bugün
- beyaz ekmek yemenin varoşluk olması8
- pankek7
- yemek yapmayı bilmeyen kızı istemem diyen erkek9
- aşk bir yemek olsaydı7
- bitlis'te oğluna filistin ismini koyan adam28
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu35
- aşk karın doyurmuyor diyen kız8
- saatin daha on olması3
- caligula'nın korkusu5
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı88
- ataşehir de rastgele ateş açılması4
- olmayınca olmaması4
- kum dökmek3
- naber sözlük2
- caaahill diyerek tokadı yapıştırmak5
- yavıdiden borç para almak2
- afyonkarahisar da iki araçta 5 kişinin öldürülmesi6
- boyoz2
- iyi saksafon çalarım diyen kız3
- arkadaşlar sizin için başlık açıyorum entry girin4
- kemoş diyenler dikkat etsin2
- hamam keyfi yapan kız3
- canın kola çekmesi2
- tuborg ice8
- gülşen in memeleri14
- zengin aileye iç güveysi giden erkek3
- toplumsal çürüme7
- muşlettin amca dul mu5
- paraya önem verip tutumluluk yapan kız3
- karısının üzerine kuma getiren erkek4
- karşıyaka3
- geçmişi temiz kız arıyorum diyen erkek3
- sarı çıyan denince akla gelenler4
- sobaları hazırlayın8
- tüm aşklar bir gün bitecek3
- şaman olmak3
- sözlüğün yeni tasarımı4
- kızıl saçlılar6
- çocukta yaparım kariyer de yaparım diyen kız3
- erdoğan'ın fon krizi açıklaması8
- sadece zengin biriyle evlenirim diyen kız3
- tatlıses'in o eski halinden eser olmaması3
- evlenince karım çalışmayacak diyen erkek3
- hamas denince akla gelenler11
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- evlenince ailen bize çok gelmesin diyen kız3
- yol vermek4
- kalkmış pipinin imanı olmaz3
- ese dezze10
- dillemek2
entry'ler (6)
hiç istemediğin bir arkadaşından kurtulabilirsin. git bu adama borç ver, sonra hep senden kaçsın.
Bir işletmeyi en kısa zamanda istenilen yere getirme olarak tanımlanabilir. Bir sürü ninja pazarlama tekniklerinden oluşur ve data-driven'dır. Growth hacker'lar konvansiyonel olmayan yolları kullanırlar. Her iş için farklı taktikler kullanılır. Growth hacking belli bir kalıptan olusmaz, her durum için taktikler üretilir.
nevada gereksiz araştırmalar enstitüsü'ne göre tüm zamanların en çok söylenen yalanı seni seviyorum'dur.
12 Ekim'deki Standart and poors güncellemesiyle doların yüzde 10 devalüe olacagını söylemediği veya söyleyemeyeceği için, nazarımda boş bir programdır. Gerçeği yansıtmayan program batsın yerin dibine
(bkz: veritas vos liberabit)
(bkz: veritas vos liberabit)
Bunları düşünüp 5 sene önce okudugum okulu bıraktım. şimdi başka bir okulu bitirdim. bir zaman bir yazı yazmıstım. aynen paylaşıyorum.
Nasıl ki tekstil endüstrisinin devamı için moda icat edilmişse, dünyanın hakimleri de "iş"leri, "uğraşları" icat etmişler insanları meşgul ve prodaktif tutabilmek için. Sonra evlilik icat olmuş, töreydi, toplum baskıydı, türünün devamıydı. insan ne kadar çabalasa da tüm istediklerini elde edemeyecek hiç bir zaman. Çünkü materyalist dünyada insan isteklerinin sınırı olamaz. Hatırla küçükken basmalı kalemler çıkmıştı, böyle ucunu alıyorsun önünden kalemin, arkasına koyuyorsun falan. O çıkınca diğerlerinin hiç bir önemi kalmamıştı ve sen onu istemiştin. Araban olsa üst modeli, evin olsa havuzlusu. insan egosu nasıl ehlileştirilebilinir ki? Onun için sonsuz insan isteklerinin peşinden koşmanın bir manası yok. Tüm sistem bir yarış atı gibi koşman için yaratılmış. Platon'un Philebos'ta haz duygusu ve bilgelik duygusunu karşılaştırırlar. Vardıkları sonuç bu satırlarla aynı. Yaptığın çocuk bile standarttan çıkmamak için. Çünkü yapmazsan hayatta başarısız ilan edileceksin. Kız kurusu, evde kalmış diyecekler sana. Yani asıl acı standarttan çıktıgında inkişaf edecek sana. Ya da yapamadığın ne varsa, yarış atı gibi koşup elde edemediğin ne varsa, senin bir uzvun yani sen olan cocukların elde etsin isteyeceksin. Belki de cocuklar, sadece insanın aç gözlülüğünün sonuçları. Senin yapamadığın ne varsa onun yapmasını istiyorsun ki Almanya yenilince sen de yenilmiş sayılma. Kelebek isimli romanı okuduysan bilirsin, suclu sorar hakime müebbet hapis kac yıl sizin orda diye. Bizim bu sistemdeki müebbetliğimiz, sancılarımız sadece biz miyiz sence yoksa bizden sonraki tüm nesiller de dahil mi? Ölümün tek gerçeklik olduğu bu dünyada mutlu son yok. Yaşam ise başı ve sonu olan kısacık bir orta. Zen felsefesinde derler ya, hayat otobüse binmek ve otobüsten inmektir. Sen ereğe bakma, just carpe diem, aslolan yolun kendisi. Anın tadını çıkar. Zor olanı başarıyoruz. Ama bir piyon olarak. Oysa asıl hizmet ettiğimiz olgu belli. Ve bana kalırsa insan yanımız bunları bilmeye doğru koca bir tunel açıyor. Ve insan olmanın rahatlığını yaşamak için 60 yılda boğulacağımız bu denizden kafamızı kaldırmamız gerek. Nefes almamız gerek.
Nasıl ki tekstil endüstrisinin devamı için moda icat edilmişse, dünyanın hakimleri de "iş"leri, "uğraşları" icat etmişler insanları meşgul ve prodaktif tutabilmek için. Sonra evlilik icat olmuş, töreydi, toplum baskıydı, türünün devamıydı. insan ne kadar çabalasa da tüm istediklerini elde edemeyecek hiç bir zaman. Çünkü materyalist dünyada insan isteklerinin sınırı olamaz. Hatırla küçükken basmalı kalemler çıkmıştı, böyle ucunu alıyorsun önünden kalemin, arkasına koyuyorsun falan. O çıkınca diğerlerinin hiç bir önemi kalmamıştı ve sen onu istemiştin. Araban olsa üst modeli, evin olsa havuzlusu. insan egosu nasıl ehlileştirilebilinir ki? Onun için sonsuz insan isteklerinin peşinden koşmanın bir manası yok. Tüm sistem bir yarış atı gibi koşman için yaratılmış. Platon'un Philebos'ta haz duygusu ve bilgelik duygusunu karşılaştırırlar. Vardıkları sonuç bu satırlarla aynı. Yaptığın çocuk bile standarttan çıkmamak için. Çünkü yapmazsan hayatta başarısız ilan edileceksin. Kız kurusu, evde kalmış diyecekler sana. Yani asıl acı standarttan çıktıgında inkişaf edecek sana. Ya da yapamadığın ne varsa, yarış atı gibi koşup elde edemediğin ne varsa, senin bir uzvun yani sen olan cocukların elde etsin isteyeceksin. Belki de cocuklar, sadece insanın aç gözlülüğünün sonuçları. Senin yapamadığın ne varsa onun yapmasını istiyorsun ki Almanya yenilince sen de yenilmiş sayılma. Kelebek isimli romanı okuduysan bilirsin, suclu sorar hakime müebbet hapis kac yıl sizin orda diye. Bizim bu sistemdeki müebbetliğimiz, sancılarımız sadece biz miyiz sence yoksa bizden sonraki tüm nesiller de dahil mi? Ölümün tek gerçeklik olduğu bu dünyada mutlu son yok. Yaşam ise başı ve sonu olan kısacık bir orta. Zen felsefesinde derler ya, hayat otobüse binmek ve otobüsten inmektir. Sen ereğe bakma, just carpe diem, aslolan yolun kendisi. Anın tadını çıkar. Zor olanı başarıyoruz. Ama bir piyon olarak. Oysa asıl hizmet ettiğimiz olgu belli. Ve bana kalırsa insan yanımız bunları bilmeye doğru koca bir tunel açıyor. Ve insan olmanın rahatlığını yaşamak için 60 yılda boğulacağımız bu denizden kafamızı kaldırmamız gerek. Nefes almamız gerek.