1. 1.
    büyük bir türk filozof.matematik ve astronomi alanında birçok eser vermiştir.15. yy'da yaşamış ve fatihin emri ile istanbula yerleşmiştir.
    1 ... hasnicktir
  2. 2.
    ekmeleddin ihsanoğlu'nun büyük cihaddan frenk fodulluğunaadlı eserindeki binlerce pozitif bilimle uğraşan müslüman alimlerden biridir.
    1 ... kara hilal
  3. 3.
    Ali Kuşçu Semrekant'ta doğdu. Babası Mehmed Bey, Türkistan ve Maveraünnehir Emiri Uluğ Bey'in doğancıbaşısıdır. Timurlenk'in torunlarından olan Uluğ Bey, aynı zamanda büyük bir astronomi alimiydi. Babası Mehmed Bey'in görevinden dolayı "Kuşçu" lakabı ile tanınan Ali Kuşçu da büyük bir matematikçi ve astronomdu. Uluğ Bey'in Semerkant'ta yaptırdığı rasathaneyi bir süre idare ettikten sonra, Tebriz'de Akkoyunlular Hükümdarı Uzun Hasan'ın hizmetine girdi. Fatih Sultan Mehmed'e elçi olarak gönderilen Ali Kuşçu, onun sevgi ve saygısını kazandı. Müderrislik vazifesi ile istanbul'a yerleşerek öğretmenlik yaptı. Risalatı Halli Eşgali Kamer, Risalet-ül-Fethiye, Risalet-ül Muhammediye ve Şerhi Tecrit gibi eserler de yazan Ali Kuşçu, 1474 yılında vefat etti.

    Kaynak : http://www.osmanli700.gen.tr
    ... faati
  4. 4.
    ismi,yakın bir zamanda yaşamış biri gibi geliyor nedense.halbuki kaç yüzyıl önceden dünyaya gelmiş ve matematik,astronomi alanlarında çok önemli işler yapmış Türk bilim adamıdır kendisi. *
    vakti zamanında gökcisimleriyle dünya arasındaki uzaklığı hesaplamış.hemde doğru hesaplamış kişi.bu nasıl bir zekadır diye düşünmeden edemiyor insan.
    ... slywitch
  5. 5.
    Türk-islam dünyasının büyük astronomi ve kelam alimi olan Ali Kuşçu, XV. yüzyıl başlarında Semerkant ta doğdu. Babası Muhammed, ünlü Türk Sultanı ve astronomu Uluğ Bey in kuşçusu olduğu için, ailesi Kuşçu lakabıyla meşhur oldu. Küçük yaştan itibaren matematik ve astronomiye ilgi duyan Ali Kuşçu, devrin en büyük alimleri olan Bursalı Kadızâde Rumî, Gıyâseddin Cemşîd ve Muînuddîn Kâşî den matematik ve astronomi dersi aldı. Daha sonra bilgisini artırmak için Kirman a gitti. Burada Hall-ü Eşkâl-i Kamer (Ay Safhalarının Açıklanması) adlı risale ile Şerh-i Tecrîd adlı eserini yazdı.Ali Kuşçu, Semerkant ve Kirman'da eğitimini tamamladıktan sonra Uluğ Bey'e yardımcı ve rasathanesine müdür olmuştu. 1449'da hacca gitmek istedi. Tebriz'de Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan kendisine büyük saygı gösterdi ve Fatih'le barış görüşmelerinde yardımını istedi. Ali Kuşçu, Uzun Hasan'ın sözcülüğünü yaptıktan sonra Fatih'in davetiyle istanbul'a geldi. XV. yüzyılın ilk yarısında, Semerkant, dünyanın en önemli bilim merkeziydi.
    Uluğ Bey Rasathanesi, gök bilgisi araştırmaları için en doğru sonuçları alıyordu. Rasathanenin genç müdürü Ali Kuşçu, gece gündüz demeden çalışıyor, bilimsel gerçeklere yenilerini katmak için uğraşıp didiniyordu. Gökyüzü bilgisi (astronomi), hem değişmez kuralların, kanunların tespit edilmesine yarıyor, hem de gözlemlerle kontrol edilebiliyordu. Otuz yıla yakın bu işte çalışan Ali Kuşçu, bir gün ansızın her şeyi yüzüstü bırakarak hacca gitmeye karar vermişti. Buna da sebep, en olmayacak bir zamanda, sevgili hükümdarı Uluğ Bey'in 1449 yılında öldürülmesiydi. Gürgân tahtının bu bilgin ve kudretli hûkümdarı, kendi öz oğlu Abdüllâtif'in ihânetine uğramıştı. Uluğ Bey, Ali Kuşçu için bambaşka bir mânâ taşıyordu. Her şeyden önce hocasıydı. Ondan matematik ve astronomi dersleri almış, eserlerini uzun uzun incelemiş, sohbetlerinde bulunmuş, hâttâ Doğancıbaşısı olduğu için, adının ucundaki Kuşçu lâkabı bile böylece yadigâr kalmıştı.Uluğ Bey, kendi kurduğu rasathaneye de müdür olarak Ali Kuşçu'yu lâyık görmüş, henüz tecrübesiz bir çağdayken bu dev rasathanenin başındaki çalışmalarda, ona bizzat yardımcı olmuştu. işte Uluğ Bey'in bir ihanete kurban giderek öldürülmesi Ali Kuşçu'yu can evinden vuran bir olaydı.
    Ali Kuşçu bu olayla çok kırıldı. Çoluk çocuğunu toparlayıp Tebriz'e geldi. Uzun Hasan kendisine o kadar saygı gösterdi ki, Konstantiniye Fâtih'i, bir devri kapayıp yenisini açan genç cihangirle ihtilâfında aracılık etmesini istedi. Genç Fâtih'in de bilgin olduğunu, bilginlere büyük saygı gösterdiğini biliyordu. istanbul'da olup bitenler, kuş kanadıyla Tebriz'e ulaşıyordu. Şiîlerin casusları ve habercileri yalnız padişahın savaş niyetlerine ve hazırlıklarına dair haberler ulaştırmakla kalmıyorlardı. Bunun üzerine Ali Kuşçu, kendisine bunca itibar eden Uzun Hasan'ın dileğini kırmayarak yol hazırlıklarını tamamladı. Semerkant'ta Kızıl Elma olarak bilinen eski Bizantium'a ulaştı. Haberciler; onun geleceğini daha önceden saraya uçurmuşlardı. Huzura kabul edildiği zaman Osmanlı hükümdarından beklemediği kadar iltifat gördü. Çünkü, kendisinden önce, eserleri istanbul'ca biliniyordu. Uluğ Bey Rasathanesi'ndeki çalışmalarından, Semerkant'a aylarca uzak bulunan istanbul'daki hükümdarın haberi vardı.
    Osmanlı tahtında oturan II. Mehmet (Fatih), gayet dikkatli, bilgili, uyanık bir padişahtı. Âdet olan merasimle Uzun Hasan'ın elçisini kabul etmiş, dileklerini dinlemiş, ama hemen geri dönmesine izin vermemişti. Ondan, gelip artık batıya kaymış olan ilim merkezlerini aydınlatmasını, bilgisiyle istanbul medreselerinde ilim heveslisi gençleri yetiştirmesini rica etti. Bu teklif, Ali Kuşçu için beklenmedik bir iltifattı. Cefâlı olduğu kadar şefkatli olduğunu da bildiği Fatih'in isteği, onun için emir demekti. Ama, ahlâkı dürüst bir ilim adamı olduğunu şu sözlerle ispat etti: Hünkârım izin verirlerse önce Tebriz'e döneyim. Çünkü burada bulunuşumun gerçek sebebi, Akkoyunlu Hükümdarı'nın elçisi olmaktır. Elçiye zeval yoktur. Gerektir ki, hünkârımın lütûfkâr davetini kabul etmeden önce vazifemi iyi bir sonuca ulaştırdığımı, beni gönderen, bana güvenmiş olan insana bildireyim...
    Ali Kuşçu'nun bu mazereti, Fatih'e son derece akla yakın göründü. Padişah; iki şeye birden sevinmişti: Kuşçu, davetini kabul etmişti, gelip buradaki ilim öğrencilerini yetiştirecekti. ikincisi ise, son derece mert ve ahlâklı bir insandı. Her haliyle, medreselerde yetiştireceği gençlere örnek olacaktı. Bu sebeple, bir müddet daha misafir ettikten sonra kendisine izin verdi.
    Değerli matematik ve astronomi bilgini Ali Kuşçu, sözünü tuttu. iki yıl sonra, ailesini de alarak Tebriz'den hareket etti. Osmanlı imparatorluğunun sınırlarından karşılanarak ihtişam içinde istanbul'a getirildi. Ölümüne kadar da gençleri yetiştirmekle uğraştı. Kuşçu nun ders vermeye başlamasıyla, istanbul medreselerinde astronomi ve matematik alanında büyük gelişme oldu. Ali Kuşçu nun istanbul a gelişi önemlidir; çünkü o zamana kadar istanbul da astronomi ile uğraşan güçlü bir bilgin yoktu. Ali Kuşçu, Osmanlılar arasında astronomi bilimini yaydı. Ali Kuşçu'nun, hepsi de birbirinden değerli pek çok eseri vardır: Bunların başında Risâle fi'l-Hey'e (Astronomi Risalesi) gelir. Bu, nefis bir astronomi kitabıdır. Ali Kuşçu, bu eseri Farsça yazmış, sonra bazı eklemelerle Arapça'ya çevirmiştir. Fatih Sultan Mehmet'e, Arapça olan nüshayı sunmuştur. Uluğ Bey'in, yıldız hareketlerini inceleyen Zîç adlı eserini de yorumlamış, ve genişletmiştir. Ayrıca, Risâle fi l-Fethiye (Fetih Risalesi), Risâle fi l-Hesâb (Matematik Risalesi) bilinen eserlerindendir.
    Ali Kuşçu 1474'te istanbul'da vefat etti. * *
    1 ... cheapdeath
  6. 6.
    yaptigini arastirmalar, olusturdugu firkirler ve yazdigi eserler bugun N.A.S.A 'nin temel yapi taslarini olusturmaktadir. (bkz: piri reis) ile birlikte ali kuscu tarihimizin en buyuk astronomi kasiflerindendir. gelecegin goklerde gizli oldugunu taa yasadigi tarihte anlayan ali kuscu anadolunun tum nimetlerinden ve mukemmel calisma ortamindan yararlanarak insanlik tarihine buyuk hizmetlerde bulunmustur kanimca. bugun yedigimiz ekmekte bile payinin oldugunu dusunuyorum, hatta ictigimiz gazoz'da yurudugumuz asvaltta ve daha sayamadigim bilimum envanterde. hepsinin dili olsada konussa .
    1 ... bilgetonyukuk