bugün
- manifest grubu vs tarkan15
- ekmeleddin ihsanoğluna oy vermiş olmak18
- 2026 temmuz ayı nasıl geçti5
- ismet gurbuz'u tek yumrukla bayıltmak4
- sözlük kızlarının kekleri3
- 13 akpli istanbul belediyesi5
- kürt arkadaşa verilebilecek hediyeler3
- tüm fake hesapların öbür sözlükten gelmiş olması3
- manyak olmaya karar verdim6
- iş yerindeki kızın resmen yavşaması7
- yeni parti48
- kuran da 5 vakit namaz denmemesi7
- camlar açık çıplak yatmak5
- uykuya doyamamak3
- kedilerin artık fare yakalamaması7
- temmuz sonu olup hala tatile gidememek5
- sözlük kızlarıyla tekne turuna çıkmak20
- sinem dedetaş6
- kızlar gocu'ya mı güvenirsiniz yoksa bana mı17
- seni onaracağım diyen kadın4
- hikayeyi devam ettir54
- tai lung27
- hamal dizisi2
- kemal kılıçdaroğlu16
- 29 temmuz 20262
- bugün ne oldu3
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası39
- orijinalinden daha iyi olan remake filmler2
- diamond bosphorus25
- devlet bahçeli2
- berkant gültekin'in gürsel tekin'e verdiği ayar5
- cemil tugay3
- türkiyenin en yobaz şehirleri2
- benkimki6
- atatürke başkaldıran şehirler2
- japon2
- sokakta dayak yiyen kadına yardım etmek5
- nickten isim tahmini yapmak72
- sabah sözlüğe girenlerin kaliteli ve elit olması4
- g o k u2
- rusya iran vs ukrayna abd israil2
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin6
- kelmangeeee maaageeee kaakooo kaakooo3
- popüler yazarlara bulaşıp ilgi çekmeye çalışan tip2
- penis ağrısına iyi gelen şeyler3
- çaylaklıktan çıkıp 30 dk sonra yine çaylak olmak2
- dansör3
- sokakta kavga teknikleri15
- kürtlerin 100 bin yıllık tarihi2
- gezi teknesinde kızlara dans eden erkek2
entry'ler (6)
hiç istemediğin bir arkadaşından kurtulabilirsin. git bu adama borç ver, sonra hep senden kaçsın.
Bir işletmeyi en kısa zamanda istenilen yere getirme olarak tanımlanabilir. Bir sürü ninja pazarlama tekniklerinden oluşur ve data-driven'dır. Growth hacker'lar konvansiyonel olmayan yolları kullanırlar. Her iş için farklı taktikler kullanılır. Growth hacking belli bir kalıptan olusmaz, her durum için taktikler üretilir.
nevada gereksiz araştırmalar enstitüsü'ne göre tüm zamanların en çok söylenen yalanı seni seviyorum'dur.
12 Ekim'deki Standart and poors güncellemesiyle doların yüzde 10 devalüe olacagını söylemediği veya söyleyemeyeceği için, nazarımda boş bir programdır. Gerçeği yansıtmayan program batsın yerin dibine
(bkz: veritas vos liberabit)
(bkz: veritas vos liberabit)
Bunları düşünüp 5 sene önce okudugum okulu bıraktım. şimdi başka bir okulu bitirdim. bir zaman bir yazı yazmıstım. aynen paylaşıyorum.
Nasıl ki tekstil endüstrisinin devamı için moda icat edilmişse, dünyanın hakimleri de "iş"leri, "uğraşları" icat etmişler insanları meşgul ve prodaktif tutabilmek için. Sonra evlilik icat olmuş, töreydi, toplum baskıydı, türünün devamıydı. insan ne kadar çabalasa da tüm istediklerini elde edemeyecek hiç bir zaman. Çünkü materyalist dünyada insan isteklerinin sınırı olamaz. Hatırla küçükken basmalı kalemler çıkmıştı, böyle ucunu alıyorsun önünden kalemin, arkasına koyuyorsun falan. O çıkınca diğerlerinin hiç bir önemi kalmamıştı ve sen onu istemiştin. Araban olsa üst modeli, evin olsa havuzlusu. insan egosu nasıl ehlileştirilebilinir ki? Onun için sonsuz insan isteklerinin peşinden koşmanın bir manası yok. Tüm sistem bir yarış atı gibi koşman için yaratılmış. Platon'un Philebos'ta haz duygusu ve bilgelik duygusunu karşılaştırırlar. Vardıkları sonuç bu satırlarla aynı. Yaptığın çocuk bile standarttan çıkmamak için. Çünkü yapmazsan hayatta başarısız ilan edileceksin. Kız kurusu, evde kalmış diyecekler sana. Yani asıl acı standarttan çıktıgında inkişaf edecek sana. Ya da yapamadığın ne varsa, yarış atı gibi koşup elde edemediğin ne varsa, senin bir uzvun yani sen olan cocukların elde etsin isteyeceksin. Belki de cocuklar, sadece insanın aç gözlülüğünün sonuçları. Senin yapamadığın ne varsa onun yapmasını istiyorsun ki Almanya yenilince sen de yenilmiş sayılma. Kelebek isimli romanı okuduysan bilirsin, suclu sorar hakime müebbet hapis kac yıl sizin orda diye. Bizim bu sistemdeki müebbetliğimiz, sancılarımız sadece biz miyiz sence yoksa bizden sonraki tüm nesiller de dahil mi? Ölümün tek gerçeklik olduğu bu dünyada mutlu son yok. Yaşam ise başı ve sonu olan kısacık bir orta. Zen felsefesinde derler ya, hayat otobüse binmek ve otobüsten inmektir. Sen ereğe bakma, just carpe diem, aslolan yolun kendisi. Anın tadını çıkar. Zor olanı başarıyoruz. Ama bir piyon olarak. Oysa asıl hizmet ettiğimiz olgu belli. Ve bana kalırsa insan yanımız bunları bilmeye doğru koca bir tunel açıyor. Ve insan olmanın rahatlığını yaşamak için 60 yılda boğulacağımız bu denizden kafamızı kaldırmamız gerek. Nefes almamız gerek.
Nasıl ki tekstil endüstrisinin devamı için moda icat edilmişse, dünyanın hakimleri de "iş"leri, "uğraşları" icat etmişler insanları meşgul ve prodaktif tutabilmek için. Sonra evlilik icat olmuş, töreydi, toplum baskıydı, türünün devamıydı. insan ne kadar çabalasa da tüm istediklerini elde edemeyecek hiç bir zaman. Çünkü materyalist dünyada insan isteklerinin sınırı olamaz. Hatırla küçükken basmalı kalemler çıkmıştı, böyle ucunu alıyorsun önünden kalemin, arkasına koyuyorsun falan. O çıkınca diğerlerinin hiç bir önemi kalmamıştı ve sen onu istemiştin. Araban olsa üst modeli, evin olsa havuzlusu. insan egosu nasıl ehlileştirilebilinir ki? Onun için sonsuz insan isteklerinin peşinden koşmanın bir manası yok. Tüm sistem bir yarış atı gibi koşman için yaratılmış. Platon'un Philebos'ta haz duygusu ve bilgelik duygusunu karşılaştırırlar. Vardıkları sonuç bu satırlarla aynı. Yaptığın çocuk bile standarttan çıkmamak için. Çünkü yapmazsan hayatta başarısız ilan edileceksin. Kız kurusu, evde kalmış diyecekler sana. Yani asıl acı standarttan çıktıgında inkişaf edecek sana. Ya da yapamadığın ne varsa, yarış atı gibi koşup elde edemediğin ne varsa, senin bir uzvun yani sen olan cocukların elde etsin isteyeceksin. Belki de cocuklar, sadece insanın aç gözlülüğünün sonuçları. Senin yapamadığın ne varsa onun yapmasını istiyorsun ki Almanya yenilince sen de yenilmiş sayılma. Kelebek isimli romanı okuduysan bilirsin, suclu sorar hakime müebbet hapis kac yıl sizin orda diye. Bizim bu sistemdeki müebbetliğimiz, sancılarımız sadece biz miyiz sence yoksa bizden sonraki tüm nesiller de dahil mi? Ölümün tek gerçeklik olduğu bu dünyada mutlu son yok. Yaşam ise başı ve sonu olan kısacık bir orta. Zen felsefesinde derler ya, hayat otobüse binmek ve otobüsten inmektir. Sen ereğe bakma, just carpe diem, aslolan yolun kendisi. Anın tadını çıkar. Zor olanı başarıyoruz. Ama bir piyon olarak. Oysa asıl hizmet ettiğimiz olgu belli. Ve bana kalırsa insan yanımız bunları bilmeye doğru koca bir tunel açıyor. Ve insan olmanın rahatlığını yaşamak için 60 yılda boğulacağımız bu denizden kafamızı kaldırmamız gerek. Nefes almamız gerek.