bugün
- yaşam enerjisi veren şeyler3
- 29 ağustos 2026 galatasaray göztepe maçı4
- zorunlu eğitim17
- lokum gibi2
- rafael leao24
- sarapci koala69
- sabahları nefret edilen şeyler15
- karı kıza para yedirir misiniz7
- günün sözü20
- ismet özel der ki3
- türkiye16
- ateistlerin yaşama amacı25
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı6
- galatasaray'ın çok ballı kura çekmesi23
- sözlüğün en sevilen yazarı38
- erkeklerin istediği tek şey17
- kendisine şiir yazılan kadın olmak ister miydiniz9
- biraderlerin vurduyor olması12
- gece araba sürerken dinlenecek şarkılar9
- sarapci diye nick alan akpli17
- mehmet ali alabora7
- biraderine de sana da yeter artık7
- iş yerinde sözlükte takılmak15
- sikerim böyle hayatı deyip 7/24 taksicilik yapmak2
- en son ne zaman namaz kıldın13
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı50
- ayağı şiir kokan kadın6
- akp2
- fener balı15
- gece tuvalette zıplayan fil görmek5
- karşı partiye oy veren arkadaşınıza küser misiniz13
- fenerbahçe vs galatasaray26
- biraderizm felsefesi6
- gerçekliğin zihinle genişleyerek yaratılması9
- bir dinciyle tartışmak5
- manifest11
- yeni tasarıma tek tıkla eskiye göt vererek geçmek9
- cin görmüş yazarlar4
- telefon zil sesini ilahi yapan anadolu çomarı3
- dayak yiyen kadının şikayetçi olmaması11
- teröriste sövmek artık yasak23
- deniz göktaş5
- gece şahin içinde lapsekili tayfur dinlemek4
- 27 ağustos 2026 şampiyonlar ligi kura çekimi22
- sorgulayan aklı insana kim verdi19
- öldükten sonra 2865 te dirilmek4
- kapadokya23
- gece herkes uyurken otele gelen kapüşonlu adam2
- game of thrones taki kerhaneci13
- pikap3
bir aylin cansu şiiri;
Sevgilim,
Sana sevgilim diyorum.
"Ayrılık da sevdaya dahil çünkü;
ayrılanlar hâlâ sevgili" dediği gibi ilhan'ın.
Sevgilim, sana sevgilim diyorum,
bir daha hiç demeyeceğim içindir belki.
"Ayrılmamız neyi değiştirecek
ayrılık, yüreğimden silip atabilir mi seni?" derdin.
Kimbilir...
Bu sana son yazışım.
Sözcüklere yüklemeye çalıştığım duygularım,
beyaz kağıtların keskin kenarlarıyla
nasıl da parçalanıyor böyle.
ilk kez, yazmak böyle zor, anlatmak, bu kadar olanaksız.
içimde çağıldayan herşeyin,
sana doğru aktığını duyup da bunu anlatamamak.
Ne acı...
Oysa, seni her düşündüğümde,
sesim, zamanın ve mekânın olmadığı
görünmeyen ince ipeksi bir yolda ilerleyip
kulaklarına akmadı mı?
Her düşündüğümde seni, yapmam gereken sadece izlemekti.
Ruhumun sana akışı, hızlı ama bir o kadar yavaş,
delice ama bir o kadar sakin,
coşkuyla ama nasıl huzurlu bir çağlamaydı onların hepsi.
Hemen duyardın, büyük kalabalıklarda,
iki kişilik yalnızlıklarda,
ya da gözlerin maviliklere kilitlenmiş. Duyardın...
Hâlâ duyuyorsun.
Şimdi, şuan seninle konuşurken,
ruhunda geziniyorum yine.
Baktığın yerden uzaklaşan bakışlarını,
o kimselere hissettirmediğin bir anlık dalgınlığı,
sadece anın yakaladığı o ince sızıyı...
Kapa gözlerini!
Sen hep duyacak mısın beni,
ben hep anlatacak mıyım bilmiyorum...
Ama madem ayrılanlar hâlâ sevgili,
ayrılanlar hâlâ sevdalı.
Bu ayrılıkta bitmeli...
Ayrılık...
Ne çok korkardık bu sözcüğe yüklenen anlamdan.
Oysa şimdi anlıyorum ki, ayrılığın kendisi değil,
ayrılmakmış asıl zor olan.
Ayrılmayı başarana kadar yaşanılanlar,
o kanatan acıtan korkulu bekleyişler...
O kopuşu yaşamak, artık başka biri değil,
sen olan o varlığı olduğu yerden çıkarmaya çalışmak,
Ağlayarak git artık içimden diyebilmek
ama daha derken pişman olup
hayır kal ne olur diye yalvarmak...
Ne kadar zordu...
Öyle içimdeydin ki, seni ordan çıkarmak
kendimi paramparça etmek demekti.
Ayrılık...
O kanlı zafer... Şimdi paylaştığımız işte bu.
içimizde o boşluğun büyük acısı
yüzümüzde birbirimizin kanı var hâlâ...
Sevgilim,
Sevgilim diyorum son kez sana.
Bir daha demiyeceğimdendir bu ve bir daha
yazmayacağımdan. Ayrılık da bitmeli..
Sevgilim,
Sana sevgilim diyorum.
"Ayrılık da sevdaya dahil çünkü;
ayrılanlar hâlâ sevgili" dediği gibi ilhan'ın.
Sevgilim, sana sevgilim diyorum,
bir daha hiç demeyeceğim içindir belki.
"Ayrılmamız neyi değiştirecek
ayrılık, yüreğimden silip atabilir mi seni?" derdin.
Kimbilir...
Bu sana son yazışım.
Sözcüklere yüklemeye çalıştığım duygularım,
beyaz kağıtların keskin kenarlarıyla
nasıl da parçalanıyor böyle.
ilk kez, yazmak böyle zor, anlatmak, bu kadar olanaksız.
içimde çağıldayan herşeyin,
sana doğru aktığını duyup da bunu anlatamamak.
Ne acı...
Oysa, seni her düşündüğümde,
sesim, zamanın ve mekânın olmadığı
görünmeyen ince ipeksi bir yolda ilerleyip
kulaklarına akmadı mı?
Her düşündüğümde seni, yapmam gereken sadece izlemekti.
Ruhumun sana akışı, hızlı ama bir o kadar yavaş,
delice ama bir o kadar sakin,
coşkuyla ama nasıl huzurlu bir çağlamaydı onların hepsi.
Hemen duyardın, büyük kalabalıklarda,
iki kişilik yalnızlıklarda,
ya da gözlerin maviliklere kilitlenmiş. Duyardın...
Hâlâ duyuyorsun.
Şimdi, şuan seninle konuşurken,
ruhunda geziniyorum yine.
Baktığın yerden uzaklaşan bakışlarını,
o kimselere hissettirmediğin bir anlık dalgınlığı,
sadece anın yakaladığı o ince sızıyı...
Kapa gözlerini!
Sen hep duyacak mısın beni,
ben hep anlatacak mıyım bilmiyorum...
Ama madem ayrılanlar hâlâ sevgili,
ayrılanlar hâlâ sevdalı.
Bu ayrılıkta bitmeli...
Ayrılık...
Ne çok korkardık bu sözcüğe yüklenen anlamdan.
Oysa şimdi anlıyorum ki, ayrılığın kendisi değil,
ayrılmakmış asıl zor olan.
Ayrılmayı başarana kadar yaşanılanlar,
o kanatan acıtan korkulu bekleyişler...
O kopuşu yaşamak, artık başka biri değil,
sen olan o varlığı olduğu yerden çıkarmaya çalışmak,
Ağlayarak git artık içimden diyebilmek
ama daha derken pişman olup
hayır kal ne olur diye yalvarmak...
Ne kadar zordu...
Öyle içimdeydin ki, seni ordan çıkarmak
kendimi paramparça etmek demekti.
Ayrılık...
O kanlı zafer... Şimdi paylaştığımız işte bu.
içimizde o boşluğun büyük acısı
yüzümüzde birbirimizin kanı var hâlâ...
Sevgilim,
Sevgilim diyorum son kez sana.
Bir daha demiyeceğimdendir bu ve bir daha
yazmayacağımdan. Ayrılık da bitmeli..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar