bugün
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı25
- aleksey batrakov23
- tanımadığı kadına tokat atan adam18
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı25
- queen ravennanın aşırı güzel olması15
- nükleer bomba7
- ulu önder tektir o da hz muhammeddir9
- kırıkkaleli olmak istemek8
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı20
- iskilipli atıf hoca20
- sözlük kürdü55
- 394
- yagmurcu çık açıkla10
- almanyada doğanlar alman vatandaşı mı6
- kablosuz mouse13
- canın edirne ciğeri tavası çekmesi5
- emre belözoğlu6
- onca puan alıp memur olunca 12 saat çalışmak3
- arap götü9
- dedenize sahip çıkar mısınız6
- eski uzun kış gecelerinde anlatılan yaratıklar4
- damla sakızlı muhallebi4
- ismail kartal16
- durkheimın intihar teorisi7
- favlayan yazarın asıl amacı12
- her gün 1 litre kola içersek ne olur10
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil15
- hayırlı ramazanlar uludağ sözlük3
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması20
- sözlük dedeleri6
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek13
- millette manyak para var21
- değişik meslekler4
- sözlükteki galatasaraylı yazarlar4
- kale3112 tarzı entry girmek8
- yazarların akşama dair planları7
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler31
- öylesine bir şeyler yaz5
- sürekli çalışmak zorunda olmamız8
- atatürk düşmanı5
- doların 50 tl olması7
- anın görüntüsü32
- mazot 3 euro olabilirmiş4
- şemsiye taşıyan erkekte gizli eşcinsellik vardır6
- al pacino denince akla gelen ilk film3
- hoşlanılan kızı başkasının favlaması8
- okan buruk4
- robert de niro denince akla gelen ilk film8
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi8
- cevheri güven4
1984 yılında daniel kahneman ve amos trevsky tarafından yapılmış, ve de ekonomi biliminin temel taşlarından olan "rasyonel karar teorisi"ne (rational decision theory) okkalı bir tokat atmış olan psikoloji deneyinin adıdır. bu deneyin içeriği hepimizin akıl edebileceği kadar basit (bu da "ne var ki monet'de, ben de gözlerimi kısıp böyle resim yaparım" demek gibi oldu...neyse), ama sonuçları açısından da beklenmedik derecede aydınlatıcı ve şaşırtıcıdır. insanların karar verme mekanizmaları konusunda çok ilginç bir tutarsızlığı şu yüzüne çıkartmıştır.
kısaca deneyi anlatmak gerekirse: küçük bir kasabada "sağlık il müdürü" görevini de gören bir doktor olduğunuzu düşünün. bir gün, yeni bir salgın hastalığınızın şehrinize yaklaşmakta olduğunu haber alıyorsunuz ("asian disease" ismi buradan geliyor, neden "asian" olduğunu bilmiyorum ama ya öylesine bir seçim, ya da bir tür orientalism herhalde. fesat olmamak lazım.) konuyla ilgilenen uzmanlar, bu hastalığın 600 kışiyi öldürmesinin beklendiğini söylüyorlar, ve de önünüze salgınla mücadele etmek için 2 seçenek koyuyorlar. sizin göreviniz bunlardan birini seçmek:
a programını seçerseniz, 200 kışi kesin olarak kurtulacak.
b programını seçerseniz, 1/3 ihtimalle herkes (600 kişi) kurtulacak, ama 2/3 ihtimalle kimse kurtarılamayacak.
(kıvrak zekalı sözlük yazarları, "beklenen değer"in her iki durumda da 200 kişinin kurtulması olduğunu farkettiler sanırım.)
soru bu şekilde sorulduğunda, deneklerin (ki hepsi tecrübeli pratisyen doktorlar arasından seçilmiş )%72'sı "a" programını tercih etmiş (200 kişinin kesin kurtulmasını), %28'i de daha riskli olan "b" programını tercih etmişler.
"eee, ne var bunda? insanlar kesinkes 200 kişiyi kurtarmayı 1/3 ihtimalle herkesi kurtarıp 2/3 ihtimalle kimseyi kurtarmamaya tercih edebilirler, insanlık hali, riskten kaçan yaratıklarız sonuçta, bunu da daha önce yüzlerce deney kanıtladı zaten, niye vaktimizi boşuna harcıyorsun?" dediğinizi duyar gibi oluyorum. deney burada bitse, yine önemli olurdu, ama risk severlik konusunda yapılmış yüzlerce deneyden farkı olmazdı. deney burada bitmiyor, hatta heyecanlı kısmı daha yeni başliyor (merakınızı cezbetmek için yaptığım şaklabanlıkları mazur görün lütfen):
kahneman ve trevsky aynı deneyi farklı deneklerle (yine hepsi pratisyen doktorlar arasından seçiliyor tabii) tekrarlıyorlar, ancak bir farkla: soruda "kurtarmak" sözcüğü yerine "ölmek" sözcüğünü kullanıyorlar. deneklere şöyle diyorlar:
(aynı senaryo, asyadan gelen veba, falan feşmekan)
c programını seçerseniz, 400 kişi ölecek.
d programını seçerseniz, 1/3 ihtimalle kimse ölmeyecek, 2/3 ihtimalle herkes ölecek.
bu durumda deneklerin %78'i d programını, %22'si c programını tercih ediyor.
dikkat ederseniz, a ve c programları tıpatip aynı. b ve d programları da tıpatıp aynı aslında. a'nın c'den, b'nin d'den tek farkı, "ölmek" yerine "kurtulmak" sözcüklerinin kullanılması. yani görülüyor ki, insanlar "kurtulmak"tan bahsedince çok daha "risk averse" (risk sevmez?), "ölmek"'ten bahsedilince çok daha "risk sever" oluyorlar, programlar arasında en ufak bir fark olmamasına rağmen. a/c programını destekleyenler "kurtulma"nın yerini "ölmek" alınca %72'den %22'ye düşuyor, b/d'yi seçenler ise %28'den %78'e çıkıyor. sorunun pozitif ("kurtarmak") ya da negatif ("ölmek") terimlerle ifade edilmesine bağlı olarak tercihler tamamıyla tepetaklak oluyor!
kısaca deneyi anlatmak gerekirse: küçük bir kasabada "sağlık il müdürü" görevini de gören bir doktor olduğunuzu düşünün. bir gün, yeni bir salgın hastalığınızın şehrinize yaklaşmakta olduğunu haber alıyorsunuz ("asian disease" ismi buradan geliyor, neden "asian" olduğunu bilmiyorum ama ya öylesine bir seçim, ya da bir tür orientalism herhalde. fesat olmamak lazım.) konuyla ilgilenen uzmanlar, bu hastalığın 600 kışiyi öldürmesinin beklendiğini söylüyorlar, ve de önünüze salgınla mücadele etmek için 2 seçenek koyuyorlar. sizin göreviniz bunlardan birini seçmek:
a programını seçerseniz, 200 kışi kesin olarak kurtulacak.
b programını seçerseniz, 1/3 ihtimalle herkes (600 kişi) kurtulacak, ama 2/3 ihtimalle kimse kurtarılamayacak.
(kıvrak zekalı sözlük yazarları, "beklenen değer"in her iki durumda da 200 kişinin kurtulması olduğunu farkettiler sanırım.)
soru bu şekilde sorulduğunda, deneklerin (ki hepsi tecrübeli pratisyen doktorlar arasından seçilmiş )%72'sı "a" programını tercih etmiş (200 kişinin kesin kurtulmasını), %28'i de daha riskli olan "b" programını tercih etmişler.
"eee, ne var bunda? insanlar kesinkes 200 kişiyi kurtarmayı 1/3 ihtimalle herkesi kurtarıp 2/3 ihtimalle kimseyi kurtarmamaya tercih edebilirler, insanlık hali, riskten kaçan yaratıklarız sonuçta, bunu da daha önce yüzlerce deney kanıtladı zaten, niye vaktimizi boşuna harcıyorsun?" dediğinizi duyar gibi oluyorum. deney burada bitse, yine önemli olurdu, ama risk severlik konusunda yapılmış yüzlerce deneyden farkı olmazdı. deney burada bitmiyor, hatta heyecanlı kısmı daha yeni başliyor (merakınızı cezbetmek için yaptığım şaklabanlıkları mazur görün lütfen):
kahneman ve trevsky aynı deneyi farklı deneklerle (yine hepsi pratisyen doktorlar arasından seçiliyor tabii) tekrarlıyorlar, ancak bir farkla: soruda "kurtarmak" sözcüğü yerine "ölmek" sözcüğünü kullanıyorlar. deneklere şöyle diyorlar:
(aynı senaryo, asyadan gelen veba, falan feşmekan)
c programını seçerseniz, 400 kişi ölecek.
d programını seçerseniz, 1/3 ihtimalle kimse ölmeyecek, 2/3 ihtimalle herkes ölecek.
bu durumda deneklerin %78'i d programını, %22'si c programını tercih ediyor.
dikkat ederseniz, a ve c programları tıpatip aynı. b ve d programları da tıpatıp aynı aslında. a'nın c'den, b'nin d'den tek farkı, "ölmek" yerine "kurtulmak" sözcüklerinin kullanılması. yani görülüyor ki, insanlar "kurtulmak"tan bahsedince çok daha "risk averse" (risk sevmez?), "ölmek"'ten bahsedilince çok daha "risk sever" oluyorlar, programlar arasında en ufak bir fark olmamasına rağmen. a/c programını destekleyenler "kurtulma"nın yerini "ölmek" alınca %72'den %22'ye düşuyor, b/d'yi seçenler ise %28'den %78'e çıkıyor. sorunun pozitif ("kurtarmak") ya da negatif ("ölmek") terimlerle ifade edilmesine bağlı olarak tercihler tamamıyla tepetaklak oluyor!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar