sahte delillerle hukuka gölge düşüren dava.
sahte delillere ilişkin saygı öztürk ün yazısı.
http://www.ilk-kursun.com/haber/150532
konuya ilişkin sedat ergin in bugünkü yazısı.
yargıtay kararı ardından kanserli bir balyoz portresi.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/25105454.asp
fetullah gülen: "CD'ler oluşturmak, chiplere değişik şeyler yüklemek, bazı kimselerin haysiyet, şeref, namus ve iffetiyle alakalı bazı şeyleri teşhir etmek suretiyle onları yıkmak ve devirmek, bir mü'minin yapmaması gereken şeylerdir"
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/25244928.asp

Zaman gazetesi istihbarat Şefi ibrahim Doğan, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada Gezi olayları sırasında Dolmabahçe'deki Bezmi Alem Valide Sultan Camii'nde bulunan bira kutularının sonradan koyulduğunu iddia etti.
http://www.mynet.com/habe...sonradan-konuldu-877664-1
Mazisi gerici ayaklanmalarla dolu olanlar için ne yapmalı acaba. Bu kadar sığ bir düz mantık yürütülebilir mi?

Var sayalım geçmiş darbeler % 100 hataydı bu durumda bugünün ordu mensuplarını pkk lıların gizli tanıklıkları ve sahteliği bağımsız kurumlarca ispatlanmış uydurulmuş delillerle uzun yıllar hapse atmak adalet midir?

Doğruyu savunmak için hakim olmaya gerek yok vicdanlı bir insan olmak yeterli.

Nazi soykırımından yargılananların bile 24 kişi olduğu bilindiğine göre bu davalar ile 400 subay tasfiye edilerek ordunun komuta kademesinin değiştirildiğini anlamak için dahi olmak gerekmez. Biraz olsun gözleri açmak yeterli.
--- alıntı ----

Balyoz davasında mahkeme savcılığın 360 talebinden 358'ini; savunmanın ise 943 talebinden sadece 7'sini kabul etti!

--- alıntı ----
http://www.ilk-kursun.com/haber/166092
bu davadan bir tutukluluk öyküsü

bu özeti
--- alıntı -----
Peki; hakkındaki suçlama neydi Bülent Akalın'ın?
Astsubayların "Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlılıklarının kontrol edilmesi maksadıyla ev ve işyerlerinde gerekli inceleme yapmak!"
Yani 11 günde 5 bine yakın astsubayın evini ve işyerini kontrol etmişti bu astsubay!
Oysa iddiaya konu olan tarihlerde açık denizdeydi ve bunu kanıtladı.
Sonuç ne mi oldu?
16 yıl hapis cezası!

----- alıntı ----

bu da yaratılan mağduriyet!
--- alıntı -----

"1988 yılında motorcu astsubay olarak savaş gemisinde göreve başladım.
1990 yılında evlendim ve kızım dünyaya geldi. Yılda altı-yedi ayımı gemi görevimden dolayı evimden uzak geçirdiğimden, ailemin daha güvenli olması adına, 1992 yılında bankadan döviz kredisi alarak ev sahibi oldum.

1994 yılında meydana gelen kur artışı ve devalüasyon ile battım ama yine de zorlukla da olsa borcumu ödemeye devam ettim.

17 Ağustos 1999 günü Gölcük'te meydana gelen depremde bu ev yıkıldı. Eşim ve kızımdan haber alamayınca, görev yaptığım gemiden izin alarak bir gün sonra da olsa Gölcük'e ulaştım. Eşim ve kızım hâlâ enkaz altındaydı. Şükürler olsun ki; bir gün sonra da olsa onları enkaz altından yaralı olarak çıkarmayı başardım.

Bu arada eşim tedavi görmeye başladı. Doktorumuzun tavsiyesi üzerine depremin acısını unutmak amacıyla çocuk sahibi olmaya karar verdik. Bunun üzerine 2001 yılı Ocak ayında oğlum dünyaya geldi.

Oğlumuzun doğumu ile birlikte normale dönmeye başladığımız hayatımız, 2002 yılı Mart ayında tekrar çıkmaza girdi. Doktorun yaptığı testler sonucunda oğlumuzun otistik olduğunu öğrendik.

Bir kez daha yıkılmış, bitmiş ve tükenmiştik. Dokuz yıldır bütün yaşam amacım oğlum oldu.

Büyük şehirlerdeki özel eğitim imkânlarından yararlanmak için 2004 yılında Ankara'ya tayin oldum.

Oğlum için 2002 yılında başlayıp 2011 yılına kadar devam eden mücadelem bu defa tutukluluğumdan dolayı bitti.

Onuruma yediremediğim, tutuklu olmam değildir.

Şerefimle yatarım.

Ancak acımasızca, insafsızca, vicdansızca oğlumun yok oluşunu, eli kolu bağlanmış bir vaziyette izlemek beni kahrediyor.

Şimdi sizlere, hepinize soruyorum. Bütün salona soruyorum:

Bu acılarla ve sıkıntılarla boğuşan bir insan için zamanını ‘darbe hazırlığı kapsamında’ başkalarının takip ve kontrolüne ayırdığı iddiası ne kadar doğru olabilir? Ne kadar mantıklıdır?"

--- alıntı -----
http://www.ilk-kursun.com/haber/174567

ama boşverin yaaa bunun önemi yok di mi?
önemli olan rte'nin 3 ay hapis yatmış olması!
türk milletinin başına örülmüş çoraptır. tezgahtır. etkileri yıllar sonra anlaşılacaktır!

baloz - ergenekon - askeri casusluk davaları ile ilgili onlarca yazı paylaştım.
gördükçe de paylaşmaya devam ediyorum.

bugünkü arslan bulut yazısı
----- alıntı ----
1996 yılında, Kardak kriziyle beraber, Genelkurmay bünyesinde, Yunanistan-Kıbrıs Daire Başkanlığı kurulur. Daire de 1500 kişi çalışmaktadır. 2012 yılında Yunanlılar Ege de Koyun, Hurşit, Fornoz, Eşek, Nergizçik, Bulamaz, Kalolimnoz, Keçi, Sakarcılar, Koçbaba, Adacık ile Akdeniz de Gavdos, Dhia, Dionisades ve Koyfonisi adalarını fiilen işgal eder. Genelkurmay ise sessiz sedasız söz konusu Daire Başkanlığı nı 10 kişinin çalıştığı Yunanistan Şube Müdürlüğü ne dönüştürür.
Bu Daire Başkanlığı nı kuran ve görev yapanların başına ne geldi biliyor musunuz? Hepsi,
Balyoz Davası kapsamında askeri cezaevlerine tıkıldılar!
***
Kardak a çıkan iki sualtı taarruz tim komutanı da Balyoz ve Poyrazköy davalarından tutuklandı. Komandolar, Kardak a çıkmadan önce ada üstünde keşif uçuşu ile görevliyken dalış yaparak uçağıyla Yunan bayrak direğini deviren pilot Namık Sevinç, Balyoz dan mahkum edildi! Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Genel Plan ve Prensipler Başkanlığı, Karadeniz e çıkmak isteyen ABD ye, Ege Denizi ndeki Yunan oldubittilerine ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi nin Doğu Akdeniz de Münhasır Ekonomik Bölgeler de doğal gaz aramalarına karşı uygulanan politikaların Dışişleriyle koordineli bir şekilde planlamasını yapan ve bu politikaların uygulanmasını takip eden, çok önemli bir başkanlıktır. ABD, dünyada hakim olamadığı tek deniz olan Karadeniz e Kara Delik demekte ve bundan da Türk Deniz Kuvvetleri ni sorumlu tuttuğunu çeşitli uluslararası platformlarda dile getirmektedir.
Tesadüf bu ya; başta Ramazan Cem Gürdeniz olmak üzere burada görev yapan ve milli çıkarlardan taviz vermeyen amiral ve subayların hepsi tutuklandı!
***
Şimdi sıkı durun! Rastlantılar bu kadarla sınırlı değil. NATO da 2005-2008 yılları arasında görev yapan karacı, denizci ve havacı bütün subaylar milli konularda direnç gösteriyor ve NATO kararlarının bazılarını kabul etmiyordu. Buna doküman kırmak deniliyordu. Bir doküman kırıldığı zaman o dokümanın gerekleri yerine getirilemiyordu. Çünkü Türkiye nin de onayı şarttı. Amerikalı, ingiliz, Fransız ve Alman subaylar bu tutumdan şikâyetçiydi. Türk subayları doğrudan Genelkurmay ikinci Başkanı Org. Ergin Saygun a bağlıydı. Talimatları ondan alıyorlardı. Ve başta Ergin Saygun olmak üzere NATO da 2005-2008 yılları arasında görev yapan karacı, denizci ve havacı bütün subaylar Balyoz Davası ndan tutuklandı! Tesadüf değil mi?
***
Kayseri Hava ikmal Bakım Komutanlığı nın bilgisayarına dışarıda hazırlanmış sahte bir evrakın girişini yaparken suçüstü yakalanan astsubay, iki arkadaşının da ismini vermişti. Soruşturmada bu belgede askeri personelin mezhebi ve siyasi görüşüne göre fişlendiği görülmüştü. Soruşturmayı yürüten askeri savcı Ahmet Zeki Üçok, bu davadan mahkum edildi! Bununla da yetinilmedi, sahte çürük çetesi yöneticisi olmaktan da suçlanarak hakkında başka bir dava açıldı. Yetmedi, Balyoz a da ilave ettiler! Tesadüf, değil mi?
Hava Kuvvetleri Askeri Mahkemesi Başkanı Albay Ahmet Erden, Kayseri deki soruşturmada, cemaatçi iki astsubayı tutuklamıştı. Sonunda Ahmet Erden ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı Adli Müşaviri Hakim Albay Bülent Günçal da tutuklandı.
Söz konusu astsubayları sorgulayan Kayseri il Jandarma Komutanı, Albay Cemal Temizöz aleyhinde medyada yoğun bir kampanya başlatıldı. Temizöz ve onun amiri Kayseri Jandarma Bölge Komutanı Ali Aydın ile Kayseri deki Hava ikmal Komutanı Korgeneral Rıdvan Ulugüler de Balyoz dan tutuklandı, mahkûm edildi. Tesadüf, değil mi?
***
Bu bilgiler, kendisi de Balyoz davasından mahkûm edilen kurmay albay Mustafa Önsel in Kaynak Yayınları arasında yeni çıkan Silivri de Firavun Töreni adlı kitabında yer alıyor.
Peki TSK bu duruma, nasıl ve hangi plânlamayla düşürüldü? Kitapta bu sorunun cevabı da var!

----- alıntı ----
http://www.yenicaggazetes...bi-tesadufler-30375yy.htm
kimin ne mal olduğunu unutmayalım.
--- alıntı ---
Ahmet Altan: Balyoz planını bin defa getirseler, bin defa basarım.
Cengiz Çandar: Nazilerin yargılandığı Nürnberg mahkemelerinden mülhem olarak… Balyoz davası Türkiye’nin Nürnberg’idir.
Hasan Cemal: Balyoz, Ak Parti’yi hedef alan, bal gibi darbe planıdır.
Fatih Altaylı: Darbe planladıklarından hiç kuşku duymuyorum.
Oral Çalışlar: Balyoz’un darbe planı olmadığını ileri sürmek, komiktir.
Amberin Zaman: Balyoz davası, sivilleşmenin en önemli sembolü.
Hikmet Genç: O kaldırdıkları Balyoz’un altında kendileri kaldı.
Hilal Kaplan: Darbeciler ilk defa hukuka tabi kılınıp, cezalandırıldı.
Ali Bayramoğlu: 28 Şubat’ın devamı olan bir kalkışma, kuyruğundan yakalandı, darbeci neslin tasfiyesi tamamlanmıştır.
Mümtazer Türköne: TSK lağvedilsin.
Mustafa Ünal: Balyoz millete değil, darbecilere indi.
Erhan Başyurt: Toprağın altı cephanelik, üstü darbe planı kaynıyor.
Ergun Babahan: Komuta kademesi baştan aşağı yenilenmeli, silahlı kuvvetler açılımı yapılmazsa, bu ülke yerinde saymaya devam eder.
ismet Berkan: Güneş balçıkla sıvanmaz, gerçekten darbe hazırlığı var.
Ekrem Dumanlı: Cuntacılar panik yaşıyor, suçüstü yakalananlar çareyi yargı ve medyadaki dostlarını yardıma çağırmakta buluyor, herkes cuntacıların uzantıları olan gazeteciler üzerine kafa yormalı.
Taha Akyol: 11 ve 17 nolu cd’ler sahte bile olsa, görmezden gelinebilir mi? Darbe çalışması yapıldığından şüphe yok.
Yıldıray Oğur: Balyoz cd’lerini dinledim, o ses kayıtlarında dinlediğimiz şeyin suç olduğunu anlamak için kriminal laboratuvara ihtiyaç yoktu, bir çift kulağa sahip olmak yeterliydi.
Rasim Ozan Kütahyalı: Aslında TSK içine sızmış bir cunta yok, cuntalaşmış bir TSK var, TSK’da her yer cunta.
Nagehan Alçı: Dijital veriler olmasa da, Balyoz darbe hazırlığıdır.
Engin Ardıç: Darbe falan yokmuş diyorlar, çünkü biz eşeğiz… Bunlar nelerine güveniyor da, göz göre göre postalcılığı sürdürüyor yahu?
Emre Aköz: Bazı arkadaşlar, planı hazırlayan askerleri kastederek ‘deli mi bunlar’ diye sormuştu, ben de ‘bunlar değil filan değil, vicdansız katiller’ demiştim, az bile söylemişim.
Mehmet Barlas: Balyoz mimarlarının, kendilerini Türkiye’de değil, Pakistan’da Afganistan’da zannettikleri ihtimali kuvvetlidir.
Ahmet Kekeç: Darbe, yer altına gizlenmiş silahlarla yapılacaktı.
Mustafa Karaalioğlu: 2003’te 2006’da 2007’de 2008’de yönetime el koymayı amaçladıklarını biliyoruz.
Abdülkadir Selvi: Engin Alan’ın bulaşmadığı darbe planı kalmamış, Başbakan geldiğinde ayağa kalkmamıştı, darbecilik gözünü bürümüş.
Elif Çakır: Asker tamam… Şimdi geç kalınmadan, darbelerin içinde yer alan istanbul sermayesi ve gazeteciler yargı önüne çıkarılmalı.
Şahin Alpay: Ortaya konan deliller yeterince güçlü, kuşkum yok.
Eser Karakaş: Darbe girişimi olmadığına kimse beni inandıramaz.
Alper Görmüş: Balyoz davasının en önemli delilleri olan 11 nolu cd, 5 nolu harddisk, darbecilerin özbeöz malıdır.
--- alıntı ---
http://www.sozcu.com.tr/2...dil/seref-listesi-827108/
© copyright 2005 - 2026