bugün
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler73
- kolye24
- bileklik11
- kaplan11
- eskortluk yapan sözlük yazarı27
- aslan9
- zürafa13
- queen ravenna büyücülük okulu20
- kalp14
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- karton toplayan cocuk vs yogartiksen13
- yogartiksen35
- kartal5
- timsah5
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek49
- nervio adlı yazara uyarı7
- yazarların sahip olmak istedikleri süper güçler5
- türkiye15
- sözlüğün tat vermemesi12
- amin güzelmiş diyen tip9
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı74
- eskorta para verecek kadar düşmek7
- sinem dedetaş'ın ahında boğulacaksınız20
- yılmaz güney adamlığı12
- sözlüğün artık ciddiyetini yitirmesi9
- arkadaşlar burçlar yalan çıktı7
- içine cin giren insan nasıl kurtulur4
- sözlükteki bölücüler16
- exlerle arkadaş kalmak8
- ağlıyorum sözlük20
- cezaevine girmek için rte'ye hakaret eden adam11
- 850 000 000 000 tl3
- birilerinden sevgi beklemek4
- amazon com tr5
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı84
- 15 ekim 2026 hoffenheim beşiktaş maçı21
- beşiktaş12
- verginin hırsızlık olup olmaması5
- romanya11
- tutmayınca entry silmek4
- sözlük kapatılsın9
- whatsapptan gelen mesajları cevaplamayan erkek5
- fake hesabı ifşa olan sözlük kezbanı6
- bibik uyumuş olmalı4
- arap adam olsaydı6
- sen farklısın diyen erkek20
- karı kız için sözlüğe gelen tipler4
- cuma namazına gitmek yerine sözlükte takılmak16
- akp döneminde gerçekleşmiştir2
- futbol14
murat belge'nin 11 temmuz 2006 tarihli yazısı. *
Ayasofya konusu
Ayasofya ile ilgili birtakım sevimsiz gelişmeler olduğunu duyuyorum. Sabah'ın pazar ekinde bunlarla ilgili birkaç şey söyledim. Ama gazeteye bakınca, sözlerin sayfaya sığmadığını ve kısaltıldığını gördüm. Ne dediğim anlaşılmayacak şekilde kısalmış; onun için, burada tekrar konuyu anlatmaya karar verdim.
Ayasofya bütün insanlık mirasının önemli bir parçası olduğu için, bugünün dünyasında bir müze olarak var olması bence en iyi durum.
Ama birileri bunu bütünüyle camiye dönüştürme projesinin peşinde. Her zaman olmuştur böyle bir kesim, şimdi olması da normaldir. O kesimden olanlara pek fazla dert anlatılabileceği kanısında değilim, ama genel kamuoyunun bu konuda net bir tutum edinmesi iyi olur.
Şu yaşadığımız çağda dünyaya 'fütuhat' değerleri çerçevesinden bakma konusuna gelip dayanıyor, sürüp giden şu Ayasofya teranesi. Bunun ne kadar yanlış, ne kadar çağdışı bir özlem olduğu üzerinde söz söylemek fuzuli görünüyor. Ama o türlü değerlerden yana olanların, 'mantıki' değil, 'duygusal' bir ihtiyacı var böyle bakmaya. Bunun önemli bir kısmı da halen yürürlükte olan eğitim sistemimizin insanlara aşıladığı bir ruh hali. Bunlar hepsi çok önemli sorunlar.
Ancak, öncelikle söylemek istediğim şey şu: bütün bu marazi duygular içinde Ayasofya'yı cami yaptığımızda, atalarımızın mirasına uygun davranmış, onların 'ruhunu sevindirmiş' olmayız.
15. yüzyılın ideolojisinde onlar fethettikleri yerin kiliselerini camiye çevirirken, 'ehl-i kitab' insanların ibadethanelerine saygı göstermiş oluyorlardı. Yukarıda dediğim, 'insanlık mirasına sahip çıkma'nın 15. yüzyıldaki karşılığı buydu çünkü.
Ama 21. yüzyıldaki biçimi bu değil.
21. yüzyılda Ayasofya'yı ve benzerlerini cami yaptığınızda, söylemek istediğiniz, 'Ben güçlüyüm, yayılırım, fethettiğim her şeyi de gücümün kanıtı olarak kendi meşrebime uydururum' demek oluyor.
Pazar ekinde kısaltmadan ötürü kaybolan kısım, Vefa Kilise Camii hakkındaydı. Bunun bir adı da Molla Gürani'dir. Camiye çeviren, Fatih'in hocası Molla Gürani'yse gerçekten, daha da ilginç. Yanına bir minare eklenmiş, ama sanki ta başından birlikte yapılmışlar gibi, eklenen öylesine uygun ana binaya. Minarenin şerefesinde, içeriye bakan, yani dışından görünmeyen bir tavus rölyefi vardır. Belli ki bir Bizans ürünü ve muhtemelen kilisenin bir parçasıydı. 'Suret', malum, islam'a aykırı. Ama ne yapmış, bir rölyefini yok olmasın diye şerefede kullanmış, 'insanlık mirası'nı böyle korumuş. Atalarımızdan bu insanlık dersini mi alalım, yoksa 'Mılıcımla kazandım' böbürlenmesini mi?
Söz konusu binanın giriş (narteks) kısmında, epey silikleşmiş halde, freskler seçilebilirdi. 80'lerde buraya atanan hoca badanayla örttü bunları.
istanbul'un fethinden 1980'lere kadar, 'atalarımız', o fresklerin üstüne badana çekme gereği duymamıştı (18. yüzyıla kadar Ayasofya içinde de bunu yapmadıkları gibi). Bu durumda, 80'lerde o badanayı yapan hoca, 'atalarının geleneği'ne mi uyuyor?
Yoksa böyle yaptığını sanarak, bu çağın komplekslerinden, öfke ve düşmanlıklarından oluşmuş, yaşatan değil, tahrip eden yeni bir gelenek mi başlatıyor.
Kamuoyunun net tavır alması gereken seçme bu.
Ayasofya konusu
Ayasofya ile ilgili birtakım sevimsiz gelişmeler olduğunu duyuyorum. Sabah'ın pazar ekinde bunlarla ilgili birkaç şey söyledim. Ama gazeteye bakınca, sözlerin sayfaya sığmadığını ve kısaltıldığını gördüm. Ne dediğim anlaşılmayacak şekilde kısalmış; onun için, burada tekrar konuyu anlatmaya karar verdim.
Ayasofya bütün insanlık mirasının önemli bir parçası olduğu için, bugünün dünyasında bir müze olarak var olması bence en iyi durum.
Ama birileri bunu bütünüyle camiye dönüştürme projesinin peşinde. Her zaman olmuştur böyle bir kesim, şimdi olması da normaldir. O kesimden olanlara pek fazla dert anlatılabileceği kanısında değilim, ama genel kamuoyunun bu konuda net bir tutum edinmesi iyi olur.
Şu yaşadığımız çağda dünyaya 'fütuhat' değerleri çerçevesinden bakma konusuna gelip dayanıyor, sürüp giden şu Ayasofya teranesi. Bunun ne kadar yanlış, ne kadar çağdışı bir özlem olduğu üzerinde söz söylemek fuzuli görünüyor. Ama o türlü değerlerden yana olanların, 'mantıki' değil, 'duygusal' bir ihtiyacı var böyle bakmaya. Bunun önemli bir kısmı da halen yürürlükte olan eğitim sistemimizin insanlara aşıladığı bir ruh hali. Bunlar hepsi çok önemli sorunlar.
Ancak, öncelikle söylemek istediğim şey şu: bütün bu marazi duygular içinde Ayasofya'yı cami yaptığımızda, atalarımızın mirasına uygun davranmış, onların 'ruhunu sevindirmiş' olmayız.
15. yüzyılın ideolojisinde onlar fethettikleri yerin kiliselerini camiye çevirirken, 'ehl-i kitab' insanların ibadethanelerine saygı göstermiş oluyorlardı. Yukarıda dediğim, 'insanlık mirasına sahip çıkma'nın 15. yüzyıldaki karşılığı buydu çünkü.
Ama 21. yüzyıldaki biçimi bu değil.
21. yüzyılda Ayasofya'yı ve benzerlerini cami yaptığınızda, söylemek istediğiniz, 'Ben güçlüyüm, yayılırım, fethettiğim her şeyi de gücümün kanıtı olarak kendi meşrebime uydururum' demek oluyor.
Pazar ekinde kısaltmadan ötürü kaybolan kısım, Vefa Kilise Camii hakkındaydı. Bunun bir adı da Molla Gürani'dir. Camiye çeviren, Fatih'in hocası Molla Gürani'yse gerçekten, daha da ilginç. Yanına bir minare eklenmiş, ama sanki ta başından birlikte yapılmışlar gibi, eklenen öylesine uygun ana binaya. Minarenin şerefesinde, içeriye bakan, yani dışından görünmeyen bir tavus rölyefi vardır. Belli ki bir Bizans ürünü ve muhtemelen kilisenin bir parçasıydı. 'Suret', malum, islam'a aykırı. Ama ne yapmış, bir rölyefini yok olmasın diye şerefede kullanmış, 'insanlık mirası'nı böyle korumuş. Atalarımızdan bu insanlık dersini mi alalım, yoksa 'Mılıcımla kazandım' böbürlenmesini mi?
Söz konusu binanın giriş (narteks) kısmında, epey silikleşmiş halde, freskler seçilebilirdi. 80'lerde buraya atanan hoca badanayla örttü bunları.
istanbul'un fethinden 1980'lere kadar, 'atalarımız', o fresklerin üstüne badana çekme gereği duymamıştı (18. yüzyıla kadar Ayasofya içinde de bunu yapmadıkları gibi). Bu durumda, 80'lerde o badanayı yapan hoca, 'atalarının geleneği'ne mi uyuyor?
Yoksa böyle yaptığını sanarak, bu çağın komplekslerinden, öfke ve düşmanlıklarından oluşmuş, yaşatan değil, tahrip eden yeni bir gelenek mi başlatıyor.
Kamuoyunun net tavır alması gereken seçme bu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar