bugün
- arkadaşlar neden bu kadar sıkıcısınız7
- arkadaşlar şeftali yer miyiz8
- kurbağa öpüp prens beklemek8
- telefon sapığı5
- hayattan zevk alamamak6
- aslan akrep ikizler kadınlarının deli olmaları7
- ammına koydumun ergenleri4
- nickten isim tahmini yapmak43
- doktor ve mühendislerin iki oy hakkı olmalı5
- sözlük erkeklerinin kadın halleri8
- bilgi içerikli entry giriyorum3
- the merich13
- sözlükten hatun kaldırmak4
- from dizisi5
- mehdinin almanyada olma ihtimali2
- ceplerimde şiirlerim var diyen erkek2
- mahmut orhan3
- tahta kavenin tahtadan olması2
- sözlükte erkek taklidi yapan kadın yazarlar4
- arkadaşlar ben yarım akıllı mıyım ya9
- seviyorum ulan3
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum13
- fal bakabilen sözlük yazarları2
- japon denince akla gelenler9
- çapayla süslenen omuz2
- bursalı erkekler15
- 30 dakika bilgi içerikli entry girelim kampanyası10
- sözlük kızlarının kombinleri9
- beynimi aldırdım vs solcuyum4
- türklerin soykırım yaptığı gerçeği4
- arap yarımadası ndan sıcak hava dalgası2
- sözlükte kadın taklidi yapan erkek yazarlar3
- sözlüğün en güzel burunlu erkek yazarı3
- az yakar diye dizel araba alan memur4
- g'i l d'e d l'i l y24
- yazarların aylık gelirleri5
- manyak mısınız nesiniz7
- bana onu sormayin2
- tai lung'un erkeklerden hoşlanması6
- habire12 adamdır37
- diamond bosphorus23
- sözlüğün kralı olmak5
- enayimiknatisii16
- sözlük kadınlarının erkek halleri2
- kahve içelim mi4
- ioçk15
- ipkis efendi3
- homofobik erkek3
- tai lung24
- türkiye ekonomi modeli3
ahmet haşim'in gündüze sitemini geceye olan aşkını anlatan denemedir.
"Bütün gün kırlarda, deniz kenarlarında dolaştık. Güneş, hayale müsaade etmeyecek tarzda her şeyi vazıh ve berrak gösterdiği için yalnız gözlerimizle yaşadık ve hiç eğlenmedik.
Ağaçların tozlu yapraklarını, kayalar üzerinde durup soluyan kertenkeleleri, denizin kirli suları altında cam kırıklarını, paslı tenekeleri, eski papuç naaşlarını seyretmenin ne kadar çabuk ruha kesel verdiğini tecrübe etmeyen var mı? Güneşli kırlarda geçen bir gezinti gününden sonra, akşamüstü, eve mahzun ve nevmîd dönmemenin mümkün olmadığını tecrübelerimle bilirim. Güneş, bütün gün, insana doğru fakat acı şeyler söyleyen bir arkadaştır. Onun ışığında eğlenmenin ve mesut olmanın hiç imkânı var mı?
Nihayet akşam oldu. Karanlık bastı. Karşı karşıya oturmuş iki insan148, artık yüzlerimizi görmüyor, yalnız seslerimizi duyuyorduk. Birden, arkamızda149 garip bir fısıltıyı andıran bir hışırtı duyar gibi olduk. Başımızı çevirdik: iki büyük fıstık ağacı arkasından kırmızı bir ay, sanki yapraklara sürünerek yükseliyordu. Birden etrafımızda dünyanın bütün manzaraları değişti: Sanki Japonyalı bir ressamın siyah mürekkeple çizdiği müphem ve nâtamam bir âlem içindeydik. Artık her şeyi sarahatle görmek ıstırabından kurtulmuştuk. Yanlış görmek ve tahayyül etmek imkânının sarhoşluğu, vücudumuzu yavaş yavaş150 bir afyon dumanı gibi uyuşturuyordu. Etrafımızda, gündüzün bütün uyuz ağaçları yerine zengin bir orman vücut bulmuştu. Karşıda yemek yiyen fakir ailenin kirli kızları, yüzlerine vuran ay ışığı içinde birer murassa hayal olmuşlardı. Denizin bulanık suları boşalmış ve onun yerine şimdi sahilin kumları üzerinde ziyadan bir mâyi sallanıp şarkı söylüyordu. Dünyanın güzelliğinden korkmağa başlamıştık. Zira aydan akan büyünün saadetiyle ruhlarımız çatlayacak kadar dolmuştu.
Ay! Ay! Yalancı ay! Zekâdan harap olanları dinlendiren hayal gibi, güneşten bunalanları da teselli eden sensin!"
(bkz: ahmet haşim ve gece)
"Bütün gün kırlarda, deniz kenarlarında dolaştık. Güneş, hayale müsaade etmeyecek tarzda her şeyi vazıh ve berrak gösterdiği için yalnız gözlerimizle yaşadık ve hiç eğlenmedik.
Ağaçların tozlu yapraklarını, kayalar üzerinde durup soluyan kertenkeleleri, denizin kirli suları altında cam kırıklarını, paslı tenekeleri, eski papuç naaşlarını seyretmenin ne kadar çabuk ruha kesel verdiğini tecrübe etmeyen var mı? Güneşli kırlarda geçen bir gezinti gününden sonra, akşamüstü, eve mahzun ve nevmîd dönmemenin mümkün olmadığını tecrübelerimle bilirim. Güneş, bütün gün, insana doğru fakat acı şeyler söyleyen bir arkadaştır. Onun ışığında eğlenmenin ve mesut olmanın hiç imkânı var mı?
Nihayet akşam oldu. Karanlık bastı. Karşı karşıya oturmuş iki insan148, artık yüzlerimizi görmüyor, yalnız seslerimizi duyuyorduk. Birden, arkamızda149 garip bir fısıltıyı andıran bir hışırtı duyar gibi olduk. Başımızı çevirdik: iki büyük fıstık ağacı arkasından kırmızı bir ay, sanki yapraklara sürünerek yükseliyordu. Birden etrafımızda dünyanın bütün manzaraları değişti: Sanki Japonyalı bir ressamın siyah mürekkeple çizdiği müphem ve nâtamam bir âlem içindeydik. Artık her şeyi sarahatle görmek ıstırabından kurtulmuştuk. Yanlış görmek ve tahayyül etmek imkânının sarhoşluğu, vücudumuzu yavaş yavaş150 bir afyon dumanı gibi uyuşturuyordu. Etrafımızda, gündüzün bütün uyuz ağaçları yerine zengin bir orman vücut bulmuştu. Karşıda yemek yiyen fakir ailenin kirli kızları, yüzlerine vuran ay ışığı içinde birer murassa hayal olmuşlardı. Denizin bulanık suları boşalmış ve onun yerine şimdi sahilin kumları üzerinde ziyadan bir mâyi sallanıp şarkı söylüyordu. Dünyanın güzelliğinden korkmağa başlamıştık. Zira aydan akan büyünün saadetiyle ruhlarımız çatlayacak kadar dolmuştu.
Ay! Ay! Yalancı ay! Zekâdan harap olanları dinlendiren hayal gibi, güneşten bunalanları da teselli eden sensin!"
(bkz: ahmet haşim ve gece)
ogame isimli browser oyununda çok işinize yarayacak ve oyunda çeşitli ekstra avantajlar sağlayan gezegeninize uydu çıkarmak için yapılan yapılırkende operatörden izin alınan anlaşmalı savaş, izin almazsanız oyunun kurallarını ihlal edeceğinizden muhtemelen ceza alırsınız.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar