bugün
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler34
- ilkokul bebesine türbanı savunmak62
- sinem dedetaş'ın ahında boğulacaksınız20
- sözlükteki bölücüler14
- cezaevine girmek için rte'ye hakaret eden adam7
- ağlıyorum sözlük21
- libya4
- fon vurgunu21
- bebek katili ama nelson mandela3
- çıplak ayakla araba kullanmak3
- dem parti'nin dönüş takvimi beklentisi3
- mutlu günlerin yakın olması4
- mantı2
- türk arapsız yaşayamaz8
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek41
- istanbul'un göbeğinde 3 gün elektrik olmaması4
- bütün yazarların birbirine sarılması3
- cuma namazına gitmek yerine sözlükte takılmak16
- cumaya gitmeyen erkekleri aşağılayan kadın6
- ayak yüzüğü2
- ayak2
- seren serengil6
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı74
- 15 ekim 2026 hoffenheim beşiktaş maçı20
- osmanlı cehalet ve budalalık imparatorluğuydu4
- benim de devletim olsun diyen kürt5
- süper lig maçlarının artık izlenemez olması2
- boğa burcu kadın2
- güzel müzik klipleri3
- gilded'in gözyaşları6
- ahmet hakan'ın ben böyle yağmur görmedim yazısı11
- sözlük fight club2
- manifest dinleyen erkek10
- donuzlanan başlığıma yazmasın8
- türkiye ağır sanayiyi batı'dan öğrenmiştir3
- sen farklısın diyen erkek20
- beşiktaş10
- beni seviyor musun sözlük16
- roma2
- mutlu ama uzak olsun2
- sözlük ablası16
- sabahları 2 simit 2 açma 2 poğaça yiyen insan8
- hadise2
- uludağ sözlükte acemi eğitimi alıp ekşi ye gitmek2
- 30 yaş üstü erkeklerin patatese dönmes8
- aşk7
- 16 ekim 20262
- adana adliyesi nde kavga sanatlarını öğrenmek4
- uludağ sözlük 03 00 te sigara yakıyoruz kampanyası2
- bulgaristan3
murat belge'nin 11 temmuz 2006 tarihli yazısı. *
Ayasofya konusu
Ayasofya ile ilgili birtakım sevimsiz gelişmeler olduğunu duyuyorum. Sabah'ın pazar ekinde bunlarla ilgili birkaç şey söyledim. Ama gazeteye bakınca, sözlerin sayfaya sığmadığını ve kısaltıldığını gördüm. Ne dediğim anlaşılmayacak şekilde kısalmış; onun için, burada tekrar konuyu anlatmaya karar verdim.
Ayasofya bütün insanlık mirasının önemli bir parçası olduğu için, bugünün dünyasında bir müze olarak var olması bence en iyi durum.
Ama birileri bunu bütünüyle camiye dönüştürme projesinin peşinde. Her zaman olmuştur böyle bir kesim, şimdi olması da normaldir. O kesimden olanlara pek fazla dert anlatılabileceği kanısında değilim, ama genel kamuoyunun bu konuda net bir tutum edinmesi iyi olur.
Şu yaşadığımız çağda dünyaya 'fütuhat' değerleri çerçevesinden bakma konusuna gelip dayanıyor, sürüp giden şu Ayasofya teranesi. Bunun ne kadar yanlış, ne kadar çağdışı bir özlem olduğu üzerinde söz söylemek fuzuli görünüyor. Ama o türlü değerlerden yana olanların, 'mantıki' değil, 'duygusal' bir ihtiyacı var böyle bakmaya. Bunun önemli bir kısmı da halen yürürlükte olan eğitim sistemimizin insanlara aşıladığı bir ruh hali. Bunlar hepsi çok önemli sorunlar.
Ancak, öncelikle söylemek istediğim şey şu: bütün bu marazi duygular içinde Ayasofya'yı cami yaptığımızda, atalarımızın mirasına uygun davranmış, onların 'ruhunu sevindirmiş' olmayız.
15. yüzyılın ideolojisinde onlar fethettikleri yerin kiliselerini camiye çevirirken, 'ehl-i kitab' insanların ibadethanelerine saygı göstermiş oluyorlardı. Yukarıda dediğim, 'insanlık mirasına sahip çıkma'nın 15. yüzyıldaki karşılığı buydu çünkü.
Ama 21. yüzyıldaki biçimi bu değil.
21. yüzyılda Ayasofya'yı ve benzerlerini cami yaptığınızda, söylemek istediğiniz, 'Ben güçlüyüm, yayılırım, fethettiğim her şeyi de gücümün kanıtı olarak kendi meşrebime uydururum' demek oluyor.
Pazar ekinde kısaltmadan ötürü kaybolan kısım, Vefa Kilise Camii hakkındaydı. Bunun bir adı da Molla Gürani'dir. Camiye çeviren, Fatih'in hocası Molla Gürani'yse gerçekten, daha da ilginç. Yanına bir minare eklenmiş, ama sanki ta başından birlikte yapılmışlar gibi, eklenen öylesine uygun ana binaya. Minarenin şerefesinde, içeriye bakan, yani dışından görünmeyen bir tavus rölyefi vardır. Belli ki bir Bizans ürünü ve muhtemelen kilisenin bir parçasıydı. 'Suret', malum, islam'a aykırı. Ama ne yapmış, bir rölyefini yok olmasın diye şerefede kullanmış, 'insanlık mirası'nı böyle korumuş. Atalarımızdan bu insanlık dersini mi alalım, yoksa 'Mılıcımla kazandım' böbürlenmesini mi?
Söz konusu binanın giriş (narteks) kısmında, epey silikleşmiş halde, freskler seçilebilirdi. 80'lerde buraya atanan hoca badanayla örttü bunları.
istanbul'un fethinden 1980'lere kadar, 'atalarımız', o fresklerin üstüne badana çekme gereği duymamıştı (18. yüzyıla kadar Ayasofya içinde de bunu yapmadıkları gibi). Bu durumda, 80'lerde o badanayı yapan hoca, 'atalarının geleneği'ne mi uyuyor?
Yoksa böyle yaptığını sanarak, bu çağın komplekslerinden, öfke ve düşmanlıklarından oluşmuş, yaşatan değil, tahrip eden yeni bir gelenek mi başlatıyor.
Kamuoyunun net tavır alması gereken seçme bu.
Ayasofya konusu
Ayasofya ile ilgili birtakım sevimsiz gelişmeler olduğunu duyuyorum. Sabah'ın pazar ekinde bunlarla ilgili birkaç şey söyledim. Ama gazeteye bakınca, sözlerin sayfaya sığmadığını ve kısaltıldığını gördüm. Ne dediğim anlaşılmayacak şekilde kısalmış; onun için, burada tekrar konuyu anlatmaya karar verdim.
Ayasofya bütün insanlık mirasının önemli bir parçası olduğu için, bugünün dünyasında bir müze olarak var olması bence en iyi durum.
Ama birileri bunu bütünüyle camiye dönüştürme projesinin peşinde. Her zaman olmuştur böyle bir kesim, şimdi olması da normaldir. O kesimden olanlara pek fazla dert anlatılabileceği kanısında değilim, ama genel kamuoyunun bu konuda net bir tutum edinmesi iyi olur.
Şu yaşadığımız çağda dünyaya 'fütuhat' değerleri çerçevesinden bakma konusuna gelip dayanıyor, sürüp giden şu Ayasofya teranesi. Bunun ne kadar yanlış, ne kadar çağdışı bir özlem olduğu üzerinde söz söylemek fuzuli görünüyor. Ama o türlü değerlerden yana olanların, 'mantıki' değil, 'duygusal' bir ihtiyacı var böyle bakmaya. Bunun önemli bir kısmı da halen yürürlükte olan eğitim sistemimizin insanlara aşıladığı bir ruh hali. Bunlar hepsi çok önemli sorunlar.
Ancak, öncelikle söylemek istediğim şey şu: bütün bu marazi duygular içinde Ayasofya'yı cami yaptığımızda, atalarımızın mirasına uygun davranmış, onların 'ruhunu sevindirmiş' olmayız.
15. yüzyılın ideolojisinde onlar fethettikleri yerin kiliselerini camiye çevirirken, 'ehl-i kitab' insanların ibadethanelerine saygı göstermiş oluyorlardı. Yukarıda dediğim, 'insanlık mirasına sahip çıkma'nın 15. yüzyıldaki karşılığı buydu çünkü.
Ama 21. yüzyıldaki biçimi bu değil.
21. yüzyılda Ayasofya'yı ve benzerlerini cami yaptığınızda, söylemek istediğiniz, 'Ben güçlüyüm, yayılırım, fethettiğim her şeyi de gücümün kanıtı olarak kendi meşrebime uydururum' demek oluyor.
Pazar ekinde kısaltmadan ötürü kaybolan kısım, Vefa Kilise Camii hakkındaydı. Bunun bir adı da Molla Gürani'dir. Camiye çeviren, Fatih'in hocası Molla Gürani'yse gerçekten, daha da ilginç. Yanına bir minare eklenmiş, ama sanki ta başından birlikte yapılmışlar gibi, eklenen öylesine uygun ana binaya. Minarenin şerefesinde, içeriye bakan, yani dışından görünmeyen bir tavus rölyefi vardır. Belli ki bir Bizans ürünü ve muhtemelen kilisenin bir parçasıydı. 'Suret', malum, islam'a aykırı. Ama ne yapmış, bir rölyefini yok olmasın diye şerefede kullanmış, 'insanlık mirası'nı böyle korumuş. Atalarımızdan bu insanlık dersini mi alalım, yoksa 'Mılıcımla kazandım' böbürlenmesini mi?
Söz konusu binanın giriş (narteks) kısmında, epey silikleşmiş halde, freskler seçilebilirdi. 80'lerde buraya atanan hoca badanayla örttü bunları.
istanbul'un fethinden 1980'lere kadar, 'atalarımız', o fresklerin üstüne badana çekme gereği duymamıştı (18. yüzyıla kadar Ayasofya içinde de bunu yapmadıkları gibi). Bu durumda, 80'lerde o badanayı yapan hoca, 'atalarının geleneği'ne mi uyuyor?
Yoksa böyle yaptığını sanarak, bu çağın komplekslerinden, öfke ve düşmanlıklarından oluşmuş, yaşatan değil, tahrip eden yeni bir gelenek mi başlatıyor.
Kamuoyunun net tavır alması gereken seçme bu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar