bugün
- cin çarpmasına maruz kalmak5
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat35
- sözlükteki yakışıklı olgun erkekler14
- piramitleri uzaylılar yaptı yalan söyleyen toptur7
- bicepsleriyle dalga geçilen yuzır dayanışması9
- galatasaray vs akp12
- dincilere laf anlatmakta çalışmak15
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği49
- yıl 2026 olmuşken halen konuşulabilinecek şeyler3
- kaçak çay18
- atatürkçü insanların genelde zafer partili olması4
- fon vurgunu54
- sidikli somara2
- whatsapp grubundan çıkarılmak10
- en karizmatik ve çekici sözlük erkeği7
- şabat şalom5
- taksiciyimbebegim5
- borsa istanbul19
- nişanlının eski sevgilisiyle buluşması9
- bu başlıkta kılıçdarist gibi davranıyoruz3
- tırcı sevgili yapmak3
- muslettin amca tarzı entry girmek4
- çilekli süt içen sözlük erkeği4
- kız kulesi4
- çilekli pasta yiyen erkek7
- aleyna kalaycıoğlu'nun hapisten çıkması3
- from gold from dust34
- uyumak istemek2
- halkı kin ve düşmanlığa tahrik2
- kadınların erkeklere hiç çok yakışıklısın dememesi16
- mustafa sarıgüi'ün seks kaseti iddiası11
- evde saç kesmek2
- yazarların kulaklık markaları5
- en iyi çakmak markası10
- aklından hiç çıkmayacak o sahne2
- bırakılan sevgilinin yerini dolduracak şeyler5
- nervio bayan6
- yılmaz erdoğan'ın ekin türkmen'e söylediği söz6
- atatürk'ün gerçek varisi başkomutan erdoğan dır5
- caiz ve mekruh ayrımları3
- iltica20
- düşün ki o bunu okuyor6
- fon vurgununu unutturacak seks kaseti5
- tavuklu pilav13
- denize girmek2
- berat albayrak'a iftira atılması11
- antalya7
- uludağ sözlük whatsapp grubu kurmak2
- gocu nerede gocu6
- mekke kutsal mıdır sorunsalı10
entry'ler (15)
mutlu bir günde izlenmemesi gereken filmdir. izledikten sonra yirmi dakika boyunca boş ekrana baktığım ardından da hiç bi eylemde bulunmadan yatağa uzanıp on beş saat uyumuş olduğum bir gerçektir.
daha önce böylesine gerildiğim bir film hatırlamıyorum. ha beni içine almış mıdır, almıştır görüldüğü üzere. bütün karakterleri öldürüp, "ölün daha iyi" diyesim geldi filmin son sahnelerinde. birer saniye aralıklarla değişen görüntüleriyle, kuşku ve korku dolu müzikleriyle beni gerim gerim germiştir efendim. girilesi bir hayattır, izleyiniz.
daha önce böylesine gerildiğim bir film hatırlamıyorum. ha beni içine almış mıdır, almıştır görüldüğü üzere. bütün karakterleri öldürüp, "ölün daha iyi" diyesim geldi filmin son sahnelerinde. birer saniye aralıklarla değişen görüntüleriyle, kuşku ve korku dolu müzikleriyle beni gerim gerim germiştir efendim. girilesi bir hayattır, izleyiniz.
abartmış, kekini kabartmış kızdır. daha mümkün yollarla çılgın sevgisini belirtmek varken buna sığınması yanlıştır
sayfalarca anlattığım adamı, Suphi'yi buldum
sayfalarca anlattığım adamı, Suphi'yi buldum
durumuna ve ruh haline göre değişmek üzere manuş baba-istanbul'dur. "masada bol rakı bol roka" ve "anamız ağlıyor istanbul" sözleriyle beni benden almıştır.
cevabının "iyi niyetle yapılan her şey" olması gereken soru.
açıklanmış sorulara bakmadığım, aksine benim için çok değerli olan, sonuçları her şekilde sürpriz olacak sınavdır. kendimi heyecanlandırmaya bayılırım
üstüne bir de unutulamayan birey evlenmişse, teoman-unutamadım'dır. teneke kesiği gibi acıtır
dostoyevski'nin beyaz geceler adlı yapıtında, sinirlerimi her sayfada okşayan çevirmenin bana işin değerini hatırlattığı şeydir. şöyle açmak gerekirse, yapıtta adam sevdiği hatuna "gel hele otur şuraya" diyerek beni derinden sarsmıştır. özetle, her insanın yapmaması gereken bir iştir
klişe cümleler neden dizi ismi yapılır diye düşündüren zirilyonuncu dizi.
başlığını okurken ağzımı soyut soyut deşmiş bir eylemdir.
ortalıkta dolaşan listelerden, taktiklerden ziyade tamamıyla psikolojik bir iştir. detayı yoktur, yaşayarak öğrenilir.
hayatında hiç olması gerektiği kilonun üstünde bulunmayan bir birey gece yediklerinin kilo yapacağını aklından bile geçirmez, beynine bunu hatırlatmaz. bu nedenle yedikleri kilo yapmaz. fakat hayatının bir döneminde kilo vermiş, fazla kiloları aklından çıkmayan yahut kilo vermeye çalışan bir birey akşamları korkarak yer üstelik yedikten sonra da uyuyana kadar kuruntularıyla kendini yer bitirir. mutsuz uyur. sonrası da sabah tartıda görülen +200 ler +500 lerdir. vücudunun hiç bir suçu yoktur, ne ettiyse kendi etmiştir, üzücüdür
hayatında hiç olması gerektiği kilonun üstünde bulunmayan bir birey gece yediklerinin kilo yapacağını aklından bile geçirmez, beynine bunu hatırlatmaz. bu nedenle yedikleri kilo yapmaz. fakat hayatının bir döneminde kilo vermiş, fazla kiloları aklından çıkmayan yahut kilo vermeye çalışan bir birey akşamları korkarak yer üstelik yedikten sonra da uyuyana kadar kuruntularıyla kendini yer bitirir. mutsuz uyur. sonrası da sabah tartıda görülen +200 ler +500 lerdir. vücudunun hiç bir suçu yoktur, ne ettiyse kendi etmiştir, üzücüdür
iki günde tüm serisini bitirdiğim, üçüncü gün en yakınımı kaybetmiş tadında bir özlem bırakan, öylesine hayatıma işlemiş, mütemadiyen kısa sahnelerini açıp izleyip izleyip kederlenmeme sebep olan film ve serisidir. sigara eksikliğinden dolayı sürekli bi şeyler yiyerek yaşayan han karakterinin cazibesiyle beni benden almıştır.
karşılığında aldığım "ilerde bu düşüncen değişir" cevabını reddetmek durumunda bulunamadığım düşüncem
içsel mevzudur bu nedenle çözümü de böyle olmalıdır. ilaçlara sığınılmamalıdır. ruh dinlendirilmeli, doğal şeylere sığınılmalıdır.
mümkünse içinizdeki tüm teneke kesiği gibi acıtan şeyleri kağıda kusunuz. iyi şeyler yazmanıza gerek yoktur. olanı olduğu gibi yazsanız kafidir. bu dönemde insanlardan uzaklaşırız bu nedenle kağıt kalem yegane bir çözümdür. içinizden cümle kurmak gelmiyorsa eğer, hissettiğiniz şeyleri kelime kelime yazıp yuvarlak içine alabilirsiniz.
bir parka gidip, çocukları izlemek güzel bir dokunuştur ruha. sevme konusuna girmiyorum çünkü depresyondaki kişinin muhtemelen buna hali yoktur.
güzel filmler, güzel şarkılar, güzel kitaplar... başka hayatlara girmek sizi bir süreliğine kendinizden uzaklaştırabilir ve bu da kalıcı çözüm için en başta gerekli olanlardandır. muhtemelen film izlerken beşinci yahut onuncu dakikasında kopup, ekrana dalmış olarak yine kendinizi kendi hayatınızla meşgul bulacaksınız. hatta kitap okurken sayfada canınızı acıtan kişilerin resmini görüp dalacaksınız fakat pes etmek yok. sürekli başa alın.
en önemli nokta ise, köpeklere dokunun, köpekleri sevin, öpün. nedenini köpeğe dokunduktan sonra anlayacaksınız.
geçmiş olsun
mümkünse içinizdeki tüm teneke kesiği gibi acıtan şeyleri kağıda kusunuz. iyi şeyler yazmanıza gerek yoktur. olanı olduğu gibi yazsanız kafidir. bu dönemde insanlardan uzaklaşırız bu nedenle kağıt kalem yegane bir çözümdür. içinizden cümle kurmak gelmiyorsa eğer, hissettiğiniz şeyleri kelime kelime yazıp yuvarlak içine alabilirsiniz.
bir parka gidip, çocukları izlemek güzel bir dokunuştur ruha. sevme konusuna girmiyorum çünkü depresyondaki kişinin muhtemelen buna hali yoktur.
güzel filmler, güzel şarkılar, güzel kitaplar... başka hayatlara girmek sizi bir süreliğine kendinizden uzaklaştırabilir ve bu da kalıcı çözüm için en başta gerekli olanlardandır. muhtemelen film izlerken beşinci yahut onuncu dakikasında kopup, ekrana dalmış olarak yine kendinizi kendi hayatınızla meşgul bulacaksınız. hatta kitap okurken sayfada canınızı acıtan kişilerin resmini görüp dalacaksınız fakat pes etmek yok. sürekli başa alın.
en önemli nokta ise, köpeklere dokunun, köpekleri sevin, öpün. nedenini köpeğe dokunduktan sonra anlayacaksınız.
geçmiş olsun