bugün
- laik ülkeyi dinciler yönetirse11
- türk düşmanı piçler6
- evrene enerji gönderen müslüman6
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri53
- trakya'dan slovakya'ya gitmek4
- keşke yunan galip gelseydi diyen adamı savunmak4
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi3
- dualarımız bu akşam beşiktaş ile6
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi3
- barça bu galatasaray'a kaç atar4
- fener şampihahahaha3
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı31
- futbolun barbarca bir oyun olması4
- müslüman vikingler2
- 0 0 713
- osimhensiz galatasaray5
- ceketimizi koysak kazanırız zaten2
- istanbul'dan izmit'e yürümek3
- islami nato2
- claudian clouds33
- atatürk diyor ki2
- iltica16
- çöpe atılan erik2
- turkanime tv2
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak5
- anneanne4
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı4
- sözlük kızlarının kekleri24
- yüz milyonluk ülke on milyona karşı3
- 19 eylül 2026 başakşehir gençlerbirliği maçı2
- ankara da yeni nesil suç örgütleri operasyonu3
- sanat2
- rafael leao4
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı2
- enerji bakanı alparslan bayraktar portresi3
- okan buruk8
- pazar sabahı 08 00 da uyanmak2
- insan ne ister6
- 20 eylül 20262
- salah ne koydu ama2
- kadınlar8
- kuçukuçuokanınçükü2
- yaşanmamışların yası6
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- ilkay ve goollllll ts 4 gs 52
- anın görüntüsü25
- islamda namaz yoktur29
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- cok da abartmaya gerek uok6
ölümden sonra dirilişin tohumu sayılan madde.
1940’lı yılların sonlarına doğru Amerika’da bir olay meydana geliyor. Çok zengin bir adamın ölümünden birkaç yıl sonra, bir kadın çocuğuyla birlikte mahkemeye başvuruyor. Çocuğun ölen adamdan olduğunu iddia ediyor.
Tabi o zamanlar ölüden DNA testi yapılamayan bir dönemdi. Amerika hukuk sistemlerinde bu olayın bir karşılığını bulamayınca başka sistemlere müracaat ediyorlar. Roma hukukuna bakıyorlar yok. Yunan, Hint, Uzakdoğu’da yok. Bir heyet Türkiye’ye geliyor.
Dönemin istanbul Müftüsü Ömer Nasuhi Bilmen’e yönlendiriliyorlar. ilk başta anlam veremiyor gelen ekip. Gönülsüz de olsa görüşüyorlar. Ömer Nasuhi Bilmen onlara ölen adamın kemiklerinin durup durmadığını sorduğunda şaşkınlıkları iyice büyüyor. Durduğunu söylüyorlar. Ömer Nasuhi onlara kuyruk sokumu kemiği üzerinde bir yer tarif ediyor. Tarif ettiği yere çocuğun bir damla kanını damlatmalarını, eğer o kemik kanı emerse çocuğun o adamdan olduğunu, eğer kanı emmez ise kadının yalancı olduğunu ve buna göre hüküm verebileceklerini anlatıyor. Gelen ekip görüşmeden memnun olmaksızın şaşkınlıklarını da yanlarına alıp ülkelerine dönüyorlar.
Bir müftünün böyle bir tıp bilgisine nasıl hâkim olabileceğine ihtimal veremiyorlar. Ekipteki bir doktorun ise kafasını kurcalıyor bu mesele. Müftünün yanlışlığını ispat etmek için mezar açtırılıp adamın bedeni çıkarılıyor. Tarif edilen kemiğin üzerine önce kendi kanını damlatıyor. Kan akıp gidiyor kemiğin üzerinden. Sonra çocuğun kanını döktüğünde gözleri fal taşı gibi açılıyor. Kemiğin kanı emdiğini gördüğünde hayretini gizleyemiyor.
Görüşmede Ömer Nasuhi’nin yanında olanlar da ilk duymuş olacaklar ki heyet gittikten sonra bu meseleyi nereden bildiğini soruyorlar. Adı geçen kemiğin sadece kendi neslini kabul ettiğini uzun uzun anlatıyor. Oradaki küçük bir parçanın önemine değiniyor. Vücuda ne yaparsanız yapın o kemiği (çekirdeği) yok edemediğinizi, kıyamete kadar hiçbir gücün de buna muktedir olamayacağını, zira mahşerde insanlar o kemik parçasından yeniden diriltileceğini anlatıyor.
Tabi o zamanlar ölüden DNA testi yapılamayan bir dönemdi. Amerika hukuk sistemlerinde bu olayın bir karşılığını bulamayınca başka sistemlere müracaat ediyorlar. Roma hukukuna bakıyorlar yok. Yunan, Hint, Uzakdoğu’da yok. Bir heyet Türkiye’ye geliyor.
Dönemin istanbul Müftüsü Ömer Nasuhi Bilmen’e yönlendiriliyorlar. ilk başta anlam veremiyor gelen ekip. Gönülsüz de olsa görüşüyorlar. Ömer Nasuhi Bilmen onlara ölen adamın kemiklerinin durup durmadığını sorduğunda şaşkınlıkları iyice büyüyor. Durduğunu söylüyorlar. Ömer Nasuhi onlara kuyruk sokumu kemiği üzerinde bir yer tarif ediyor. Tarif ettiği yere çocuğun bir damla kanını damlatmalarını, eğer o kemik kanı emerse çocuğun o adamdan olduğunu, eğer kanı emmez ise kadının yalancı olduğunu ve buna göre hüküm verebileceklerini anlatıyor. Gelen ekip görüşmeden memnun olmaksızın şaşkınlıklarını da yanlarına alıp ülkelerine dönüyorlar.
Bir müftünün böyle bir tıp bilgisine nasıl hâkim olabileceğine ihtimal veremiyorlar. Ekipteki bir doktorun ise kafasını kurcalıyor bu mesele. Müftünün yanlışlığını ispat etmek için mezar açtırılıp adamın bedeni çıkarılıyor. Tarif edilen kemiğin üzerine önce kendi kanını damlatıyor. Kan akıp gidiyor kemiğin üzerinden. Sonra çocuğun kanını döktüğünde gözleri fal taşı gibi açılıyor. Kemiğin kanı emdiğini gördüğünde hayretini gizleyemiyor.
Görüşmede Ömer Nasuhi’nin yanında olanlar da ilk duymuş olacaklar ki heyet gittikten sonra bu meseleyi nereden bildiğini soruyorlar. Adı geçen kemiğin sadece kendi neslini kabul ettiğini uzun uzun anlatıyor. Oradaki küçük bir parçanın önemine değiniyor. Vücuda ne yaparsanız yapın o kemiği (çekirdeği) yok edemediğinizi, kıyamete kadar hiçbir gücün de buna muktedir olamayacağını, zira mahşerde insanlar o kemik parçasından yeniden diriltileceğini anlatıyor.
bel kemiği.
insan vücudunun yeniden diriltildiği vücut parçası. galiba ölünce de çürümez.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar