bugün
- karınız için market poşetlerini taşır mısınız8
- etli ekmek abartılmış balon bir yiyecektir4
- karınız için boş senete imza atar mısınız5
- üsküdar'a çöktükten sonra kutlama yapmak11
- true silik olsun7
- akepeli olmak karakter meselesidir6
- platon un mağara alegorisi12
- karınızı kucağınızda taşır mısınız16
- istanbul da kiralık sosyal konut başvuruları3
- sucuk döner3
- sözlüğün kırbacı5
- gammazların yetkiyi kötüye kullanması4
- ismail kartal30
- haşlanmış yumurta9
- okula uyum sürecinde ebeveynlere uyarılar4
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı51
- seni severken valizini hazır tutan kadın3
- rick sanchez3
- gammaz diye diye başımızın etinin yenmesi3
- islamda kadın6
- tavuk döner2
- iskender2
- bıçak arası2
- gocunun entry başına 1 tl para aldığı iddiaları4
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı46
- bugün uludağ sözlük için ne yaptın2
- 10 eylül 2026 ismail kartalın istifası18
- arkadaşlar öğlen ne yesem2
- yeralti edebiyatcisi9
- gocu34
- çok eşlilik olsaydı3
- hah şöyle yola gelin3
- prometheus'un hırsız olduğu gerçeği5
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı77
- türk erkeğinde olması gereken meziyetler7
- mansur yavaş'ın idare'i maslahatçılığı5
- jahrein2
- 11 eylül saldırılarından çıkarılan dersler3
- yazarların beğendiği kadın tipleri7
- şu an dinlenen şarkı2
- isa aras mersinli2
- lastik değiştirmeyi bilmeyen erkek3
- am meme ve göt üçgenindeki favori organınız12
- aşk6
- milyonlarca insan deccal'in peşinden gidecek15
- 2000 yılında dünya nasıl olacak3
- güne iyi başlamak3
- kiraz cicegi kolonyasi28
- ey insan8
- ona bir şey söyle5
entry'ler (71)
nerden kanımız canımız olsunlar ki ?
ırkımız farklı, lisanımız farklı, kültürümüz farklı..
katılmadığım önerme.
ırkımız farklı, lisanımız farklı, kültürümüz farklı..
katılmadığım önerme.
hepsini ahır değil, kimini de pavyona çevirmiştir.
(bkz: merzifonlu mustafa paşa camii)
1978 senesine kadar '' anadolu saz evi'' olarak çalıştırılan camii, sirkeci büyük garının hemen bitişiğindedir. vakıflar tarafından 1985 senesinde restore edilerek tekrar camii'ye çevrilmiştir.
camii olarak hizmet verirken yıkılmasının sebebi ise '' lüzumsuz'' görüldüğü üzredir.
(bkz: merzifonlu mustafa paşa camii)
1978 senesine kadar '' anadolu saz evi'' olarak çalıştırılan camii, sirkeci büyük garının hemen bitişiğindedir. vakıflar tarafından 1985 senesinde restore edilerek tekrar camii'ye çevrilmiştir.
camii olarak hizmet verirken yıkılmasının sebebi ise '' lüzumsuz'' görüldüğü üzredir.
beyinsizce bir söylemdir.
lafa bak, pekmezim olur musun ?
lafa bak, pekmezim olur musun ?
öyle olması gerekmektedir, çünkü bunun muhatabı tsk değil savcılıktır.
chp partizanıdır.
anne kedinin yavrularına bir yavru fare getirerek onları eğitmesi.
bizim bahçede bir anne kedi ve 4 yavrusu var, bir gün baktım bir fare bulmuş oynuyolar. bırakıyorlar, tam yavru fare kaçar gibi olurken biri koşup tutup geri getiriyor. bu böyle bayağı bi sürdü. öldürmüyorlar da ama..
meğer, anneleri bunları eğitiyormuş. kedilerin geninde avcılık var ne de olsa.
sonra fareyi yuttu lan bi tanesi.
lan hayat böyle işte, biz de modern binalar içinde birileri tarafından oynanıp, işleri bittiği anda yutuluyoruz..
bizim bahçede bir anne kedi ve 4 yavrusu var, bir gün baktım bir fare bulmuş oynuyolar. bırakıyorlar, tam yavru fare kaçar gibi olurken biri koşup tutup geri getiriyor. bu böyle bayağı bi sürdü. öldürmüyorlar da ama..
meğer, anneleri bunları eğitiyormuş. kedilerin geninde avcılık var ne de olsa.
sonra fareyi yuttu lan bi tanesi.
lan hayat böyle işte, biz de modern binalar içinde birileri tarafından oynanıp, işleri bittiği anda yutuluyoruz..
ulan öyle bile olsa ne farkeder ? bana ne sülalesinden ? babası yahudi, annesi rum olsa ne farkeder?
insanları başkalarının hataları üzerinden yargılayamazsınız ki!? mesela senin baban ibne olsa bana ne ? ben, sen ibne misin diye bakarım. senin babanın hırsızlığından bana ne ? ben; sen hırsız mısın diye bakarım. senin baban alkolik olsa bana ne ? ben, sen alkolik misin diye bakarım !?
atatürk'ü benimsemem, yaptığı inkılapları kabul etmem. ama bunun üzerinden annesine babasına neden küfredeyim ?
tam bir hezeyan..
insanları başkalarının hataları üzerinden yargılayamazsınız ki!? mesela senin baban ibne olsa bana ne ? ben, sen ibne misin diye bakarım. senin babanın hırsızlığından bana ne ? ben; sen hırsız mısın diye bakarım. senin baban alkolik olsa bana ne ? ben, sen alkolik misin diye bakarım !?
atatürk'ü benimsemem, yaptığı inkılapları kabul etmem. ama bunun üzerinden annesine babasına neden küfredeyim ?
tam bir hezeyan..
ahlaksızlığı batı'da genelleyebilirsiniz, hiç çekinmeden hem de.
(bkz: Verdingkinder) bunun ne olduğunu biliyor musunuz ? tabii ki hayır. çünkü aptal ve beyinsizsiniz. araştırmıyor, öğrenmiyor, daha da kötüsü merak etmiyorsunuz.
işte en kötüsü de bu, merak etmemek!
------------------
isviçre’de 1789 yılında 14 yaşından küçük çocukların fabrikalarda çalışmaları yasaklandı. Ama çocuk sömürüsü için yeni bir kapı açıldı ve isviçre, 18. yüzyılın sonundan 1960’lı yılların başına kadar çocuk emeği sömürüsünün örneğine az rastlanan bir biçiminin uygulama alanı oldu. Devlete borcu bulunan ya da boşanan çiftlerin, fakir ailelerin çocukları, yetimler, ailesi cezaevinde olan ya da kendisi suç işleyen çocuklar, devlet ve kilise vasıtasıyla, çalıştırılmak üzere başka ailelerin yanına yerleştirilirdi. Ancak 1974 yılında yasayla kaldırılan bu uygulamada, papazların önderliğinde ailelerden toplanan çocuklar çiftliklere kiralık olarak verilir veya şehirlerde kurulan çocuk pazarlarında, dört yaşındaki çocuklar bile, ev ve çiftlik işlerinde çalıştırılmak için satışa çıkarılırdı. Bu andan itibaren, çocukları arayan, sorunlarını dinleyen tecavüze uğradıklarında ya da işkence gördüklerinde sahip çıkan olmazdı. Çünkü toplumun gözünde onlar, suç işleyen, boşanan, fakir düşmüş ailelerinden “kurtarılmış” çocuklardı!
Böylece, ahırlarda hayvanlarla birlikte yaşayan, çoğu kez bir çuvaldan ibaret elbiseleri içinde hemen her zaman aç olan bu çocuklar, toplumsal hayatın olağan, sıradan bir parçası olarak kabul gördü. Bunun bir tür kölelik sistemi olduğu idrak edildikten sonra bile, uzun zamanlar boyunca isviçre’nin konuşmaktan dahi kaçındığı bir tabu halinde üstü örtüldü.
------------------------
bak bu, batının sözde en medeni toplumunda meydana gelen bir olay, hemde yakın zamana kadar yasalarla korunun bir konu.
ama sen hala sabah uyandığında yanında rus kızı görmek istiyorsun elbette. elin sikinde gebereceksin amına koyim.. araştırın, öğrenin lan biraz. otta benga yı araştırın mesela, kimmiş neymiş diye.. kilisede tecavüz edilen çocukları ve üstünün nasıl örtüldüğünü araştır, üstelik adamlar inkar bile etmiyorlar, geçiştiriyorlar.
kim demişti unuttum ama yazayım buraya '' batıda ki her çocuğun içtiği bir bardak sütte, bir damla afrikalı çocuk kanı vardır''
(bkz: Verdingkinder) bunun ne olduğunu biliyor musunuz ? tabii ki hayır. çünkü aptal ve beyinsizsiniz. araştırmıyor, öğrenmiyor, daha da kötüsü merak etmiyorsunuz.
işte en kötüsü de bu, merak etmemek!
------------------
isviçre’de 1789 yılında 14 yaşından küçük çocukların fabrikalarda çalışmaları yasaklandı. Ama çocuk sömürüsü için yeni bir kapı açıldı ve isviçre, 18. yüzyılın sonundan 1960’lı yılların başına kadar çocuk emeği sömürüsünün örneğine az rastlanan bir biçiminin uygulama alanı oldu. Devlete borcu bulunan ya da boşanan çiftlerin, fakir ailelerin çocukları, yetimler, ailesi cezaevinde olan ya da kendisi suç işleyen çocuklar, devlet ve kilise vasıtasıyla, çalıştırılmak üzere başka ailelerin yanına yerleştirilirdi. Ancak 1974 yılında yasayla kaldırılan bu uygulamada, papazların önderliğinde ailelerden toplanan çocuklar çiftliklere kiralık olarak verilir veya şehirlerde kurulan çocuk pazarlarında, dört yaşındaki çocuklar bile, ev ve çiftlik işlerinde çalıştırılmak için satışa çıkarılırdı. Bu andan itibaren, çocukları arayan, sorunlarını dinleyen tecavüze uğradıklarında ya da işkence gördüklerinde sahip çıkan olmazdı. Çünkü toplumun gözünde onlar, suç işleyen, boşanan, fakir düşmüş ailelerinden “kurtarılmış” çocuklardı!
Böylece, ahırlarda hayvanlarla birlikte yaşayan, çoğu kez bir çuvaldan ibaret elbiseleri içinde hemen her zaman aç olan bu çocuklar, toplumsal hayatın olağan, sıradan bir parçası olarak kabul gördü. Bunun bir tür kölelik sistemi olduğu idrak edildikten sonra bile, uzun zamanlar boyunca isviçre’nin konuşmaktan dahi kaçındığı bir tabu halinde üstü örtüldü.
------------------------
bak bu, batının sözde en medeni toplumunda meydana gelen bir olay, hemde yakın zamana kadar yasalarla korunun bir konu.
ama sen hala sabah uyandığında yanında rus kızı görmek istiyorsun elbette. elin sikinde gebereceksin amına koyim.. araştırın, öğrenin lan biraz. otta benga yı araştırın mesela, kimmiş neymiş diye.. kilisede tecavüz edilen çocukları ve üstünün nasıl örtüldüğünü araştır, üstelik adamlar inkar bile etmiyorlar, geçiştiriyorlar.
kim demişti unuttum ama yazayım buraya '' batıda ki her çocuğun içtiği bir bardak sütte, bir damla afrikalı çocuk kanı vardır''
bir de bu çıktı, cümleyi bitirdikten sonra ''alenen'' yazmak. biri de evet yazarak bitiriyor. olum gerçekten salaksınız lan, süzme salak. sek salak.
tanım: tanım manım yok, bunun neyine tanım yapayım ?
tanım: tanım manım yok, bunun neyine tanım yapayım ?
aşağılık, soysuz, karaktersiz bir haberci beyanı.
bir de dalga geçiyor. bunlar nasıl buraya çıkıp konuşuyor böyle; lanlı lunlu oğlumlu falan ?
mehter ye diyor bir de, zeka seviyesine bak yahu !
bir de dalga geçiyor. bunlar nasıl buraya çıkıp konuşuyor böyle; lanlı lunlu oğlumlu falan ?
mehter ye diyor bir de, zeka seviyesine bak yahu !
Türkiye’de “Hz. Muhammed’in Hayatı” (sallallahu aleyhi ve sellem) isimli kitapla tanınan tasavvuf uzmanı Martin Lings, Shakespeare’in müslüman olabileceği kanaatindedir ve onun sufi olduğunu yazar.[1]
Nitekim Vanessa Thorpe, “The Guardian”da Shakespeare ile alakalı “Sufi or not Sufi? That is the question” (Sufi mi değil mi? Sual bu) başlıklı bir makale kaleme alır.[2]
Aynı şekilde Ali Jaafar da “Sufi or not Sufi? Was Shakespeare a Muslim?” (Sufi mi değil mi? Shakespeare müslüman mıydı?) başlıklı makalesiyle bu tartışmalara katılır.[3] Bu mevzuda daha birçok makale var.
1)“Shakespeare’s Window into the Soul: The Mystical Wisdom in Shakespeare’s Characters.”
2)[2] Vanessa Thorpe, “Sufi or not Sufi? That is the question” (Sufi mi değil mi? Sual bu), The Guardian, 24 Ekim 2004.
hakikaten beyinsizsiniz lan, bak bu iddiaları kimin yaptığını, dile getirdiğini yazdım yukarıya. bir araştırın bakalım neler varmış neler yokmuş.
beyinleriniz aynı tornadan çıkmış gibi, farklı sese tahammülünüz yok.
tansu çiller haklıymış ya la...
Nitekim Vanessa Thorpe, “The Guardian”da Shakespeare ile alakalı “Sufi or not Sufi? That is the question” (Sufi mi değil mi? Sual bu) başlıklı bir makale kaleme alır.[2]
Aynı şekilde Ali Jaafar da “Sufi or not Sufi? Was Shakespeare a Muslim?” (Sufi mi değil mi? Shakespeare müslüman mıydı?) başlıklı makalesiyle bu tartışmalara katılır.[3] Bu mevzuda daha birçok makale var.
1)“Shakespeare’s Window into the Soul: The Mystical Wisdom in Shakespeare’s Characters.”
2)[2] Vanessa Thorpe, “Sufi or not Sufi? That is the question” (Sufi mi değil mi? Sual bu), The Guardian, 24 Ekim 2004.
hakikaten beyinsizsiniz lan, bak bu iddiaları kimin yaptığını, dile getirdiğini yazdım yukarıya. bir araştırın bakalım neler varmış neler yokmuş.
beyinleriniz aynı tornadan çıkmış gibi, farklı sese tahammülünüz yok.
tansu çiller haklıymış ya la...
hasan ali yücel'e; '' yüksek makamın alçak vekili'
ayrıca inkılaplara muhalefet eder ki, benim için bu, onu sevmeme yeter bir sebeptir.
ayrıca inkılaplara muhalefet eder ki, benim için bu, onu sevmeme yeter bir sebeptir.
bilgi/birikim sahibi insan.
ayasofya.
çok güzel olacaktır.
evet bitmedi ama azaldı.
kıbrıs çıkarmasının ecevit tarafında yapıldığını zanneden yazarları gösterir.
oysa ingiltere bile diyordu ki ; ''harekatın asıl aktörü erbakan'dır.'' o dönem ecevit tek başına değil, msp ile koalisyondur. msp genel başkanı ve başbakan yardımcısı ise erbakan'dır.
emri bizzat veren yine erbakandır.
----------Dönemin CHP Genel Başkanı ve Başbakan Bülent Ecevit'in Batılı güçlerden çekinmesine rağmen koalisyon ortağı MSP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın kararlı ve inatçı tavrı sonrası akan kan durduruldu.
Garantör ülke olan ingiltere'ye Kıbrıs konusunu görüşmek için Ecevit'in uçağı daha Etimesgut Askeri Havaalanı'ndan yeni kalkmışken Başbakan Vekili Erbakan Milli Güvenlik Kurulu'nu acil gündem koduyla topladı. MGK devam ederken yapılan bütün itirazlara rağmen Erbakan, dönemin Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Semih Sancar'a gemilerin yola çıkması için o tarihi emri verdi.-------
http://www.dunyabulteni.n...nin-asil-mimari-erbakandi
edit : oğlum eksileyince gerçekler değişmiyor lan :))
oysa ingiltere bile diyordu ki ; ''harekatın asıl aktörü erbakan'dır.'' o dönem ecevit tek başına değil, msp ile koalisyondur. msp genel başkanı ve başbakan yardımcısı ise erbakan'dır.
emri bizzat veren yine erbakandır.
----------Dönemin CHP Genel Başkanı ve Başbakan Bülent Ecevit'in Batılı güçlerden çekinmesine rağmen koalisyon ortağı MSP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın kararlı ve inatçı tavrı sonrası akan kan durduruldu.
Garantör ülke olan ingiltere'ye Kıbrıs konusunu görüşmek için Ecevit'in uçağı daha Etimesgut Askeri Havaalanı'ndan yeni kalkmışken Başbakan Vekili Erbakan Milli Güvenlik Kurulu'nu acil gündem koduyla topladı. MGK devam ederken yapılan bütün itirazlara rağmen Erbakan, dönemin Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Semih Sancar'a gemilerin yola çıkması için o tarihi emri verdi.-------
http://www.dunyabulteni.n...nin-asil-mimari-erbakandi
edit : oğlum eksileyince gerçekler değişmiyor lan :))
bunun gibi mitler her yerde mevcut.
mesela romus ve romulus. bunlar nehire bırakıldıktan sonra bir kurt alıp emzirir, bunlara ebeveynlik yapar. doğru mudur ? elbette değildir.
çok takılmamak lazım böyle şeylere..
mesela romus ve romulus. bunlar nehire bırakıldıktan sonra bir kurt alıp emzirir, bunlara ebeveynlik yapar. doğru mudur ? elbette değildir.
çok takılmamak lazım böyle şeylere..
saygı duymak zorunda değilsin ama saygı göstermek zorundasın.
ondan sonra karşı tarafta kalkıp senin değerlerini aşağılayınca ağlamayacaksın.
herkes birbirine saygı göstermek zorunda. sonuçta aynı sınırlar içinde yaşıyorsak, otobüste, vapurda, yola yürürken, lokantada... her yerde nasıl ki diğer insanlara saygı göstermek zorundaysak, insanların inancına, değerlerine de saygı göstermek zorundayız. yoksa ne olur ? kutuplaşma olur. o neyi getirir ? düşmanlığı .. o neyi getirir ? kavgayı..
ayrıca götünden sallarken dikkat edeceksin, recm hakkında fetih hakkında, cihat hakkında bilgin birikimin yoksa konuşmayıp susacaksın. ya da rezil olacaksın ki; bu (sözde) yazarların umurunda değil zaten.
bak ne diyor bakara ;
Diyanet işleri (2/BAKARA-191: Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke’den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı, adam öldürmekten daha ağırdır. Yalnız, Mescid-i Haram yanında, onlar sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın) onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledir.) / Abdulbaki Gölpınarlı (2/BAKARA-191: Onları Nerede yakalarsanız öldürün. Sizi yurdunuzdan çıkardıkları gibi siz de onları yurtlarından çıkarın. Fitne, adam öldürmeden beterdir. Yalnız onlar, Mescid-i Hâram yanında sizinle savaşa kalkışmazlarsa siz de onlarla Mescid-i Harâm yanında savaşmayın. Ama onlar, sizi orada öldürmeye kalkışırlarsa öldürün onları. Budur kâfirlerin cezası işte.)
yani ? yani onlar size bulaşıp savaş çıkarmadığı müddetçe onlarla savaşmayın. öyle olmasaydı osmanlı içindeki gayri müslimleri kılıçtan geçirirdi, yok ederdi.
oğlum bak osmanlı fransayı 400 sene yönetti, bu gün tek bir cezayirli tek bir türkçe kelime bilmezken, daha sonra fransa'nın işgal ettiği cezayir'in ana dili fransızca!! belki bu sana fetih ve işgal hakkında bir aydınlatma yaşatır.
konuya dönersek, saygı duymasan da olur. ama saygı göstereceksin ki, saygı göresin.
ondan sonra karşı tarafta kalkıp senin değerlerini aşağılayınca ağlamayacaksın.
herkes birbirine saygı göstermek zorunda. sonuçta aynı sınırlar içinde yaşıyorsak, otobüste, vapurda, yola yürürken, lokantada... her yerde nasıl ki diğer insanlara saygı göstermek zorundaysak, insanların inancına, değerlerine de saygı göstermek zorundayız. yoksa ne olur ? kutuplaşma olur. o neyi getirir ? düşmanlığı .. o neyi getirir ? kavgayı..
ayrıca götünden sallarken dikkat edeceksin, recm hakkında fetih hakkında, cihat hakkında bilgin birikimin yoksa konuşmayıp susacaksın. ya da rezil olacaksın ki; bu (sözde) yazarların umurunda değil zaten.
bak ne diyor bakara ;
Diyanet işleri (2/BAKARA-191: Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke’den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı, adam öldürmekten daha ağırdır. Yalnız, Mescid-i Haram yanında, onlar sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın) onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledir.) / Abdulbaki Gölpınarlı (2/BAKARA-191: Onları Nerede yakalarsanız öldürün. Sizi yurdunuzdan çıkardıkları gibi siz de onları yurtlarından çıkarın. Fitne, adam öldürmeden beterdir. Yalnız onlar, Mescid-i Hâram yanında sizinle savaşa kalkışmazlarsa siz de onlarla Mescid-i Harâm yanında savaşmayın. Ama onlar, sizi orada öldürmeye kalkışırlarsa öldürün onları. Budur kâfirlerin cezası işte.)
yani ? yani onlar size bulaşıp savaş çıkarmadığı müddetçe onlarla savaşmayın. öyle olmasaydı osmanlı içindeki gayri müslimleri kılıçtan geçirirdi, yok ederdi.
oğlum bak osmanlı fransayı 400 sene yönetti, bu gün tek bir cezayirli tek bir türkçe kelime bilmezken, daha sonra fransa'nın işgal ettiği cezayir'in ana dili fransızca!! belki bu sana fetih ve işgal hakkında bir aydınlatma yaşatır.
konuya dönersek, saygı duymasan da olur. ama saygı göstereceksin ki, saygı göresin.
dünya yuvarlak değildir.
bu doğruluk çeşitli kereler ispatlanmıştır. dünyanın yuvarlak olduğu teorisi bir çok kere çökmüştür.
bu doğruluk çeşitli kereler ispatlanmıştır. dünyanın yuvarlak olduğu teorisi bir çok kere çökmüştür.