bugün

entry'ler (323)

sen nasıl bir insansın

her şeye rağmen pozitif enerjisini koruyan, yaşanan bir olumsuzluk karşısında ufacık bile olsa olumlu bir yön bulmaya çalışan, ne olursa olsun umut etmeyi asla bırakmayan ve hayatta karşılaştığı kötü durumlara değil de, iyi şeylere, iyi enerjiye ve mutlu kalmaya odaklanan bir kimseyim, evet.

en kötü durumlar karşısında bile ''küçücük de olsa iyi bir şeyler olduğuna'' neden mi inanıyorum, çünkü; zaman akıyor ve içinde bulunduğum zamana bir daha geri dönemeyeceğimi biliyorum ve bunun farkındalığıyla birlikte o iyi şeyi görmeye çalışırsam, o iyi şeyi mutlaka görüyorum ve anın kıymetini biliyorum.
insan zihni gerçekten çok farklı işliyor. şöyle düşünün; bir şeyi çok irdelediğinizde ve kötü bir yönünü aradığınızda, o kötü şeyi görmemeniz neredeyse imkansız. değinmek istediğim nokta tam olarak bu; en kötü durumlar karşısında bile eğer iyi bir şeyler görmek isterseniz, irdeleyin, göreceksiniz.

en sevdiğiniz istanbul ilçesi

Begonvilli sokaklarıyla huzur veren adalar tabi kii!

köpekleri çocuğu gibi seven insan

çocuk, kardeş, adına her ne derseniz..
bir anda evin neşesi haline gelip, aile bireylerinden farksız oluyor.. ve dahası şu ki, eve koşarak gelmek isteme sebebiniz, sizi görünce sevinçten deliye dönen bir canlı.. muazzam ötesi bir duygu bu, anlatılmaz ama yaşanır.

asla anlaşamayacağınız insan tipi hangisidir

bilmediği bir konu hakkında biliyor-muş gibi davranan kişilere asla ama asla tahammül edemiyorum. herkes, her şeyi bilmek zorunda değil ki bu imkansız zaten. birey, sürekli okuyan, araştıran, öğrenen ve kendini geliştiren bir varlık ve her şeyi bilmemek kadar doğal bir şey olamaz.
diğer bir tahammül edemediğim şey ise; her şeye at gözlüğüyle bakan, takmış olduğu bu at gözlüğünü asla çıkarmayan ve kendi doğrusundan başka bir doğruya asla ihtimal veremeyen kişiler.

evgeny grinko

Geliyormuş, yine ve yeniden..:)

en sevilen kitaplar

Kitap demişken, büyük hevesle alıp da hala okumaya fırsat bulamadığım kitaplarım olduğunu anımsamak pek de hoş olmadı..

aniden gelen hayatı sorgulama hissi

Arada olur öyle.. hem bazen sorgulamak iyidir..:)

kendinle aran nasıl

gayet iyi.
bardağa hep dolu tarafından bakmaya çalışıyorum ve motivasyonumu kaybetmemek adına hep bir çabam var. e hayat güzel, kuşlar uçuyor. daha ne?

bir köpeğin dostluğu

hayattaki her şeyden ama her şeyden daha değerlidir. eve heyecanla gelmek isteme sebebidir, kapıya koşar ve dans ederek karşılar sizi çünkü. o sizin hayatınızın bir parçasıdır, ama siz onun hayatının tamamısınızdır. her şeydir ya her şey, kelimelerle ifade edilemeyecek kadar yoğunlukta bir sevgi bağı vardır çünkü…
tüm duygularınızı anlar. üzgün olmanıza dayanamaz, koşarak sarılır, en kötü anlarınızda bile sizi güldürmeyi başaran belki de en gerçek, en güzel şeydir o…

evgeny grinko

Hevesle konserleri beklenir, bir o kadar da sevilir..

bakınca mutlu eden şeyler

yepyeni bir yıla çok az kalmışken her yerin ışıl ışıl süslemelerle kaplı olduğu o görüntü ve tabi ki çocukluğumdan bu yana beni en az o günlerde olduğu gibi aşırı heyecanlandıran bembeyaz bir kar manzarası.

olduğun gibi davranmak

hiçbir role gerek olmadan, nasıl davranmalıyım kaygısından uzak, sadece ama sadece tüm doğallığınla kendin olmak.
ne yazık ki günümüzde 'olduğu gibi davranan' insan sayısı çok az ve birçok kişi 'o ne der/bu ne der' kaygısı ve bir başkasından onay alma korkusu yaşadığı için kendisi olmaktan uzaklaşıyor.
oysa en güzeli; tamamen olduğumuz gibi davranarak, sade ve basit yaşayabilmek.

bir evi güzelleştiren detaylar

minimallik.
sade, şık ve olabildiğince iç açıcı, soft renklerden oluşan minimal eşyalarla dekore edilen bir ev en güzeli.
bu minimalliğe eşlik eden rengarenk bahçesinde kahve yudumlamak da milyon kat falan güzelleştiriyor.

trafikte herkesin acelesinin olması

herkes o kadar tahammülsüz ki bu trafiğe de ciddi anlamda yansıyor. ışıklarda mecburen durman gerekiyor, hani trafik kurallarına uymak zorundayız. ve o anlarda bile sabırsızlıktan korna çalan, karşısındakini panik etmeye çalışan birçok insan var maalesef.

mantı yanında ekmek yiyen insan

Yani bilmiyorum ama ‘ne alaka’ yani.

çocuğunuz ateist olduğunu söylese ne yaparsınız

bir çocuğun sağlıklı bir yetişkinlik evresine geçebilmesi için ona, biricik olduğunun ve anne-babadan bağımsız olduğunun hissettirilmesi gerekiyor. doğruyu, yanlışı ve gerekli tüm nezaket kurallarını öğretin evet, zaten sizi rol model alacaktır birçok şeyde.
ancak; belli bir yaşa geldikten sonra çocuk kendi araştırmaları ve mantığı doğrultusunda bir yola evrilebilir, size böyle bir şeyle geldiğinde onu eleştirmek ve yargılamak yerine onu anladığınızı hissettirmeli ve görüşlerine saygı duymalısınız.
aksi takdirde; çocuk size fikirlerini söylemekten çekinir, kaçar ve sizden uzaklaşabilir. bunun sonucunda da kopuk bir ebeveyn-çocuk ilişkisi gelişir ve bu kimseyi mutlu etmez.

tiyatroya giden insan kültürü

tiyatro bambaşka bir kültür, görsel bir şölen bence. oyuncuların o anki duygularını direkt olarak izlemek çok keyifli. o kadar çok seviyorum ki tiyatro geçmişim bile var, keşke devam etseydim dediğim. ama belki bir gün yeniden, neden olmasın?

evlilik için ideal yaş

Bu tarz ‘ciddi’ konularda bir yaş skalası olduğunu düşünmüyorum. Kişi kendisini ne zaman hazır hissediyorsa, o zaman bence.

kafe açma fikri

çocukken, birçoğumuzun hayallerini süsleyen o dahiyane fikir.
hangimiz istemedik ki ışıl ışıl, rengarenk, şirin, butik ve hayallerimizdeki gibi süslenmiş bir cafe?
datça ya da portofino geliyor aklıma bu fikir geldiğinde hep. öylesine huzur dolu konumlarda, mini-butik bir cafe işletmek bence aşırı motive edici.

geceye bir şarkı bırak

Dance me to the end of love.
© copyright 2005 - 2026