1. 1.
    alman kökenli fransız filozof ve yazar. 18. yüzyılın ikinci yarısında maddeciliğin yayılmasında önemli rol oynadı. kendisine soyluluk unvanı verilmiş amcasından miras kalan serveti bol bol kullandı. dostları olan ve aralarında diderot'nun da bulunduğu filozoflara paraca yardım etti.

    dini ve özellikle hristiyanlığı üç bakımdan eleştirir: din, akla karşıdır; insanın mutluluğa ulaşmasını engeller; ve siyasal zorbalığa elverişli ortam hazırlar. kendisi dinleri, "bilgisizlik ve korku" doğurmuş; "eğitim", "alışkanlık" ve "zorbalık" geliştirmiş; "baştaki büyükler" ve "zenginler" de onu çıkarlarına uygun bularak korumuştur iddiasındadır. tanrı'nın, ruhun ve doğuştan fikirlerin varlığını reddeder.
    2 ... vernon sullivan
  2. 2.
    Baron D'holbach'ın materyalizmi pek doğru bir materyalizm değildi. Zira mekanik bir maddecilik düşünülüyordu. mekanik, döngüsel bir materyalizm ancak metafizik bir materyalizm olabilir. Zira materyalizmin son noktası ve bizi bilimlerin getirdiği son nokta olan diyalektik materyalizmde yerinde şey yoktur, her şey hareket halindedir. ''Bir maddenin üzerinde her zaman birden fazla etki olduğu görülmüştür.'' gibi çıkarımlar vardır. Bilimsel yetersizlikler arasında dahi holbach'ın materyalizmi ansiklopedi'nin hazırlanmasnda etkin bir görev almıştır. Ansiklopedi'de doğa bilimlerine ilişkin açıklamalar ve makaleler yazmıştır. Onun düşüncesi ışık tutan bir düşünceydi. Salonu fransanın en iyi kafalarının toplantı yeriydi. Üçüncü gücün (Tiers Etat) devrimci ideolojisi bu salonlarda gelişmiştir. 18. yy materyalizmini kendisi sistematize etmiş, şekillendirmiştir. Dinleri saçma bulur, cahilliğe bağlar, onları ipesapa gelmez saçmalar olarak bulur. insan bilgisizliğini ise bundan çıkar sağlayanlara yani kiliseye bağlar. Doğanın Sistemi adlı yapıtının, kendi zamanında olağan üstü bir devrimci etkisi oldu.
    1 -1 ... leserpentnoir
  3. 3.
    fransız ihtilalinin fikir öncülerinden, nitekim aynı sene hayatını kaybetmiş alman asıllı fransız arkadaşımız.
    ... kadikoy de bir surrealist
  4. 4.
    fransız ihtilali'nin fikir babasıdır, özlemle anıyoruz.
    -1 ... aristocrazy
  5. 5.
    kendisi diderot ile beraber materyalizmi savundu diye ve newton fiziği ile beraber gelen mekaniği ve determinizmi hayata uygulayıp insanlara gösterdiği için evi ve mezarı rahipler tarafından yok edilmiştir. çünkü bu sistemde tanrı, guguklu bir saatin guguk kuşundan pek farklı bir şey değildir(ki bu sistemde tanrı, olabilmesi dahilinde bile alabileceği en yüksek mertebe budur. Daha fazlası asla değildir). daha sonra bu iki düşünürün mezarları ortaya çıkarılsa da, bugün bile hem holbach'ın hem de diderot'un mezarları hala isimsiz ve değersizdir. voltaire ve rousseau gibi anıtları ve değerleri asla yoktur. oysa bu iki filozof, hem ahlaken hem de ilmen hem voltaire'in hem de rousseau'nun çok önündedir.

    tarihten bir örnek vermek gerekirse Voltaire denilen adam tanrıyı kullandığı takdirde bunun kendisi için oldukça değerli ve yararlı bir iş olacağının hemen farkına varmıştır. kendi arazisi üzerinde küçük bir kilise yaptıran bu düşünür, papaya bir mektup gönderip kilise sunağı için kutsal bir emanet bağışlamasını rica etmiştir. "avukatımın, terzimin, hizmetçilerimin ve hatta karımın tanrıya inanmasını istiyorum ve ancak o zaman, daha az soyulacağımı ve aldatılacağımı düşünüyorum," diye en çok tartışılan sözlerinden birini söylemiştir. Zaten, uşaklarımın gümüş eşyalarımı araklamamasını teolojiden başka ne engelleyebilirdi ki? inanç aşırı hurafe boyutuna varmadığı sürece, tanrı benim amacıma sürekli hizmet eder. işte volteire'in mikro düzeyde oynadığı oyunu, bugün teologlar ve siyasetçiler makro düzeyde size oyalamaktadır.

    Voltaire, Aydınlanmanın ortalama(yani vasat üstü) isimlerinden biriydi; felsefeye olan katkısı, üstüne bolca iğneleyici bir dil serpiştirilmiş sağduyunun ötesine geçmez. Politik faaliyetleri, onun en çok kendi ününe ve servetine önem veren uyanık bir işletmeci olduğunun kanıtıdır. Mutlak monarşilerin etkin bir bankeri olan Voltaire, elbette ki bu monarşilerin temelini oluşturan mutlak yönetimler ile dini eleştirecek pozisyonda değildi. O iyi bir bankerdi, çok kurnazdı ve yalnızca kendi çıkarını düşünürdü. Menfaati uğruna inandığı doğruları seslendirmemiş bir adamdı. voltaire ateistlere hiç tahammül edemezdi. Ateistler onun parasının suyunu kurutacağı için onları sürekli bir tehlike olarak görürdü. bu yüzden materyalizm yerine sönük ve bilimsel olmayan, hatta en az teoloji kadar saçma ve bilimsel veriden yoksun olan deizmi savunmuştur. kısacası voltaire demek aydınlanma demek değildir. kurnazlık, şarlatanlık, çıkarcılık, gerçekleri saklama, bilimsel toplantılara karşı çıkma, kilisenin tuttuğu kiralık kalem, isimsiz kitapları deşifre edip, onların cezalanması için kiliseye ihbar eden bir ajan, kısacası o sanılanın aksine bilim düşmanı bir adamdır.

    Maalesef hayat bazı insanlara kendi değerinden çok daha fazla pay biçmektedir. o da arkadaşı Rousseau gibi klasik bir düşünürdür. Bu rousseau denilen adamda voltaire gibi çok sinsi, kendini düşünen ve kendi kendini yiyip bitiren bir adamdı. Hayatı boyunca batıl inançları savunmuş, her zaman ölümsüz bir ruhun olduğuna inanmıştır. Bunun da ötesinde, kendisi iflah olmaz bir yalancıydı. hiç çocuğu olmamasına rağmen, çocuklarım bebekken ben onları kiliseye bırakıp kaçtım der. holbach kendisine, sevdiği şarabı ve onunla beraber 12 adet bardağını gönderdiği zaman; bu adam benim fakirliğimle dalga geçip, beni aşağılıyor diye holbach ile küsmüştür. işin ilginç yanı gelecek nesiller için verilen bu savaşı, emeği, cesareti Diderot'nun, baron d’holbach’ın, jean meslier’ın, d’alembert’in, le mettrie’nin, helvetius’un ya da condillac’ın değil de voltaire ve rousseau'nun kazanmış olmasıdır... kısacası tarihten tanığığımız “çok büyük zekalar” dahi kendisi lehine olan en küçük bir fırsatı dahi kaçırmayıp, çoğunluğun hakikatine karşı yalanı ve ikiyüzlülüğü savunadurmuşken, o büyük fransız devriminin hazırlayıcılarının en büyük bu iki filozofun sayılması gerçekten gariptir. tersine bunlar dönemin bilimini anlatmak isteyen materyalistlere karşı çıkmıştır.

    fransız devriminin mantığına oturan en büyük filozoflar materyalistlerdi ve bunların başında baron d'holbach ve diderot geliyordu. holbach, çok zengin biriydi ve her perşembe ve pazar günü, evinin kapılarını kendi gibi düşünen filozoflara açıyordu. serbest fikir alışverişine olanak tanıyan yerler bulmak o devirde hiç de kolay değildi. ciddi bir kütüphanesi ve şarap mahseni vardı. diderot'un 35 ciltlik materyalist ansiklopedisini finanse ediyor ve bu eserin tüm avrupaya yayılmasını gizli yollarla sağlıyordu(On sekizinci yüzyıl Fransası'nda, hiçbir eser kilise sansürcülerinin denetiminden geçip onaylandığını gösteren bir kraliyet izni olmadan yasal olarak yayımlanamazdı. aristo ve platon teolojisinin dışına çıkıp tanrıyı yok saymanın cezası idamdı. Holbach ve arkadaşlarının tahayyül ettikleri bu yeni cesur dünyada, günah ya da ödül yoktu; onun yerine yalnızca haz arayışı ve acıdan duyulan korku vardı. insanlar artık hedonist olmalıydı ve artık tanrıyı ve doğayı fizik kurallarına göre açıklıyorlardı(bir düşünün bilgisayarın olmadığı bir dönemde alfabetik bir sıraya göre 35 ciltlik bir ansiklopedi yazmak ne demek ?) işte holbach ve diderot bu işin öncülüğünü yaptılar. dediğim gibi holbach o kadar zengindi ki, haftada iki gün filozoflara verdiği yemek mönüsü şu şekildeydi:

    1 LAHANA ÇORBASI
    1 SALATALIK ÇORBASI
    1 adet GÜVERCiN ETLi BÖREK
    1 tabakta iki adet KRALiÇE USULÜ HiNDi
    1 adet TAVUK YAHNiLi DANA DÖŞÜ
    1 adet DANA KUYRUGU ÇORBASI
    1 tabak IZGARA KOYUN ETi
    1 iNCE DiLiMLENMiŞ DANA DiLi
    1 TAVŞAN SUCUĞU
    1 KARNABAHAR GRATEN
    1 parça SIĞIR ETi ARTI ŞiŞTE DANA ETi
    1 FIRINDA SÜLÜN (3 adet sülün)
    1 TARLA KUŞU TABAĞI (18 tarla kuşu)
    1 FIRINDA ROUEN ÖRDEGi
    1 SOĞUK EZME
    1 TAZE FASULYE tabağı
    1 ET SUYUNDA DOMALAN MANTARI tabağı
    1 AHUDUDU JÖLESi tabağı
    2 BÜYÜK MEYVE TABAĞI
    4 tabak KARIŞIK MEYVE KOMPOSTOSU
    4 FARKLI REÇEL tabağı ve önemlisi sınırsız şarap...

    işte soylu ünvanına sahip "baron" d'holbach'ın haftada iki gün 20-25 kişilik filozof arkadaşlarına bu tür ziyafet veriyordu. Diderot mektuplarında bu akşam yemeklerinden sıklıkla bahsedip, bazen aşırıya kaçtığını bile söylemektedir: "Top gibi şişiyorum, biliyorum şimdi bana çok kızacaksın! (20 Ekim 1760); "Safra kesem şişti, ahlaktan dem vurmaya başladım" (22 Eylül 1761); "Aç kurt gibi yedim .... Envai çeşit şarap içtim; inanılmaz bir kavun onu yememi bekler gibiydi; o devasa dondurmaya karşı koyabilmek mümkün mü zannediyorsun? Peki ya o likörlere ne demeli; ya sonrasındaki kahve ... Beni bütün gece uykusuz bırakan ve sonrasında bütün sabahımı çaydanlık ile terbiyemin söylememe müsaade etmediği başka bir yer arasında geçirmeme sebep olan o berbat hazımsızlık... " (5 Haziran 1765); "karnım ve bağırsaklarım çok kötü haldeler" (25 Temmuz 1765) bu sofra holbach ölene kadar devam etti ve sayısız filozof bu sofrada fikir beyan etti(turgot, le mattrie, buffon, d'alembert, helvetius, hume bunlardan sadece bazıları)

    ünlü biyolog buffon bu toplantılar ile ilgili şöyle der:"...Her şeyi okumuş olan ve ilginç bir bir şekilde hiçbir şeyi unutmayan Baron D'Holbach'ın zihnindeki zenginlikleri paylaştığı yerdi orası. Hepsinden ötesi, sakin ve ikna edici hitabetiyle, ilham ateşiyle parlayan yüzüyle Diderot oradaki her akla ışık, her kalbe sıcaklık yayıyordu. Diderot'yu yalnızca yazılarından tanımış kimse onu tanımıyor demektir o alağanüstü biriydi" demektedir.

    diderot'un materyalizme geçmesi ise hiç kolay olmadı (hatta materyalizmi kabul ettiğinde dahi le mettrie'ye "sen nasıl insana bir makina" dersin ve bizim özgür irademizi toptan yok sayarsın diye bir mektupta ona küfür etmişliği vardır.) önceleri dua etti, kıl (veya yün) gömlek giymeye başladı, oruç tuttu ve şeytani güçleri kendisinden uzak tutmak için samanların üstünde uyudu. papaz eğitimi almıştı ama zamanla her şeyden kuşkulanıyordu. doktor ve avukat olmak istemedi, daha sonra papazlığı bıraktığında özel felsefe ve tiyatro dersi verdi. Paris'li zengin bir ailenin çocuğuna özel ders vermeyi kabul etti. Kolay ve iyi getirisi olan bir işti. Fakat bu karlı işten de birkaç hafta sonra istifa etti. hayatı boyunca düzensiz çalıştı. işvereni ondan o kadar memnundu ki maaşını iki katına çıkarmayı, ona daha büyük ve daha konforlu bir daire vermeyi teklif etti. Fakat genç adamın cevabı kişiliği gereği şöyle oldu: "Bayım, yüzüme bir bakın; görüyorsunuz ki limon bile benim yüzüm kadar sarı değil. Ben çocuğunuzu büyük adam olması için yetiştiriyorum, oysa her geçen gün ben onlarla çocuk oluyorum. Evinizde bin kat daha zengin ve konforlu bir hayat sürüyorum, fakat artık gitmem lazım. Asıl istediğim daha iyi yaşamak değil, sadece ölmemek" demiştir. sürekli el altından broşürler dağatarak: eşcinsel kaçamaklar, zina skandalları, dalkavuklarının ya da güzel hizmetçilerinin peşinden koşan yaşlı ve zampara kontlar, boynuzlanmış dükler, iktidarsız prensler, erkek delisi prensesler ve krallığın alehine her şeyi ifşa ediyordu.(yani voltaire'in yaptığının tam tersini yapıyordu.)

    diderot yazdığı küçük bir eserde din aleyhine bir şeyler yazdığı için, kilise artık bundan sonra hiçbir şey yazıp yazmayacağını, yoksa bir daha çıkmamak üzere hapse alınacağını belirten bir kağıdı ona imzalalatmıştır. Diderot'un niçin hiçbir zaman dine meslier gibi hatırı sayılır eleştiriler ortaya koymadığını merak edenler, kilisenin ömrü boyunca bu imzayı çekmecesinde tuttuğunu bilmesinde fayda var. Mektup, kilisenin öğretileriyle çelişen eserler dolayısıyla uzun süreli hapis cezalarının, hatta idamın çok yaygın olduğu bir çağda Diderot için daimi bir tehdit demekti ve kimse kolay kolay ölmek istemezdi. kısacası holbach, diderot, d'alembert ve arkadaşları rousseau ve voltaire'den her yönleriyle daha büyük kişilerdi. özellikle baron d'holbach çok büyük bir adamdı.
    ... pitroipa