bugün
- 32 yaşına girmek12
- ilk buluşmada hesabı kim öder7
- zengin olsanız ne yapardınız9
- seninle şöyle böyle olabilirdik5
- gökte rızkınız ve size vaad olunan şeyler vardır4
- norveçte bok olsam10
- türkiye'nin ekonomide şahlanışa geçmesi6
- şeriat haklıya hakkını vermektir6
- kurgusal karaktere aşık olmak4
- türk dizi tarihinin kötü karakterleri2
- rte'nin fethettiği topraklar5
- almanya da üniversitelerde türkçe öğretilsin3
- g'i l d'e d l'i l y17
- 40 yaş üzeri insanlar mesajlaşıyor mu sorunsalı16
- 23 temmuz 2026 bahçeli'nin yeni parti açıklaması6
- türkiye de üniversite diplomasının değersizleşmesi3
- bu sözlükte beni herkes tanır10
- en merak ettiğin ulu yazarı30
- örtünmek te açık gezmek te yasak olmamalı4
- lozanın gizli maddeleri4
- şeriatçıların iki yüzlülüğü2
- kul hakkı yemeyi ilke edinmiş şakirt4
- nervionun merak ettiği yazar19
- peugeot 6042
- evden çıkınca acıkan insan4
- nervio22
- chp'nin kemalizm den kopuş süreci4
- ya evlenelim ya da ben ayrılmak istiyorum3
- kadınların penisi olduğu gerçeği6
- aşırı zayıf erkek4
- automatisch2
- yazarları mutlu edebilecek küçük şeyler7
- sinirli kadını sakinleştirmek17
- hayat felsefesi yapılabilecek en güzel söz2
- tarkan filmleri2
- yahudi şeriatından islam'ın nihai sentezine2
- manifest çocukların ahlakını bozuyor safsatası6
- bugün açılacağım sözlük kızı12
- ciguli vs velvet10
- altı ok'a ihanet edip mührü başka yere vurmak19
- yalnizca deli yalnizca sair21
- erkeklerin zeki kadın sevmemesi9
- kürtler 5 yıl icerisinde türkiye yi ele gecirirler13
- sözlükte en çok güldüğünüz yazarlar9
- ikizler burcu erkeği3
- pandemi sonrası hayat3
- nickinde k harfi olan yazara olan aşkım15
- katatespizartmasi17
- arkadaşlar bakar mısınız21
- mehdi arşiv olarak mı inecek exe olarak mı3
entry'ler (50)
Song To Say Goodbye - Placebo
merak edip ölçtüm şimdi. 40 yaptı. bu da mı tesadüf?
(bkz: devlet bahçeli)
(bkz: devlet bahçeli)
şivan perver hayranı yazar. saygı duyarım ancak, saygı duyduğu sürece!
öncelikle sözlük'teki arkadaşların, yazımı okurken darılma ve gücenmelerine mahal vermemelerini rica ederek yazıma başlıyorum.
öncelikle kişisel bilgilerinden bahsetmek istiyorum sanatçının.
asıl adı, ismail aygün'dür. aslen mardinli fakat ailesel hüsumetlerden dolayı urfa'nın siverek ilçesine göç etmiş. ve dikkatinizi çekerim, alman vatandaşı olan kürt asıllı sanatçıdır. 1976 yılında hakkında yürütülen soruşturma nedeniyle almanya'nın köln şehrine kaçmıştır. 2009 senesinde davası düşmüştür ve türkiye'ye girişi serbest halde şu an.
konuyla ilgili olarak, akşam izlediğim haberden bahsetmek istiyorum sizlere. şivan perwer, türkiye için bir konser vermeyi istiyor. ama türkiye'ye gelmekten çekiniyor. bunun için başbakan r. tayyip erdoğan'dan almanya'da konser vermesini, arkasında ise berlin müzikal orkestrasının durmasını rica ediyor (kendince rica tabi ki). ayrıca eşlik etmeleri için sezen aksu veya sertab erener'i istiyor. bu yönüyle, sanattan anlıyor gibi.
öyledir de zaten. müzik dinlenirken, dinlendirmelidir de. şivan da bu görüşte. anlamadığım şey, bunu bildiği halde, müziği yapamadığı halde neden hala kendini bir sanatçı gibi zannedip, o iğrenç sesiyle, yanında önemli seslerin olmasını ve dünyanın en iyi orkestrasını istiyor. aslında net: sesi çok kötü, bu yüzden korkuyor. bu yüzden sezen aksu ve sertab erener gibi büyük seslerin yanında, dünyanın en iyi orkestrasının önünde söylemeyi cesaret sanıyor. bu tıpkı, selüliti olan bayanın, mini etek giymekten korkması gibi.
türkiye'de bir şivan modası var zaten. özgün müzik maskesi altında, kendini masum göstermeye çalışan bu aciz insanlar, sanata da küfretmekle beraber, kulakları da tırmalar. insanımız malesef çok aptal. aklıyla değil, yüreğiyle hareket ediyorlar. yürek de çok önemli, ama bu kadarı da aptallık olur, gaflet olur.
oysa ki sanat, çok güzel bir şeydir. dinledikçe dinlendiren, insanı rahatlatan, sinir, öfke gibi, dahası tüm negatif duyuları alan, kimi zaman da insanı üzen, harika bir şeydir. bir şiir gibi, bir tablo gibi, bir müzik gibi, bir aşk gibi. sanat, aşktır zaten. aşkla yapılsın ki, işte o zaman insanın yüreğine gerçekten insin. aşk, memlekettir. memleket toprak, toprak fedakarlıktır. kaçıp gitmek değil. öleceğini bile bile sevmektir aşk. gelmekten korkmak değil. aşk, sadeliktir, çıplaklıktır. iğrençliği kapatmak değil.
saygılar...
öncelikle kişisel bilgilerinden bahsetmek istiyorum sanatçının.
asıl adı, ismail aygün'dür. aslen mardinli fakat ailesel hüsumetlerden dolayı urfa'nın siverek ilçesine göç etmiş. ve dikkatinizi çekerim, alman vatandaşı olan kürt asıllı sanatçıdır. 1976 yılında hakkında yürütülen soruşturma nedeniyle almanya'nın köln şehrine kaçmıştır. 2009 senesinde davası düşmüştür ve türkiye'ye girişi serbest halde şu an.
konuyla ilgili olarak, akşam izlediğim haberden bahsetmek istiyorum sizlere. şivan perwer, türkiye için bir konser vermeyi istiyor. ama türkiye'ye gelmekten çekiniyor. bunun için başbakan r. tayyip erdoğan'dan almanya'da konser vermesini, arkasında ise berlin müzikal orkestrasının durmasını rica ediyor (kendince rica tabi ki). ayrıca eşlik etmeleri için sezen aksu veya sertab erener'i istiyor. bu yönüyle, sanattan anlıyor gibi.
öyledir de zaten. müzik dinlenirken, dinlendirmelidir de. şivan da bu görüşte. anlamadığım şey, bunu bildiği halde, müziği yapamadığı halde neden hala kendini bir sanatçı gibi zannedip, o iğrenç sesiyle, yanında önemli seslerin olmasını ve dünyanın en iyi orkestrasını istiyor. aslında net: sesi çok kötü, bu yüzden korkuyor. bu yüzden sezen aksu ve sertab erener gibi büyük seslerin yanında, dünyanın en iyi orkestrasının önünde söylemeyi cesaret sanıyor. bu tıpkı, selüliti olan bayanın, mini etek giymekten korkması gibi.
türkiye'de bir şivan modası var zaten. özgün müzik maskesi altında, kendini masum göstermeye çalışan bu aciz insanlar, sanata da küfretmekle beraber, kulakları da tırmalar. insanımız malesef çok aptal. aklıyla değil, yüreğiyle hareket ediyorlar. yürek de çok önemli, ama bu kadarı da aptallık olur, gaflet olur.
oysa ki sanat, çok güzel bir şeydir. dinledikçe dinlendiren, insanı rahatlatan, sinir, öfke gibi, dahası tüm negatif duyuları alan, kimi zaman da insanı üzen, harika bir şeydir. bir şiir gibi, bir tablo gibi, bir müzik gibi, bir aşk gibi. sanat, aşktır zaten. aşkla yapılsın ki, işte o zaman insanın yüreğine gerçekten insin. aşk, memlekettir. memleket toprak, toprak fedakarlıktır. kaçıp gitmek değil. öleceğini bile bile sevmektir aşk. gelmekten korkmak değil. aşk, sadeliktir, çıplaklıktır. iğrençliği kapatmak değil.
saygılar...
öğretmenlerin 40 dakika boyunca beynimizi siktikleri yetmezmiş gibi, bir de arada laf soktuklarını sanarak kendi egolarını tatmin ettikleri
lan bi siktir dedirten sözleridir.
ama admin ama onlar ama öğretmenler bizim baş tacımız etme eyleme demen kardeşlerim sikerim öyle tacı. asıl meseleye gelirsek yani sizi güldürecek olan kısıma.. ne kadar da yüzsüzüm di mi hehe : )
neyse kullandıkları lafların bazıları şunlar gibidir ;
-bana baksana sen , senin saçların neden bu kadar uzun ? saçların uzun olursa kafana bilgi girmez!
- nası yani ?
- kopya çeken, aslında kendi kendini aldatır...
( hadi yaa çekmezmezsem de sene sonunda babam annemi benle aldatır. ona hiç zaman ayırmaz hep beni döver hep döver.yedi / 24 döver. yapar )
"şimdi dışarıdan geçen biri 'bu sınıfın öğretmeni yok mu?' demez mi?"
( nedeeeeeeeeeeeen neden desin ki? cevherini siktiğim seni. dışarıdan geçen adamın hiç mi işi yok? zaten genellikle bizim temizlikçi i̇brahim abi geçiyor. ki onunda tek sikinde olan şey deterjanın nerede olduğudur )
- o kağıdı bir daha arkadaşın görecek şekilde kaldırırsan kağıdını alırım.
- hocam bi de şöyle bişey var yanında bunu da alırmısınız?
- anlat biz de gülelim yavrucum ?
- hocam ben belki hiç ağza alınmayacak muhabbetlerin içindeyim belki genel ev hikayelerimi anlatıyorum, kahve muhabbeti yapıyorum. seni de güldürmek istemiyorum. var mı bi diyeceğin ha yarraaam. ( demeyi mesela çok istiyorum, bir an dedim sandınız di mi hehe )
- çıkşarı yavrum çıkşarı.
( sağ eliyle kapıyı göstererek söylüyor bunu. o göstermese ben pencereden atlıcam sanki amuha koyim )
- git müdür beye "hocam beni dersten kovdu" de.
( böyle diyen öğretmenlerin dediğini sakın yapmayın. kesin arkasında en taşşaklısından bir belediye başkanı, bir vali, bir bakan veya müdürün karısı vardır )
- geçen sene atlantik okyanusunda namaz kılıyordum fırtına çıktı ama ben namazı bölmedim, şimdiki gençlerde bu azim yok.
- evet hocam. ( atma ziyaaa )
- bak eksiyi kursun kalemle yaziyorum duzeltebilirsin yani.
( o eksi hiç düzelmeyecek. evet hiç )
- hocam a grubunun 24. sorusunda hangisi doğrudur diyo 4 tanesi de doğru bunların hangisi doğru?
- ne görüyosanız onu yapın çocuklar soru sormayın.
- hocam sizi görüyorum şu an ben.
lan bi siktir dedirten sözleridir.
ama admin ama onlar ama öğretmenler bizim baş tacımız etme eyleme demen kardeşlerim sikerim öyle tacı. asıl meseleye gelirsek yani sizi güldürecek olan kısıma.. ne kadar da yüzsüzüm di mi hehe : )
neyse kullandıkları lafların bazıları şunlar gibidir ;
-bana baksana sen , senin saçların neden bu kadar uzun ? saçların uzun olursa kafana bilgi girmez!
- nası yani ?
- kopya çeken, aslında kendi kendini aldatır...
( hadi yaa çekmezmezsem de sene sonunda babam annemi benle aldatır. ona hiç zaman ayırmaz hep beni döver hep döver.yedi / 24 döver. yapar )
"şimdi dışarıdan geçen biri 'bu sınıfın öğretmeni yok mu?' demez mi?"
( nedeeeeeeeeeeeen neden desin ki? cevherini siktiğim seni. dışarıdan geçen adamın hiç mi işi yok? zaten genellikle bizim temizlikçi i̇brahim abi geçiyor. ki onunda tek sikinde olan şey deterjanın nerede olduğudur )
- o kağıdı bir daha arkadaşın görecek şekilde kaldırırsan kağıdını alırım.
- hocam bi de şöyle bişey var yanında bunu da alırmısınız?
- anlat biz de gülelim yavrucum ?
- hocam ben belki hiç ağza alınmayacak muhabbetlerin içindeyim belki genel ev hikayelerimi anlatıyorum, kahve muhabbeti yapıyorum. seni de güldürmek istemiyorum. var mı bi diyeceğin ha yarraaam. ( demeyi mesela çok istiyorum, bir an dedim sandınız di mi hehe )
- çıkşarı yavrum çıkşarı.
( sağ eliyle kapıyı göstererek söylüyor bunu. o göstermese ben pencereden atlıcam sanki amuha koyim )
- git müdür beye "hocam beni dersten kovdu" de.
( böyle diyen öğretmenlerin dediğini sakın yapmayın. kesin arkasında en taşşaklısından bir belediye başkanı, bir vali, bir bakan veya müdürün karısı vardır )
- geçen sene atlantik okyanusunda namaz kılıyordum fırtına çıktı ama ben namazı bölmedim, şimdiki gençlerde bu azim yok.
- evet hocam. ( atma ziyaaa )
- bak eksiyi kursun kalemle yaziyorum duzeltebilirsin yani.
( o eksi hiç düzelmeyecek. evet hiç )
- hocam a grubunun 24. sorusunda hangisi doğrudur diyo 4 tanesi de doğru bunların hangisi doğru?
- ne görüyosanız onu yapın çocuklar soru sormayın.
- hocam sizi görüyorum şu an ben.
büyükler hep söylerler. rakının yanında giden en güzel şey, dostların muhabbetidir diye. zaten öylesi ortamda yeme içme bahanedir. rakı üslubunda içilen bir içki olduğu için, pek de sarmaz aslında çerezi, peyniri, balığı vs.
(bkz: muhabbet salatası)
(bkz: muhabbet salatası)
değişik bir fantezi. kahvaltı öncesi iştahı kabartmak için yapılıyor olsa gerek..
gülünç bir durumdur. italyan marka takılan türk erkeğinin, orjinalinden farkı olacağı söz konusu bile olamaz.
mükemmel bir grup. watercolour parçasını dinlemenizi öneririm.
http://www.facebook.com/v...22641167793224&ref=mf
http://www.facebook.com/v...22641167793224&ref=mf
kömürün bu kadar pahalı olduğunu sonradan anlayan insandır.
yapılabilecek herşey yapıldıktan sonra kendi mezarını kazıp, göte pamuğu sokup intihar etmek .
Başarının anahtarı nedir bilmiyorum, ama başarısızlığın anahtarı herkesi memnun etmeye çalışmaktır... bu sözünü sevdim.
açıkçası erkeklerin yanaşması muhtemel. ama para onda. seçecek olan oyken bu korku ne o da farklı bir anlaşılmazlık olsa gerek.
diyet listesi gündelik yemeğin az yenmiş hali değildir. gerekirse ek gıdaya gidilebilir. ek gıda da normal gıdadan kat kat pahalıdır. bir sağlıkçı olarak bakanı kınıyorum.
"oh be! bu günü de kazasız belasız atlattık."
son sms lerini en iyi şekilde değerlendirmeye hazırlanan kişi.
sap ihtiyacından dolayı "kıro olmasın da..." şeklinde düşünen kız tipi.
yeryüzünde insanlar ya sigara içerler ya da içmezler.
ıçenler, sigaralarini çakmak ya da kibritle yakarlar.
ve bunlarin bir kismi da kanserden ölür.
ama, dünyada demir çelik haddehanesinde çalisan
hiçbir isçinin, sigarasini
yakmak amaciyla 600 tonluk pres
makinesinin arasindan emekleyerek geçip 2450
santigrad sicakligindaki
firina ulasmaya çalisirken can verdigi görülmemistir.
türkiye de görülmüstür.
ıçenler, sigaralarini çakmak ya da kibritle yakarlar.
ve bunlarin bir kismi da kanserden ölür.
ama, dünyada demir çelik haddehanesinde çalisan
hiçbir isçinin, sigarasini
yakmak amaciyla 600 tonluk pres
makinesinin arasindan emekleyerek geçip 2450
santigrad sicakligindaki
firina ulasmaya çalisirken can verdigi görülmemistir.
türkiye de görülmüstür.