bugün
- bu durumda ne yapardınız7
- televole kültürünün dilimize kazandırdığı terimler9
- bir gün herkes ak partili olacak12
- yok çok sevişmenin hiç zararı yok11
- izmire ilk hizmetin 30 sene sonra ulaşması6
- küfür etmeyi maharet sanan insan modeli5
- 7 ekim 2026 cemil tugay'ın akp'ye katılması10
- iltica ve mel'in birlikte sunduğu radyo programı14
- gavur izmir den mümin izmir e7
- mezut barzani nin yahudi olması18
- ak partinin chp'ye diz çöktürmesi11
- gece denize kız arkadaşıyla giren eleman4
- parcalandim toparlanamiyorum314
- mürdüm rengi2
- arkadaşlar ex şirketim aradı3
- enayimiknatisi3
- tartışmayı kazanmak değil yanlışını bulmak2
- bursa da kadın katiline sosyal medya ilgisi14
- sözlük kavgasını en iyi anlatacak yönetmen19
- cesete hakaret13
- dönek3
- sözlük yazarlarının seksi kombinleri6
- çocuğa israil diye isim koymak17
- ak parti'nin cemil tugay paylaşımı18
- huysuz virjin3
- arkadaşlar şifalandım11
- kadir mısıroğlunun ingilterede işi neydi5
- cedidacer4
- yıgaç2
- çarşamba günü yapılabilecek şeyler5
- alttan bir şeyin dokunması2
- kahvaltıda 32 adet cherry domates yemek4
- kadir mısıroğlu fan clup8
- ak partiye geçen herkesin mutlu olması2
- kahveleri gezerek tebliğ yapanlar9
- güzel kadın görünce bokunu yirim diyen erkek2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı17
- veresiye için kpssden 85 puan isteyen kahveci3
- dindar geçinip zina yapan erkek8
- ceset başlığı niye hala yerinde8
- melih gökçek soruşturması ne oldu5
- ak partili ahlakı14
- linç zamanları sansürsüz küfür için ideal2
- anın görüntüsü29
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet21
- çığlık filmindeki çığlık ın kovaladığı kızın adı3
- allah varsa nerede6
- togg4
- meet joe black5
- ucan tekme atan hipopotam28
üzgünüm leyla şarkısındaki nakarat. bazen bir nakarat bile insana ilham verebilir.
Asırlık çınar ağacının dalları arasından kaldırıma yansıyan, titreşen güneş ışıklarının arasında durdu. Öğle saatiydi.
Leyla, uzun kızıl saçlarından ensesine akan terleri yeşil şalıyla sildi, şirin püsküllü çantasında taşıdığı pet şişedeki ılınmış suyu küçük yudumlarla içti ve çevresine bakındı.
Bir zamanlar görmeye alışık olduğu kahvehane müdavimlerinin derme çatma tahta taburelerde rehavet içinde dinlendiği yerde, o görkemli çınar ağacının altındaki boşlukta bir müddet etrafını dinledi.
Rastlantısal bir sıradanlığın içinde, gelip geçenlerin birbirlerinden bağımsız düşüncelerine kayıtsızca eşlik eden, tarafsız bir bölgedeymiş sanrısına kapılmıştı.
Leyla'yı içten içe rahatsız eden, kapısına asma kilit vurulmuş kahvehaneden ziyade, mekanın kendinden bağımsız ıssızlığına açılan, nesnel olmayan görüntüsüydü.
"100 kilometre sıcak" diye söylendi, eliyle alnındaki terleri sildi. Sıcaklık uzun sürüyordu ve henüz hız kesmeye niyeti yoktu.
"Tüm mekanlar ölerek bitmeli" . Oysa ki mekanlar aynı anda ve aynı yerde çoğalabiliyorlar. Zamansız kaosun büyüyen meridyenleri. "Önceden tasarlanmamış bir sanat eseri kadar kusursuz" diyerek iç geçirdi.
Leyla'nın bahar dalını andıran narin kolları çınar ağacının altında zihnime kök salarken, o; benden habersiz mekanında, bulutlu ve derin gözleriyle , çoktan unutmuş olduğu bir şeyleri hatırlamak istermişçesine dalıp gitmişti.
"Belki de mekanı incelediğim için onu farklı görüyorum" diye farkındalığını teselli etti leyla. incelenen maddenin yeni davranışlar geliştirdiği, inceleyen gözün inceleneni değiştirdiği artık biliniyordu. "Mekanı değiştiren benim gözlerim ve zihnim olabilir mi? Öyleyse gerçekte ben neredeyim?"
Leyla'nın başı sorularla meşgulken, çınar ağacına yaslanmış, gri çiçekli sandaletiyle kaldırımdaki küçük taşları dürtüyor, ara sıra sundurmalardan havalanan kumrularla dalgınlığı bölünüyordu.
Leyla; pembe dudaklarının kenarındaki muzip kıvrımları olduğum yerden seçebiliyor, belli belirsiz tebessümüne öykünüyorum. her günüm leyla, her zaman leyla.
Siyah obsidyen aynadan görünen bir dünyanın hatları belirsizdir, onun ancak karanlık bir temsilini, nesnel gölgesini sezebilirsiniz. Tüm gördüğünüz ana hatları ve siluetidir.
Ah leyla; ben sana kendi berrak aynamdan bakıyorum, öyle parlak ve aydınlık ki, şavkıyla tüm anları dolduran, ilahi neş'enin sonsuz kalp atışları sana eşlik ediyor. Leyla; ben seni izlerken değiştiremiyorum, sendeki bütünlüğü sezen varlığım yerinde durmuyor, telaşlı göçebe kuşlar gibi sağa sola savruluyor. Seni izlerken hiç değilse düşlerinde varolmak istiyorum; değişmemecesine, mekanların dışında, zamansız kaoslardan uzakta, o hep sevdiğin yerde.
yine de, onu bilmiyor leyla.
Asırlık çınar ağacının dalları arasından kaldırıma yansıyan, titreşen güneş ışıklarının arasında durdu. Öğle saatiydi.
Leyla, uzun kızıl saçlarından ensesine akan terleri yeşil şalıyla sildi, şirin püsküllü çantasında taşıdığı pet şişedeki ılınmış suyu küçük yudumlarla içti ve çevresine bakındı.
Bir zamanlar görmeye alışık olduğu kahvehane müdavimlerinin derme çatma tahta taburelerde rehavet içinde dinlendiği yerde, o görkemli çınar ağacının altındaki boşlukta bir müddet etrafını dinledi.
Rastlantısal bir sıradanlığın içinde, gelip geçenlerin birbirlerinden bağımsız düşüncelerine kayıtsızca eşlik eden, tarafsız bir bölgedeymiş sanrısına kapılmıştı.
Leyla'yı içten içe rahatsız eden, kapısına asma kilit vurulmuş kahvehaneden ziyade, mekanın kendinden bağımsız ıssızlığına açılan, nesnel olmayan görüntüsüydü.
"100 kilometre sıcak" diye söylendi, eliyle alnındaki terleri sildi. Sıcaklık uzun sürüyordu ve henüz hız kesmeye niyeti yoktu.
"Tüm mekanlar ölerek bitmeli" . Oysa ki mekanlar aynı anda ve aynı yerde çoğalabiliyorlar. Zamansız kaosun büyüyen meridyenleri. "Önceden tasarlanmamış bir sanat eseri kadar kusursuz" diyerek iç geçirdi.
Leyla'nın bahar dalını andıran narin kolları çınar ağacının altında zihnime kök salarken, o; benden habersiz mekanında, bulutlu ve derin gözleriyle , çoktan unutmuş olduğu bir şeyleri hatırlamak istermişçesine dalıp gitmişti.
"Belki de mekanı incelediğim için onu farklı görüyorum" diye farkındalığını teselli etti leyla. incelenen maddenin yeni davranışlar geliştirdiği, inceleyen gözün inceleneni değiştirdiği artık biliniyordu. "Mekanı değiştiren benim gözlerim ve zihnim olabilir mi? Öyleyse gerçekte ben neredeyim?"
Leyla'nın başı sorularla meşgulken, çınar ağacına yaslanmış, gri çiçekli sandaletiyle kaldırımdaki küçük taşları dürtüyor, ara sıra sundurmalardan havalanan kumrularla dalgınlığı bölünüyordu.
Leyla; pembe dudaklarının kenarındaki muzip kıvrımları olduğum yerden seçebiliyor, belli belirsiz tebessümüne öykünüyorum. her günüm leyla, her zaman leyla.
Siyah obsidyen aynadan görünen bir dünyanın hatları belirsizdir, onun ancak karanlık bir temsilini, nesnel gölgesini sezebilirsiniz. Tüm gördüğünüz ana hatları ve siluetidir.
Ah leyla; ben sana kendi berrak aynamdan bakıyorum, öyle parlak ve aydınlık ki, şavkıyla tüm anları dolduran, ilahi neş'enin sonsuz kalp atışları sana eşlik ediyor. Leyla; ben seni izlerken değiştiremiyorum, sendeki bütünlüğü sezen varlığım yerinde durmuyor, telaşlı göçebe kuşlar gibi sağa sola savruluyor. Seni izlerken hiç değilse düşlerinde varolmak istiyorum; değişmemecesine, mekanların dışında, zamansız kaoslardan uzakta, o hep sevdiğin yerde.
yine de, onu bilmiyor leyla.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar