bugün
- kabak tatlısını sevenler8
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi15
- nervio'nun gerçek yüzü6
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı14
- nervio'nun asıl benzediği ünlü6
- kafanın çok büyük olması8
- nervio34
- barış alper yılmaz4
- birçok kadın evliliğini eskort hizmeti gibi yapıyo3
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi7
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- bırak kolumu acıtıyorsun4
- tarcanlar oto ekspertiz2
- yalnız çirkin asosyal erkek6
- otomobilin üstünde uyuyakalan adam6
- emre aydın dinlemek2
- anın görüntüsü23
- 2019 tasarımı4
- ismet gürbüz sözlüğü nasıl keşfetti6
- anelka alex tuncay hooijdonk dörtlüsü6
- nerdesiniz3
- en sevilen ibrahim tatlıses sözleri6
- gazze de evlenen çiftin düğün fotoğrafı2
- ibrahim tatlısesin peygamber olma ihtimali5
- kabak tatlısını sevmeyenler2
- mercedese binen memur2
- sokak ortasında durduk yere yarrak diye bağırmak3
- askerde cinsel ihtiyaçlar nasıl gideriliyor6
- 30 kasım 20262
- 29 kasım 20262
- kabak tatlısının üzerine tahin dökmek2
- 27 kasım 20262
- duygu özaslan6
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı10
- ismet gurbuz 20242
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı24
- mesibaglari2
- 19 kasım 20262
- kahtalı mıçı hayranı kız4
- 8 kasım 20264
- timsah yürüyüşü4
- özel ders vermek4
- zorunlu askerliğin ahlaki sorunu3
- ya şeytan haklıysa5
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek7
- beni benden alırsan seni sana bırakmam3
- askerde özlenen şeyler9
- beni benden alırsan bene nolur3
- trabzonspor'un evinde 90 maçtır yenilmemesi rekoru4
- yoktan var etmek boş kağıda nokta koymak gibidir3
ölümden sonra dirilişin tohumu sayılan madde.
1940’lı yılların sonlarına doğru Amerika’da bir olay meydana geliyor. Çok zengin bir adamın ölümünden birkaç yıl sonra, bir kadın çocuğuyla birlikte mahkemeye başvuruyor. Çocuğun ölen adamdan olduğunu iddia ediyor.
Tabi o zamanlar ölüden DNA testi yapılamayan bir dönemdi. Amerika hukuk sistemlerinde bu olayın bir karşılığını bulamayınca başka sistemlere müracaat ediyorlar. Roma hukukuna bakıyorlar yok. Yunan, Hint, Uzakdoğu’da yok. Bir heyet Türkiye’ye geliyor.
Dönemin istanbul Müftüsü Ömer Nasuhi Bilmen’e yönlendiriliyorlar. ilk başta anlam veremiyor gelen ekip. Gönülsüz de olsa görüşüyorlar. Ömer Nasuhi Bilmen onlara ölen adamın kemiklerinin durup durmadığını sorduğunda şaşkınlıkları iyice büyüyor. Durduğunu söylüyorlar. Ömer Nasuhi onlara kuyruk sokumu kemiği üzerinde bir yer tarif ediyor. Tarif ettiği yere çocuğun bir damla kanını damlatmalarını, eğer o kemik kanı emerse çocuğun o adamdan olduğunu, eğer kanı emmez ise kadının yalancı olduğunu ve buna göre hüküm verebileceklerini anlatıyor. Gelen ekip görüşmeden memnun olmaksızın şaşkınlıklarını da yanlarına alıp ülkelerine dönüyorlar.
Bir müftünün böyle bir tıp bilgisine nasıl hâkim olabileceğine ihtimal veremiyorlar. Ekipteki bir doktorun ise kafasını kurcalıyor bu mesele. Müftünün yanlışlığını ispat etmek için mezar açtırılıp adamın bedeni çıkarılıyor. Tarif edilen kemiğin üzerine önce kendi kanını damlatıyor. Kan akıp gidiyor kemiğin üzerinden. Sonra çocuğun kanını döktüğünde gözleri fal taşı gibi açılıyor. Kemiğin kanı emdiğini gördüğünde hayretini gizleyemiyor.
Görüşmede Ömer Nasuhi’nin yanında olanlar da ilk duymuş olacaklar ki heyet gittikten sonra bu meseleyi nereden bildiğini soruyorlar. Adı geçen kemiğin sadece kendi neslini kabul ettiğini uzun uzun anlatıyor. Oradaki küçük bir parçanın önemine değiniyor. Vücuda ne yaparsanız yapın o kemiği (çekirdeği) yok edemediğinizi, kıyamete kadar hiçbir gücün de buna muktedir olamayacağını, zira mahşerde insanlar o kemik parçasından yeniden diriltileceğini anlatıyor.
Tabi o zamanlar ölüden DNA testi yapılamayan bir dönemdi. Amerika hukuk sistemlerinde bu olayın bir karşılığını bulamayınca başka sistemlere müracaat ediyorlar. Roma hukukuna bakıyorlar yok. Yunan, Hint, Uzakdoğu’da yok. Bir heyet Türkiye’ye geliyor.
Dönemin istanbul Müftüsü Ömer Nasuhi Bilmen’e yönlendiriliyorlar. ilk başta anlam veremiyor gelen ekip. Gönülsüz de olsa görüşüyorlar. Ömer Nasuhi Bilmen onlara ölen adamın kemiklerinin durup durmadığını sorduğunda şaşkınlıkları iyice büyüyor. Durduğunu söylüyorlar. Ömer Nasuhi onlara kuyruk sokumu kemiği üzerinde bir yer tarif ediyor. Tarif ettiği yere çocuğun bir damla kanını damlatmalarını, eğer o kemik kanı emerse çocuğun o adamdan olduğunu, eğer kanı emmez ise kadının yalancı olduğunu ve buna göre hüküm verebileceklerini anlatıyor. Gelen ekip görüşmeden memnun olmaksızın şaşkınlıklarını da yanlarına alıp ülkelerine dönüyorlar.
Bir müftünün böyle bir tıp bilgisine nasıl hâkim olabileceğine ihtimal veremiyorlar. Ekipteki bir doktorun ise kafasını kurcalıyor bu mesele. Müftünün yanlışlığını ispat etmek için mezar açtırılıp adamın bedeni çıkarılıyor. Tarif edilen kemiğin üzerine önce kendi kanını damlatıyor. Kan akıp gidiyor kemiğin üzerinden. Sonra çocuğun kanını döktüğünde gözleri fal taşı gibi açılıyor. Kemiğin kanı emdiğini gördüğünde hayretini gizleyemiyor.
Görüşmede Ömer Nasuhi’nin yanında olanlar da ilk duymuş olacaklar ki heyet gittikten sonra bu meseleyi nereden bildiğini soruyorlar. Adı geçen kemiğin sadece kendi neslini kabul ettiğini uzun uzun anlatıyor. Oradaki küçük bir parçanın önemine değiniyor. Vücuda ne yaparsanız yapın o kemiği (çekirdeği) yok edemediğinizi, kıyamete kadar hiçbir gücün de buna muktedir olamayacağını, zira mahşerde insanlar o kemik parçasından yeniden diriltileceğini anlatıyor.
bel kemiği.
insan vücudunun yeniden diriltildiği vücut parçası. galiba ölünce de çürümez.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com