bugün
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı40
- dansöz izleme keyfi12
- amerikada hasidik yahudi avı başlaması8
- enayimiknatisii36
- aziz yıldırım12
- yarın kpssye girecek yazarlar9
- ölüm3
- uzak durulası insan modelleri5
- ne yazarsanız yazın anında gerçeğe dönüşseydi8
- ismail kartal9
- insan olmaya ceyrek kala26
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı13
- online listesinden manita beğenmek7
- serhat kılıç13
- sözlük yazarlarının salatalıkları21
- güneş kremimi yenilemem lazım diyen erkek12
- hangi renksiniz17
- flat white4
- öylesine bir şeyler yaz2
- kerem aktürkoğlu8
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak6
- fusya semsiyeli yabanci8
- açık oylayan yazar ne demek istiyor13
- bik bik dondurma yapsın da görelim6
- geceye bir söz bırak8
- 05 09 2026 silvermist'e ciğer ısmarlamam14
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı8
- evde dondurma yapmak5
- şu an dinlediğiniz şarkı2
- özledim mesajına verilecek cevaplar13
- israil olmasa orta doğu nasıl olurdu21
- anın görüntüsü24
- geleneksel ciğer ısrmarlama şenlikleri9
- sözlükteki fenerbahçeliler6
- sözlükteki şer çetesi12
- limonlu dondurma4
- gocu50
- milan skriniar5
- s'i l v'e r m'i s t29
- ragnarın memeleri5
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı32
- fenerbahçe nin liverpool ile karşılaşacak olması4
- sözlükte herkesin avcı olması12
- sözlük kızlarındaki libido yüksekliği4
- 5 eylül 2026 fenerbahçe'ye döşenen boru5
- sözlükteki zorbalar12
- beşiktaş8
- seri eksici6
- tai lung42
- ioçk'nın mavi boncuğu toptan alması4
entry'ler (15)
mutlu bir günde izlenmemesi gereken filmdir. izledikten sonra yirmi dakika boyunca boş ekrana baktığım ardından da hiç bi eylemde bulunmadan yatağa uzanıp on beş saat uyumuş olduğum bir gerçektir.
daha önce böylesine gerildiğim bir film hatırlamıyorum. ha beni içine almış mıdır, almıştır görüldüğü üzere. bütün karakterleri öldürüp, "ölün daha iyi" diyesim geldi filmin son sahnelerinde. birer saniye aralıklarla değişen görüntüleriyle, kuşku ve korku dolu müzikleriyle beni gerim gerim germiştir efendim. girilesi bir hayattır, izleyiniz.
daha önce böylesine gerildiğim bir film hatırlamıyorum. ha beni içine almış mıdır, almıştır görüldüğü üzere. bütün karakterleri öldürüp, "ölün daha iyi" diyesim geldi filmin son sahnelerinde. birer saniye aralıklarla değişen görüntüleriyle, kuşku ve korku dolu müzikleriyle beni gerim gerim germiştir efendim. girilesi bir hayattır, izleyiniz.
abartmış, kekini kabartmış kızdır. daha mümkün yollarla çılgın sevgisini belirtmek varken buna sığınması yanlıştır
sayfalarca anlattığım adamı, Suphi'yi buldum
sayfalarca anlattığım adamı, Suphi'yi buldum
durumuna ve ruh haline göre değişmek üzere manuş baba-istanbul'dur. "masada bol rakı bol roka" ve "anamız ağlıyor istanbul" sözleriyle beni benden almıştır.
cevabının "iyi niyetle yapılan her şey" olması gereken soru.
açıklanmış sorulara bakmadığım, aksine benim için çok değerli olan, sonuçları her şekilde sürpriz olacak sınavdır. kendimi heyecanlandırmaya bayılırım
üstüne bir de unutulamayan birey evlenmişse, teoman-unutamadım'dır. teneke kesiği gibi acıtır
dostoyevski'nin beyaz geceler adlı yapıtında, sinirlerimi her sayfada okşayan çevirmenin bana işin değerini hatırlattığı şeydir. şöyle açmak gerekirse, yapıtta adam sevdiği hatuna "gel hele otur şuraya" diyerek beni derinden sarsmıştır. özetle, her insanın yapmaması gereken bir iştir
klişe cümleler neden dizi ismi yapılır diye düşündüren zirilyonuncu dizi.
başlığını okurken ağzımı soyut soyut deşmiş bir eylemdir.
ortalıkta dolaşan listelerden, taktiklerden ziyade tamamıyla psikolojik bir iştir. detayı yoktur, yaşayarak öğrenilir.
hayatında hiç olması gerektiği kilonun üstünde bulunmayan bir birey gece yediklerinin kilo yapacağını aklından bile geçirmez, beynine bunu hatırlatmaz. bu nedenle yedikleri kilo yapmaz. fakat hayatının bir döneminde kilo vermiş, fazla kiloları aklından çıkmayan yahut kilo vermeye çalışan bir birey akşamları korkarak yer üstelik yedikten sonra da uyuyana kadar kuruntularıyla kendini yer bitirir. mutsuz uyur. sonrası da sabah tartıda görülen +200 ler +500 lerdir. vücudunun hiç bir suçu yoktur, ne ettiyse kendi etmiştir, üzücüdür
hayatında hiç olması gerektiği kilonun üstünde bulunmayan bir birey gece yediklerinin kilo yapacağını aklından bile geçirmez, beynine bunu hatırlatmaz. bu nedenle yedikleri kilo yapmaz. fakat hayatının bir döneminde kilo vermiş, fazla kiloları aklından çıkmayan yahut kilo vermeye çalışan bir birey akşamları korkarak yer üstelik yedikten sonra da uyuyana kadar kuruntularıyla kendini yer bitirir. mutsuz uyur. sonrası da sabah tartıda görülen +200 ler +500 lerdir. vücudunun hiç bir suçu yoktur, ne ettiyse kendi etmiştir, üzücüdür
iki günde tüm serisini bitirdiğim, üçüncü gün en yakınımı kaybetmiş tadında bir özlem bırakan, öylesine hayatıma işlemiş, mütemadiyen kısa sahnelerini açıp izleyip izleyip kederlenmeme sebep olan film ve serisidir. sigara eksikliğinden dolayı sürekli bi şeyler yiyerek yaşayan han karakterinin cazibesiyle beni benden almıştır.
karşılığında aldığım "ilerde bu düşüncen değişir" cevabını reddetmek durumunda bulunamadığım düşüncem
içsel mevzudur bu nedenle çözümü de böyle olmalıdır. ilaçlara sığınılmamalıdır. ruh dinlendirilmeli, doğal şeylere sığınılmalıdır.
mümkünse içinizdeki tüm teneke kesiği gibi acıtan şeyleri kağıda kusunuz. iyi şeyler yazmanıza gerek yoktur. olanı olduğu gibi yazsanız kafidir. bu dönemde insanlardan uzaklaşırız bu nedenle kağıt kalem yegane bir çözümdür. içinizden cümle kurmak gelmiyorsa eğer, hissettiğiniz şeyleri kelime kelime yazıp yuvarlak içine alabilirsiniz.
bir parka gidip, çocukları izlemek güzel bir dokunuştur ruha. sevme konusuna girmiyorum çünkü depresyondaki kişinin muhtemelen buna hali yoktur.
güzel filmler, güzel şarkılar, güzel kitaplar... başka hayatlara girmek sizi bir süreliğine kendinizden uzaklaştırabilir ve bu da kalıcı çözüm için en başta gerekli olanlardandır. muhtemelen film izlerken beşinci yahut onuncu dakikasında kopup, ekrana dalmış olarak yine kendinizi kendi hayatınızla meşgul bulacaksınız. hatta kitap okurken sayfada canınızı acıtan kişilerin resmini görüp dalacaksınız fakat pes etmek yok. sürekli başa alın.
en önemli nokta ise, köpeklere dokunun, köpekleri sevin, öpün. nedenini köpeğe dokunduktan sonra anlayacaksınız.
geçmiş olsun
mümkünse içinizdeki tüm teneke kesiği gibi acıtan şeyleri kağıda kusunuz. iyi şeyler yazmanıza gerek yoktur. olanı olduğu gibi yazsanız kafidir. bu dönemde insanlardan uzaklaşırız bu nedenle kağıt kalem yegane bir çözümdür. içinizden cümle kurmak gelmiyorsa eğer, hissettiğiniz şeyleri kelime kelime yazıp yuvarlak içine alabilirsiniz.
bir parka gidip, çocukları izlemek güzel bir dokunuştur ruha. sevme konusuna girmiyorum çünkü depresyondaki kişinin muhtemelen buna hali yoktur.
güzel filmler, güzel şarkılar, güzel kitaplar... başka hayatlara girmek sizi bir süreliğine kendinizden uzaklaştırabilir ve bu da kalıcı çözüm için en başta gerekli olanlardandır. muhtemelen film izlerken beşinci yahut onuncu dakikasında kopup, ekrana dalmış olarak yine kendinizi kendi hayatınızla meşgul bulacaksınız. hatta kitap okurken sayfada canınızı acıtan kişilerin resmini görüp dalacaksınız fakat pes etmek yok. sürekli başa alın.
en önemli nokta ise, köpeklere dokunun, köpekleri sevin, öpün. nedenini köpeğe dokunduktan sonra anlayacaksınız.
geçmiş olsun