bugün
- günde 3 litre su içen yürüyen damacanalar9
- yemek yapmayı bilmeyen kadın13
- ordunun derelerinin yukarı akmaması6
- recep tayyip erdoğan'ın kazanmasının asıl nedeni8
- geliyor geliyor ismet geliyor3
- denize bakan ev3
- biriyle flörtleşmeye üşenmek4
- iremga32
- ekrem imamoğlu2
- yunusların sapık olması3
- ultraslanın faaliyetlerini durdurması2
- 40 yaşına gelmiş çocuksuz insan4
- azrail gelse ona ne derdiniz14
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorumspor maçı2
- anın görüntüsü28
- aykolik'in her gün mastürbasyon yapması29
- iyi parti vs zafer partisi2
- günaydın çocuklar2
- sözlük erkeklerinin göğüsleri19
- afrika sömürülmese gelişmiş olur muydu5
- modern çağın mutsuzluk nedenleri3
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması27
- mansur yavaş'ın iyi parti'ye geçmesi2
- haftanın gammazları listesi25
- kötü insanlar kötü olduklarının farkında mıdır3
- kızlar acilen konuşmamız gerek19
- akp4
- tem şubenin sözlükte kavga etmesi8
- süleymancılar10
- gammaz arkadaşlar acil baksın8
- uludağdaki gambaz zulmüne uğrayan yazarlar9
- nick vermeden bir yazara seslen11
- sözlük erkeklerinin memeleri8
- narsist birine aşık olmak5
- parcalandim toparlanamiyorum3
- herkese garip size normal gelen şeyler17
- ilk göktürk2
- sibel can'ın uludağ sözlük nicki6
- iki zenciyle aynı odada uyumak9
- bir şey söyle2
- bu saatte hala uyumama sebebi4
- velvet8
- aykolik 31 çekmeyi nerden öğrendi sorunsalı11
- şükredilecek şeyler9
- dayanamayıp kitap almak7
- en sevdiğiniz hayvan4
- sözlüğe efsane filmler bırak7
- kocu7
- ben sözlüğü ciddiye almıyorum karizması11
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği6
aşk üzerinize giyindiğiniz şık bir kostüm gibidir. taşımayı bilirseniz doyumsuz bir tat verir ama taşıyamazsanız elbise üzerinizde kiralık gibi durur. bocalamaktır, bazen de anlamsız şeylerde anlam aramaktır.
fedakarlıktır; kişiliğinizden ödün vermek yıllarca taşıdığınız bedendeki ruhu değişime adapte edebilmektir. Ve en önemlisi aşk iki kişiliktir.
fedakarlıktır; kişiliğinizden ödün vermek yıllarca taşıdığınız bedendeki ruhu değişime adapte edebilmektir. Ve en önemlisi aşk iki kişiliktir.
aşk bir ışıktır, insanın hayatını ve kalbini aydınlatan. bir yanınca, bir daha kolay kolay sönmeyen. ve izleri, yürekten asla silinmeyen. *
aşk, bi merdivenin götürdüğü yere gitmektir. nereye gittiğini bilemezsin. eğer yolun sonu gözükmüyorsa yani yoksa, yorulursun. sonunda dinlenmek için bir tepe yoksa, ya aşağı anlayıp intihar edersin ya da beraber merdivenden çıktığın sana bi tekme koyarak aşağı iter.
aşk... aşk! yüzyıllardır üzerine ne sözler söylendi, ne romanlar yazıldı, ne resimler yapıldı da hala anlatılmaya, ifade edilmeye devam ediliyor... felsefenin de, bilimin de, sanatın da konusu oldu, olmaya da devam edecek... ben de insanoğlunun yaşadığı bu en güzel hissi, duyguyu -tamamen bireysel izlenimlerime dayanarak- kendimce dillendirmeye çalışacağım. yüreğin daha hızlı çarpmasıdır aşk. sadece onu gördüğünüzde değil, onu düşündüğünüzde (aşıkken onu düşünmediğiniz bir an var mıdır acaba?), aklınıza her geldiğinde (aşıkken aklınızdan hiç çıkıyor mu acaba?), kapı çaldığında ya da telefon çaldığında yahut telefonunuza mesaj geldiğinde, 'acaba o mu geldi?' diye kapıya koşmak, 'acaba o mu arıyor?' diye yüreği güp güp ederek telefona sarılmak, 'acaba ondan mı mesaj geldi?' diye sabırsızlıkla mesajın açılmasını beklemek... aşık olduğunuzda, her ama her defasında aynı heyecanı duyumsar, aynı yürek atışını duyar, yüreğin heyecandan ağzına gelmesinin ne demek olduğunu birebir yaşayarak idrak eder, kan dolaşımınızın hızlandığını farkedersiniz. hele telefonda arayanın o olduğunu gördüğünüzde, ne kadar heyecanlı olsanız da, bunu belli etmemek için derin derin 1-2 nefes alarak kendinizi rahatlatmaya çalışır gene de telefonda sesinizin titreyerek çıkmasına engel olamazsınız. geceleri onsuz uyku tutmaz, sabahı edemezsiniz. sürekli onunla ilgili hayaller kurarsınız. gündelik yaşantınızda, aklınız bir karış havaya çıktığı için dalgınlaşır ve suratınıza yerleşen bir tebessüm ile dolaşır durursunuz. artık sabahları bambaşka bir dünyaya uyanırsınız. hayatı daha renkli ve sevgi dolu yaşarsınız. dokunmaya kıyamaz, onu öpmeye doyamazsınız. ilk ten temasını, elini ilk tuttuğunuz anı, onu ilk öptüğünüz anı unutmazsınız. onu koklar, koklakmaktan bitkin düşmek istersiniz. msn kullanıyor ise, işi gücü bırakır, online olmasını dört gözle bekler durursunuz. kimyanız tamamiyle değişir. siz artık eski siz olmazsınız, olamazsınız ki! hormonlarınız değişecek, yaşam alışkanlıklaınız değişecek, belki siz bunların farkında bile olmayacaksınız. kendinize daha dikkat edecek, kendinize özen göstermeye başlayacaksınız. artık hayatınızın anlamı o'dur. aşıksanız, gözünüz ondan başka kimseyi görmez. gerçekten... şarkılarda, şiirlerde, romanlarda, filmlerde onu bulursunuz. o'nun arama ihtimali ile cep telefonunu 24 saat açık tutmak, şarjı bitmesin diye iki pille dolaşmaktır aşk. yaşanması zor ama en güzel duygudur/çiledir. aşk gerçekten her ne kadar anlatılmaya, açıklanmaya çalışılsa da, ancak ve ancak yaşanarak anlaşılabilir...
tek gerçek olanı allah için yaşanandır.
onun senin için yaratıldığına kendini inandırmaktır. eğer onu da inandırırsan mutluluk olur.
2 den sonra ki sayıyı unutmaktır.
acı çekmektir aşk. ne onla ne onsuzdur. kendini ısrarla ondan koparmaya çalışıp yine de uzağa gidemediğinizdir. arada 1000 km de olsa onu istemektir, her türlü.
bulmaktan çok aramaktır.
ayarsız enerji.
dokunmak... ama öyle bir dokunmak ki yakacaksın dokunduğun yeri. göğsünün içindeki lime lime harlanan sızlayan duygu var ya onu süreceksin aya'na, parmak uçlarına. öyle dokunacaksın ki titreyecek yüreğin... bu sancılar alev alev gözlerine değecek öyle bakacaksın sonra. ama öyle bir bakmak ki gözlerinde kıvılcım kıvılcım oynaşan parıltılar sızlatacak onun gözbebeklerini, damla damla yaş olacak... öyle sarsacak öyle kor edecek o yüreği o bakışlar...
ama herpsinden önce aşık olacaksın aşık! öyle bir aşk ki dünyalar kopacak içinden!...
ama herpsinden önce aşık olacaksın aşık! öyle bir aşk ki dünyalar kopacak içinden!...
insanın kendine yakışanı giymesidir.
Soyut, Varlığı duyularla algılanamayan.
aşk yalnızca bir bakıştır. gerisi vesairedir.
hani mustafa kemal'in bir lafı vardır'' geldikleri gibi giderler'' diye, aşk da böyle işte, gittiiği gibi geliyor da...
tolstoy der ki: aşk üremek için bir bahanedir.
"Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
Bir ısıtır,bir üşütür,bir ağlatır,bir güldürür;
Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin."
der büyük üstad...*
Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
Bir ısıtır,bir üşütür,bir ağlatır,bir güldürür;
Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin."
der büyük üstad...*
hayatta başa gelebilecek en güzel şey aşk. her anı bir başka güzel. tohumunun atılması, fışkırması, filizlenmesi her şeyiyle çok güzel, huzur verici... bazen derler ya ölümsüz aşk yoktur. aslında aşk ölümsüzdür bitse bile elinde binlerce anı vardır. bu yüzden bitmez aşklar. sadece yollar ayrılır. yollarını ayıranlar da zaten aşkın değerini hakketmemiş olanlar değil midir?
derlerki eğer gururunu karşıdakine olan sevginden geride tutuyorsan aşıksındır; yalan amına koyayım, bazen öyle bir an gelirki deli gibi sevsen dahi ona geri dönüpte "bak köpek gibi geldi" dedirtmemek için gitmezsin, yalvarmazsın, unutmaya çalışırsın sonrada aşk denen zırva azalır ve biter. belki hayatında aynı şekilde ikinciye aşık olmayacaksındır; fakat olsundur gitsindir. sonunuda klişe bir lafla kapatmak istiyorum affınıza sığınarak. ben gideni değil giden beni kaybetmiştir.
artık gerçekten varolduğuma dair inancımı yavaş yavaş kaybettiğim, ayaklar altına alınmış, kirletilmiş, gerçek anlamını yitirip; basitleşmiş kavram.
soruyoum size;
"yalnız kalmayayım, en güzel yaşlarımı boş geçirmeyim, bi de bununla deneyeyim, hayatıma renk gelsin, oyalanayım" gibi saçmasapan nedenlerle; bedeninizi ya da egonuzu tatmin etmek için, hayatınıza soktuğunuz kişilere gerçekten aşık mısınız yoksa yalnızca, kendinizi mi kandırıyorsunuz?
serdar ortaç ve demet akalın şarkılarındaki gibi basit ve yüzeysel aşk anlayışınız, saçmasapan çarpık ilişkilerinizle sadece kendi ruhlarınızı kirletmekle kalmayıp; aşkı da kirlettiniz, alın sizin olsun... orda, burda yiyişerek doya doya yaşayın aşkınızı...
soruyoum size;
"yalnız kalmayayım, en güzel yaşlarımı boş geçirmeyim, bi de bununla deneyeyim, hayatıma renk gelsin, oyalanayım" gibi saçmasapan nedenlerle; bedeninizi ya da egonuzu tatmin etmek için, hayatınıza soktuğunuz kişilere gerçekten aşık mısınız yoksa yalnızca, kendinizi mi kandırıyorsunuz?
serdar ortaç ve demet akalın şarkılarındaki gibi basit ve yüzeysel aşk anlayışınız, saçmasapan çarpık ilişkilerinizle sadece kendi ruhlarınızı kirletmekle kalmayıp; aşkı da kirlettiniz, alın sizin olsun... orda, burda yiyişerek doya doya yaşayın aşkınızı...
aşk'a aşık olmak benimkisi. merdivenleri koşa koşa çıkıp cama fırlamak son kez görmek için giderken. aşk onun adı benim için. acısıyla tatlısıyla sevinciyle mutluluğuyla heycanıyla hasretiyle özlemiyle vazgeçilmezimsin sen benim. soğuk günlerin sıcaklığı, sıcak günlerin serinliği var yüreğinde.
gideceksin ya uzaklara korkma sakın, döndüğünde bir bu kadar daha büyütücem aşkını, aşkı, aşkımızı.
yazdın ya sen beni kendine bende seni yazdım ömrüme. çoktan hemde...
gideceksin ya uzaklara korkma sakın, döndüğünde bir bu kadar daha büyütücem aşkını, aşkı, aşkımızı.
yazdın ya sen beni kendine bende seni yazdım ömrüme. çoktan hemde...
kırmızı bir fonda siyah beyaz şarkılardır.
hayatın anlamıdır, dolayısı ile hep aranmaktadır.
aşk, sevdiğinin adını dillendirmemektir..
hakkinda bu kadar cok entry girilmesi gereksizdir. olmayan bir seyi varmis gibi göstermeye gerek yok.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar