bugün
- migros'a sorulacak tek soru14
- velvet34
- mezeler eşliğinde rakı içip söyleşmek7
- 2026 ekonomik krizi5
- arkadaşlar çok hastayım ya7
- bir kızın hard sevip sevmediğini nerden anlarsınız4
- now tv neden gelmedi6
- gocu abi buraya yumruk havaya4
- sözlük ne zaman bu kadar sıkıcı hale geldi6
- burcu özberk4
- bu saatte evde oturmak yerine işte olan insan4
- yalınayak başı kabak3
- kliniğe gittim klinikten geldim6
- victor osimhen15
- öğretmenlere önlük ve kıyafet zorunluluğu gelmesi5
- tostumu yaptım5
- sözlük kavgalarının aslında çok yararlı olması6
- citol ve rixper tedavisi2
- tesla model 32
- 27 ağustos 2026 şampiyonlar ligi kura çekimi2
- sadece sözlük kızları tarafından açık oylanmak4
- yeni partinin ilk krizde duvara toslaması11
- opel mokka2
- iş mi bulamadın karton topla3
- fenerbahçe biraz sert biraz katı13
- şizoid bipolaryanist manik ataklı sohbetler2
- kadınlardaki aşırı özgüvenin nedeni6
- aleksey batrakov21
- ikinci entrynin başlık üzerindeki muazzam etkisi3
- livakovic'in barcelona transferi5
- the mossad is watching you2
- osuruktan şiirler58
- koşer ürün alan müslüman2
- twin peaks4
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı6
- dincinin içinde yaşadığı hasta hayal dünyası4
- gazze de 186 yardım çalışanının öldürülmesi4
- yılmaz güney izleyip ahmet kaya dinleyen tip14
- enayimiknatisi ile kavga etmek21
- devletin bireye müdahalesi2
- adnan menderes'in yıktırdığı tarihi eserler3
- abdullah öcalan13
- genelev3
- yasakçı zihniyet15
- ekşi sözlük21
- bik bik kız kaçırdı9
- alparslan kuytul13
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı30
- tarhana çorbası7
- ilk buluşmada 13 pişi yiyen kız12
entry'ler (17)
arı sokmasından beterdir kanımca...
AŞK, HEMEN ŞiMDi!
Aşkın gözlerini gözlerimiz kıldık
iki isim çıkarak tırnak aralarından
Çıkarak kalkanlarından parantezlerin
Karıştık birbirimize: Mürekkep
Sermek için bir siyah çizgi olarak kendimizi
O kanırtan sözün altına;
Aşk, hemen şimdi!
Gözlerin kamçılar beni kentin meydanlarında
Binlerce ok, kargı, kılıç olurum birden
Bütün rüzgârlarını kuşanarak
Kuşanarak bütün yağmurlarını göğün
Saldırırım her yönden her açıdan sana
Birer ıslık olurum keskin... ıslıklar
Aşk, hemen şimdi!
Ayışığı eğirir bir yerlerde dalgalar kumsala
Kendimi sererim her adımda ayaklarımın altına
Yol olurum sana, yürürüm, sen olurum sonunda
Kargış sağanağı, yuhlar, ayıplamalar ortasında
Başlarız sevişmeye sessizce fısıldayarak birbirimizin kulaklarına;
Aşk, hemen şimdi!
Cem Savran
Aşkın gözlerini gözlerimiz kıldık
iki isim çıkarak tırnak aralarından
Çıkarak kalkanlarından parantezlerin
Karıştık birbirimize: Mürekkep
Sermek için bir siyah çizgi olarak kendimizi
O kanırtan sözün altına;
Aşk, hemen şimdi!
Gözlerin kamçılar beni kentin meydanlarında
Binlerce ok, kargı, kılıç olurum birden
Bütün rüzgârlarını kuşanarak
Kuşanarak bütün yağmurlarını göğün
Saldırırım her yönden her açıdan sana
Birer ıslık olurum keskin... ıslıklar
Aşk, hemen şimdi!
Ayışığı eğirir bir yerlerde dalgalar kumsala
Kendimi sererim her adımda ayaklarımın altına
Yol olurum sana, yürürüm, sen olurum sonunda
Kargış sağanağı, yuhlar, ayıplamalar ortasında
Başlarız sevişmeye sessizce fısıldayarak birbirimizin kulaklarına;
Aşk, hemen şimdi!
Cem Savran
Yanındakinin cebi.
'Hiç kimse atlamaz bulanık suya; ancak, nerede bulanık bir ruh var herkes hazırdır, balıklama atlamaya.' cem savran
'Baktın ki olmuyor, bakmayacasun...'
Türkçe konuşan, yazan, öğreten, az okuyan, yazarları ismiyle tanıyan, ingilizce öğretmeninin tek rakibi.
Cem Savran'ın 'işte şiir bu!' dedirten şiirleri akşamların, sabahların, günlerin şiirleridir. Bulun, okuyun derim.
ALINYAZIMI OKUDUM EYVAH!
Yılda bir iki kez karşılaştığım lise arkadaşımı, kolundan tuttuğum gibi, Sakarya'daki Ekspres'e sürükledim. Ekspres'in bir birahane adı için oldukça iyi bir seçim olduğunu düşünmüşümdür hep. Birkaç kadeh parlatıp düş ve umut ülkelerine yolculuklar... Birasına su katmayan nadir birahanelerdendir. Üstelik tüm tanıdık yüzlerin de buraya takılması cabası.
Avlusunu dil gibi dışarı uzatmış, akşamcıları yakalayan bir sürüngene benzettim Ekspresi. Buna şaşırdım. Nedense bana hep olur; bir şeyi olur olmaz başka bir şeye benzetir sonra da şaşırırım. içeride yer bulamayınca, hava epeyce soğuk olmasına rağmen, Ekspres'in önünde trafiğe kapalı yola bitişik yuvarlak masalardan birine çöreklendik. Kendisine de bir şeyler ısmarlama gayretimi reddeden arkadaşıma aldırmayıp kendime bir bira ve patates kızartması söyledim.
"Hilmi, bir bira olsun içseydin be." dedim son bir ısrarla.
"Yok!" dedi Hilmi "Boşuna ısrar etme!"
"Yahu," dedim, kendi sakalsız yüzümü sıvazlayıp onun bir haftalık sakallı yüzünü işaret ederek "yoksa namaza filan mı başladın, imansız!"
"Yok," dedi "ben bu dünyada içki hakkını doldurmuş biriyim. istiap haddi..."
"Laf... Ben bu dünyada yemek hakkımı, aşk hakkımı, ne bileyim, yaşamak hakkımı doldurmuş biriyim, demek gibi bir şey bu senin söylediğin."
"Belki yaşamak hakkımı da..." Devamı yazarın web sitesinde.
Yılda bir iki kez karşılaştığım lise arkadaşımı, kolundan tuttuğum gibi, Sakarya'daki Ekspres'e sürükledim. Ekspres'in bir birahane adı için oldukça iyi bir seçim olduğunu düşünmüşümdür hep. Birkaç kadeh parlatıp düş ve umut ülkelerine yolculuklar... Birasına su katmayan nadir birahanelerdendir. Üstelik tüm tanıdık yüzlerin de buraya takılması cabası.
Avlusunu dil gibi dışarı uzatmış, akşamcıları yakalayan bir sürüngene benzettim Ekspresi. Buna şaşırdım. Nedense bana hep olur; bir şeyi olur olmaz başka bir şeye benzetir sonra da şaşırırım. içeride yer bulamayınca, hava epeyce soğuk olmasına rağmen, Ekspres'in önünde trafiğe kapalı yola bitişik yuvarlak masalardan birine çöreklendik. Kendisine de bir şeyler ısmarlama gayretimi reddeden arkadaşıma aldırmayıp kendime bir bira ve patates kızartması söyledim.
"Hilmi, bir bira olsun içseydin be." dedim son bir ısrarla.
"Yok!" dedi Hilmi "Boşuna ısrar etme!"
"Yahu," dedim, kendi sakalsız yüzümü sıvazlayıp onun bir haftalık sakallı yüzünü işaret ederek "yoksa namaza filan mı başladın, imansız!"
"Yok," dedi "ben bu dünyada içki hakkını doldurmuş biriyim. istiap haddi..."
"Laf... Ben bu dünyada yemek hakkımı, aşk hakkımı, ne bileyim, yaşamak hakkımı doldurmuş biriyim, demek gibi bir şey bu senin söylediğin."
"Belki yaşamak hakkımı da..." Devamı yazarın web sitesinde.
OMURGAMDAKi SANCI
Kıyısız bir tekne olsam
Ayla yıkansam, güneşle ovulsam
Yıldızlarla fısıldaşsa
Rüzgârların yoldaşı olsam
Kurtulsam kuru gürültüsünden sesimin
Örselediğim suların hışırtısında kaybolsam
11.12.2011, Ankara
Kıyısız bir tekne olsam
Ayla yıkansam, güneşle ovulsam
Yıldızlarla fısıldaşsa
Rüzgârların yoldaşı olsam
Kurtulsam kuru gürültüsünden sesimin
Örselediğim suların hışırtısında kaybolsam
11.12.2011, Ankara
Bunu biliyor olmanın verdiği özgüven var tabii, alçakgönüllü olamazlar, uyumaz ve gülemezler.
Çocuklar bile gülüyor bu karara. Biz utancımızdan açıklama yapamıyoruz, adamlar savcıyız diye geçiniyor. Yazıklar olsun, yazıklar!
Çocukken annesinin ağzına sürekli biber sürdüğü insandır, alışkanlık yapmıştır.
Güçlü bir kalem. Daha ilk cümlesiyle yakalıyor insanı. Takip edilmeyi fazlasıyla hakediyor. Mutlaka okunmalı.
http://www.cemsavran.com
adresinden son yazılarını takip edebilirsiniz.
adresinden son yazılarını takip edebilirsiniz.
Şair-yazar
Cem Savran, 1965 Kadirli doğumlu. Diyarbakır Anadolu Lisesi'nden 1980 Eylülünde kovuldu. DTCF'de Rus Dili ve Edebiyatı öğrenimi gördü. Puşkin ve Yesenin'den şiirler çevirdi. Tezgâhtarlık, pazarlamacılık, inşaat bekçiliği, nüfus memurluğu, dizgicilik, editörlük, yayıncılık, sahhaflık, antikacılık, amatör balıkçılık yaptı. Halen değerli taşlardan kolye ve tesbih için boncuk yontmakta... Hakan Şen'le Silgi dergisini çıkardı(1989-1990). Promete dergisini çıkardı, yönetti (Nisan 1992-Aralık 1994). Kısa bir süre Siyah-Beyaz gazetesinde denemeler yayımladı. Yayımlanmış iki şiir kitabı vardır: Külden Adam(1992) A ve Ş ve K, Hançer Gelgitleri(1995). 10 yıl boyunca aşığı olduğu Antalya'da yaşadı. Bu dönemde çalışmalarını özellikle din ve tarih alanında yoğunlaştırdı. 13. yüzyıl Anadolu tarihini hatmetti. Bu konuda neredeyse bin sayfaya varan notları bulunmakta. Bunları kitaplaştırma umudunu koruyor. Şifalı bitkilerden, Akdeniz balıklarından ve değerli taşlardan anlıyor.
Cem Savran, 1965 Kadirli doğumlu. Diyarbakır Anadolu Lisesi'nden 1980 Eylülünde kovuldu. DTCF'de Rus Dili ve Edebiyatı öğrenimi gördü. Puşkin ve Yesenin'den şiirler çevirdi. Tezgâhtarlık, pazarlamacılık, inşaat bekçiliği, nüfus memurluğu, dizgicilik, editörlük, yayıncılık, sahhaflık, antikacılık, amatör balıkçılık yaptı. Halen değerli taşlardan kolye ve tesbih için boncuk yontmakta... Hakan Şen'le Silgi dergisini çıkardı(1989-1990). Promete dergisini çıkardı, yönetti (Nisan 1992-Aralık 1994). Kısa bir süre Siyah-Beyaz gazetesinde denemeler yayımladı. Yayımlanmış iki şiir kitabı vardır: Külden Adam(1992) A ve Ş ve K, Hançer Gelgitleri(1995). 10 yıl boyunca aşığı olduğu Antalya'da yaşadı. Bu dönemde çalışmalarını özellikle din ve tarih alanında yoğunlaştırdı. 13. yüzyıl Anadolu tarihini hatmetti. Bu konuda neredeyse bin sayfaya varan notları bulunmakta. Bunları kitaplaştırma umudunu koruyor. Şifalı bitkilerden, Akdeniz balıklarından ve değerli taşlardan anlıyor.
Hiç büyümedim ki, içimdeki çocuk hala sünger bob'u zevkle izliyor.