bugün
- alttaki yazara motto ver16
- pkk'ya küfür edince sinirlenen ülkücü5
- bebek katili öcalan11
- claudian clouds12
- uğruna kavga edilmesini isteyen türk kızı13
- porno entelektüelliği8
- 17 ağustos 1999 gölcük depremi3
- sözlüğe sütyensiz giren yazarlar3
- sözlük yazarları neli kahve içiyor3
- zorunlu eğitim zulmü3
- sagopa kajmer aforizmaları2
- uludağ sözlük kızları mericini seçiyor3
- hayatın kuralları14
- 20122
- üsteki yazara güzel bir şey söyle4
- osuruktan şiirler22
- bu havada gidilmez3
- devletin eğitim tekelinin meşruiyeti3
- bacak uzun gözüksün diye kiçi açıkta birakmak3
- türkiye'nin ab vize muafiyeti için son 6 kriteri2
- güzel kızların çaylaklığını merici çeksin2
- avrupa yakası aslı5
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı31
- kendini değersizleştiren insan5
- günün sözü2
- rap dinleyen insanların kendini zeki sanması2
- erzincan da yolcu otobüsü ile suv çarpışması3
- israil'in lübnan da çatışmalara hazırlanması2
- velvet27
- çalışmadan para kazanmak6
- türker ertürk hakkında soruşturma başlatılması2
- sarı torba8
- her şeye sahip insan mutsuzluğu13
- uludağ itiraf3
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler25
- herkese pas veren kız barselonada oynasın12
- bir yazarı savunmak7
- anın fotoğrafı4
- anın görüntüsü33
- evliliğin anlamı13
- sarı renkli şeker tarafından tehdit altındayım9
- sözlüğün bozulmamış hali3
- kimsenin size söylemeyeceği bilmeniz gereken şey9
- amedspor7
- kardeş2
- nasıl birisiniz5
- ahmet kaya2
- saygıyı mı yoksa sevgiyi mi istersin6
- 15 ağustos 2026 gençlerbirliği fenerbahçe maçı19
- en iyi sayısal zeka hangi meslektedir sorunsalı10
Çok soruyorsun çünkü, cevapların hiç bir zaman yeterli gelmeyeceğini henüz bilmiyorsun belki. Bir soru sorulduğunda üç cevap türü ortaya çıkar. ilki duymak istediğindir, sana iyi hissettirecek olan, kafandaki bulanıklığı yok edeceğini düşündüğündür.
ikincisi sana söylenecek olandır. Doğru olmasını bekleme, sadece sen istedin diye gerekli görüldüğü kadar bilmene izin verilmiş kelimeleri içerir.
Üçüncüsü ise gerçektir. Canını acıtacak, içinde sürprizler bulamayacağın, renk barındırmayan duyduğunda içinde çatlaklar yaratacak olandır.
Sana dürüst olacağım çünkü hikayem umurunda değil. Ben umurunda değilim, sadece neden her şeyden böylesi uzak kaldığımı, nefret ettiğimi, neyi özlediğimi neyi sevdiğimi merak ediyorsun. Bende deri altında sıkışıp kalmış bir cam kırığından bahseder gibi, sana hayatımdan bahsedeceğim. Bu hiç bir şeyi değiştirmeyecek.Beni anlamayacaksın, sadece ara sıra bardaktaki biradan yudumlar alıp, yüzüne beni dinlediğini belirten mimikler konduracaksın.
ikincisi sana söylenecek olandır. Doğru olmasını bekleme, sadece sen istedin diye gerekli görüldüğü kadar bilmene izin verilmiş kelimeleri içerir.
Üçüncüsü ise gerçektir. Canını acıtacak, içinde sürprizler bulamayacağın, renk barındırmayan duyduğunda içinde çatlaklar yaratacak olandır.
Sana dürüst olacağım çünkü hikayem umurunda değil. Ben umurunda değilim, sadece neden her şeyden böylesi uzak kaldığımı, nefret ettiğimi, neyi özlediğimi neyi sevdiğimi merak ediyorsun. Bende deri altında sıkışıp kalmış bir cam kırığından bahseder gibi, sana hayatımdan bahsedeceğim. Bu hiç bir şeyi değiştirmeyecek.Beni anlamayacaksın, sadece ara sıra bardaktaki biradan yudumlar alıp, yüzüne beni dinlediğini belirten mimikler konduracaksın.
ikibinyedi senesinde sufi olmak için uzattığım sakallarım ve beni bu bokluktan çıkarmasını umduğum kitaplarım vardı. Esrarla ilişkimi bitirmiş, alkolle tamamen ayrılmıştım. Kolumda casio marka, alarmı sabah yediye kurulmuş dijital bir saat vardı.Pilini 4 yıl boyunca hiç değiştirmemiştim, evimdeki tek istikrarlı şey o saat ve gün aşırı balkonuma sıçan o sarı sinsi kediydi. Bir süre uğramadığında apartmanın arka tarafında ezilip çamur olan kedinin o olduğunu öğrendim. Üzüldüm, ben hayatımı boka çeviren şeyler için üzülmeyi alışkanlık haline getirmiş biriyim.
ikibinsekizde yılında çok fazla kitap okudum. Çok fazla içki içtim, 3 kadeh vodkanın beni zil zurna sarhoş ettiğini, dört biranın beni saatte üç kez işettiğini ve sarhoşken sevişmenin daha az acı verdiğini öğrendim. dört çeşit sulu yemek yapabiliyor, haberlerde ekonomiye daha fazla kulak asıyor, hava durumunu sikime takmıyordum. Çünkü benim gibi adamlar ertesi gün havanın nasıl olacağı ile ilgilenmez, yağmurda şemsiye açmaz, güneşte şapka takmazdı. Benim doğayla bir meselem yoktu. Benim o zamanlar tek endişem yaşıyor olmaktı.
ikibindokuzda servisten inip eve doğru yürürken küçük prensi simit satarken görürdüm, freud marketin manav reyonunda çalışıyordu. ,Chuck palahniuk Kavacık-Tokatköy arasında dolmuşçuluk yapıyordu. Bunlardan kimseye bahsetmedim. Benim sırlarım bana deliliğin kapısını açıyordu. O sene dedem öldü. Hiç ağlamadım. Onu son gördüğümde bir devlet hastanesinde yaşamının son iki gününü geçiriyordu, sarılık olmuştu ve ceset olmak için son hazırlıklarını yapıyordu. uzaktan gelen akrabalar için gömmeden önce
yüzünü açtılar, 67 yaşındaydı, genç öldü dediler. insanların ne söylediklerini bilmediklerini o zaman anladım. Acı ve şok anında insan kadar saçmalayan başka bir canlı türü daha yoktu. Zavallı dedem, 67 yıllık yaşamına sadece 3 defa evlenebilmişti.sayısını gerçekten hatılarmıyorum, çok çocuğu vardı. Ben kaç tane olduğundan hiçbir zaman emin olamadığım torunlarından biriydim. bu olaydan dört yıl sonra bir yazıda dedemden bahsedecektim, ve o bana mezarında küfredecekti."Orospi uşaaa.."
ikibinsekizde yılında çok fazla kitap okudum. Çok fazla içki içtim, 3 kadeh vodkanın beni zil zurna sarhoş ettiğini, dört biranın beni saatte üç kez işettiğini ve sarhoşken sevişmenin daha az acı verdiğini öğrendim. dört çeşit sulu yemek yapabiliyor, haberlerde ekonomiye daha fazla kulak asıyor, hava durumunu sikime takmıyordum. Çünkü benim gibi adamlar ertesi gün havanın nasıl olacağı ile ilgilenmez, yağmurda şemsiye açmaz, güneşte şapka takmazdı. Benim doğayla bir meselem yoktu. Benim o zamanlar tek endişem yaşıyor olmaktı.
ikibindokuzda servisten inip eve doğru yürürken küçük prensi simit satarken görürdüm, freud marketin manav reyonunda çalışıyordu. ,Chuck palahniuk Kavacık-Tokatköy arasında dolmuşçuluk yapıyordu. Bunlardan kimseye bahsetmedim. Benim sırlarım bana deliliğin kapısını açıyordu. O sene dedem öldü. Hiç ağlamadım. Onu son gördüğümde bir devlet hastanesinde yaşamının son iki gününü geçiriyordu, sarılık olmuştu ve ceset olmak için son hazırlıklarını yapıyordu. uzaktan gelen akrabalar için gömmeden önce
yüzünü açtılar, 67 yaşındaydı, genç öldü dediler. insanların ne söylediklerini bilmediklerini o zaman anladım. Acı ve şok anında insan kadar saçmalayan başka bir canlı türü daha yoktu. Zavallı dedem, 67 yıllık yaşamına sadece 3 defa evlenebilmişti.sayısını gerçekten hatılarmıyorum, çok çocuğu vardı. Ben kaç tane olduğundan hiçbir zaman emin olamadığım torunlarından biriydim. bu olaydan dört yıl sonra bir yazıda dedemden bahsedecektim, ve o bana mezarında küfredecekti."Orospi uşaaa.."
ikibin on da seviştiğim bir kadın sabah evden çıkarken eric crapton cd'lerimi götürdü. Yeni bir eve taşındım ve balkonda çiçek yetiştirmeye başladım. Deliliğin kendi kendine konuşmak değil, bitkilerle şarkı söylemek olduğunu anladım. Bir hercai menekşem vardı, en az 3 sezen aksu şarkısına vokal yapabiliyordu. Bir ara bir kedim vardı. beni öldürmeye çalıştığını farkettiğimde onu uzak bir yerde terkettim. Üzüldüm. O günden sonra beni öldürmeye çalışan şeyleri sevmeye karar verdim.Kadınlardan başladım. Yatağım hiç toplu olmadı, sık sık çarşaf değiştim. Bazen kediyle aynı fikri taşıyıp kendimi öldürme istedim.
Bir defasında kediyle balkonda oturuyordum. Bira içiyorduk, kafamız güzeldi. Bana baktı ve şöyle söyledi;
Bak dostum ibneliğin lüzumu yok. Seni bozuk para gibi biriktirip sen yapan şeyler geçmişinde kaldı. Eğer mutlu olmak istiyorsan önce kendini öldürmelisin.
Kedinin ne demek istediğini anlamıştım. Siktiğimin kedisi anlamsız anlamsız konuşup kafamı karıştırmaktan başka bir şey yapmıyordu. Ya da konuştukları çok mantıklı şeylerdi de ben anlamıyordum. Kediye güzel bir tekme salladım. siktir git lan dedim, amına koduğumun kedisi, döşemelerin altında fareler cirit atıyor sen bana felsefe yapıyorsun, orospu çocuğu..
kediyle uzun süre konuşmadık.
O günden sonra kimseyle uzun süre konuşmadım. Hatta durumu idare edecek kelime sayısını hiç aşmadım. Annemi geçiştirdim, arkadaşları salladım, yeniden chuck okumaya başladım ve biber dolması yapmayı öğrendim.
Bir defasında kediyle balkonda oturuyordum. Bira içiyorduk, kafamız güzeldi. Bana baktı ve şöyle söyledi;
Bak dostum ibneliğin lüzumu yok. Seni bozuk para gibi biriktirip sen yapan şeyler geçmişinde kaldı. Eğer mutlu olmak istiyorsan önce kendini öldürmelisin.
Kedinin ne demek istediğini anlamıştım. Siktiğimin kedisi anlamsız anlamsız konuşup kafamı karıştırmaktan başka bir şey yapmıyordu. Ya da konuştukları çok mantıklı şeylerdi de ben anlamıyordum. Kediye güzel bir tekme salladım. siktir git lan dedim, amına koduğumun kedisi, döşemelerin altında fareler cirit atıyor sen bana felsefe yapıyorsun, orospu çocuğu..
kediyle uzun süre konuşmadık.
O günden sonra kimseyle uzun süre konuşmadım. Hatta durumu idare edecek kelime sayısını hiç aşmadım. Annemi geçiştirdim, arkadaşları salladım, yeniden chuck okumaya başladım ve biber dolması yapmayı öğrendim.
Hayatımın son profesyonel maçını 21 yaşında bir çocuğa annesi sevinsin diye verdim. Fedakarlık yapmayı o yumrukla öğrendim.
En büyük pişmanlığımı üzerine başka hatalar yaparak kapatmaya çalıştım, bunun işe yaramadığını zor ama öğrendim.
Lüfer yakalamanın mevzusunun iyi yem değil, sağlam zoka olduğunu çubuklu sahilinde kör bir balıkçıdan öğrendim.
Görmenin kalbe yetmediğini uzağında kaldığım bir kadını görmek için şehirler arası otobüsleri aşk nakliye etmek için kullanmaya başladığımda öğrendim.
"Önemli olan ne hissettiğin değil, ne hissettirdiğindir" cümlesini beykoz sahilde konduğu taşta ölmüş bir martıdan öğrendim.
Bir kalbe dolmak için çok sevmenin yeterli olmadığını ise ebemin amını gördüğümde öğrendim.
Ağladım çok o vakit, ağlamak işe yaramıyormuş..
Biri vardı, ondan öğrendim..
Artık soru sorma olur mu, ben soru sormamayı cevapların mutluluk değil, acı getirdiğini fark ettiğimde öğrendim.
Anladın mı ?
En büyük pişmanlığımı üzerine başka hatalar yaparak kapatmaya çalıştım, bunun işe yaramadığını zor ama öğrendim.
Lüfer yakalamanın mevzusunun iyi yem değil, sağlam zoka olduğunu çubuklu sahilinde kör bir balıkçıdan öğrendim.
Görmenin kalbe yetmediğini uzağında kaldığım bir kadını görmek için şehirler arası otobüsleri aşk nakliye etmek için kullanmaya başladığımda öğrendim.
"Önemli olan ne hissettiğin değil, ne hissettirdiğindir" cümlesini beykoz sahilde konduğu taşta ölmüş bir martıdan öğrendim.
Bir kalbe dolmak için çok sevmenin yeterli olmadığını ise ebemin amını gördüğümde öğrendim.
Ağladım çok o vakit, ağlamak işe yaramıyormuş..
Biri vardı, ondan öğrendim..
Artık soru sorma olur mu, ben soru sormamayı cevapların mutluluk değil, acı getirdiğini fark ettiğimde öğrendim.
Anladın mı ?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar