bugün

kıyafetlerinizdeki hafifleyme birlikte içinizinde hafiflemesi, uçuverecek gibi olmanız. doğanın tümüyle renk değiştirmesiyle, artık sabahları güneşin gözünüzü, doğanın yeni renklerinin de içinizi alıp gitmesi. ağaçların silkinip kuru yapraklarından hepten kurtulması, yepyeni taze yapraklar için tomurcuklanmasıyla, sizinde silkinip üzerinizdeki güneşi az görmüş olmanın verdiği kış hüznünü, pusu, tozu atmanız. ışıl bakışlar, sebepsiz sevinçler ve yaşadığınız şehrin baharını görmekle yetinemeyip hep bi yerlere kaçmak arzusunun sizi yoklamaya başlaması.
baharın gelmesiyle güneşli günlere uyanırız
bahçede sümbüller açmıştır, erik ağacındaki beyaz çiçekler yerini küçük, taze yapraklara bırakır, akşam üstü balkonda çay içmenin keyfine doyum olmaz, parklar yemyeşil, çiçekli ve cıvıl cıvıldır. kısaca doğa uyanır...
şenliğin yaklaşması...
her gün biraz daha ince ceketlerle dışarı çıkmaya cesaret edilmesi demektir. sanki gelmek zorunda bırakılıyordur bahar.
iki gün önce olan şey. biriniz de demiyor ki kış bitti. elimde kahve kupası üzerimde sünmüş gri hırka ile duruyorum hala.
© copyright 2005 - 2026