bugün
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat32
- dincilere laf anlatmakta çalışmak13
- şabat şalom3
- en karizmatik ve çekici sözlük erkeği6
- nişanlının eski sevgilisiyle buluşması9
- kaçak çay18
- yazarların kulaklık markaları5
- kız kulesi3
- çilekli pasta yiyen erkek7
- galatasaray vs akp9
- whatsapp grubundan çıkarılmak9
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği49
- piramitleri uzaylılar yaptı yalan söyleyen toptur2
- fon vurgunu54
- yılmaz erdoğan'ın ekin türkmen'e söylediği söz6
- en iyi çakmak markası10
- bırakılan sevgilinin yerini dolduracak şeyler5
- borsa istanbul19
- fon vurgununu unutturacak seks kaseti5
- antalya7
- atatürk'ün gerçek varisi başkomutan erdoğan dır5
- hayatın son gününde yapılabilecekler7
- mustafa sarıgüi'ün seks kaseti iddiası11
- nervio bayan6
- bir kemalist ile arkadaş olunur mu4
- kadınların erkeklere hiç çok yakışıklısın dememesi16
- osmanlı da çok eşliliğin yaygın olmaması3
- sürekli 40 yaş üstü erkek yazarlarla uğraşmak3
- from gold from dust34
- hristiyan hukuku2
- zengin kel erkekler neden saç ektirmiyor sorunsalı2
- çirkin ayaklı kızların yaşama amacı4
- tavuk dolma5
- iltica22
- muzlu süt4
- tavuklu pilav13
- mark twain2
- akp'nin gazze bağışını fonlara aktarması5
- çemeniyle ünlü ilimiz4
- pastırma sıcakları3
- emre aydın2
- dido3
- berat albayrak'a iftira atılması11
- ismet gürbüz'ün tırnakları vs bikbik'in tırnakları2
- mekke kutsal mıdır sorunsalı10
- sosyal medyaya foto atmayınca hayatsız zannedilmek2
- kürk mantolu madonna4
- tanga giyince osuramıyorsun5
- yulaf lapası vs tost8
- sözlük kızlarının bicepsleri18
entry'ler (15)
mutlu bir günde izlenmemesi gereken filmdir. izledikten sonra yirmi dakika boyunca boş ekrana baktığım ardından da hiç bi eylemde bulunmadan yatağa uzanıp on beş saat uyumuş olduğum bir gerçektir.
daha önce böylesine gerildiğim bir film hatırlamıyorum. ha beni içine almış mıdır, almıştır görüldüğü üzere. bütün karakterleri öldürüp, "ölün daha iyi" diyesim geldi filmin son sahnelerinde. birer saniye aralıklarla değişen görüntüleriyle, kuşku ve korku dolu müzikleriyle beni gerim gerim germiştir efendim. girilesi bir hayattır, izleyiniz.
daha önce böylesine gerildiğim bir film hatırlamıyorum. ha beni içine almış mıdır, almıştır görüldüğü üzere. bütün karakterleri öldürüp, "ölün daha iyi" diyesim geldi filmin son sahnelerinde. birer saniye aralıklarla değişen görüntüleriyle, kuşku ve korku dolu müzikleriyle beni gerim gerim germiştir efendim. girilesi bir hayattır, izleyiniz.
abartmış, kekini kabartmış kızdır. daha mümkün yollarla çılgın sevgisini belirtmek varken buna sığınması yanlıştır
sayfalarca anlattığım adamı, Suphi'yi buldum
sayfalarca anlattığım adamı, Suphi'yi buldum
durumuna ve ruh haline göre değişmek üzere manuş baba-istanbul'dur. "masada bol rakı bol roka" ve "anamız ağlıyor istanbul" sözleriyle beni benden almıştır.
cevabının "iyi niyetle yapılan her şey" olması gereken soru.
açıklanmış sorulara bakmadığım, aksine benim için çok değerli olan, sonuçları her şekilde sürpriz olacak sınavdır. kendimi heyecanlandırmaya bayılırım
üstüne bir de unutulamayan birey evlenmişse, teoman-unutamadım'dır. teneke kesiği gibi acıtır
dostoyevski'nin beyaz geceler adlı yapıtında, sinirlerimi her sayfada okşayan çevirmenin bana işin değerini hatırlattığı şeydir. şöyle açmak gerekirse, yapıtta adam sevdiği hatuna "gel hele otur şuraya" diyerek beni derinden sarsmıştır. özetle, her insanın yapmaması gereken bir iştir
klişe cümleler neden dizi ismi yapılır diye düşündüren zirilyonuncu dizi.
başlığını okurken ağzımı soyut soyut deşmiş bir eylemdir.
ortalıkta dolaşan listelerden, taktiklerden ziyade tamamıyla psikolojik bir iştir. detayı yoktur, yaşayarak öğrenilir.
hayatında hiç olması gerektiği kilonun üstünde bulunmayan bir birey gece yediklerinin kilo yapacağını aklından bile geçirmez, beynine bunu hatırlatmaz. bu nedenle yedikleri kilo yapmaz. fakat hayatının bir döneminde kilo vermiş, fazla kiloları aklından çıkmayan yahut kilo vermeye çalışan bir birey akşamları korkarak yer üstelik yedikten sonra da uyuyana kadar kuruntularıyla kendini yer bitirir. mutsuz uyur. sonrası da sabah tartıda görülen +200 ler +500 lerdir. vücudunun hiç bir suçu yoktur, ne ettiyse kendi etmiştir, üzücüdür
hayatında hiç olması gerektiği kilonun üstünde bulunmayan bir birey gece yediklerinin kilo yapacağını aklından bile geçirmez, beynine bunu hatırlatmaz. bu nedenle yedikleri kilo yapmaz. fakat hayatının bir döneminde kilo vermiş, fazla kiloları aklından çıkmayan yahut kilo vermeye çalışan bir birey akşamları korkarak yer üstelik yedikten sonra da uyuyana kadar kuruntularıyla kendini yer bitirir. mutsuz uyur. sonrası da sabah tartıda görülen +200 ler +500 lerdir. vücudunun hiç bir suçu yoktur, ne ettiyse kendi etmiştir, üzücüdür
iki günde tüm serisini bitirdiğim, üçüncü gün en yakınımı kaybetmiş tadında bir özlem bırakan, öylesine hayatıma işlemiş, mütemadiyen kısa sahnelerini açıp izleyip izleyip kederlenmeme sebep olan film ve serisidir. sigara eksikliğinden dolayı sürekli bi şeyler yiyerek yaşayan han karakterinin cazibesiyle beni benden almıştır.
karşılığında aldığım "ilerde bu düşüncen değişir" cevabını reddetmek durumunda bulunamadığım düşüncem
içsel mevzudur bu nedenle çözümü de böyle olmalıdır. ilaçlara sığınılmamalıdır. ruh dinlendirilmeli, doğal şeylere sığınılmalıdır.
mümkünse içinizdeki tüm teneke kesiği gibi acıtan şeyleri kağıda kusunuz. iyi şeyler yazmanıza gerek yoktur. olanı olduğu gibi yazsanız kafidir. bu dönemde insanlardan uzaklaşırız bu nedenle kağıt kalem yegane bir çözümdür. içinizden cümle kurmak gelmiyorsa eğer, hissettiğiniz şeyleri kelime kelime yazıp yuvarlak içine alabilirsiniz.
bir parka gidip, çocukları izlemek güzel bir dokunuştur ruha. sevme konusuna girmiyorum çünkü depresyondaki kişinin muhtemelen buna hali yoktur.
güzel filmler, güzel şarkılar, güzel kitaplar... başka hayatlara girmek sizi bir süreliğine kendinizden uzaklaştırabilir ve bu da kalıcı çözüm için en başta gerekli olanlardandır. muhtemelen film izlerken beşinci yahut onuncu dakikasında kopup, ekrana dalmış olarak yine kendinizi kendi hayatınızla meşgul bulacaksınız. hatta kitap okurken sayfada canınızı acıtan kişilerin resmini görüp dalacaksınız fakat pes etmek yok. sürekli başa alın.
en önemli nokta ise, köpeklere dokunun, köpekleri sevin, öpün. nedenini köpeğe dokunduktan sonra anlayacaksınız.
geçmiş olsun
mümkünse içinizdeki tüm teneke kesiği gibi acıtan şeyleri kağıda kusunuz. iyi şeyler yazmanıza gerek yoktur. olanı olduğu gibi yazsanız kafidir. bu dönemde insanlardan uzaklaşırız bu nedenle kağıt kalem yegane bir çözümdür. içinizden cümle kurmak gelmiyorsa eğer, hissettiğiniz şeyleri kelime kelime yazıp yuvarlak içine alabilirsiniz.
bir parka gidip, çocukları izlemek güzel bir dokunuştur ruha. sevme konusuna girmiyorum çünkü depresyondaki kişinin muhtemelen buna hali yoktur.
güzel filmler, güzel şarkılar, güzel kitaplar... başka hayatlara girmek sizi bir süreliğine kendinizden uzaklaştırabilir ve bu da kalıcı çözüm için en başta gerekli olanlardandır. muhtemelen film izlerken beşinci yahut onuncu dakikasında kopup, ekrana dalmış olarak yine kendinizi kendi hayatınızla meşgul bulacaksınız. hatta kitap okurken sayfada canınızı acıtan kişilerin resmini görüp dalacaksınız fakat pes etmek yok. sürekli başa alın.
en önemli nokta ise, köpeklere dokunun, köpekleri sevin, öpün. nedenini köpeğe dokunduktan sonra anlayacaksınız.
geçmiş olsun