bugün
- donald trump'un türk askerini övmesi7
- hoşgeldin kocacığım6
- apo'nun villası7
- mazotun yarım litresi 50 tl24
- para yok huzur var11
- dede tavsiyeleri6
- spor yaparken tayt giymenin asıl amacı5
- rock grubu kurmak için köyden beyoğluna gelmek6
- askerde en rahat iş3
- erkekler neden evlenmek ister13
- sözlük erkeklerini annelerine şikayet etmek3
- muslettin amca ile edirne genelevine gidiyoruz3
- hangi sözlük kızısın10
- tokmakçının anlamını bilmeyen kız4
- günün sözü11
- diablo 53
- regl olan kadına söylenmemesi gerekenler7
- sizi bütün milletlere üstün kıldığımı hatırlayın5
- seninle şöyle olabildik6
- hiç bir diktatör iç savaş çıkarmadan gitmez9
- muslettin amca ile sinagoga gidiyoruz zirvesi5
- borsada dönen dönerler4
- oy kullanmak suretiyle hükümeti devirmeye çalışmak3
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya12
- kürdü sevin21
- husilerin artık çok olmaya başlaması3
- türkiye8
- erkek aşagı erkek yukarı6
- şansın tesadüf olduğunu zannetmek3
- araba alınca yapılacak şımarıklıklar8
- güne bir şarkı bırak5
- savaşma seviş2
- çomartokrasi2
- bazen kazanmak için kaybetmek gerekir4
- sözlük yazarlarının gerçek adları41
- güne almanca bir cümle bırak11
- hangi winx kızısın5
- arabaya acemi sürücü yazmak2
- rusya da çarlığı istemek2
- arap sabununu götüne süren solcu2
- 2026 2027 uefa avrupa ligi şampiyonu2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı15
- 17 eylül 2026 beşiktaş marsilya maçı17
- ateist5
- olympique marseille3
- diablo2
- yazarların cuma akşamı planları3
- ramazan ayı2
- evde kalan kızları dışarı çıkarıyoruz3
- yere çöp atan aşağılık varlıklar2
entry'ler (6)
hiç istemediğin bir arkadaşından kurtulabilirsin. git bu adama borç ver, sonra hep senden kaçsın.
Bir işletmeyi en kısa zamanda istenilen yere getirme olarak tanımlanabilir. Bir sürü ninja pazarlama tekniklerinden oluşur ve data-driven'dır. Growth hacker'lar konvansiyonel olmayan yolları kullanırlar. Her iş için farklı taktikler kullanılır. Growth hacking belli bir kalıptan olusmaz, her durum için taktikler üretilir.
nevada gereksiz araştırmalar enstitüsü'ne göre tüm zamanların en çok söylenen yalanı seni seviyorum'dur.
12 Ekim'deki Standart and poors güncellemesiyle doların yüzde 10 devalüe olacagını söylemediği veya söyleyemeyeceği için, nazarımda boş bir programdır. Gerçeği yansıtmayan program batsın yerin dibine
(bkz: veritas vos liberabit)
(bkz: veritas vos liberabit)
Bunları düşünüp 5 sene önce okudugum okulu bıraktım. şimdi başka bir okulu bitirdim. bir zaman bir yazı yazmıstım. aynen paylaşıyorum.
Nasıl ki tekstil endüstrisinin devamı için moda icat edilmişse, dünyanın hakimleri de "iş"leri, "uğraşları" icat etmişler insanları meşgul ve prodaktif tutabilmek için. Sonra evlilik icat olmuş, töreydi, toplum baskıydı, türünün devamıydı. insan ne kadar çabalasa da tüm istediklerini elde edemeyecek hiç bir zaman. Çünkü materyalist dünyada insan isteklerinin sınırı olamaz. Hatırla küçükken basmalı kalemler çıkmıştı, böyle ucunu alıyorsun önünden kalemin, arkasına koyuyorsun falan. O çıkınca diğerlerinin hiç bir önemi kalmamıştı ve sen onu istemiştin. Araban olsa üst modeli, evin olsa havuzlusu. insan egosu nasıl ehlileştirilebilinir ki? Onun için sonsuz insan isteklerinin peşinden koşmanın bir manası yok. Tüm sistem bir yarış atı gibi koşman için yaratılmış. Platon'un Philebos'ta haz duygusu ve bilgelik duygusunu karşılaştırırlar. Vardıkları sonuç bu satırlarla aynı. Yaptığın çocuk bile standarttan çıkmamak için. Çünkü yapmazsan hayatta başarısız ilan edileceksin. Kız kurusu, evde kalmış diyecekler sana. Yani asıl acı standarttan çıktıgında inkişaf edecek sana. Ya da yapamadığın ne varsa, yarış atı gibi koşup elde edemediğin ne varsa, senin bir uzvun yani sen olan cocukların elde etsin isteyeceksin. Belki de cocuklar, sadece insanın aç gözlülüğünün sonuçları. Senin yapamadığın ne varsa onun yapmasını istiyorsun ki Almanya yenilince sen de yenilmiş sayılma. Kelebek isimli romanı okuduysan bilirsin, suclu sorar hakime müebbet hapis kac yıl sizin orda diye. Bizim bu sistemdeki müebbetliğimiz, sancılarımız sadece biz miyiz sence yoksa bizden sonraki tüm nesiller de dahil mi? Ölümün tek gerçeklik olduğu bu dünyada mutlu son yok. Yaşam ise başı ve sonu olan kısacık bir orta. Zen felsefesinde derler ya, hayat otobüse binmek ve otobüsten inmektir. Sen ereğe bakma, just carpe diem, aslolan yolun kendisi. Anın tadını çıkar. Zor olanı başarıyoruz. Ama bir piyon olarak. Oysa asıl hizmet ettiğimiz olgu belli. Ve bana kalırsa insan yanımız bunları bilmeye doğru koca bir tunel açıyor. Ve insan olmanın rahatlığını yaşamak için 60 yılda boğulacağımız bu denizden kafamızı kaldırmamız gerek. Nefes almamız gerek.
Nasıl ki tekstil endüstrisinin devamı için moda icat edilmişse, dünyanın hakimleri de "iş"leri, "uğraşları" icat etmişler insanları meşgul ve prodaktif tutabilmek için. Sonra evlilik icat olmuş, töreydi, toplum baskıydı, türünün devamıydı. insan ne kadar çabalasa da tüm istediklerini elde edemeyecek hiç bir zaman. Çünkü materyalist dünyada insan isteklerinin sınırı olamaz. Hatırla küçükken basmalı kalemler çıkmıştı, böyle ucunu alıyorsun önünden kalemin, arkasına koyuyorsun falan. O çıkınca diğerlerinin hiç bir önemi kalmamıştı ve sen onu istemiştin. Araban olsa üst modeli, evin olsa havuzlusu. insan egosu nasıl ehlileştirilebilinir ki? Onun için sonsuz insan isteklerinin peşinden koşmanın bir manası yok. Tüm sistem bir yarış atı gibi koşman için yaratılmış. Platon'un Philebos'ta haz duygusu ve bilgelik duygusunu karşılaştırırlar. Vardıkları sonuç bu satırlarla aynı. Yaptığın çocuk bile standarttan çıkmamak için. Çünkü yapmazsan hayatta başarısız ilan edileceksin. Kız kurusu, evde kalmış diyecekler sana. Yani asıl acı standarttan çıktıgında inkişaf edecek sana. Ya da yapamadığın ne varsa, yarış atı gibi koşup elde edemediğin ne varsa, senin bir uzvun yani sen olan cocukların elde etsin isteyeceksin. Belki de cocuklar, sadece insanın aç gözlülüğünün sonuçları. Senin yapamadığın ne varsa onun yapmasını istiyorsun ki Almanya yenilince sen de yenilmiş sayılma. Kelebek isimli romanı okuduysan bilirsin, suclu sorar hakime müebbet hapis kac yıl sizin orda diye. Bizim bu sistemdeki müebbetliğimiz, sancılarımız sadece biz miyiz sence yoksa bizden sonraki tüm nesiller de dahil mi? Ölümün tek gerçeklik olduğu bu dünyada mutlu son yok. Yaşam ise başı ve sonu olan kısacık bir orta. Zen felsefesinde derler ya, hayat otobüse binmek ve otobüsten inmektir. Sen ereğe bakma, just carpe diem, aslolan yolun kendisi. Anın tadını çıkar. Zor olanı başarıyoruz. Ama bir piyon olarak. Oysa asıl hizmet ettiğimiz olgu belli. Ve bana kalırsa insan yanımız bunları bilmeye doğru koca bir tunel açıyor. Ve insan olmanın rahatlığını yaşamak için 60 yılda boğulacağımız bu denizden kafamızı kaldırmamız gerek. Nefes almamız gerek.