bugün
- usta şoförlerden acemi şoförlere tavsiyeler6
- ideal sevgilinin en önemli özelliği17
- chp'deki değişimciler3
- yürüyüş partisi6
- ismet gurbuz 20245
- 2026 dünya kupası finalini kim oynar13
- hep aynı şeyleri yaşamak4
- ibne penis nah2
- dna testiyle ırk öğrenmek2
- ipkis2
- düşük iq belirtileri4
- gönüllü esaret paradoksu2
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle26
- sözlüğe fotoğraf atmayanların özgüvensiz sanılması11
- alışveriş merkezlerinde çaresizce dolanmak2
- beyaz otomobil satın almak14
- 22 haziran 2026 arjantin avusturya maçı2
- iyi gibi davranan kötüleri nasıl ayırt ederiz2
- milli takımı eleştirenleri hapse atma çağrısı7
- 2 buçuk yaşında çocuğuna şarap seçen anne5
- zaman gazetesi2
- house of the dragon2
- uludağ sözlük'ün instagram'a dönmesi10
- makarna süzmek5
- yaşlılığınız için insan biriktirin12
- yapay zekaya entry yazdıran yazar5
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı3
- sevgiliye gitmemesi için söylenen sözler2
- ayağında terlikle ülke yönetmek3
- bugün de meme atan olmaması13
- messi'nin arjantin'deki heykeli3
- 65 şut çekip gol atamamak5
- tgrt3
- cuckold esnasında karınızın belinin kırılması4
- 22 haziran 2026 fsm'ye amedspor bayrağı asılması4
- james deen2
- olmayacak duaya amin dememeyi öğrenmek3
- 48 takım içinde 47 nci olmak6
- 22 haziran 2026 keir starmer'ın istifa etmesi3
- anın görüntüsü15
- bozulmaması ile meşhur olan şeyler3
- günün sözü3
- eğilirken eliyle göğüs dekoltesini kapatan kız12
- teen slasher filmlerinde ilk olen kisi2
- kaya çilingiroğlu2
- gecenin şarkısı3
- iş kadını yazarlar6
- yazma diyince yazmayan erkek4
- tencerede yemek ısıtırken tencereyi yakmak2
- beyaz toros ile son ses mozart dinleyip turlamak2
içi acıtandır.
2011 yılındakinden an itibari ile bir saat yirmi beş dakika eksilmiştir.
keşke olmasa ''temmuz'' diye bir ay. keşke olmasa ''2'' diye bir rakam... keşke hatırlamasa şu gözler, görüp görebileceği en büyük insanlık ayıbını
dün gibi hatırladığım 1993 ün 2 temmuzu. saygıyla andığım...
Keşkedir.
Temmuz sıcaktır; ama 2 Temmuz daha bir sıcaktır.
'Madımak'ta yanan benim
Yarınlara kalan benim.'
'Madımak'ta yanan benim
Yarınlara kalan benim.'
iç yakan bir gün...
Serdar ARSEVEN / VAKiT
Ergenekon iddianamesinde derin devlet tezgahı olduğu gözler önüne serilen Sivas olaylarının yıldönümünde anma töreni bahanesiyle gerçekleştirilen etkinlikte açılan bir pankart, tüm ülkede ve özellikle de BBP camiasında büyük tepkiye sebep olmuştu. Gülerek yaktın, donarak öldün pankartıyla sergilenen alçaklığa milyonlar tepki gösterdi. iğrenç pankarta tepki gösterenlerden biri de, Kahramanmaraş'ın Nurhak ilçesine bağlı Tatlar Beldesi'nde yaşayan Bülent Kaya oldu. Bülent Kaya, Sivas olaylarının ardından hayatı yepyeni bir istikamete giren bir vatandaş. Onun ilginç hayat hikayesinin Sivas olaylarıyla ilgili kısmı, 2 Temmuz tahrikçileri arasında yer alışıyla başlıyor. O günlerde koyu bir CHP taraftarı olan ve hatta yönetim kadrosunda yer alan Bülent Kaya, tahrikçiler arasında gittiği Sivas'ta, gösterilere sahne olan Madımak Oteli'nin içindeki topluluktaydı.
MADIMAK VE O GÜN
Otel perdelerinin alev alması sonucu otelin giriş kısmı ve sonrasında koridorları dumana boğulmuştu. Aralarında Bülent Kaya'nın da olduğu grup, duman baskısından dolayı otelin uzak köşelerine yöneldiler. işte bu arayış, Bülent Kaya ve diğerlerinin BBP il Başkanlığı mensupları tarafından kurtarılmalarına vesile olmuştu.
işte Bülent Kaya, tahrikçi grubun içinde Sivas'a gelen, otelin içindeki hengameyi yaşayan ve BBP'liler tarafından duman zehirlenmesinden kurtarılan bir eski CHP'li. Rahmetli Yazıcıoğlu'nun bu olaylar sırasında arkadaşlarına olayları yatıştırmak ve mümkün olduğunca fazla insanı kurtarmak için talimat vermesi, o güne kadar haklarında olumsuz düşünceler içinde olduğu BBP'lilerin son derece müşfik tavırlarına muhatap olması, onun duygu ve düşünce dünyasında büyük değişimlere vesile olmuş. Öyle ki, o bugün bir BBP yöneticisi.
Biz, bu ilginç hikayenin sahibi Bülent Kaya ile yüz yüze görüşebilmek için Kahramanmaraş'ın Nurhak ilçesine bağlı Tatlar beldesine gittik. Ve bu ilginç hikayeyi sahibinden dinledik. isterseniz, bu genel toparlamanın ardından, sözü, Gülerek yaktın donarak öldün pankartının ruhunda yol açtığı sarsıntıyı ve üzüntüyü dile getirerek konuşmasına başlayan Bülent Kaya'ya bırakalım...
O, Sivas'ı yakmak için giden CHP'liler arasındaydı. Koyu bir CHP'liydi. 2-3 Temmuz Pir Sultan şenliklerine katılmayı bir görev bilmişti. O güne kadar dindarlara hep yan gözle bakmıştı. O anlarda... Madımak Oteli'nin koridorlarını dumanların sardığı anlarda, kurtuluş yolu olarak, BBP il Başkanlığı'nın arka tarafındaki küçük pencereyi gören grup içinde o da vardı.
O günlerin laikçi aydını, günümüzün samimi tövbekarı Bülent Kaya, Sivas olaylarının öncesini, olayların meydana geldiği saatleri ve sonrasını bütün ayrıntılarıyla kendisini Kahramanmaraş'ta ziyaret eden Ankara Temsilcimiz ve yazarımız Serdar Arseven'e anlattı. Sözlerine; Öncelikle Gülerek yaktın, donarak öldün' pankartını açan soysuzları protesto ettiğimi belirtiyorum diyerek başlayan Kaya anlatıyor:
CHP ekibi olarak, Kültür merkezindeki toplantıya katıldık. Aziz Nesin konuştu. O dine ve dindarlara hakaret ediyor, biz o bilinçsiz halimizde alkışlıyorduk. Ali Balkız filan hepsi hakaret etti, biz alkışladık. Ertesi gün, Kale Camii'nde gerginlik yaşandı. O zamanki bizimkiler, ezan okunurken ezanı bastırmak için davul zurna çalıyorlardı. Şeytan Ayetleri'ni yayınlamasından dolayı Aziz Nesin'e zaten tepki vardı. Bir de bunlar olunca, tansiyon iyice yükselmişti.
MADIMAK OTELi'NDEYDiM
Madımak Oteli'nin önü ana baba günüydü. Ben sosyal tesislerde oturuyordum. Allah-u ekber sesleri geldi. Camlara taşlar atılıyordu. Bir ara dumanlar gelmeye başlayınca, sağa sola kaçıştık. Ben, bir grupla birlikteydim, bir pencere mi ne bulduk. Baktık, pencereyle karşıdaki pencere arasında bir tahta var. Önce bazı arkadaşlar geçti, ben de hemen arkalarından geçtim. Bir baktım, orası BBP il Başkanlığı imiş. Yanımda Arif Sağ vardı. Telaş içinde, kurtardıkları için Büyük Birlik Partililerin ellerine sarılıyordu. Ankara'ya gider gitmez ilk yapacağı işin Yazıcıoğlu'na teşekkür için gitmek olacağını söylüyordu. O arada Sivas il Başkanı Gaziantep'te bulunan merhum Yazıcıoğlu'nu aradı. Yazıcıoğlu'nun direktiflerini alıyordu il Başkanı. Yazıcıoğlu'na Otuz otuz beş kişiyi otelden buraya aldık' bilgisini veriyorlardı. Başkan da onlara, Gelenleri kapıya çıkartmayın, olaya siz de karışırsınız. Gelenlerin yemeğini, çayını, bütün ihtiyaçlarını karşılayın. Hepsine çok iyi davranın. Dışarıya çıkmalarına da izin vermeyin, başlarına bir şey gelmesin' talimatını veriyordu. Başkan, Tamam başkanım, izin vermeyiz' diyordu.
ARiF SAĞ BENiM YANIMDAN iNÖNÜ'YÜ ARADI
Biz BBP'liler tarafından kurtarılanlar olarak 35 kişiydik. Heyetin lideri pozisyonunda olan Arif Sağ, o zamanki Başbakan Yardımcısı Erdal inönü'yü aradı. inönü kendisine, Güvenliktesiniz, orada kalın, papuç bırakmayın' filan demiş. Ben kendisine, Oyuna geliyoruz, Sayın Sağ. inönü'nün dediğine inanmayın, büyük bir tezgaha düştük, bizi yine BBP'liler kurtardı' dediğimi hatırlıyorum.
Arif Sağ, o gün BBP'lilerin neredeyse ayağına kapanıyordu. Teşekkürler yağdırıyordu. Sonraları, BBP'liler bize tekme vurdular' filan dediğini duyunca, vay be, dünyaya bak' diye düşündüm. isteselerdi, hepimizi öldürtürlerdi. Bizi dışarı bırakmaları yeterdi. Orada bize yaptıkları insanlığın karşılığı olarak, böylesine doğru olmayan ifadelerin kullanılmasını aklım almıyor.
ETKiLENDiM, BBP'Li OLDUM
Ankara'ya dönüş yolunda düşünüyordum. Biz buraya niçin gelmiştik. Müslümanların değerlerine hakaret etmek için mi?.. Bu kışkırtıcılığın sebebi neydi?.. Kimi kime vurdurmak istiyorduk? islam'ı niçin tehdit olarak görüyorduk? Bunlar iyi insanlardı. Biz mi kötüydük? Biz mi birilerinin oyununa geliyorduk? Bunların muhasebesini yapa yapa geldim, Ankara'ya. Cenaze törenleri yapılıyordu. Cami avlularından yuh sesleri yükseliyordu. Bunlardan, bu sözde laiklerden soğumuştum. Koca Sivas'ın oyuna getirildiğini, Sivas'ın yakıldığını düşünmeye başladım. Vicdanım da rahatsız olmuştu. Her yıl Banaz'da yapılan şenliklerin Sivas'a alınmasının arkasında laiklik değil bölücülükle ilgili hesapların olduğunu düşünmeye başladım. Hemen CHP'den istifa ettim. O günlerde Kahramanmaraş Nurhak ilçesinde yöneticilik yapıyordum. Hemen bıraktım. BBP'ye geçtim. 1994 seçimlerinde, BBP'den Tatvan Belediye Meclis üyesi adayı oldum ve seçildim. 1995'te Nurhak BBP Teşkilatı'nı kurdum ve başkanı oldum. 1999 ve 2002 genel seçimlerinde BBP Kahramanmaraş adayı oldum. 2002 Kurultayı'nda Merkez Disiplin Kurulu üyesi, 2004'te Merkez Karar Yönetim Kurulu üyeliğine seçildim. Halen, bu partide görev yapıyorum. CHP'den tövbe ettim.
http://forum.kanka.net/ar...e/index.php/t-849645.html
Ergenekon iddianamesinde derin devlet tezgahı olduğu gözler önüne serilen Sivas olaylarının yıldönümünde anma töreni bahanesiyle gerçekleştirilen etkinlikte açılan bir pankart, tüm ülkede ve özellikle de BBP camiasında büyük tepkiye sebep olmuştu. Gülerek yaktın, donarak öldün pankartıyla sergilenen alçaklığa milyonlar tepki gösterdi. iğrenç pankarta tepki gösterenlerden biri de, Kahramanmaraş'ın Nurhak ilçesine bağlı Tatlar Beldesi'nde yaşayan Bülent Kaya oldu. Bülent Kaya, Sivas olaylarının ardından hayatı yepyeni bir istikamete giren bir vatandaş. Onun ilginç hayat hikayesinin Sivas olaylarıyla ilgili kısmı, 2 Temmuz tahrikçileri arasında yer alışıyla başlıyor. O günlerde koyu bir CHP taraftarı olan ve hatta yönetim kadrosunda yer alan Bülent Kaya, tahrikçiler arasında gittiği Sivas'ta, gösterilere sahne olan Madımak Oteli'nin içindeki topluluktaydı.
MADIMAK VE O GÜN
Otel perdelerinin alev alması sonucu otelin giriş kısmı ve sonrasında koridorları dumana boğulmuştu. Aralarında Bülent Kaya'nın da olduğu grup, duman baskısından dolayı otelin uzak köşelerine yöneldiler. işte bu arayış, Bülent Kaya ve diğerlerinin BBP il Başkanlığı mensupları tarafından kurtarılmalarına vesile olmuştu.
işte Bülent Kaya, tahrikçi grubun içinde Sivas'a gelen, otelin içindeki hengameyi yaşayan ve BBP'liler tarafından duman zehirlenmesinden kurtarılan bir eski CHP'li. Rahmetli Yazıcıoğlu'nun bu olaylar sırasında arkadaşlarına olayları yatıştırmak ve mümkün olduğunca fazla insanı kurtarmak için talimat vermesi, o güne kadar haklarında olumsuz düşünceler içinde olduğu BBP'lilerin son derece müşfik tavırlarına muhatap olması, onun duygu ve düşünce dünyasında büyük değişimlere vesile olmuş. Öyle ki, o bugün bir BBP yöneticisi.
Biz, bu ilginç hikayenin sahibi Bülent Kaya ile yüz yüze görüşebilmek için Kahramanmaraş'ın Nurhak ilçesine bağlı Tatlar beldesine gittik. Ve bu ilginç hikayeyi sahibinden dinledik. isterseniz, bu genel toparlamanın ardından, sözü, Gülerek yaktın donarak öldün pankartının ruhunda yol açtığı sarsıntıyı ve üzüntüyü dile getirerek konuşmasına başlayan Bülent Kaya'ya bırakalım...
O, Sivas'ı yakmak için giden CHP'liler arasındaydı. Koyu bir CHP'liydi. 2-3 Temmuz Pir Sultan şenliklerine katılmayı bir görev bilmişti. O güne kadar dindarlara hep yan gözle bakmıştı. O anlarda... Madımak Oteli'nin koridorlarını dumanların sardığı anlarda, kurtuluş yolu olarak, BBP il Başkanlığı'nın arka tarafındaki küçük pencereyi gören grup içinde o da vardı.
O günlerin laikçi aydını, günümüzün samimi tövbekarı Bülent Kaya, Sivas olaylarının öncesini, olayların meydana geldiği saatleri ve sonrasını bütün ayrıntılarıyla kendisini Kahramanmaraş'ta ziyaret eden Ankara Temsilcimiz ve yazarımız Serdar Arseven'e anlattı. Sözlerine; Öncelikle Gülerek yaktın, donarak öldün' pankartını açan soysuzları protesto ettiğimi belirtiyorum diyerek başlayan Kaya anlatıyor:
CHP ekibi olarak, Kültür merkezindeki toplantıya katıldık. Aziz Nesin konuştu. O dine ve dindarlara hakaret ediyor, biz o bilinçsiz halimizde alkışlıyorduk. Ali Balkız filan hepsi hakaret etti, biz alkışladık. Ertesi gün, Kale Camii'nde gerginlik yaşandı. O zamanki bizimkiler, ezan okunurken ezanı bastırmak için davul zurna çalıyorlardı. Şeytan Ayetleri'ni yayınlamasından dolayı Aziz Nesin'e zaten tepki vardı. Bir de bunlar olunca, tansiyon iyice yükselmişti.
MADIMAK OTELi'NDEYDiM
Madımak Oteli'nin önü ana baba günüydü. Ben sosyal tesislerde oturuyordum. Allah-u ekber sesleri geldi. Camlara taşlar atılıyordu. Bir ara dumanlar gelmeye başlayınca, sağa sola kaçıştık. Ben, bir grupla birlikteydim, bir pencere mi ne bulduk. Baktık, pencereyle karşıdaki pencere arasında bir tahta var. Önce bazı arkadaşlar geçti, ben de hemen arkalarından geçtim. Bir baktım, orası BBP il Başkanlığı imiş. Yanımda Arif Sağ vardı. Telaş içinde, kurtardıkları için Büyük Birlik Partililerin ellerine sarılıyordu. Ankara'ya gider gitmez ilk yapacağı işin Yazıcıoğlu'na teşekkür için gitmek olacağını söylüyordu. O arada Sivas il Başkanı Gaziantep'te bulunan merhum Yazıcıoğlu'nu aradı. Yazıcıoğlu'nun direktiflerini alıyordu il Başkanı. Yazıcıoğlu'na Otuz otuz beş kişiyi otelden buraya aldık' bilgisini veriyorlardı. Başkan da onlara, Gelenleri kapıya çıkartmayın, olaya siz de karışırsınız. Gelenlerin yemeğini, çayını, bütün ihtiyaçlarını karşılayın. Hepsine çok iyi davranın. Dışarıya çıkmalarına da izin vermeyin, başlarına bir şey gelmesin' talimatını veriyordu. Başkan, Tamam başkanım, izin vermeyiz' diyordu.
ARiF SAĞ BENiM YANIMDAN iNÖNÜ'YÜ ARADI
Biz BBP'liler tarafından kurtarılanlar olarak 35 kişiydik. Heyetin lideri pozisyonunda olan Arif Sağ, o zamanki Başbakan Yardımcısı Erdal inönü'yü aradı. inönü kendisine, Güvenliktesiniz, orada kalın, papuç bırakmayın' filan demiş. Ben kendisine, Oyuna geliyoruz, Sayın Sağ. inönü'nün dediğine inanmayın, büyük bir tezgaha düştük, bizi yine BBP'liler kurtardı' dediğimi hatırlıyorum.
Arif Sağ, o gün BBP'lilerin neredeyse ayağına kapanıyordu. Teşekkürler yağdırıyordu. Sonraları, BBP'liler bize tekme vurdular' filan dediğini duyunca, vay be, dünyaya bak' diye düşündüm. isteselerdi, hepimizi öldürtürlerdi. Bizi dışarı bırakmaları yeterdi. Orada bize yaptıkları insanlığın karşılığı olarak, böylesine doğru olmayan ifadelerin kullanılmasını aklım almıyor.
ETKiLENDiM, BBP'Li OLDUM
Ankara'ya dönüş yolunda düşünüyordum. Biz buraya niçin gelmiştik. Müslümanların değerlerine hakaret etmek için mi?.. Bu kışkırtıcılığın sebebi neydi?.. Kimi kime vurdurmak istiyorduk? islam'ı niçin tehdit olarak görüyorduk? Bunlar iyi insanlardı. Biz mi kötüydük? Biz mi birilerinin oyununa geliyorduk? Bunların muhasebesini yapa yapa geldim, Ankara'ya. Cenaze törenleri yapılıyordu. Cami avlularından yuh sesleri yükseliyordu. Bunlardan, bu sözde laiklerden soğumuştum. Koca Sivas'ın oyuna getirildiğini, Sivas'ın yakıldığını düşünmeye başladım. Vicdanım da rahatsız olmuştu. Her yıl Banaz'da yapılan şenliklerin Sivas'a alınmasının arkasında laiklik değil bölücülükle ilgili hesapların olduğunu düşünmeye başladım. Hemen CHP'den istifa ettim. O günlerde Kahramanmaraş Nurhak ilçesinde yöneticilik yapıyordum. Hemen bıraktım. BBP'ye geçtim. 1994 seçimlerinde, BBP'den Tatvan Belediye Meclis üyesi adayı oldum ve seçildim. 1995'te Nurhak BBP Teşkilatı'nı kurdum ve başkanı oldum. 1999 ve 2002 genel seçimlerinde BBP Kahramanmaraş adayı oldum. 2002 Kurultayı'nda Merkez Disiplin Kurulu üyesi, 2004'te Merkez Karar Yönetim Kurulu üyeliğine seçildim. Halen, bu partide görev yapıyorum. CHP'den tövbe ettim.
http://forum.kanka.net/ar...e/index.php/t-849645.html
yine geldi çattı..
içimizdeki acı her geçen yıl daha da büyüyor...
noldu yobaz köpekler? zamanla unutulur mu sandınız?
içimizdeki acı her geçen yıl daha da büyüyor...
noldu yobaz köpekler? zamanla unutulur mu sandınız?
http://galeri.uludagsozluk.com/g/2-temmuz/
noldu s*ktiğimin şakirtleri?
unutur muyuz sandınız?
unutturur muyuz sandınız?
tek isteğim var yüce allahtan, aynı acıyı sizlere de yaşatsın. onlar yakarken, sizde hala desteklerken allaaaahuekber diye bağıran ağzınız kilitlensin inşallah...
noldu s*ktiğimin şakirtleri?
unutur muyuz sandınız?
unutturur muyuz sandınız?
tek isteğim var yüce allahtan, aynı acıyı sizlere de yaşatsın. onlar yakarken, sizde hala desteklerken allaaaahuekber diye bağıran ağzınız kilitlensin inşallah...
edip akbayram ne güzel özetlemiş.
https://www.youtube.com/watch?v=eFyYsegzg0c
(bkz: türküler yanmaz)
o "can" ların ölmesine sevinenler cehennem ateşiyle yanıp tutuşun.
https://www.youtube.com/watch?v=eFyYsegzg0c
(bkz: türküler yanmaz)
o "can" ların ölmesine sevinenler cehennem ateşiyle yanıp tutuşun.
türkiye gericiliğinin ve onun gücü üzerinde yükselen sermaye diktatörlüğünün zafer günü. ama bu ikisini de bu ülkeden defetmesini biliriz.
(bkz: 2 temmuz 2012 de gericiliğin üzerine yürüyoruz)
(bkz: 2 temmuz 2012 de gericiliğin üzerine yürüyoruz)
en sıcak yaz günlerinden birini yaşayacağımız gün, cayır cayır yandığınızı hissedeceksiniz.
"odaya duman dolmaya başlayınca ne yapacağımızı bilemedik. nefes alışlarımız iyice yavaşlamış ve kıvranmaya başlamıştık. yerde yatan aziz abi "ne yapacağız lütfü?" deyince "ölecez abi!" dedim. bir kabullenme gelmişti. bunun üzerine aziz abi "o zaman beni şu yatağa yatır da sevenlerimiz için kötü bir şekilde can vermeyeyim!" dedi. bu cevabı duyunca ağlamaya başladım. ağlayınca zihnim açıldı ve ölümü reddettim. "yan odaya geçersek pencere var abi, kurtuluruz" dedim. "hiç beklemeyelim o zaman" deyince aziz abi, hırkamı çıkardım, yüzüme ve elime dolayıp kapıyı açtım. nasıl yaptık bilmiyorum ama bir şekilde yan odaya geçtik. camdan nefes aldık. o esnada bir itfaiye aracı gördüm fakat binanın dibinde durmasına rağmen hiç faaliyet göstermiyordu. ben imdat diye haykırıyorum, aşağıdan allahuekber sesleri geliyor."
lanet olası günlerden birisidir, yapanlar yaptıranlar yok ortada.
yurdum insanlarını yakarak öldürdüler bu ülke yine isyana gitmedi, aklı selim davrandı.
karşılığı ise yanmadan yaşayabilmek ti.
sivas, maraş, çorum, gazi olayları, bitmeyecek bu memlekette, yakma öldürme işleri.
Ben yanmazsam,
sen yanmazsan,
biz yanmazsak,
nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa.
( nazım bu şiiri şimdi olsa yazarmıydı acaba, yanıyoruz yanıyoruz yakanlar ürüyor.)
Nâzım Hikmet Rân
yurdum insanlarını yakarak öldürdüler bu ülke yine isyana gitmedi, aklı selim davrandı.
karşılığı ise yanmadan yaşayabilmek ti.
sivas, maraş, çorum, gazi olayları, bitmeyecek bu memlekette, yakma öldürme işleri.
Ben yanmazsam,
sen yanmazsan,
biz yanmazsak,
nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa.
( nazım bu şiiri şimdi olsa yazarmıydı acaba, yanıyoruz yanıyoruz yakanlar ürüyor.)
Nâzım Hikmet Rân
cahiliye toplumunun katliamlarından biridir.
allah ile yakmak eylemini gerçekleştirenlerdir. çoğu akpnin avukatları ve iş kurumlarında iyi görevlerde bulunan kimseler olmuştur. allah hepsinin belasını versin.
yanan aydınların da fikirleri bizlere ışık tutması dileğiyle.
allah ile yakmak eylemini gerçekleştirenlerdir. çoğu akpnin avukatları ve iş kurumlarında iyi görevlerde bulunan kimseler olmuştur. allah hepsinin belasını versin.
yanan aydınların da fikirleri bizlere ışık tutması dileğiyle.
bu temmuz sıcağında
yanarak ölenler de var.
yanarak ölenler de var.
sıcak görmemiş insanların sıcak bulduğu gün.
Ortaçağcı canavarlaşmış, his yoksunu güruh tarafından 2 Temmuz 1993'te Sivas Madımak Otel'de, 35 insanımızı diri diri yakmak suretiyle yapılan katliamdır.
Katliamın örgütleyicisi, planlayıcısı ABD-AB Emperyalistleri. Tam 8 saat boyunca hiçbir yetkili oteli yakan bu canavarlara müdahale edememiştir.
Katliam anının Başbakanı Tansu Çiller'in katliamın akşamında yaptığı “Dışarıda bulunan insanlarımıza (yani cellâtlara – Nurullah Ankut) herhangi bir zarar gelmemiştir.” açıklaması insanlık Tarihinin karanlık sayfalarındaki yerini almıştır.
Katliamcılar hala ceza almış değildir. Zaman aşımına uğratılarak bu insanlıktan çıkarılmış canavarlar sürüsü tahliye edildiğinde Tayyip Erdoğan:
“Milletimize hayırlı olsun bu sonuç. içeride yatan o insanların da dışarıda aileleri vardı, yakınları vardı onlara kavuştular.” demiştir. Böylece cellâtlardan yana olduğunu apaçık şekilde itiraf etmiştir.
Konuyla ilgili detaylı tarihi ve siyasi inceleme için bakınız:
http://kurtuluspartisi.or...ami-degerlendirmesi-2015/
Katliamın örgütleyicisi, planlayıcısı ABD-AB Emperyalistleri. Tam 8 saat boyunca hiçbir yetkili oteli yakan bu canavarlara müdahale edememiştir.
Katliam anının Başbakanı Tansu Çiller'in katliamın akşamında yaptığı “Dışarıda bulunan insanlarımıza (yani cellâtlara – Nurullah Ankut) herhangi bir zarar gelmemiştir.” açıklaması insanlık Tarihinin karanlık sayfalarındaki yerini almıştır.
Katliamcılar hala ceza almış değildir. Zaman aşımına uğratılarak bu insanlıktan çıkarılmış canavarlar sürüsü tahliye edildiğinde Tayyip Erdoğan:
“Milletimize hayırlı olsun bu sonuç. içeride yatan o insanların da dışarıda aileleri vardı, yakınları vardı onlara kavuştular.” demiştir. Böylece cellâtlardan yana olduğunu apaçık şekilde itiraf etmiştir.
Konuyla ilgili detaylı tarihi ve siyasi inceleme için bakınız:
http://kurtuluspartisi.or...ami-degerlendirmesi-2015/
(bkz: türküler yanmaz)
25 sene önce sivas madımak oteli'nde 37 kişinin yanarak öldüğü gün.
bu tarihte ölen ünlü kişiler;
Asım Bezirci
Muhlis Akarsu
Hasret Gültekin
Nesimi Çimen.
Hasan Esat Işık
Özcan Tekgül
Kara Fatma.
Asım Bezirci
Muhlis Akarsu
Hasret Gültekin
Nesimi Çimen.
Hasan Esat Işık
Özcan Tekgül
Kara Fatma.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar