağılık bir yerinde içlenmelerin
çoktan iflah etmeze çıktı adı
-1 place pigalle
telefonlarla geldi telaşlı ve ürkek
birdenbire geldi beklemiyordum
hayli dargın sesi kalın ve titrek
umutsuzluğuma geldi oysa yorgundum
üstelik incittim de istemeyerek
akşamdı samanyolu patlamıştı
bütün sacre coeur silme akordeon
mulhouse'lu muydu neydi işte unuttum
ilk yudumda ağlamaya başlamıştı
şakakları ter içinde gece saat on
kibrit aranıyor göğüs geçirerek
bütün sevgilerinde yanılmıştı
bir omzuna almış sanki gökyüzünü
dudakları masmavi alsace lorrain
yüzü cermenlerin en eski hüznü
hölderlin bakıyor sisli gözlerinden
ellerini şöyle okşayacak oldum
duydum nabzının gök gürültüsünü
adı yağmur mu güz akşam üstü mü
uzak bir panayırda ip atlayan çocuklar
dalgalar vurdukça sarsılan mendirek
gecesi kaydı mı nedense beni arar
dilinde özürler bilerek bilmeyerek
zenciler çaldı mı cazın hali başka
çinlinin biri kendini siliyor
oturduğu yerde içtikçe eksilerek
barın camlarına orospular çiziliyor
özlem büyük korku epeyce şaka
telefonlarla geldi telaşlı ve ürkek
birdenbire geldi beklemiyordum
hanidir içimden bir başkası geçiyor
gözlerim hanidir ondan uzakta
hölderlin'i bırakmıştım artık sevmiyordum
-2 place blanche
bir çocuk kemancı akşama dağılan
aseton kokulu erkek orospular
incecik kaşlarını çalmış kadınlardan
kirpikler takınmış karanlıkta uzar
bir zenci ansızın kırılır yalnızlıktan
dumanlı bir şişe sanki damar damar
belki sakal bırakmayı geçirir aklından
belki red star'da kaleci oynamayı
geç oldu saat korkuları çaldı çoktan
sokak ağızlarında cezayirli itler
cyrano kahvesi'nde tastamam bekliyorum
gelmiyecek misin yoksa gelmiyecek misin
suçlu suçlu çıkarak uykusuzluğundan
günlerdir kötümsersin tasalar içindesin
durup durup uzakları dinlemektesin
yoğun sesler aranıp çocukluğundan
o gece verdiğin kitabı okudum
içim bir çam ormanı rüzgar dolaşıyor
mösyö fernand gitmiş az önce sordum
kızlar deli deli üstüme güldüler
kızıl çizmeli berthe hep öyle çirkin
küçük lili lejyonerle yaşıyor
nasıl olduysa oldu plakta sesin
sokak ağızlarında cezayirli itler
cyrano kahvesi'nde tastamam bekliyorum
gelmiyecek misin yoksa gelmiyecek misin
-3 place clichy
büyük harflerle yazılır asfalta gözleri
cıgarasını fren lambalarından yakar
sarışın bir hergele sevmişti isveç'li
sokaklarda resim yapardı geceleri
kaşlarını alırdı dudaklarını boyar
kaç ülkeden çıkarılmış serseri
yalnızlıklarını eklediler uç uca
otellerden bir otel sabaha karşı
gare de l'est'de neonların dilsiz telaşı
kız sevilmekten yorgun oğlan bulmaca
marsilya'dan yazar bir arkadaşı
haydutluğuna çağırır gündüz gece
iki yalnızlık da başına kaldı
jarry sokağı'nda marie-madeleine'in
eskiden gülerdi parlak bir gülüşü vardı
artık boş vagonlar gibi gözleri derin
aşağılık bir yerinde içlenmelerin
çoktan iflah etmeze çıktı adı
attila ilhan'ın bilgi yayınevi tarafından 1968 yılında yayınlanan altıncı şiir kitabı yasak sevişmek'te bulunan ilk bölüm. biraz paris de kendi içerisinde üç bölüme ayrılmaktadır. bunlar, biraz paris, yanlışlık baladı, iki sonbahar kaçakçısı izmir'de yakalandı (BiN MISRA KAÇAK SONBAHAR ELE GEÇiRiLDi) adlarını taşımaktadır.
1°. place pigalle
telefonlarla geldi telaşlı ve ürkek
birdenbire geldi beklemiyordum
hayli dargın sesi kalın ve titrek
umutsuzluğuma geldi oysa yorgundum
üstelik incittim de istemeyerek
akşamdı Samanyolu patlamıştı
bütün sacre coeur silme akordeon
mulhouselu muydu neydi işte unuttum
ilk yudumda ağlamaya başlamıştı
şakakları ter içinde gece saat on
kibrit aranıyor göğüs geçirerek
bütün sevgilerinde yanılmıştı
bir omzuna almış sanki gökyüzünü
dudakları masmavi alsace lorrain
yüzü cermenlerin en eski hüznü
hölderlin bakıyor sisli gözlerinden
ellerini şöyle okşayacak oldum
duydum nabzının gök gürültüsünü
adı yağmur mu güz akşamüstü mü
uzak bir panayırda ip atlayan çocuklar
dalgalar vurdukça sarsılan mendirek
gecesi kaydı mı nedense beni arar
dilinde özürler bilerek bilmeyerek
zenciler çaldı mı cazın hali başka
çinlinin biri kendini siliyor
oturduğu yerde içtikçe eksilerek
barın camlarına orospular çiziliyor
özlem büyük korku epeyce şaka
telefonlarla geldi telaşlı ve ürkek
birdenbire geldi beklemiyordum
hanidir içimden bir başkası geçiyor
gözlerim hanidir ondan uzakta
hölderlin'i bırakmıştım artık sevmiyordum
- 2°. place blanche
bir çocuk kemancı akşama dağılan
aseton kokulu erkek orospular
incecik kaşlarını çalmış kadınlardan
kirpikler takınmış karanlıkta uzar
bir zenci ansızın kırılır yalnızlıktan
dumanlı bir şişe sanki damar damar
belki sakal bırakmayı geçirir aklından
belki red star'da kaleci oynamayı
geç oldu saat korkuları çaldı çoktan
sokak ağızlarında Cezayirli itler
cyrano kahvesi'nde tastamam bekliyorum
gelmeyecek misin yoksa gelmeyecek misin
suçlu suçlu çıkarak uykusuzluğundan
günlerdir kötümsersin tasalar içindesin
durup durup uzaklan dinlemektesin
yoğun sesler aranıp çocukluğundan
o gece verdiğin kitabı okudum
içim bir çam ormanı rüzgâr dolaşıyor
mösyö fernand gitmiş az önce sordum
kızlar deli deli üstüme güldüler
kızıl çizmeli berthe hep öyle çirkin
küçük lili lejyonerle yaşıyor
nasıl olduysa oldu plakta sesin
sokak ağızlarında Cezayirli itler
cyrano kahvesi'nde tastamam bekliyorum
gelmeyecek misin yoksa gelmeyecek misin
- 3°. place clichy
büyük harflerle yazılır asfalta gözleri
cıgarasını fren lambalarından yakar
sarışın bir hergele sevmişti isveç'li
sokaklarda resim yapardı geceleri
kaşlarını alırdı dudaklarını boyar
kaç ülkeden çıkarılmış serseri
yalnızlıklarını eklediler uç uca
otellerden bir otel sabaha karşı
gare de l'est'de neonların dilsiz telaşı
kız sevilmekten yorgun oğlan bulmaca
marsilya'dan yazar bir arkadaşı
haydutluğuna çağırır gündüz gece
iki yalnızlık da başına kaldı
jarry sokağı'nda marie-madeleine'in
eskiden gülerdi parlak bir gülüşü vardı
artık boş vagonlar gibi gözleri derin
aşağılık bir yerinde içlenmelerin
çoktan iflah etmeze çıktı adı
yanlışlık balladı
-1°. Josiane
ben yanlışlıkla sevdim josiane'ı
burgonya dükü'nün şatosunda
mecnun'dum leyla'yı arıyordum
anlayan olmadı bu yanlışlığı
akıl sır ermez işlerin sonunda
kral henri'nin şövalyesi oldum
burgonya dükü'nün şatosunda
josiane öfkenin uslandığı yer
klavsenlerin tanrıya ulaştığı
ermişler dua eder uykusunda
güldü mü gözlerden sırrolur
kara cizvitlerin fısıldaştığı
burgonya dükü'nün şatosunda
başında haçlılar'dan bir yağmur
ellerinde süt beyaz karanfiller
kanıma susamış burgonya beyleri
niye josiane'ın fikrini çelmişim
kışkırtmalar uzaktan gözdağı vermeler
yoluma çıkmalar acquitaine korusu'nda
josiane tutsak ne yer ne içer
ve ben bir güzel çarmıha gerilmişim
burgonya dükü'nün şatosunda
- 2°. saksonya düşesleri
porselen güzeli saksonya düşesleri
kullanırsa kayzer'in göklerini kullanır
ırmakları durdurur birazcık küsmeleri
dişleri parlamasın ilkbahar ayaklanır
şatonun göllerinde alımlı kuğular
yaslı bir yalnızlık gibi durgundurlar
porselen güzeli saksonya düşesleri
serçenin kanadından bile gocunurlar
peki bu filmde ben de oynuyor muydum
neden şahlanıyor altımdaki at
acaba rolüm neydi nasıl unuttum
evet gün bu gün saat bu saat
uç beyi değilim ama beç toprağında
yaşlıca bir yolcu sirkeci garı'nda
içinde eskimiş bütün hevesleri
yoksulluk çizgileri dudaklarında
porselen güzeli saksonya düşesleri
bach'ı bırakamaz ıtrî'ye gelemezler
yanlışlıklar geliştirir benimsemeleri
onlara benzeyemem bana benzemezler
bu tren götürse de aydınlıklarına
karanlığım kalacak onların yanına
orgların ormanında şenlik geceleri
boya diye sürecekler gözkapaklarına
- 3°. Margot
bakmayın margot'nun taşıdığına
bu gözler masmavi bavyera markizi'nin
öfkesi sığmıyorsa kadınlığına
onun değil Venedikli bir hergelenin
erkekliği ne güzel kadınlığı çirkin
piposu tam gelir orospu ağzına
hele tekgözlüğünü arsen lüpen'in
takınca varılmaz büsbütün yanına
margot'nun fırçasından sevmek kadınları
pirinçten dökülmüş sarışındırlar
salındılar mı prenses çalımları
heybetli göğüsleri nar gibi çatırdar
kadınlıklarında bir fazlalık var
ipek aydınlığında yüksek alınları
parmak uçları aseton kokar
kalçaları dağıtır kadife salonları
margot'nun yanlışlığı kadınlığında
aynalar aldanır onu kim aldatsın
kendini sevmesi hoyrat çıplaklığında
en yoğun noktası yanlışlığının
erkeğim sandığı her anda kadın
sırılsıklam erkek her kadın anında
iki ucu cehennem yaşantısının
iblis bıçağını biliyor ortasında
- 4°. tombul magda
nerede anarşist bir kibrit çakılsa
dudakları orada tombul magda'nın
saçları besbelli kirpiklerinden kısa
gözleri en uzak gökyüzü polonya'nın
prens kropotkin'i eğer okumasaymış
varşova'da belki üç çocuk anasıymış
gönüllü sürgünü paris'te başlamış
paris'te bitecek polisler bırakırsa
saçları besbelli kirpiklerinden kısa
sesi şalyapin'in sesinden kalın
magda'nın derinliği bakunin'e doğru
bir kere kendini yanlış tanımlamış
iç yaşantısı el bombalarıyla dolu
dış yaşantısı bütün alkole kaymış
erkekliği yüksek bir koca bulabilse
zehirini akıtırdı ona hiç değilse
gizlice diş biler içinden herkese
yaşamaktan çok ölmeye yakın
öldürmeye değil sakın aldanmayın
aklınca aldatıyor böyle sağı solu
1°. place pigalle
telefonlarla geldi telaşlı ve ürkek
birdenbire geldi beklemiyordum
hayli dargın sesi kalın ve titrek
umutsuzluğuma geldi oysa yorgundum
üstelik incittim de istemeyerek
akşamdı Samanyolu patlamıştı
bütün sacre coeur silme akordeon
mulhouselu muydu neydi işte unuttum
ilk yudumda ağlamaya başlamıştı
şakakları ter içinde gece saat on
kibrit aranıyor göğüs geçirerek
bütün sevgilerinde yanılmıştı
bir omzuna almış sanki gökyüzünü
dudakları masmavi alsace lorrain
yüzü cermenlerin en eski hüznü
hölderlin bakıyor sisli gözlerinden
ellerini şöyle okşayacak oldum
duydum nabzının gök gürültüsünü
adı yağmur mu güz akşamüstü mü
uzak bir panayırda ip atlayan çocuklar
dalgalar vurdukça sarsılan mendirek
gecesi kaydı mı nedense beni arar
dilinde özürler bilerek bilmeyerek
zenciler çaldı mı cazın hali başka
çinlinin biri kendini siliyor
oturduğu yerde içtikçe eksilerek
barın camlarına orospular çiziliyor
özlem büyük korku epeyce şaka
telefonlarla geldi telaşlı ve ürkek
birdenbire geldi beklemiyordum
hanidir içimden bir başkası geçiyor
gözlerim hanidir ondan uzakta
hölderlin'i bırakmıştım artık sevmiyordum
- 2°. place blanche
bir çocuk kemancı akşama dağılan
aseton kokulu erkek orospular
incecik kaşlarını çalmış kadınlardan
kirpikler takınmış karanlıkta uzar
bir zenci ansızın kırılır yalnızlıktan
dumanlı bir şişe sanki damar damar
belki sakal bırakmayı geçirir aklından
belki red star'da kaleci oynamayı
geç oldu saat korkuları çaldı çoktan
sokak ağızlarında Cezayirli itler
cyrano kahvesi'nde tastamam bekliyorum
gelmeyecek misin yoksa gelmeyecek misin
suçlu suçlu çıkarak uykusuzluğundan
günlerdir kötümsersin tasalar içindesin
durup durup uzaklan dinlemektesin
yoğun sesler aranıp çocukluğundan
o gece verdiğin kitabı okudum
içim bir çam ormanı rüzgâr dolaşıyor
mösyö fernand gitmiş az önce sordum
kızlar deli deli üstüme güldüler
kızıl çizmeli berthe hep öyle çirkin
küçük lili lejyonerle yaşıyor
nasıl olduysa oldu plakta sesin
sokak ağızlarında Cezayirli itler
cyrano kahvesi'nde tastamam bekliyorum
gelmeyecek misin yoksa gelmeyecek misin
- 3°. place clichy
büyük harflerle yazılır asfalta gözleri
cıgarasını fren lambalarından yakar
sarışın bir hergele sevmişti isveç'li
sokaklarda resim yapardı geceleri
kaşlarını alırdı dudaklarını boyar
kaç ülkeden çıkarılmış serseri
yalnızlıklarını eklediler uç uca
otellerden bir otel sabaha karşı
gare de l'est'de neonların dilsiz telaşı
kız sevilmekten yorgun oğlan bulmaca
marsilya'dan yazar bir arkadaşı
haydutluğuna çağırır gündüz gece
iki yalnızlık da başına kaldı
jarry sokağı'nda marie-madeleine'in
eskiden gülerdi parlak bir gülüşü vardı
artık boş vagonlar gibi gözleri derin
aşağılık bir yerinde içlenmelerin
çoktan iflah etmeze çıktı adı
yanlışlık balladı
-1°. Josiane
ben yanlışlıkla sevdim josiane'ı
burgonya dükü'nün şatosunda
mecnun'dum leyla'yı arıyordum
anlayan olmadı bu yanlışlığı
akıl sır ermez işlerin sonunda
kral henri'nin şövalyesi oldum
burgonya dükü'nün şatosunda
josiane öfkenin uslandığı yer
klavsenlerin tanrıya ulaştığı
ermişler dua eder uykusunda
güldü mü gözlerden sırrolur
kara cizvitlerin fısıldaştığı
burgonya dükü'nün şatosunda
başında haçlılar'dan bir yağmur
ellerinde süt beyaz karanfiller
kanıma susamış burgonya beyleri
niye josiane'ın fikrini çelmişim
kışkırtmalar uzaktan gözdağı vermeler
yoluma çıkmalar acquitaine korusu'nda
josiane tutsak ne yer ne içer
ve ben bir güzel çarmıha gerilmişim
burgonya dükü'nün şatosunda
- 2°. saksonya düşesleri
porselen güzeli saksonya düşesleri
kullanırsa kayzer'in göklerini kullanır
ırmakları durdurur birazcık küsmeleri
dişleri parlamasın ilkbahar ayaklanır
şatonun göllerinde alımlı kuğular
yaslı bir yalnızlık gibi durgundurlar
porselen güzeli saksonya düşesleri
serçenin kanadından bile gocunurlar
peki bu filmde ben de oynuyor muydum
neden şahlanıyor altımdaki at
acaba rolüm neydi nasıl unuttum
evet gün bu gün saat bu saat
uç beyi değilim ama beç toprağında
yaşlıca bir yolcu sirkeci garı'nda
içinde eskimiş bütün hevesleri
yoksulluk çizgileri dudaklarında
porselen güzeli saksonya düşesleri
bach'ı bırakamaz ıtrî'ye gelemezler
yanlışlıklar geliştirir benimsemeleri
onlara benzeyemem bana benzemezler
bu tren götürse de aydınlıklarına
karanlığım kalacak onların yanına
orgların ormanında şenlik geceleri
boya diye sürecekler gözkapaklarına
- 3°. Margot
bakmayın margot'nun taşıdığına
bu gözler masmavi bavyera markizi'nin
öfkesi sığmıyorsa kadınlığına
onun değil Venedikli bir hergelenin
erkekliği ne güzel kadınlığı çirkin
piposu tam gelir orospu ağzına
hele tekgözlüğünü arsen lüpen'in
takınca varılmaz büsbütün yanına
margot'nun fırçasından sevmek kadınları
pirinçten dökülmüş sarışındırlar
salındılar mı prenses çalımları
heybetli göğüsleri nar gibi çatırdar
kadınlıklarında bir fazlalık var
ipek aydınlığında yüksek alınları
parmak uçları aseton kokar
kalçaları dağıtır kadife salonları
margot'nun yanlışlığı kadınlığında
aynalar aldanır onu kim aldatsın
kendini sevmesi hoyrat çıplaklığında
en yoğun noktası yanlışlığının
erkeğim sandığı her anda kadın
sırılsıklam erkek her kadın anında
iki ucu cehennem yaşantısının
iblis bıçağını biliyor ortasında
- 4°. tombul magda
nerede anarşist bir kibrit çakılsa
dudakları orada tombul magda'nın
saçları besbelli kirpiklerinden kısa
gözleri en uzak gökyüzü polonya'nın
prens kropotkin'i eğer okumasaymış
varşova'da belki üç çocuk anasıymış
gönüllü sürgünü paris'te başlamış
paris'te bitecek polisler bırakırsa
saçları besbelli kirpiklerinden kısa
sesi şalyapin'in sesinden kalın
magda'nın derinliği bakunin'e doğru
bir kere kendini yanlış tanımlamış
iç yaşantısı el bombalarıyla dolu
dış yaşantısı bütün alkole kaymış
erkekliği yüksek bir koca bulabilse
zehirini akıtırdı ona hiç değilse
gizlice diş biler içinden herkese
yaşamaktan çok ölmeye yakın
öldürmeye değil sakın aldanmayın
aklınca aldatıyor böyle sağı solu
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar