bugün
- fatma betül sayan kaya'nın tmsf'ye iadesi28
- 6 ekim 2026 istanbul imam hatip bıçaklı kavgası8
- iltica34
- nervio'nun erkek olması26
- izmir bombası10
- arapperest gürcüler4
- yazarların çektiği günbatımı fotoğrafları3
- türkiye vs azerbaycan4
- çalışarak zengin olmak2
- yolsuzluk3
- sözlük erkeklerinin karın kası fotoğrafları11
- a milli takım'ın 38 yıl sonraki yenilgi serisi3
- müge anlı ile tatlı sert2
- 4 ekim 2026 bursa da öldürülen kız4
- game of thrones taki kerhaneci19
- bulgur pilavı vs pirinç pilavı8
- italya 3 türkiye 12
- true'nun gündem hakkındaki açıklamaları4
- sözlükteki anaerkil düzen4
- özelden muzunu atan yazar14
- çalışırken birden gelen eve gitme isteği2
- 6 ekim büyük ulu sözlük olayı12
- rusya da laboratuvar faciası veba paniği5
- gece sokakta halı taşıyan iki adam görmek8
- 5 ekim 2026 italya türkiye maçı9
- belediyede çalışan temizlik işçisinin aldığı maaş5
- kıymalı börek5
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı16
- anın görüntüsü27
- tokatlanmak2
- sevgilinin eski sevgililerini anlatması10
- fondan 20 milyar tl vurgun yapan bürokrat4
- günün sözü3
- 6 ekim istanbul un kurtuluşu3
- istanbul'a formula 2 ve formula 3 müjdesi3
- aile evinde yaşayıp 147 bin tl maaşa yetmiyo demek6
- kılık kıyafetle uğraşan zihniyet17
- bana onu sormayin15
- parcalandim toparlanamiyorum38
- sevgilisine zaman ayırmayan kız9
- sözlükte tanıdığınız en iyi kişi24
- etli nohut vs kuru fasulye7
- dede bu saate niye aktif ki8
- ciddi ciddi yulaf yiyen insan10
- fatma betül sayan kaya41
- yazarların duşta geçirdikleri süre9
- nervionun sevgili yapması8
- bana onu sormayin tatlışlığı11
- batı şeria da filistinlilere saldırı2
- silvermist15
üzgünüm leyla şarkısındaki nakarat. bazen bir nakarat bile insana ilham verebilir.
Asırlık çınar ağacının dalları arasından kaldırıma yansıyan, titreşen güneş ışıklarının arasında durdu. Öğle saatiydi.
Leyla, uzun kızıl saçlarından ensesine akan terleri yeşil şalıyla sildi, şirin püsküllü çantasında taşıdığı pet şişedeki ılınmış suyu küçük yudumlarla içti ve çevresine bakındı.
Bir zamanlar görmeye alışık olduğu kahvehane müdavimlerinin derme çatma tahta taburelerde rehavet içinde dinlendiği yerde, o görkemli çınar ağacının altındaki boşlukta bir müddet etrafını dinledi.
Rastlantısal bir sıradanlığın içinde, gelip geçenlerin birbirlerinden bağımsız düşüncelerine kayıtsızca eşlik eden, tarafsız bir bölgedeymiş sanrısına kapılmıştı.
Leyla'yı içten içe rahatsız eden, kapısına asma kilit vurulmuş kahvehaneden ziyade, mekanın kendinden bağımsız ıssızlığına açılan, nesnel olmayan görüntüsüydü.
"100 kilometre sıcak" diye söylendi, eliyle alnındaki terleri sildi. Sıcaklık uzun sürüyordu ve henüz hız kesmeye niyeti yoktu.
"Tüm mekanlar ölerek bitmeli" . Oysa ki mekanlar aynı anda ve aynı yerde çoğalabiliyorlar. Zamansız kaosun büyüyen meridyenleri. "Önceden tasarlanmamış bir sanat eseri kadar kusursuz" diyerek iç geçirdi.
Leyla'nın bahar dalını andıran narin kolları çınar ağacının altında zihnime kök salarken, o; benden habersiz mekanında, bulutlu ve derin gözleriyle , çoktan unutmuş olduğu bir şeyleri hatırlamak istermişçesine dalıp gitmişti.
"Belki de mekanı incelediğim için onu farklı görüyorum" diye farkındalığını teselli etti leyla. incelenen maddenin yeni davranışlar geliştirdiği, inceleyen gözün inceleneni değiştirdiği artık biliniyordu. "Mekanı değiştiren benim gözlerim ve zihnim olabilir mi? Öyleyse gerçekte ben neredeyim?"
Leyla'nın başı sorularla meşgulken, çınar ağacına yaslanmış, gri çiçekli sandaletiyle kaldırımdaki küçük taşları dürtüyor, ara sıra sundurmalardan havalanan kumrularla dalgınlığı bölünüyordu.
Leyla; pembe dudaklarının kenarındaki muzip kıvrımları olduğum yerden seçebiliyor, belli belirsiz tebessümüne öykünüyorum. her günüm leyla, her zaman leyla.
Siyah obsidyen aynadan görünen bir dünyanın hatları belirsizdir, onun ancak karanlık bir temsilini, nesnel gölgesini sezebilirsiniz. Tüm gördüğünüz ana hatları ve siluetidir.
Ah leyla; ben sana kendi berrak aynamdan bakıyorum, öyle parlak ve aydınlık ki, şavkıyla tüm anları dolduran, ilahi neş'enin sonsuz kalp atışları sana eşlik ediyor. Leyla; ben seni izlerken değiştiremiyorum, sendeki bütünlüğü sezen varlığım yerinde durmuyor, telaşlı göçebe kuşlar gibi sağa sola savruluyor. Seni izlerken hiç değilse düşlerinde varolmak istiyorum; değişmemecesine, mekanların dışında, zamansız kaoslardan uzakta, o hep sevdiğin yerde.
yine de, onu bilmiyor leyla.
Asırlık çınar ağacının dalları arasından kaldırıma yansıyan, titreşen güneş ışıklarının arasında durdu. Öğle saatiydi.
Leyla, uzun kızıl saçlarından ensesine akan terleri yeşil şalıyla sildi, şirin püsküllü çantasında taşıdığı pet şişedeki ılınmış suyu küçük yudumlarla içti ve çevresine bakındı.
Bir zamanlar görmeye alışık olduğu kahvehane müdavimlerinin derme çatma tahta taburelerde rehavet içinde dinlendiği yerde, o görkemli çınar ağacının altındaki boşlukta bir müddet etrafını dinledi.
Rastlantısal bir sıradanlığın içinde, gelip geçenlerin birbirlerinden bağımsız düşüncelerine kayıtsızca eşlik eden, tarafsız bir bölgedeymiş sanrısına kapılmıştı.
Leyla'yı içten içe rahatsız eden, kapısına asma kilit vurulmuş kahvehaneden ziyade, mekanın kendinden bağımsız ıssızlığına açılan, nesnel olmayan görüntüsüydü.
"100 kilometre sıcak" diye söylendi, eliyle alnındaki terleri sildi. Sıcaklık uzun sürüyordu ve henüz hız kesmeye niyeti yoktu.
"Tüm mekanlar ölerek bitmeli" . Oysa ki mekanlar aynı anda ve aynı yerde çoğalabiliyorlar. Zamansız kaosun büyüyen meridyenleri. "Önceden tasarlanmamış bir sanat eseri kadar kusursuz" diyerek iç geçirdi.
Leyla'nın bahar dalını andıran narin kolları çınar ağacının altında zihnime kök salarken, o; benden habersiz mekanında, bulutlu ve derin gözleriyle , çoktan unutmuş olduğu bir şeyleri hatırlamak istermişçesine dalıp gitmişti.
"Belki de mekanı incelediğim için onu farklı görüyorum" diye farkındalığını teselli etti leyla. incelenen maddenin yeni davranışlar geliştirdiği, inceleyen gözün inceleneni değiştirdiği artık biliniyordu. "Mekanı değiştiren benim gözlerim ve zihnim olabilir mi? Öyleyse gerçekte ben neredeyim?"
Leyla'nın başı sorularla meşgulken, çınar ağacına yaslanmış, gri çiçekli sandaletiyle kaldırımdaki küçük taşları dürtüyor, ara sıra sundurmalardan havalanan kumrularla dalgınlığı bölünüyordu.
Leyla; pembe dudaklarının kenarındaki muzip kıvrımları olduğum yerden seçebiliyor, belli belirsiz tebessümüne öykünüyorum. her günüm leyla, her zaman leyla.
Siyah obsidyen aynadan görünen bir dünyanın hatları belirsizdir, onun ancak karanlık bir temsilini, nesnel gölgesini sezebilirsiniz. Tüm gördüğünüz ana hatları ve siluetidir.
Ah leyla; ben sana kendi berrak aynamdan bakıyorum, öyle parlak ve aydınlık ki, şavkıyla tüm anları dolduran, ilahi neş'enin sonsuz kalp atışları sana eşlik ediyor. Leyla; ben seni izlerken değiştiremiyorum, sendeki bütünlüğü sezen varlığım yerinde durmuyor, telaşlı göçebe kuşlar gibi sağa sola savruluyor. Seni izlerken hiç değilse düşlerinde varolmak istiyorum; değişmemecesine, mekanların dışında, zamansız kaoslardan uzakta, o hep sevdiğin yerde.
yine de, onu bilmiyor leyla.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar