bugün
- özelden muzunu atan yazar10
- 6 ekim büyük ulu sözlük olayı7
- nervio'nun erkek olması12
- dede bu saate niye aktif ki8
- ibnelik yapmak4
- gece sokakta halı taşıyan iki adam görmek3
- sevgilinin eski sevgililerini anlatması8
- sevgilisine zaman ayırmayan kız9
- 2 2 milyar tl5
- nervionun sevgili yapması8
- etli nohut vs kuru fasulye6
- game of thrones taki kerhaneci15
- mandalinan olayım soy beni diyen kız5
- kadın cinayetleri4
- yazarların duşta geçirdikleri süre9
- renkli gözlü insanlar7
- ciddi ciddi yulaf yiyen insan10
- iltica27
- aile evinde yaşayıp 147 bin tl maaşa yetmiyo demek5
- sözlükte kadın rolü yapmaktan alınan zevk6
- bana onu sormayin15
- gecenin şarkısı9
- fatma betül sayan kaya'nın tmsf'ye iadesi2
- 5 ekim 2026 italya türkiye maçı8
- insan 3 gün yemek yemezse açlıktan ölür4
- bir daha sözlüğe gelinse alınacak nick4
- kılık kıyafetle uğraşan zihniyet17
- exlerini stalklayan kadın4
- yaprak sarması vs lahana sarması4
- izmir bombası7
- bana onu sormayin tatlışlığı11
- exlerini anlatan fingirfoş4
- uğurcan çakır10
- türk dizileri dünyayı ele geçirdi9
- bana onu sormayin'a zeytin dalı uzatmak7
- anın görüntüsü26
- oyun dünyasının unutulmayan kadınları10
- kürt tarihi yoktur diyen kemalist6
- sözlük kavgasında karşıdan yanıt gelmeme gerilimi3
- sarapci koala hatayi6
- toplumun feminizasyonu2
- ayağıma masaj yapacak bir sözlük erkeği bulamamak8
- turşu yapabilen bir kızı üzmek5
- gece aynadaki yansımanın gülmesi2
- lazanya vs yağlama3
- akp seçmeni18
- aponun villası3
- osman arıkan nacar3
- yazarların kiraz yeme şekli4
- sözlükte tanıdığınız en iyi kişi24
üzgünüm leyla şarkısındaki nakarat. bazen bir nakarat bile insana ilham verebilir.
Asırlık çınar ağacının dalları arasından kaldırıma yansıyan, titreşen güneş ışıklarının arasında durdu. Öğle saatiydi.
Leyla, uzun kızıl saçlarından ensesine akan terleri yeşil şalıyla sildi, şirin püsküllü çantasında taşıdığı pet şişedeki ılınmış suyu küçük yudumlarla içti ve çevresine bakındı.
Bir zamanlar görmeye alışık olduğu kahvehane müdavimlerinin derme çatma tahta taburelerde rehavet içinde dinlendiği yerde, o görkemli çınar ağacının altındaki boşlukta bir müddet etrafını dinledi.
Rastlantısal bir sıradanlığın içinde, gelip geçenlerin birbirlerinden bağımsız düşüncelerine kayıtsızca eşlik eden, tarafsız bir bölgedeymiş sanrısına kapılmıştı.
Leyla'yı içten içe rahatsız eden, kapısına asma kilit vurulmuş kahvehaneden ziyade, mekanın kendinden bağımsız ıssızlığına açılan, nesnel olmayan görüntüsüydü.
"100 kilometre sıcak" diye söylendi, eliyle alnındaki terleri sildi. Sıcaklık uzun sürüyordu ve henüz hız kesmeye niyeti yoktu.
"Tüm mekanlar ölerek bitmeli" . Oysa ki mekanlar aynı anda ve aynı yerde çoğalabiliyorlar. Zamansız kaosun büyüyen meridyenleri. "Önceden tasarlanmamış bir sanat eseri kadar kusursuz" diyerek iç geçirdi.
Leyla'nın bahar dalını andıran narin kolları çınar ağacının altında zihnime kök salarken, o; benden habersiz mekanında, bulutlu ve derin gözleriyle , çoktan unutmuş olduğu bir şeyleri hatırlamak istermişçesine dalıp gitmişti.
"Belki de mekanı incelediğim için onu farklı görüyorum" diye farkındalığını teselli etti leyla. incelenen maddenin yeni davranışlar geliştirdiği, inceleyen gözün inceleneni değiştirdiği artık biliniyordu. "Mekanı değiştiren benim gözlerim ve zihnim olabilir mi? Öyleyse gerçekte ben neredeyim?"
Leyla'nın başı sorularla meşgulken, çınar ağacına yaslanmış, gri çiçekli sandaletiyle kaldırımdaki küçük taşları dürtüyor, ara sıra sundurmalardan havalanan kumrularla dalgınlığı bölünüyordu.
Leyla; pembe dudaklarının kenarındaki muzip kıvrımları olduğum yerden seçebiliyor, belli belirsiz tebessümüne öykünüyorum. her günüm leyla, her zaman leyla.
Siyah obsidyen aynadan görünen bir dünyanın hatları belirsizdir, onun ancak karanlık bir temsilini, nesnel gölgesini sezebilirsiniz. Tüm gördüğünüz ana hatları ve siluetidir.
Ah leyla; ben sana kendi berrak aynamdan bakıyorum, öyle parlak ve aydınlık ki, şavkıyla tüm anları dolduran, ilahi neş'enin sonsuz kalp atışları sana eşlik ediyor. Leyla; ben seni izlerken değiştiremiyorum, sendeki bütünlüğü sezen varlığım yerinde durmuyor, telaşlı göçebe kuşlar gibi sağa sola savruluyor. Seni izlerken hiç değilse düşlerinde varolmak istiyorum; değişmemecesine, mekanların dışında, zamansız kaoslardan uzakta, o hep sevdiğin yerde.
yine de, onu bilmiyor leyla.
Asırlık çınar ağacının dalları arasından kaldırıma yansıyan, titreşen güneş ışıklarının arasında durdu. Öğle saatiydi.
Leyla, uzun kızıl saçlarından ensesine akan terleri yeşil şalıyla sildi, şirin püsküllü çantasında taşıdığı pet şişedeki ılınmış suyu küçük yudumlarla içti ve çevresine bakındı.
Bir zamanlar görmeye alışık olduğu kahvehane müdavimlerinin derme çatma tahta taburelerde rehavet içinde dinlendiği yerde, o görkemli çınar ağacının altındaki boşlukta bir müddet etrafını dinledi.
Rastlantısal bir sıradanlığın içinde, gelip geçenlerin birbirlerinden bağımsız düşüncelerine kayıtsızca eşlik eden, tarafsız bir bölgedeymiş sanrısına kapılmıştı.
Leyla'yı içten içe rahatsız eden, kapısına asma kilit vurulmuş kahvehaneden ziyade, mekanın kendinden bağımsız ıssızlığına açılan, nesnel olmayan görüntüsüydü.
"100 kilometre sıcak" diye söylendi, eliyle alnındaki terleri sildi. Sıcaklık uzun sürüyordu ve henüz hız kesmeye niyeti yoktu.
"Tüm mekanlar ölerek bitmeli" . Oysa ki mekanlar aynı anda ve aynı yerde çoğalabiliyorlar. Zamansız kaosun büyüyen meridyenleri. "Önceden tasarlanmamış bir sanat eseri kadar kusursuz" diyerek iç geçirdi.
Leyla'nın bahar dalını andıran narin kolları çınar ağacının altında zihnime kök salarken, o; benden habersiz mekanında, bulutlu ve derin gözleriyle , çoktan unutmuş olduğu bir şeyleri hatırlamak istermişçesine dalıp gitmişti.
"Belki de mekanı incelediğim için onu farklı görüyorum" diye farkındalığını teselli etti leyla. incelenen maddenin yeni davranışlar geliştirdiği, inceleyen gözün inceleneni değiştirdiği artık biliniyordu. "Mekanı değiştiren benim gözlerim ve zihnim olabilir mi? Öyleyse gerçekte ben neredeyim?"
Leyla'nın başı sorularla meşgulken, çınar ağacına yaslanmış, gri çiçekli sandaletiyle kaldırımdaki küçük taşları dürtüyor, ara sıra sundurmalardan havalanan kumrularla dalgınlığı bölünüyordu.
Leyla; pembe dudaklarının kenarındaki muzip kıvrımları olduğum yerden seçebiliyor, belli belirsiz tebessümüne öykünüyorum. her günüm leyla, her zaman leyla.
Siyah obsidyen aynadan görünen bir dünyanın hatları belirsizdir, onun ancak karanlık bir temsilini, nesnel gölgesini sezebilirsiniz. Tüm gördüğünüz ana hatları ve siluetidir.
Ah leyla; ben sana kendi berrak aynamdan bakıyorum, öyle parlak ve aydınlık ki, şavkıyla tüm anları dolduran, ilahi neş'enin sonsuz kalp atışları sana eşlik ediyor. Leyla; ben seni izlerken değiştiremiyorum, sendeki bütünlüğü sezen varlığım yerinde durmuyor, telaşlı göçebe kuşlar gibi sağa sola savruluyor. Seni izlerken hiç değilse düşlerinde varolmak istiyorum; değişmemecesine, mekanların dışında, zamansız kaoslardan uzakta, o hep sevdiğin yerde.
yine de, onu bilmiyor leyla.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar