bugün
- vajinanın iç sıcaklığı10
- sözlük kızı için kavga eden 2 kaslı sözlük erkeği7
- silikon memenin patlaması9
- sözlüğün götü en güzel yazarı8
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye44
- çok makyaj yapan kız vs doğal kız10
- evlenilecek erkek bulmanın gittikçe zorlaşması4
- kasiyerin nakit mi kredi kartı mı diye sorması5
- ne dedin ne dedin sen4
- pamuk tatbik edilirken poposunu büzen ölü3
- s'i l v'e r m'i s t16
- silikon meme gerçeğinin yerini tutar mı sorunsalı14
- vişneçürüğü tanga giyen sözlük erkeği10
- sözlük kapanırsa yazarlar ne yapacak3
- iyi dostlar biriktirdim6
- pandela5
- audi a3 sedan3
- amerika'nın görevi ırak ta başarıyla sona erdi2
- kürt fıkraları6
- sözlük erkeklerinin kaşar olduğu gerçeği9
- amperest2
- 2 milyar lira eft yapmak3
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması42
- nervio23
- dünyanın en berbat psikolojik hastalığı2
- arkadaşlar sizce bu çanta nasıl8
- gözünü am bürümek5
- fiziği güzel sözlük kızları48
- lahmacun vs hamburger4
- gocu15
- sözlüğün kalitesinin bu aralar biraz düzelmesi8
- ırakın bir bölümünün türkiyeye katılması6
- 90 larda ayak fetişi diye bişe yoktu5
- judas'ı dayak yerken görseniz ne yaparsınız10
- salat namaz değildir6
- recep tayyip erdoğan27
- yazarların akşama dair planları9
- lahburger4
- caz dinleyen erkek9
- otobüs2
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya6
- hayat7
- andropoz amca6
- ertuğrul doğan2
- waffle3
- judas'ın mezarına toprak atar mısınız5
- fatma betül sayan kaya59
- ali kırca nerede3
- ipkisçiğim2
- van gogh kulağını neden kesti5
entry'ler (8)
geçen sene yönetmen asistanlığı yaptığım ve çok keyif aldığım festival, gerçekten iyi bir ekip yönetiyor.
bir de ufak dipnot vereyim, bir zamanlar, bu festivalde simultane (anında) çeviri yapılırmış filmlerde, sanmayın ha altyazı teknolojisi dublaj falan daha yokmuş diye, hepsi var, ancak olay festivale gönderilen filmlerin çok kısa bir süre elde durmasından kaynaklı. ce şöyle gerçekleşiyor, bildiğiniz sinema salonunun köşesine bi masa atıyorlar ve çevirmen o masada oturup filmi çeviriyor bir yandan film oynarken, dört saatte altyazı bulmaya alışmış bizim nesil için pek ilginç pek alışılagelmedik bir uygulamadır bu.
bir de ufak dipnot vereyim, bir zamanlar, bu festivalde simultane (anında) çeviri yapılırmış filmlerde, sanmayın ha altyazı teknolojisi dublaj falan daha yokmuş diye, hepsi var, ancak olay festivale gönderilen filmlerin çok kısa bir süre elde durmasından kaynaklı. ce şöyle gerçekleşiyor, bildiğiniz sinema salonunun köşesine bi masa atıyorlar ve çevirmen o masada oturup filmi çeviriyor bir yandan film oynarken, dört saatte altyazı bulmaya alışmış bizim nesil için pek ilginç pek alışılagelmedik bir uygulamadır bu.
kesinlikle yayınevleri, staj bile yapmak isteseniz nasıl torpil dönüyor.
size oyun oynuyormuş değil de masalsı bir bulmaca çözmeye çalışıyormuşsunuz izlenimi veren, para verip almaya değer mi tartışılır olan, ama tartışmasız mobilde oynadığım en iyi oyunlardan biri olan oyundur monument valley.
"monument valley'e yaklaşımımız, geleneksel uzun süreli oyun ya da sonu gelmeyen oyunlardan çok daha uzaktı." diyor baş tasarımcı ve artist ken wong ve devam ediyor, "daha çok bir film izleme ya da müzede bir öğleden sonra deneyimi gibi bir şey olsun istedik."
"monument valley'e yaklaşımımız, geleneksel uzun süreli oyun ya da sonu gelmeyen oyunlardan çok daha uzaktı." diyor baş tasarımcı ve artist ken wong ve devam ediyor, "daha çok bir film izleme ya da müzede bir öğleden sonra deneyimi gibi bir şey olsun istedik."
(bkz: duman)
dumanın ilk albümleri yok, bildiğin yok, eski köprünün altında'dan tut da seni kendime sakladım'a kadar yok. nasıl yok, niye yok?
dumanın ilk albümleri yok, bildiğin yok, eski köprünün altında'dan tut da seni kendime sakladım'a kadar yok. nasıl yok, niye yok?
sonu hafif aceleye gelmiş gibi, onun dışında gerçekten güzel bir film, mükemmel manzaralar ve paranın insanı düşürdüğü hallerin anlatımı gerçekten etkileyici.
bu arada afişindeki adamı ben yıllarca cem davran sandım yahu, gerçekten benziyor. ayrıca, taner birselin gençliği ile şimdiki hali ne kadar farklıymış, yaşlanmamış, pokemon gibi evrilmiş adam.
bu arada afişindeki adamı ben yıllarca cem davran sandım yahu, gerçekten benziyor. ayrıca, taner birselin gençliği ile şimdiki hali ne kadar farklıymış, yaşlanmamış, pokemon gibi evrilmiş adam.
vasat bir film, ne yazık ki, çekileceğini duyduğum andan beri sonunun böyle olacağını tahmin etmiştim, hollywood'un bir sürü vasat filmle yiyip tükettiği antik yunandan sonra sıranın antik mısıra gelmiş olmasına sinirlenmiştim açıkçası bir antik mısır mitolojisi sevdalısı olarak.
tekrar filme dönersek, yüzde doksanı cgı olan bir filmdi şimdi, oyunculuk açısından bir şey diyemeyeceğim bu yüzden, senaryo ufak tefek sıkıntıları olsa da idare ederdi, yine de film beni baştan sona mutlu etti genel olarak. daha geniş bir egzotik antik mısır müziği skalası da beklemiştim, ama olsun bol bol piramit gördük <3
tekrar filme dönersek, yüzde doksanı cgı olan bir filmdi şimdi, oyunculuk açısından bir şey diyemeyeceğim bu yüzden, senaryo ufak tefek sıkıntıları olsa da idare ederdi, yine de film beni baştan sona mutlu etti genel olarak. daha geniş bir egzotik antik mısır müziği skalası da beklemiştim, ama olsun bol bol piramit gördük <3
istanbul uluslarası film festivalinde yönetmeni mirlan abdykalykov'un da katılımıyla gösterilen kırgız filmi.
nefis bir sinematografisi var filmin, geniş açı çekimler özellikle çok güzel. filmin dili kırgızca, türkçeye en uzak olan dillerden biri olsa da dikkatli dinlerseniz filmdeki çoğu sözcüğü anlayabiliyorsunuz. yönetmenin asistanlığını yaptığım için festival sırasınca birkaç anekdot da biriktirdim. beyoğlundaki gösterimde mirlan'a şöyle bir soru sorulmuştu,
seyirci - "küçük kız ile çalışmak zor muydu? ağlama sahnesini nasıl çektiniz?"
mirlan - "evet zordu gerçekten, o sahnede karşısına geçip ağlamaya başladım, sonra o da bana katıldı, böylece çektik sahneyi."
oldukça genç olmasına rağmen böyle güzel bir film çektiği için ileride de güzel işler çıkaracağını düşünüyorum mirlan'ın. ülkemizde gösterime girmeyecek bildiğim kadarıyla, başka sinema'da falan da yok, ama yine de bir gün bir yerde sütak'ı görürseniz izlemeden geçmeyin, geniş açı çekimleriyle dağların ve atların görüntülerine doyacağınız ve doğayla iç içe yaşayan insanların hayatlarını seyredeceğiniz bir film sütak.
bu da fragmanı efenim,
https://youtu.be/1v0WSnOLdpw
nefis bir sinematografisi var filmin, geniş açı çekimler özellikle çok güzel. filmin dili kırgızca, türkçeye en uzak olan dillerden biri olsa da dikkatli dinlerseniz filmdeki çoğu sözcüğü anlayabiliyorsunuz. yönetmenin asistanlığını yaptığım için festival sırasınca birkaç anekdot da biriktirdim. beyoğlundaki gösterimde mirlan'a şöyle bir soru sorulmuştu,
seyirci - "küçük kız ile çalışmak zor muydu? ağlama sahnesini nasıl çektiniz?"
mirlan - "evet zordu gerçekten, o sahnede karşısına geçip ağlamaya başladım, sonra o da bana katıldı, böylece çektik sahneyi."
oldukça genç olmasına rağmen böyle güzel bir film çektiği için ileride de güzel işler çıkaracağını düşünüyorum mirlan'ın. ülkemizde gösterime girmeyecek bildiğim kadarıyla, başka sinema'da falan da yok, ama yine de bir gün bir yerde sütak'ı görürseniz izlemeden geçmeyin, geniş açı çekimleriyle dağların ve atların görüntülerine doyacağınız ve doğayla iç içe yaşayan insanların hayatlarını seyredeceğiniz bir film sütak.
bu da fragmanı efenim,
https://youtu.be/1v0WSnOLdpw
iskender ile erdal bakkal,
o laf sokmalar, o atışmalar..
tabii bir de dabi dabi biraderler, beşik kertmesinden.
o laf sokmalar, o atışmalar..
tabii bir de dabi dabi biraderler, beşik kertmesinden.