bugün
- ekşi sözlük9
- 1 temmuz 2026 ingiltere demokratik kongo maçı10
- gürsel tekin6
- fusya semsiyeli yabanci10
- atatürk ün namaz kılan heykelinin olmaması4
- true ben hazırım bu gece gel beni kaçır4
- gürcülerin medeniyete katkıları3
- türklerin zeka seviyesinin düşük olması4
- harry kane3
- tai lungun semsiyeli olması5
- spor yapmayan erkek13
- yazarların dünya kupasında desteklediği takım11
- kongo cumhuriyeti milli futbol takımı2
- demokratik kongo cumhuriyeti9
- chp içindeki alevi sünni kamplaşması2
- şükür sebepleriniz4
- büyüyünce ne olacaksın4
- chp'li olarak kanal istanbul'u desteklemek2
- manifest grubu4
- gocu8
- 2026 dünya kupası39
- öldükten sonra hiçliğin olma ihtimali4
- pandela28
- oklavayla dövmek3
- aktrollerin ibb davasını takip etmeyi bırakması22
- mürtede ölüm cezası haktır2
- bugün ne yaptınız10
- kankanın dekoltesine bakmamak2
- tai lung20
- akrabalarımı yükseltmek inancım gereğidir17
- futbol32
- dünya19
- avrupalıların götlerini yıkamadığı gerçeği5
- ikinci dünya savaşı filmleri2
- babam hiç dövmezdi insanı11
- pandela'nın otizm olması4
- deniz göktaş'ın dinle dalga geçmesi13
- kürt memesi2
- tai lung'un şkodası4
- vize vermiyorlar ühü ühü4
- ibrahim eser2
- gocu abi3
- dünya kupasında favorilerin dökülmesi2
- mor semsiyelinin beyaz ve fusya semsiyeli olması2
- keyifli sözlükler2
- hoslanilan kizin neden cekiniyorsun ki demesi6
- kongo2
- kürtlerin atatürk ü3
- gocu'nun kendini alen delon sanması8
- ingiltere4
entry'ler (8)
geçen sene yönetmen asistanlığı yaptığım ve çok keyif aldığım festival, gerçekten iyi bir ekip yönetiyor.
bir de ufak dipnot vereyim, bir zamanlar, bu festivalde simultane (anında) çeviri yapılırmış filmlerde, sanmayın ha altyazı teknolojisi dublaj falan daha yokmuş diye, hepsi var, ancak olay festivale gönderilen filmlerin çok kısa bir süre elde durmasından kaynaklı. ce şöyle gerçekleşiyor, bildiğiniz sinema salonunun köşesine bi masa atıyorlar ve çevirmen o masada oturup filmi çeviriyor bir yandan film oynarken, dört saatte altyazı bulmaya alışmış bizim nesil için pek ilginç pek alışılagelmedik bir uygulamadır bu.
bir de ufak dipnot vereyim, bir zamanlar, bu festivalde simultane (anında) çeviri yapılırmış filmlerde, sanmayın ha altyazı teknolojisi dublaj falan daha yokmuş diye, hepsi var, ancak olay festivale gönderilen filmlerin çok kısa bir süre elde durmasından kaynaklı. ce şöyle gerçekleşiyor, bildiğiniz sinema salonunun köşesine bi masa atıyorlar ve çevirmen o masada oturup filmi çeviriyor bir yandan film oynarken, dört saatte altyazı bulmaya alışmış bizim nesil için pek ilginç pek alışılagelmedik bir uygulamadır bu.
kesinlikle yayınevleri, staj bile yapmak isteseniz nasıl torpil dönüyor.
size oyun oynuyormuş değil de masalsı bir bulmaca çözmeye çalışıyormuşsunuz izlenimi veren, para verip almaya değer mi tartışılır olan, ama tartışmasız mobilde oynadığım en iyi oyunlardan biri olan oyundur monument valley.
"monument valley'e yaklaşımımız, geleneksel uzun süreli oyun ya da sonu gelmeyen oyunlardan çok daha uzaktı." diyor baş tasarımcı ve artist ken wong ve devam ediyor, "daha çok bir film izleme ya da müzede bir öğleden sonra deneyimi gibi bir şey olsun istedik."
"monument valley'e yaklaşımımız, geleneksel uzun süreli oyun ya da sonu gelmeyen oyunlardan çok daha uzaktı." diyor baş tasarımcı ve artist ken wong ve devam ediyor, "daha çok bir film izleme ya da müzede bir öğleden sonra deneyimi gibi bir şey olsun istedik."
(bkz: duman)
dumanın ilk albümleri yok, bildiğin yok, eski köprünün altında'dan tut da seni kendime sakladım'a kadar yok. nasıl yok, niye yok?
dumanın ilk albümleri yok, bildiğin yok, eski köprünün altında'dan tut da seni kendime sakladım'a kadar yok. nasıl yok, niye yok?
sonu hafif aceleye gelmiş gibi, onun dışında gerçekten güzel bir film, mükemmel manzaralar ve paranın insanı düşürdüğü hallerin anlatımı gerçekten etkileyici.
bu arada afişindeki adamı ben yıllarca cem davran sandım yahu, gerçekten benziyor. ayrıca, taner birselin gençliği ile şimdiki hali ne kadar farklıymış, yaşlanmamış, pokemon gibi evrilmiş adam.
bu arada afişindeki adamı ben yıllarca cem davran sandım yahu, gerçekten benziyor. ayrıca, taner birselin gençliği ile şimdiki hali ne kadar farklıymış, yaşlanmamış, pokemon gibi evrilmiş adam.
vasat bir film, ne yazık ki, çekileceğini duyduğum andan beri sonunun böyle olacağını tahmin etmiştim, hollywood'un bir sürü vasat filmle yiyip tükettiği antik yunandan sonra sıranın antik mısıra gelmiş olmasına sinirlenmiştim açıkçası bir antik mısır mitolojisi sevdalısı olarak.
tekrar filme dönersek, yüzde doksanı cgı olan bir filmdi şimdi, oyunculuk açısından bir şey diyemeyeceğim bu yüzden, senaryo ufak tefek sıkıntıları olsa da idare ederdi, yine de film beni baştan sona mutlu etti genel olarak. daha geniş bir egzotik antik mısır müziği skalası da beklemiştim, ama olsun bol bol piramit gördük <3
tekrar filme dönersek, yüzde doksanı cgı olan bir filmdi şimdi, oyunculuk açısından bir şey diyemeyeceğim bu yüzden, senaryo ufak tefek sıkıntıları olsa da idare ederdi, yine de film beni baştan sona mutlu etti genel olarak. daha geniş bir egzotik antik mısır müziği skalası da beklemiştim, ama olsun bol bol piramit gördük <3
istanbul uluslarası film festivalinde yönetmeni mirlan abdykalykov'un da katılımıyla gösterilen kırgız filmi.
nefis bir sinematografisi var filmin, geniş açı çekimler özellikle çok güzel. filmin dili kırgızca, türkçeye en uzak olan dillerden biri olsa da dikkatli dinlerseniz filmdeki çoğu sözcüğü anlayabiliyorsunuz. yönetmenin asistanlığını yaptığım için festival sırasınca birkaç anekdot da biriktirdim. beyoğlundaki gösterimde mirlan'a şöyle bir soru sorulmuştu,
seyirci - "küçük kız ile çalışmak zor muydu? ağlama sahnesini nasıl çektiniz?"
mirlan - "evet zordu gerçekten, o sahnede karşısına geçip ağlamaya başladım, sonra o da bana katıldı, böylece çektik sahneyi."
oldukça genç olmasına rağmen böyle güzel bir film çektiği için ileride de güzel işler çıkaracağını düşünüyorum mirlan'ın. ülkemizde gösterime girmeyecek bildiğim kadarıyla, başka sinema'da falan da yok, ama yine de bir gün bir yerde sütak'ı görürseniz izlemeden geçmeyin, geniş açı çekimleriyle dağların ve atların görüntülerine doyacağınız ve doğayla iç içe yaşayan insanların hayatlarını seyredeceğiniz bir film sütak.
bu da fragmanı efenim,
https://youtu.be/1v0WSnOLdpw
nefis bir sinematografisi var filmin, geniş açı çekimler özellikle çok güzel. filmin dili kırgızca, türkçeye en uzak olan dillerden biri olsa da dikkatli dinlerseniz filmdeki çoğu sözcüğü anlayabiliyorsunuz. yönetmenin asistanlığını yaptığım için festival sırasınca birkaç anekdot da biriktirdim. beyoğlundaki gösterimde mirlan'a şöyle bir soru sorulmuştu,
seyirci - "küçük kız ile çalışmak zor muydu? ağlama sahnesini nasıl çektiniz?"
mirlan - "evet zordu gerçekten, o sahnede karşısına geçip ağlamaya başladım, sonra o da bana katıldı, böylece çektik sahneyi."
oldukça genç olmasına rağmen böyle güzel bir film çektiği için ileride de güzel işler çıkaracağını düşünüyorum mirlan'ın. ülkemizde gösterime girmeyecek bildiğim kadarıyla, başka sinema'da falan da yok, ama yine de bir gün bir yerde sütak'ı görürseniz izlemeden geçmeyin, geniş açı çekimleriyle dağların ve atların görüntülerine doyacağınız ve doğayla iç içe yaşayan insanların hayatlarını seyredeceğiniz bir film sütak.
bu da fragmanı efenim,
https://youtu.be/1v0WSnOLdpw
iskender ile erdal bakkal,
o laf sokmalar, o atışmalar..
tabii bir de dabi dabi biraderler, beşik kertmesinden.
o laf sokmalar, o atışmalar..
tabii bir de dabi dabi biraderler, beşik kertmesinden.