bugün
- true nefreti7
- true yahudi mi8
- fake hesapların sahibi5
- habire1239
- mastürbasyon yapmayı unutmayın11
- bir kızdan kibarca nasıl domalmş fotoğrafı istenir7
- puura4
- kız arkadaşa alınabilecek hediyeler9
- çekingen nazik saygılı erkek sevilir mi sorusu13
- antipanik7
- yeni parti24
- lionel messi vs lamine yamal4
- lamine yamal6
- true vs yagmurcu12
- seri gizli artı oy veren melek8
- din olmadan ahlak temellendirilemez10
- kızların keko erkek seviyoruz demesi13
- sedat peker'e küfür etmek6
- lezbiyenler kız hakkımızı yiyorlar3
- göğüsleri küçük diye üzülen kadın3
- dün erkeklerin yüzde 70'i seks yapmadı2
- basit bir hayat istemek11
- sözlükte galiba kavga olmuş hissi6
- diamond bosphorus10
- güzel olmak vs tatlı olmak4
- zafer partisi neden düştü8
- cumhuriyet halk partisi10
- kola ile sigara icmek4
- kemalizmin gericilik olması7
- lamine yamal için sevgilisini terk eden kız4
- ahmet sezer bey birader birader bey3
- gül gibi efendi erkek10
- arkadaşlar yeni aldığım şarj cihazıma bakın8
- g'i l d'e d l'i l y14
- kurşuni renkler2
- yakışıklı bir erkekle öpüşmek7
- başlatmayın kollektivizminize2
- gammazlar çetesi2
- süper lig'e gelen yeni kurallar4
- muslettin amca11
- kız kardeşimi tandırda yaktılar3
- yazarların özledikleri şeyler8
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları3
- ben geldim kerkenezler18
- escorta giden erkek8
- recep tayyip erdoğan10
- uludağ itiraf4
- chp dönemi bitti5
- bisiklet sürerken kızlık zarı yırtılan kız13
- velvet36
gururumuzu kirabilmenin en onemli yoludur.
bir kez olduğunda, karşınızdaki kişi tarafından sürekli beklenecek olan bağışlamadır. en fazla bir kez olmalıdır. büyüklüktür, evet ama, karşınızdaki insan, bunu istismar edecek biriyse, ayağınızı denk almanız gerekir. birisi, paranızı çalar, affedersiniz; sinirle ağzından kötü söz çıkar affedebilirsiniz. ama duygusal yönden ihanetler, hele ki, aşk ihanetiyse, affı yoktur bazılarımız için.
(bkz: erdem)
(bkz: affetmek büyüklüktür yalanı)
bağışlamak, eski güzel duyguların yeniden oluşumuna vesile olmak. oysa bazen hatadır affetmek. sen affedersin, o tekrarlar.. kötüye kullanır tüm iyi niyetini.
karşımızdakine, aynı hatayı yapması için davetiye vermektir. ben seni affetme riskine gireceğime, sen zahmet edip özen gösterseydin de, hata yapmasaydın nasıl olurdu?
tekrara izin vermektir.
2006 nın 2. ayında açılan bir başlığa topu topu 36 entry girilmesinden anlaşıldığı üzere affetmek insanoğluna biraz uzak galiba. hani affetmenin ne olduğu konusunda birşeyler tada bilsek onun lezzetini damaklarımızda gezdirip eritsek şöyle bayram şekeri gibi. göreceğiz ki sadece ağzımızın tadı değişmiyor hayatımızın bir ucunada gökkuşağının bağlı olduğunun farkına varacağız.
klasik kişisel gelişim kitaplarından bahsetmiyorum elbet. yani içimizde bir öküz varsa onada hoha diyeceğiz tabi. ama hayat inatla dönmüyor işte. dünya dua üzerine döner der annem . dua ise kalb üzerinde bitermiş. kalpse bedenin değil ruhun yaşama kaynağıymış.
şimdi şöyleki bir öğretmen öğerencilerine bir bayram arefesinde dargınlıkları bitirmek gerektiği konusunda nasihatler verirken öğrencilerden biri sorar.
--hocam hadi affedemeyeceğimiz bir şey ise der.
tüm sınıf tarafından çok sevilen hoca işin ehemmiyetini güzel bir şekilde anlatmak için öğrencilerden bir daha ki derse patates ve torba getirmelrini ister. öğrenciler ilk başta birşey anlamaz lakin hocalanın dediğini yaparlar. tüm sınıf sıraların üstünde koca koca patatesleri dizerler hocalarını can kulağı ile dinlerler. hoca;
++şimdi sizin kalbinizi kırıp affedemediğiniz her kişi için bir patates soyun der.
çocuklar aliydi mehmetti derken torbaları doldurular soyulmuş patatselerle. sonra hoca ;
++bu patatesleri torbasından hiç çıkarmadan yanınızda taşıyacaksınız der.
vede çocuklar artık yanlarında içinde soyulmuş patateslerle dolu torbalarla yaşamaya başlarlar fakat aradan iki hafta geçerki artık patatesler kokmaya vede artık taşınır gibi gelmemeye başlamıştır. öğrenciler dayanamaz bir gün ve hocalarına durumlarını anlatırlar .hoca;
++evet arkadaşlar .affetmediğimiz her kişiden ötürü ruhumuz işte böyle rahatsız oluyor. nefes alamıyor. o kişiler ruhumuzu rahatsız ediyor vede siz onları affetmeyi onalara ekstradan yapacağınız bir iyilik gibi görüyorsunuz lakin esasen onları affetmek sizin kendinize yapacağınız en büyük iyiliktir der.
tabi öğrenciler patateslerle birlikte küskünlüklerinide çöpe atarlar . hani illaki bir vesile aranıyorsa onlarda bayramlardır . yada iki samimi dostun dargınlar için barıştırma teklifine tebesssümlele cevap vermektir.
evet affetmiyoruz biz. ama affetmediğimiz her kişi ruhumuza yapışmış kanımızı emiyor ve bu kan emiciler çoğaldıkça ne yazıkki gün geliyor kalbe kan gitmiyor. sonra güzel dualar orda yetişmiyor. dualar olmayınca inanın dostlarım dünya hiçde güzel dönmüyor.
size ne kadar büyük yanlış yapılırsa yapılsın ufak içten bir tebessüm . affettim seni duruşu. samimi bir tokalaşma inanın kamburunuzda nasır yapmış koca bir yükü alıp götürüyor.
herkesi affettinizmi ? gökyüzüne bakın . orda duran meleklerde kimseye dargın değil . tıpkı sizin gibi.
klasik kişisel gelişim kitaplarından bahsetmiyorum elbet. yani içimizde bir öküz varsa onada hoha diyeceğiz tabi. ama hayat inatla dönmüyor işte. dünya dua üzerine döner der annem . dua ise kalb üzerinde bitermiş. kalpse bedenin değil ruhun yaşama kaynağıymış.
şimdi şöyleki bir öğretmen öğerencilerine bir bayram arefesinde dargınlıkları bitirmek gerektiği konusunda nasihatler verirken öğrencilerden biri sorar.
--hocam hadi affedemeyeceğimiz bir şey ise der.
tüm sınıf tarafından çok sevilen hoca işin ehemmiyetini güzel bir şekilde anlatmak için öğrencilerden bir daha ki derse patates ve torba getirmelrini ister. öğrenciler ilk başta birşey anlamaz lakin hocalanın dediğini yaparlar. tüm sınıf sıraların üstünde koca koca patatesleri dizerler hocalarını can kulağı ile dinlerler. hoca;
++şimdi sizin kalbinizi kırıp affedemediğiniz her kişi için bir patates soyun der.
çocuklar aliydi mehmetti derken torbaları doldurular soyulmuş patatselerle. sonra hoca ;
++bu patatesleri torbasından hiç çıkarmadan yanınızda taşıyacaksınız der.
vede çocuklar artık yanlarında içinde soyulmuş patateslerle dolu torbalarla yaşamaya başlarlar fakat aradan iki hafta geçerki artık patatesler kokmaya vede artık taşınır gibi gelmemeye başlamıştır. öğrenciler dayanamaz bir gün ve hocalarına durumlarını anlatırlar .hoca;
++evet arkadaşlar .affetmediğimiz her kişiden ötürü ruhumuz işte böyle rahatsız oluyor. nefes alamıyor. o kişiler ruhumuzu rahatsız ediyor vede siz onları affetmeyi onalara ekstradan yapacağınız bir iyilik gibi görüyorsunuz lakin esasen onları affetmek sizin kendinize yapacağınız en büyük iyiliktir der.
tabi öğrenciler patateslerle birlikte küskünlüklerinide çöpe atarlar . hani illaki bir vesile aranıyorsa onlarda bayramlardır . yada iki samimi dostun dargınlar için barıştırma teklifine tebesssümlele cevap vermektir.
evet affetmiyoruz biz. ama affetmediğimiz her kişi ruhumuza yapışmış kanımızı emiyor ve bu kan emiciler çoğaldıkça ne yazıkki gün geliyor kalbe kan gitmiyor. sonra güzel dualar orda yetişmiyor. dualar olmayınca inanın dostlarım dünya hiçde güzel dönmüyor.
size ne kadar büyük yanlış yapılırsa yapılsın ufak içten bir tebessüm . affettim seni duruşu. samimi bir tokalaşma inanın kamburunuzda nasır yapmış koca bir yükü alıp götürüyor.
herkesi affettinizmi ? gökyüzüne bakın . orda duran meleklerde kimseye dargın değil . tıpkı sizin gibi.
affetmemeyi seçmek de affetmektir.
yapılan yanlışı bastırmaktır. derinlerde kalır o yanlış, elbet bir gün yeri gelir ve yüze çarpılır bir bıçak gibi.
yerine göre büyüklük yerine göre enayilik getirir, affedilen $eye dikkat etmek gerekir...
enayilik ve aptallığın yoğun karışımıdır.
annelerin o büyük erdemlerinden biridir affetmek.
insanoğlu'nun üç'e kadar tahammül gösterebildiği durumdur. Üç kez hata yaparsanız üçüncüde o affeden meleğiniz, bir şeytana dönüşür ve 'öyle yağma yookkk' cevabını verip çeker gider. Acılarınızla başbaşa kalmanız zaten en büyük ceza olur.
affetmek intikam almanın ilk basamağıdır.
akrepler için zor eylem.
bir gün yine karşıma çıksan,
ellerimi tutup yalvarsan,
yaptıklarından pişmansan,
affetmem!
bırakma beni nolur desen,
kalbinin sesini dinlesem,
beni cok sevdiğini bilsem,
affetmem!
istemem artık aşkını,
sensiz kurdum yaşantımı,
zehir ettin bu hayatı,
affetmem!
unuttum hep sözlerini,
o güzelim gözlerini,
artık ne yapsan boşuna,
affetmem!*
Bu versiyonu daha kabul gören bir durumdur *
ellerimi tutup yalvarsan,
yaptıklarından pişmansan,
affetmem!
bırakma beni nolur desen,
kalbinin sesini dinlesem,
beni cok sevdiğini bilsem,
affetmem!
istemem artık aşkını,
sensiz kurdum yaşantımı,
zehir ettin bu hayatı,
affetmem!
unuttum hep sözlerini,
o güzelim gözlerini,
artık ne yapsan boşuna,
affetmem!*
Bu versiyonu daha kabul gören bir durumdur *
karşındakine duyulan sevgi ve güven neticesinde bazı şeyleri gözardı edip ikinci bi şans tanımaktır.
olanları unutmuş gibi davranmaktır.
affetmek hakkında bütün yazılanları okudum da. aslında kızamıyorum kimseye. çünkü ben de eskiden böyleydim. eşşektim yani. affetmeyi bir tür zayıflık, bir tür özgüven eksikliği olarak görürdüm. ama aslında o zamanlar zayıf ve özgüveni eksik bir insan olduğumu anlamamışım. belki farkında değilsiniz ama hepimiz öleceğiz. belki yarın belki 50 yıl sonra. bilemiyoruz. anlayacağın bu hayatta hiçbir şey kalıcı değil. bu nedenle bir hatayı da affedemeyecek kadar önemsemek salaklıktır. insanlar sürekli değişir. hatalar yapar, hatalarından ders alır. birisi sana pişmanlığını ifade etmişse, özür diliyorsa sen de affetmiyorsan asıl zayıf ve özgüvensiz olan sensin aslında. o gururunuz ve kibiriniz siz öldükten sonra kalacak mı zannediyorsunuz? ama işte sanırım herkesin bir dönemi geçirmesi gerekiyor anlaması için.
(bkz: özgürlük)
The public is wonderfully tolerant. It forgives everything except genius. - Oscar Wilde
Halk mükemmel bir şekilde hoşgörülüdür. Dahiler dışında herşeyi affeder.
*
Always forgive your enemies; nothing annoys them so much. - Oscar Wilde
Her zaman düşmanlarını affet; hiçbir şey onları bu kadar sinirlendirmez.
Halk mükemmel bir şekilde hoşgörülüdür. Dahiler dışında herşeyi affeder.
*
Always forgive your enemies; nothing annoys them so much. - Oscar Wilde
Her zaman düşmanlarını affet; hiçbir şey onları bu kadar sinirlendirmez.
Af, hak ettiği halde bir şeyi almamak sahibine bağışlamak demektiri.Allahü teala affedicidir.af edenleri sever.Kur'an-ı Kerim de mealen buyruluyor ki;(Affet, marufu emret ve cahillerden yüz çevir![Araf 199]
iş kendini affetmeye geldiğinde sezen aksu çok güzel demiş:
kendini seçemiyorsun
bırakıp kaçamıyorsun
kendini seçemiyorsun
bırakıp kaçamıyorsun
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar