bugün
- queen feristah9
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek8
- işiniz gücünüz yok mu11
- açık oylayan favlayan msj atan nickaltı giren kız5
- gocu43
- insanları imcitmeyi havalı bir şey sanan ibneler6
- bir bela geliyor29
- ölümden korkuyor musunuz5
- sözlükte en çok sevdiğiniz olay4
- gecenin şarkısı16
- fusya semsiyeli yabanci20
- karı diyen öküzleri gırtlaklama isteği10
- bi bitmediniz amk diyip çinlilere tokatla dalmak3
- sözlüğün insanı dertlendirmesi5
- gece gece eski başlıkları uplamak2
- aşkın metafiziğinde toki kurasının önemi3
- dizi izlemek4
- düğününde piste çıkıp kant tan bahseden felsefeci2
- yağmurda ıslanınca murat kekilli ye benzeyen kız2
- bilin bakalım ben kimin fakesiyim6
- halil güneşli karizması4
- uludağ sözlük evreni8
- izmirbeyefendisi'nin şemsiyeli olması6
- meyhanede masayı yumruklayıp hancı hancı demek2
- kimseyle dertleşememek4
- ilk kez böyle hissediyorum3
- heyt bea gocu mu5
- diablo 42
- açık oylanınca vakko'dan gelinlik modeli göndermek2
- uludağ itiraf13
- özlenen kişiyi rüyada görmek4
- geceleri gelen acaba mal mıyım hissi4
- mazotun yarım litresi 50 tl24
- arkadaşlar çok kırıcısınız6
- kendin hakkında bir entry bırak9
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya14
- 195 kaslı pilot14
- ametist moru2
- sözlüğün en bebiş yazarı2
- bak seri eksicim sana iki çift lafım var2
- sözlüğün kırbacı5
- apo'nun villası11
- ben sana ne yaptım2
- hasan atilla uğur14
- bir erkeği kibarca reddetmenin yolları2
- bebişim diye hitap eden erkek2
- başlık silebilme yetkisi3
- ktç'nin şemsiyeli olması4
- gocu'nun şemsiyeli olması4
- donald trump'un türk askerini övmesi10
1984 yılında daniel kahneman ve amos trevsky tarafından yapılmış, ve de ekonomi biliminin temel taşlarından olan "rasyonel karar teorisi"ne (rational decision theory) okkalı bir tokat atmış olan psikoloji deneyinin adıdır. bu deneyin içeriği hepimizin akıl edebileceği kadar basit (bu da "ne var ki monet'de, ben de gözlerimi kısıp böyle resim yaparım" demek gibi oldu...neyse), ama sonuçları açısından da beklenmedik derecede aydınlatıcı ve şaşırtıcıdır. insanların karar verme mekanizmaları konusunda çok ilginç bir tutarsızlığı şu yüzüne çıkartmıştır.
kısaca deneyi anlatmak gerekirse: küçük bir kasabada "sağlık il müdürü" görevini de gören bir doktor olduğunuzu düşünün. bir gün, yeni bir salgın hastalığınızın şehrinize yaklaşmakta olduğunu haber alıyorsunuz ("asian disease" ismi buradan geliyor, neden "asian" olduğunu bilmiyorum ama ya öylesine bir seçim, ya da bir tür orientalism herhalde. fesat olmamak lazım.) konuyla ilgilenen uzmanlar, bu hastalığın 600 kışiyi öldürmesinin beklendiğini söylüyorlar, ve de önünüze salgınla mücadele etmek için 2 seçenek koyuyorlar. sizin göreviniz bunlardan birini seçmek:
a programını seçerseniz, 200 kışi kesin olarak kurtulacak.
b programını seçerseniz, 1/3 ihtimalle herkes (600 kişi) kurtulacak, ama 2/3 ihtimalle kimse kurtarılamayacak.
(kıvrak zekalı sözlük yazarları, "beklenen değer"in her iki durumda da 200 kişinin kurtulması olduğunu farkettiler sanırım.)
soru bu şekilde sorulduğunda, deneklerin (ki hepsi tecrübeli pratisyen doktorlar arasından seçilmiş )%72'sı "a" programını tercih etmiş (200 kişinin kesin kurtulmasını), %28'i de daha riskli olan "b" programını tercih etmişler.
"eee, ne var bunda? insanlar kesinkes 200 kişiyi kurtarmayı 1/3 ihtimalle herkesi kurtarıp 2/3 ihtimalle kimseyi kurtarmamaya tercih edebilirler, insanlık hali, riskten kaçan yaratıklarız sonuçta, bunu da daha önce yüzlerce deney kanıtladı zaten, niye vaktimizi boşuna harcıyorsun?" dediğinizi duyar gibi oluyorum. deney burada bitse, yine önemli olurdu, ama risk severlik konusunda yapılmış yüzlerce deneyden farkı olmazdı. deney burada bitmiyor, hatta heyecanlı kısmı daha yeni başliyor (merakınızı cezbetmek için yaptığım şaklabanlıkları mazur görün lütfen):
kahneman ve trevsky aynı deneyi farklı deneklerle (yine hepsi pratisyen doktorlar arasından seçiliyor tabii) tekrarlıyorlar, ancak bir farkla: soruda "kurtarmak" sözcüğü yerine "ölmek" sözcüğünü kullanıyorlar. deneklere şöyle diyorlar:
(aynı senaryo, asyadan gelen veba, falan feşmekan)
c programını seçerseniz, 400 kişi ölecek.
d programını seçerseniz, 1/3 ihtimalle kimse ölmeyecek, 2/3 ihtimalle herkes ölecek.
bu durumda deneklerin %78'i d programını, %22'si c programını tercih ediyor.
dikkat ederseniz, a ve c programları tıpatip aynı. b ve d programları da tıpatıp aynı aslında. a'nın c'den, b'nin d'den tek farkı, "ölmek" yerine "kurtulmak" sözcüklerinin kullanılması. yani görülüyor ki, insanlar "kurtulmak"tan bahsedince çok daha "risk averse" (risk sevmez?), "ölmek"'ten bahsedilince çok daha "risk sever" oluyorlar, programlar arasında en ufak bir fark olmamasına rağmen. a/c programını destekleyenler "kurtulma"nın yerini "ölmek" alınca %72'den %22'ye düşuyor, b/d'yi seçenler ise %28'den %78'e çıkıyor. sorunun pozitif ("kurtarmak") ya da negatif ("ölmek") terimlerle ifade edilmesine bağlı olarak tercihler tamamıyla tepetaklak oluyor!
kısaca deneyi anlatmak gerekirse: küçük bir kasabada "sağlık il müdürü" görevini de gören bir doktor olduğunuzu düşünün. bir gün, yeni bir salgın hastalığınızın şehrinize yaklaşmakta olduğunu haber alıyorsunuz ("asian disease" ismi buradan geliyor, neden "asian" olduğunu bilmiyorum ama ya öylesine bir seçim, ya da bir tür orientalism herhalde. fesat olmamak lazım.) konuyla ilgilenen uzmanlar, bu hastalığın 600 kışiyi öldürmesinin beklendiğini söylüyorlar, ve de önünüze salgınla mücadele etmek için 2 seçenek koyuyorlar. sizin göreviniz bunlardan birini seçmek:
a programını seçerseniz, 200 kışi kesin olarak kurtulacak.
b programını seçerseniz, 1/3 ihtimalle herkes (600 kişi) kurtulacak, ama 2/3 ihtimalle kimse kurtarılamayacak.
(kıvrak zekalı sözlük yazarları, "beklenen değer"in her iki durumda da 200 kişinin kurtulması olduğunu farkettiler sanırım.)
soru bu şekilde sorulduğunda, deneklerin (ki hepsi tecrübeli pratisyen doktorlar arasından seçilmiş )%72'sı "a" programını tercih etmiş (200 kişinin kesin kurtulmasını), %28'i de daha riskli olan "b" programını tercih etmişler.
"eee, ne var bunda? insanlar kesinkes 200 kişiyi kurtarmayı 1/3 ihtimalle herkesi kurtarıp 2/3 ihtimalle kimseyi kurtarmamaya tercih edebilirler, insanlık hali, riskten kaçan yaratıklarız sonuçta, bunu da daha önce yüzlerce deney kanıtladı zaten, niye vaktimizi boşuna harcıyorsun?" dediğinizi duyar gibi oluyorum. deney burada bitse, yine önemli olurdu, ama risk severlik konusunda yapılmış yüzlerce deneyden farkı olmazdı. deney burada bitmiyor, hatta heyecanlı kısmı daha yeni başliyor (merakınızı cezbetmek için yaptığım şaklabanlıkları mazur görün lütfen):
kahneman ve trevsky aynı deneyi farklı deneklerle (yine hepsi pratisyen doktorlar arasından seçiliyor tabii) tekrarlıyorlar, ancak bir farkla: soruda "kurtarmak" sözcüğü yerine "ölmek" sözcüğünü kullanıyorlar. deneklere şöyle diyorlar:
(aynı senaryo, asyadan gelen veba, falan feşmekan)
c programını seçerseniz, 400 kişi ölecek.
d programını seçerseniz, 1/3 ihtimalle kimse ölmeyecek, 2/3 ihtimalle herkes ölecek.
bu durumda deneklerin %78'i d programını, %22'si c programını tercih ediyor.
dikkat ederseniz, a ve c programları tıpatip aynı. b ve d programları da tıpatıp aynı aslında. a'nın c'den, b'nin d'den tek farkı, "ölmek" yerine "kurtulmak" sözcüklerinin kullanılması. yani görülüyor ki, insanlar "kurtulmak"tan bahsedince çok daha "risk averse" (risk sevmez?), "ölmek"'ten bahsedilince çok daha "risk sever" oluyorlar, programlar arasında en ufak bir fark olmamasına rağmen. a/c programını destekleyenler "kurtulma"nın yerini "ölmek" alınca %72'den %22'ye düşuyor, b/d'yi seçenler ise %28'den %78'e çıkıyor. sorunun pozitif ("kurtarmak") ya da negatif ("ölmek") terimlerle ifade edilmesine bağlı olarak tercihler tamamıyla tepetaklak oluyor!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar