bugün
- herkes yatsın iyi geceler8
- oğlum çok güzel lan6
- cips olsa da yesek7
- istanbul un çok pahalı olması12
- otobüste kitap okuyan insanlara bakmak2
- the merich13
- aklını yitirmek4
- erkeklerin giderek feminenleşmesi11
- 1 saatte 10 bira içmek19
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- tembel ve çalışmayan insan16
- 50 tl ile rolling yapmak6
- ona bir şey söyle9
- matbaanın gecikmesine sebep5
- sözlük kızlarının kombinleri20
- manifest grubu3
- velvet vs nervio19
- horoz hayası çorbası5
- acıktım ben3
- lale devrinde deliler gibi eğlenmek4
- eşeği alıp kafa iznine çıkmak7
- magnum dondurmasının eskiden daha pahalı olması8
- sevgiliyle karşılıklı bira içmek2
- sevgiliyle karşılıklı cik cik diye ötüşmek2
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek13
- benzini dolarla mı alıyoruz diyen tip6
- yarın iş olduğu gerçeği3
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması14
- kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanırlar6
- velvet13
- ilginç rüyalar2
- kadim kültürler4
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey10
- marc cucurella6
- işini kaybetmek2
- parayla dert dinlenir2
- bira cips6
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- atatürk e din düşmanı diyenler6
- arkadaşlar beni gammazlayın5
- nothing more never less2
- slavko vincic15
- gemici düğümü2
- gocusuz sözlük4
- laptop5
- nervio11
- okulda felsefe dersinin gereksizliği tartışması2
- insan olmaya ceyrek kala13
- ispanya20
- aga be şarkılar5
entry'ler (36)
severek okuduğumuz yazarların bir tanesinin mesela güncesini okumuş olalım. bu yazar acaba hayatında rol yapıyor ve rollerini yazmış olabilir mi diye merak ediyorum. örneğin narsistliğiyle tanınan biri olsun, ya öyle değildiyse? bu yüzdendir ki sanırım yazar adı geçirmek, ya da yazara olan hayranlık mantıklı gelmemiştir bana.
hormonlar biliyor ki iki kere iki dört etmez. şaşırdım sanırsınız ama asıl gerçek bu olur. anlık yanılsama dediğiniz şeyler özü, aslı gösteren ipuçları. asıl onlara dikkat etmeli eğer kendi hakikatinizse önemli olan.
fark ettikçe yeni doğrular oluşur. yeni durumlar doğar. ama fark etmeyi durduramazsınız. o yüzdendir ki doğru bir değişkendir. sabit olan olaydır.
aranan ulaşılmak istenen doğruysa( kendi doğrunuz) sabitler de hep, her dünyaya gelen kişinin yaşadığı benzer olaylardır.
bir de bazı durumlar vardır ki o zamanlar da doğruyu aramak anlamsız olur, sabiti sevdirir bir şeyler. değişkenliği aramaktansa sabiti yaşamanın heyecanını duyarsınız. ve doğruyu bulmuş gibi hissedersiniz. işte bu da yanılsamadır. ve yine bu ipucudur.
fark ettikçe yeni doğrular oluşur. yeni durumlar doğar. ama fark etmeyi durduramazsınız. o yüzdendir ki doğru bir değişkendir. sabit olan olaydır.
aranan ulaşılmak istenen doğruysa( kendi doğrunuz) sabitler de hep, her dünyaya gelen kişinin yaşadığı benzer olaylardır.
bir de bazı durumlar vardır ki o zamanlar da doğruyu aramak anlamsız olur, sabiti sevdirir bir şeyler. değişkenliği aramaktansa sabiti yaşamanın heyecanını duyarsınız. ve doğruyu bulmuş gibi hissedersiniz. işte bu da yanılsamadır. ve yine bu ipucudur.
hepsinin yakasında gizlice iğnelenmiş bir naftalin küpü olmasının da sebebidir.
dünya yakın olayım sana uzak kadar. işte böylesi bir mesele.
şair olmadan önce yapılması gerekenler.
kadınlarda varmış gibi gözüken ama en çok erkekten beklenen duygu zımbırtısı.
düşünsenize bir kadın bir erkeği çiçekle ya da çiçeğe eş değer erkek kısmının sevdiği bir şeyle evine gelip alır yemeğe çıkartır.
kadın erkeğe şiirler fısıldar.
erkek ne giyineceğini düşünmüştür bütün gün.
önce kadın erkeğin ellerini tutar.
güven bana der, sen gökten düşmüş bir melek olmalısın der.
gibi şeyler. ama hayal ederken kadınla erkek günümüz kadını ve erkeği olacak.
düşünsenize bir kadın bir erkeği çiçekle ya da çiçeğe eş değer erkek kısmının sevdiği bir şeyle evine gelip alır yemeğe çıkartır.
kadın erkeğe şiirler fısıldar.
erkek ne giyineceğini düşünmüştür bütün gün.
önce kadın erkeğin ellerini tutar.
güven bana der, sen gökten düşmüş bir melek olmalısın der.
gibi şeyler. ama hayal ederken kadınla erkek günümüz kadını ve erkeği olacak.
20 yüzyılla başlayıp yaygınlaşan üşengeçliğin ileriye yansıması.
bu evrim belki sırf yerinizden kalkmamak için mouse u ayağınızla hareket ettirmenizle belki ayak baş parmağınızla bir tıklamayla başladı. hiç belli değil.
ama evrim tamamlandığında 4 elli ellerinin üzerinde yürüyebilen ya da 4 elli sürüngenler olabiliriz zannımca bunu hak edebiliriz.
bu evrim belki sırf yerinizden kalkmamak için mouse u ayağınızla hareket ettirmenizle belki ayak baş parmağınızla bir tıklamayla başladı. hiç belli değil.
ama evrim tamamlandığında 4 elli ellerinin üzerinde yürüyebilen ya da 4 elli sürüngenler olabiliriz zannımca bunu hak edebiliriz.
kendince mantıklı kadındır ama mantıksızdır , aslında mantık evliliği yapmış olabilir bir kadındır. böylesine karmaşık dolaşık bi kadındır bu işte. iyisi mi hiç evlenmeyin.
mükemmellik kişiye göre değişir bir kavramdır. bu hatasız eksiksiz olan değil de bu sözcüğü kullanan kişiyi kullandığı nesne, varlık gibi herhangi bir şeye olan bakış açısının bunda eksik olan, hatalı olan kısımları da yok etmek. güzelik kavramıyla benzer esneklikte. tamamen algısal bir durum.
o yüzden mükemmelliyetçi olmak aslında kişiliğinizde keskin hatlara sabit görüşlere yatkın olduğunuzu gösterir, mükemmel olduğunuzu değil yani. her türlü deneyselciliği savunan birisi olarak bunu mantıklı bulmuyorum.
(bkz: şekilcilik)
o yüzden mükemmelliyetçi olmak aslında kişiliğinizde keskin hatlara sabit görüşlere yatkın olduğunuzu gösterir, mükemmel olduğunuzu değil yani. her türlü deneyselciliği savunan birisi olarak bunu mantıklı bulmuyorum.
(bkz: şekilcilik)
aşk iki kişilik midir? yani aşkın illaki bağımlayıcı ve kıstırak bir etkisi mi olmalı? mesela sartre ve beauvoir unki gibi bir aşk mümkün mü? aşk her karakter özelliğine göre farklı şekillenebilen bir şey onu anlıyoruz evet. ama içinde kocaman bağımlılıkları barındırması her seferinde karşılaştığımız cinsten. o iki dahideli de bile. çünkü bir gün kıskanıyor simone onu m.den.. sonra yine ikna oluyor neyseki ve bunun yaşanılabilir bir şey olduğunu gösteriyor. bu bana aşkın tanımı için daha uygun geliyor. yaşamlarının sonuna dek bağımlılar ama farklı insanlarla heyecan yaşayabileceklerinin farkındalar ve bunu kısıtlamıyorlar çünkü bağımlılıkları geçici birşey değil. günümüz aşkları gibi değil. bu kendinden bir parça olması da değil. bu insanın kendi içinde de bir çok farklı deneyim yaşamak istemesi gibi. aslında tek yönlü bir kişiliğinin olmaması gibi. deniyor, mutlu oluyor ya da hazzını alıyor ya da belki hüsranla bitiyor ama yine o kişiliğine dönüyor. özüne. ki bunları yaşarken de özüyle bir bütündü. gerçek aşkın tanımı bu olmalı ve gerçekliktense öz kelimesi kullanılmalı bana göre.
acıkmak ve yemek yemekle alakalı yazılanları görünce oluşan bir mide seslenişi.
yer yer kızıl yer yer mora çalar yer yer mavilikler yer yer-sen.
A z kaldı doğacak güneş.
L ütuf et ol biraz bana eş.
T akadım kalmadı.
T akılalım beleş.
A nında tav oldun.
K imsin sen kardeş.
i nanki sözlük dolmuş leş.
L ütuf et ol biraz bana eş.
T akadım kalmadı.
T akılalım beleş.
A nında tav oldun.
K imsin sen kardeş.
i nanki sözlük dolmuş leş.
sevişir ya da sevişmez bunun eve çıkmasıyla bir alakası olmayan kızdır. ne güzel hemen yargılara varıyoruzdur.
her gece her gece geliyorsa artık tuhaf olmayan seslerdir.
grup vitamin - takmayacaksın tak kaçacaksın.
peki bu olağan durumun bu kadar abartılması. yalnızlığı sevdiğini göstermek ya da tam tersine yalnızım diye sürekli dert yanmak. pek bir farkı yok. o zaman bir de şiir.
Bir doyurgan yalnızlık geliyor aklıma yerimde duramıyorum
Dağbaşı yalnızlığı değil su kenarı yalnızlığı değil bir şehir yalnızlığı, boşluğu, ancak istekle takılan gerdanlıklar gibi boyunda göğüste pırıl pırıl, bizi yiyen geliş gidişlere sokak gecelerine kötü aşklara karşı kuşanılmış bir yalnızlık, yeniden doğurganlığımızı hazırlayan hatırlatan kırgın belki ama gitgide bizi hem kendimize hem insanlara iteleyen bir yalnızlık
Gerisi tembellik diyorum belki
Belki yılgınlık kabullenmişlik daha iyisini bilememeklik bir parça
Bir bilsem aşktandır bu durulma bu yalnızlık ondaki
Bir bilebilsem kimdir nerdedir
Ölü müdür diri midir bir bilsem
Gider bulurum benim yalnızlığımı.....
Turgut Uyar
Toprak Çömlek Hikayesi
Bir doyurgan yalnızlık geliyor aklıma yerimde duramıyorum
Dağbaşı yalnızlığı değil su kenarı yalnızlığı değil bir şehir yalnızlığı, boşluğu, ancak istekle takılan gerdanlıklar gibi boyunda göğüste pırıl pırıl, bizi yiyen geliş gidişlere sokak gecelerine kötü aşklara karşı kuşanılmış bir yalnızlık, yeniden doğurganlığımızı hazırlayan hatırlatan kırgın belki ama gitgide bizi hem kendimize hem insanlara iteleyen bir yalnızlık
Gerisi tembellik diyorum belki
Belki yılgınlık kabullenmişlik daha iyisini bilememeklik bir parça
Bir bilsem aşktandır bu durulma bu yalnızlık ondaki
Bir bilebilsem kimdir nerdedir
Ölü müdür diri midir bir bilsem
Gider bulurum benim yalnızlığımı.....
Turgut Uyar
Toprak Çömlek Hikayesi
sütyeni görünen türbanlı vs. saçı görünen türbanlı. saça yatırıyorum.