bugün
- uludağ sözlük ten faşizm'i söküp atacağız7
- aktroller4
- antipanik9
- gökçek ailesinin almanya daki milyonluk serveti6
- kara çarşaf giymek isteyen türkiyeye5
- sosyalist reisçi4
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları6
- bana bir latte lütfen diyen erkek4
- akp5
- türkiye20
- bir kıza sarılıp saçlarını koklamak3
- stella artois3
- bir bankta oturup banka oturanlara hikaye anlatmak3
- 1 saat içinde nihayet yedinci entryi girmek2
- sözlük yazarlarının saatleri6
- günün sözü22
- sovyetler birliği2
- yaşam enerjisi veren şeyler5
- ateistlerin yaşama amacı28
- japonca2
- game of thrones taki kel komplocu dayı2
- zorunlu eğitim18
- vapurla iskele arasına düşmek2
- simitlere marti atmak2
- karı kıza para yedirir misiniz8
- birader başlığına kızan yazarlar2
- sabahları nefret edilen şeyler16
- iletişim başkanlığı'nın türk dizileri toplantısı2
- sarapci koala69
- rafael leao24
- 29 ağustos 2026 galatasaray göztepe maçı4
- lokum gibi3
- sözlüğün en sevilen yazarı38
- galatasaray'ın çok ballı kura çekmesi23
- erkeklerin istediği tek şey17
- koala görünce eksiyi basmak7
- kendisine şiir yazılan kadın olmak ister miydiniz9
- ölümden sonra hiçlik ümidi2
- sarapci diye nick alan akpli17
- recep tayyip erdoğan23
- biraderlerin vurduyor olması12
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı50
- iş yerinde sözlükte takılmak15
- en son ne zaman namaz kıldın13
- gece araba sürerken dinlenecek şarkılar9
- mehmet ali alabora7
- biraderine de sana da yeter artık7
- fener balı15
- fenerbahçe vs galatasaray26
- karşı partiye oy veren arkadaşınıza küser misiniz13
bir aylin cansu şiiri;
Sevgilim,
Sana sevgilim diyorum.
"Ayrılık da sevdaya dahil çünkü;
ayrılanlar hâlâ sevgili" dediği gibi ilhan'ın.
Sevgilim, sana sevgilim diyorum,
bir daha hiç demeyeceğim içindir belki.
"Ayrılmamız neyi değiştirecek
ayrılık, yüreğimden silip atabilir mi seni?" derdin.
Kimbilir...
Bu sana son yazışım.
Sözcüklere yüklemeye çalıştığım duygularım,
beyaz kağıtların keskin kenarlarıyla
nasıl da parçalanıyor böyle.
ilk kez, yazmak böyle zor, anlatmak, bu kadar olanaksız.
içimde çağıldayan herşeyin,
sana doğru aktığını duyup da bunu anlatamamak.
Ne acı...
Oysa, seni her düşündüğümde,
sesim, zamanın ve mekânın olmadığı
görünmeyen ince ipeksi bir yolda ilerleyip
kulaklarına akmadı mı?
Her düşündüğümde seni, yapmam gereken sadece izlemekti.
Ruhumun sana akışı, hızlı ama bir o kadar yavaş,
delice ama bir o kadar sakin,
coşkuyla ama nasıl huzurlu bir çağlamaydı onların hepsi.
Hemen duyardın, büyük kalabalıklarda,
iki kişilik yalnızlıklarda,
ya da gözlerin maviliklere kilitlenmiş. Duyardın...
Hâlâ duyuyorsun.
Şimdi, şuan seninle konuşurken,
ruhunda geziniyorum yine.
Baktığın yerden uzaklaşan bakışlarını,
o kimselere hissettirmediğin bir anlık dalgınlığı,
sadece anın yakaladığı o ince sızıyı...
Kapa gözlerini!
Sen hep duyacak mısın beni,
ben hep anlatacak mıyım bilmiyorum...
Ama madem ayrılanlar hâlâ sevgili,
ayrılanlar hâlâ sevdalı.
Bu ayrılıkta bitmeli...
Ayrılık...
Ne çok korkardık bu sözcüğe yüklenen anlamdan.
Oysa şimdi anlıyorum ki, ayrılığın kendisi değil,
ayrılmakmış asıl zor olan.
Ayrılmayı başarana kadar yaşanılanlar,
o kanatan acıtan korkulu bekleyişler...
O kopuşu yaşamak, artık başka biri değil,
sen olan o varlığı olduğu yerden çıkarmaya çalışmak,
Ağlayarak git artık içimden diyebilmek
ama daha derken pişman olup
hayır kal ne olur diye yalvarmak...
Ne kadar zordu...
Öyle içimdeydin ki, seni ordan çıkarmak
kendimi paramparça etmek demekti.
Ayrılık...
O kanlı zafer... Şimdi paylaştığımız işte bu.
içimizde o boşluğun büyük acısı
yüzümüzde birbirimizin kanı var hâlâ...
Sevgilim,
Sevgilim diyorum son kez sana.
Bir daha demiyeceğimdendir bu ve bir daha
yazmayacağımdan. Ayrılık da bitmeli..
Sevgilim,
Sana sevgilim diyorum.
"Ayrılık da sevdaya dahil çünkü;
ayrılanlar hâlâ sevgili" dediği gibi ilhan'ın.
Sevgilim, sana sevgilim diyorum,
bir daha hiç demeyeceğim içindir belki.
"Ayrılmamız neyi değiştirecek
ayrılık, yüreğimden silip atabilir mi seni?" derdin.
Kimbilir...
Bu sana son yazışım.
Sözcüklere yüklemeye çalıştığım duygularım,
beyaz kağıtların keskin kenarlarıyla
nasıl da parçalanıyor böyle.
ilk kez, yazmak böyle zor, anlatmak, bu kadar olanaksız.
içimde çağıldayan herşeyin,
sana doğru aktığını duyup da bunu anlatamamak.
Ne acı...
Oysa, seni her düşündüğümde,
sesim, zamanın ve mekânın olmadığı
görünmeyen ince ipeksi bir yolda ilerleyip
kulaklarına akmadı mı?
Her düşündüğümde seni, yapmam gereken sadece izlemekti.
Ruhumun sana akışı, hızlı ama bir o kadar yavaş,
delice ama bir o kadar sakin,
coşkuyla ama nasıl huzurlu bir çağlamaydı onların hepsi.
Hemen duyardın, büyük kalabalıklarda,
iki kişilik yalnızlıklarda,
ya da gözlerin maviliklere kilitlenmiş. Duyardın...
Hâlâ duyuyorsun.
Şimdi, şuan seninle konuşurken,
ruhunda geziniyorum yine.
Baktığın yerden uzaklaşan bakışlarını,
o kimselere hissettirmediğin bir anlık dalgınlığı,
sadece anın yakaladığı o ince sızıyı...
Kapa gözlerini!
Sen hep duyacak mısın beni,
ben hep anlatacak mıyım bilmiyorum...
Ama madem ayrılanlar hâlâ sevgili,
ayrılanlar hâlâ sevdalı.
Bu ayrılıkta bitmeli...
Ayrılık...
Ne çok korkardık bu sözcüğe yüklenen anlamdan.
Oysa şimdi anlıyorum ki, ayrılığın kendisi değil,
ayrılmakmış asıl zor olan.
Ayrılmayı başarana kadar yaşanılanlar,
o kanatan acıtan korkulu bekleyişler...
O kopuşu yaşamak, artık başka biri değil,
sen olan o varlığı olduğu yerden çıkarmaya çalışmak,
Ağlayarak git artık içimden diyebilmek
ama daha derken pişman olup
hayır kal ne olur diye yalvarmak...
Ne kadar zordu...
Öyle içimdeydin ki, seni ordan çıkarmak
kendimi paramparça etmek demekti.
Ayrılık...
O kanlı zafer... Şimdi paylaştığımız işte bu.
içimizde o boşluğun büyük acısı
yüzümüzde birbirimizin kanı var hâlâ...
Sevgilim,
Sevgilim diyorum son kez sana.
Bir daha demiyeceğimdendir bu ve bir daha
yazmayacağımdan. Ayrılık da bitmeli..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar