bugün
- japonya17
- kırgızistan8
- gürcistan25
- en iyi simit hangi şehirdedir21
- geceye bir şarkı bırak17
- sözlük sağ baştan saysın2
- çin8
- latin atasözleri6
- yeni yazarlara öneriler2
- geceniz nasıl geçiyor7
- ctrlx22
- sözlüğün aniden sessizleşmesi5
- erkeklerden hayır gelmeyeceğinin anlaşıldığı an4
- antalya şu an 28 derece4
- ağlamamak için kendini tutmak11
- aslında hayatta yapayalnız olmamız8
- anın fotoğrafı3
- sözlük yazarlarının çocukları olsa ne yaparlardı6
- tez yazmak4
- cep telefonu4
- on ikinci neslin ezik olması2
- birader yazarlar birader bay beylerdir3
- isveç3
- hewal ebo18
- kuran da namaz yok21
- 30 temmuz 2026 cem küçük'ün gözaltına alınması8
- ispanya3
- lahmacunu elle yiyen kız14
- domdomusa'nın haksız yere çaylaklanması6
- 35 bin lira maaşı beğenmeyen sevgili9
- ilgi isteyen kız16
- almanya10
- kazakistan2
- ona bir şey söyle11
- içim yanıyor be sözlük7
- danimarka7
- gelibolu da yaşamak vs çanakkale merkez de yaşamak5
- asla yapmam denilen şeyler4
- yalnız yaşamak5
- yıllar sonra sözlüğe dönen yazar4
- sabahattin zaim üniversitesi2
- özlenilen şeyler2
- uluslararası ilişkiler2
- norveç3
- italya2
- finlandiya3
- e'e f e6
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin11
- cinle karşılaşınca yapılacak ilk hareket7
- belçika2
1984 yılında daniel kahneman ve amos trevsky tarafından yapılmış, ve de ekonomi biliminin temel taşlarından olan "rasyonel karar teorisi"ne (rational decision theory) okkalı bir tokat atmış olan psikoloji deneyinin adıdır. bu deneyin içeriği hepimizin akıl edebileceği kadar basit (bu da "ne var ki monet'de, ben de gözlerimi kısıp böyle resim yaparım" demek gibi oldu...neyse), ama sonuçları açısından da beklenmedik derecede aydınlatıcı ve şaşırtıcıdır. insanların karar verme mekanizmaları konusunda çok ilginç bir tutarsızlığı şu yüzüne çıkartmıştır.
kısaca deneyi anlatmak gerekirse: küçük bir kasabada "sağlık il müdürü" görevini de gören bir doktor olduğunuzu düşünün. bir gün, yeni bir salgın hastalığınızın şehrinize yaklaşmakta olduğunu haber alıyorsunuz ("asian disease" ismi buradan geliyor, neden "asian" olduğunu bilmiyorum ama ya öylesine bir seçim, ya da bir tür orientalism herhalde. fesat olmamak lazım.) konuyla ilgilenen uzmanlar, bu hastalığın 600 kışiyi öldürmesinin beklendiğini söylüyorlar, ve de önünüze salgınla mücadele etmek için 2 seçenek koyuyorlar. sizin göreviniz bunlardan birini seçmek:
a programını seçerseniz, 200 kışi kesin olarak kurtulacak.
b programını seçerseniz, 1/3 ihtimalle herkes (600 kişi) kurtulacak, ama 2/3 ihtimalle kimse kurtarılamayacak.
(kıvrak zekalı sözlük yazarları, "beklenen değer"in her iki durumda da 200 kişinin kurtulması olduğunu farkettiler sanırım.)
soru bu şekilde sorulduğunda, deneklerin (ki hepsi tecrübeli pratisyen doktorlar arasından seçilmiş )%72'sı "a" programını tercih etmiş (200 kişinin kesin kurtulmasını), %28'i de daha riskli olan "b" programını tercih etmişler.
"eee, ne var bunda? insanlar kesinkes 200 kişiyi kurtarmayı 1/3 ihtimalle herkesi kurtarıp 2/3 ihtimalle kimseyi kurtarmamaya tercih edebilirler, insanlık hali, riskten kaçan yaratıklarız sonuçta, bunu da daha önce yüzlerce deney kanıtladı zaten, niye vaktimizi boşuna harcıyorsun?" dediğinizi duyar gibi oluyorum. deney burada bitse, yine önemli olurdu, ama risk severlik konusunda yapılmış yüzlerce deneyden farkı olmazdı. deney burada bitmiyor, hatta heyecanlı kısmı daha yeni başliyor (merakınızı cezbetmek için yaptığım şaklabanlıkları mazur görün lütfen):
kahneman ve trevsky aynı deneyi farklı deneklerle (yine hepsi pratisyen doktorlar arasından seçiliyor tabii) tekrarlıyorlar, ancak bir farkla: soruda "kurtarmak" sözcüğü yerine "ölmek" sözcüğünü kullanıyorlar. deneklere şöyle diyorlar:
(aynı senaryo, asyadan gelen veba, falan feşmekan)
c programını seçerseniz, 400 kişi ölecek.
d programını seçerseniz, 1/3 ihtimalle kimse ölmeyecek, 2/3 ihtimalle herkes ölecek.
bu durumda deneklerin %78'i d programını, %22'si c programını tercih ediyor.
dikkat ederseniz, a ve c programları tıpatip aynı. b ve d programları da tıpatıp aynı aslında. a'nın c'den, b'nin d'den tek farkı, "ölmek" yerine "kurtulmak" sözcüklerinin kullanılması. yani görülüyor ki, insanlar "kurtulmak"tan bahsedince çok daha "risk averse" (risk sevmez?), "ölmek"'ten bahsedilince çok daha "risk sever" oluyorlar, programlar arasında en ufak bir fark olmamasına rağmen. a/c programını destekleyenler "kurtulma"nın yerini "ölmek" alınca %72'den %22'ye düşuyor, b/d'yi seçenler ise %28'den %78'e çıkıyor. sorunun pozitif ("kurtarmak") ya da negatif ("ölmek") terimlerle ifade edilmesine bağlı olarak tercihler tamamıyla tepetaklak oluyor!
kısaca deneyi anlatmak gerekirse: küçük bir kasabada "sağlık il müdürü" görevini de gören bir doktor olduğunuzu düşünün. bir gün, yeni bir salgın hastalığınızın şehrinize yaklaşmakta olduğunu haber alıyorsunuz ("asian disease" ismi buradan geliyor, neden "asian" olduğunu bilmiyorum ama ya öylesine bir seçim, ya da bir tür orientalism herhalde. fesat olmamak lazım.) konuyla ilgilenen uzmanlar, bu hastalığın 600 kışiyi öldürmesinin beklendiğini söylüyorlar, ve de önünüze salgınla mücadele etmek için 2 seçenek koyuyorlar. sizin göreviniz bunlardan birini seçmek:
a programını seçerseniz, 200 kışi kesin olarak kurtulacak.
b programını seçerseniz, 1/3 ihtimalle herkes (600 kişi) kurtulacak, ama 2/3 ihtimalle kimse kurtarılamayacak.
(kıvrak zekalı sözlük yazarları, "beklenen değer"in her iki durumda da 200 kişinin kurtulması olduğunu farkettiler sanırım.)
soru bu şekilde sorulduğunda, deneklerin (ki hepsi tecrübeli pratisyen doktorlar arasından seçilmiş )%72'sı "a" programını tercih etmiş (200 kişinin kesin kurtulmasını), %28'i de daha riskli olan "b" programını tercih etmişler.
"eee, ne var bunda? insanlar kesinkes 200 kişiyi kurtarmayı 1/3 ihtimalle herkesi kurtarıp 2/3 ihtimalle kimseyi kurtarmamaya tercih edebilirler, insanlık hali, riskten kaçan yaratıklarız sonuçta, bunu da daha önce yüzlerce deney kanıtladı zaten, niye vaktimizi boşuna harcıyorsun?" dediğinizi duyar gibi oluyorum. deney burada bitse, yine önemli olurdu, ama risk severlik konusunda yapılmış yüzlerce deneyden farkı olmazdı. deney burada bitmiyor, hatta heyecanlı kısmı daha yeni başliyor (merakınızı cezbetmek için yaptığım şaklabanlıkları mazur görün lütfen):
kahneman ve trevsky aynı deneyi farklı deneklerle (yine hepsi pratisyen doktorlar arasından seçiliyor tabii) tekrarlıyorlar, ancak bir farkla: soruda "kurtarmak" sözcüğü yerine "ölmek" sözcüğünü kullanıyorlar. deneklere şöyle diyorlar:
(aynı senaryo, asyadan gelen veba, falan feşmekan)
c programını seçerseniz, 400 kişi ölecek.
d programını seçerseniz, 1/3 ihtimalle kimse ölmeyecek, 2/3 ihtimalle herkes ölecek.
bu durumda deneklerin %78'i d programını, %22'si c programını tercih ediyor.
dikkat ederseniz, a ve c programları tıpatip aynı. b ve d programları da tıpatıp aynı aslında. a'nın c'den, b'nin d'den tek farkı, "ölmek" yerine "kurtulmak" sözcüklerinin kullanılması. yani görülüyor ki, insanlar "kurtulmak"tan bahsedince çok daha "risk averse" (risk sevmez?), "ölmek"'ten bahsedilince çok daha "risk sever" oluyorlar, programlar arasında en ufak bir fark olmamasına rağmen. a/c programını destekleyenler "kurtulma"nın yerini "ölmek" alınca %72'den %22'ye düşuyor, b/d'yi seçenler ise %28'den %78'e çıkıyor. sorunun pozitif ("kurtarmak") ya da negatif ("ölmek") terimlerle ifade edilmesine bağlı olarak tercihler tamamıyla tepetaklak oluyor!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar