bugün
- porno arşivini silmeden intihar etmek4
- gerdek namazı3
- ekşi sözlük14
- sözlüğün en güzel 3 kadın yazarı8
- seks yapmayı zevkli sanmak5
- sevişmeden önce saygı duruşunda bulunmak5
- herkes uyudu mu3
- ctrlx6
- kırmızı noktalı film3
- salma hayek seksiliği8
- tai lung24
- insanın silinmesinin ön belirtisi3
- ctrlx benimle evlenir misin5
- sevgiliyi 1 yıllığına kiralamak7
- 1 temmuz 2026 ingiltere demokratik kongo maçı11
- kazak erkekleri5
- flörtün strapon hediye etmesi4
- fusya semsiyeli yabanci10
- yapay zeka ile yazılım testi3
- gerdek gecesi sıçmak2
- öpüşmeyi bilmeyen erkekle sinemaya gitmek3
- yazarların dünya kupasında desteklediği takım11
- güneş sistemi nde kaç gezegen var6
- denizde sevişen gençleri izlemek3
- sahilde yürüyen kaslı adamlar3
- ortada hicbir sebep yokken gulen korkunc insan3
- teletabilerin serüvenlerinden etkilenmek2
- sevgiliyi bağırtmak3
- spor yapmayan erkek13
- ahlak abartılmış balon bir kavramdır2
- kankanın dekoltesine bakmamak5
- akrabalarımı yükseltmek inancım gereğidir17
- şaka mı yapıyor ciddi mi anlaşılmayan insan5
- musa mı haklıydı firavun mu5
- 2026 dünya kupası40
- pandela28
- avrupalı kadınların hızlı çökmesi3
- çeçen erkekleri4
- gay ilişki sırasında şiir okumak3
- gürsel tekin7
- chp içindeki alevi sünni kamplaşması5
- depozito yönetim ve iade sistemi2
- yaş ilerledikçe hayatın beli bükmesi2
- atatürk ün namaz kılan heykelinin olmaması5
- deniz göktaş'ın dinle dalga geçmesi13
- çare eskort3
- demokratik kongo cumhuriyeti10
- sözlüğe erkek yağması3
- babam hiç dövmezdi insanı11
- sevgiliyle ilk sevişme2
entry'ler (12)
istemem ne karasını,
kara kara sevdalısını rengin,
istemem ne de ak-pak olanını,
varsın ala ala renkler düşsün pamuğuna kadınımın,
gök kuşağına inat çatlatsın tomurcuklarından,
mavisini, yeşilini, pembesini rengimin...
kara kara sevdalısını rengin,
istemem ne de ak-pak olanını,
varsın ala ala renkler düşsün pamuğuna kadınımın,
gök kuşağına inat çatlatsın tomurcuklarından,
mavisini, yeşilini, pembesini rengimin...
bu fani dünyaya geldi bir çaylak,
gam etti, keder etti, arz-u hal etti.
yazar olamadan dolaştı hep aylak aylak.
bir duman çekti, bin ah ile sineye çekti...
gam etti, keder etti, arz-u hal etti.
yazar olamadan dolaştı hep aylak aylak.
bir duman çekti, bin ah ile sineye çekti...
misafir için askılıkta bulundurulan,gece sonunda kuru kalamadığı gibi, tuhaf bir kokuya uğrayan tekrar ıslatılıp tekrar kuruduktan sonra tekrar ıslatılmayı beklemesi gereken havludur.
ihtiyacı olduğu halde parasını harcamayıp böyle böyle yastık altı istifini biçimlendiren,karun'un firav'n ın da bu dünyaya kazık çakmadığını bildiği halde sürekli kuruş saymakla, ordan alıp, buraya koymakla ömrünü heba eden kimseden daha iyi olduğu kanısına vardığım kimsedir.
hz peygamberin melekler tarafından alınıp götürülerek kalbinin yıkanması sonucu; sen bu insanlığın efendisisin neden ibadet etmiyorsun bizler gibi sorusuna istinaden,ben patronum benim ne işim olur ibadetle? şeklinde konuşmak yerine benim kalbim temiz söyleminin hak edilmiş olduğu söylemdir.
kalemini tanımlarken; o benim boyum, posum, uzvum, kendimi en iyi ifade edişim, yaşama karşı duruşum, yerli yersiz kuduruşum,ve sonrasında ebedi susuşum...
otobüsün cam kenarına ters koltuk olmamak koşulu ile oturulması sonucu başa gelen hadisedir.genellikle emekli, malülen emekli, gazi ve altmışbeş yaş üstü kartına sahip bireylerin başına gelir.gençlerde bu oyunculuk kariyeri bakımımndan bir başlangıç seyridir.yaşlılara yer vermemek için yapılan gelmiş geçmiş zamanların en saygın numarasıdır.tabi sonrasını kitap okumak, telefon kapalı olduğu halde uğraşıyor gibi yapmak,sürekli karnı tutarak diyaliz hastası moduna girmek takip eder...*
giden gitmiştir gittiği gün bitmiştir ben gideni değil giden beni kaybeder *!
onunla tanışmamızın altıncı yılı dolmuş,yedinci yılına girmek üzereydik.ilk kez haydarpaşa tren gar'ında karşılaşmıştık,onun üzerinde kırmızı, bir çok boncukla süslenmiş kazağı,üstüne çektiği ince siyah yağmurluk,benim üzerimde ise gri parkam vardı. ikimizde güncellik değerini yitirmiş, ancak nostalji albümlerinde yer bulan hatıra nitelikli yeşilçam film dergilerini karıştırıyorduk.
bir gülümseme,küçük bir tebessümü,ahh! evet! ona çılgınlar gibi aşık olmuştum,ilk kez böyle bir durumda hissediyordum kendimi. masmavi işıklarını saçmaya başlamıştı kahverengi mi kızıl mı olduğunu loş karavanada göremediğim saçları.yağmur bitmeden gök kuşağını çoktan çizmiştim yüzümdeki kırmızılı morlu ve karşımda yükselen mavi ışıklarla birlikte. evet aşk bu olabilirdi,ben aşık olmuştum.allahım! heyhaat!bu ne hoş bir sürpriz böyle!bu ne güzel bir maşuk!
acaba o da benim hissetiklerimi hissediyor muydu?benim gibi sendelemiş miydi o an diye düşünürken, beni karavanın içindeki küçük bölmeye hızlı bir biçimde çekti,yağmur durduraksız dövmeye başlamıştı keşme kayaları.gözlerime inanamıyordum,vucudumdaki tüm kanlar delicesine bacaklarıma kadar iniyor kalp atışlarımda, atış poligonu havası esiyordu.bana yönelerek;
- sen kimsin? yalvarırım söyle,kimsin sen? dedi.fütursuzcasına döküldü kelimeler dilimden.
-ben mecnunum leyla! dedim. mecnun? hangi? kaçıncı? der miydi acaba? yahut meczup mu diye eğlenir miydi benimle? hemencecik, küçük çantasından suyunu çıkararak yudum yudum içirdi bana. ne güzeldi ne hoş bir meydi bu, hasat sonrası fabrikaya yollanan yeni pamuklar gibi olan ellerine dokunmak ve içirdiği her damla suyu, inadına boğazımla, mide yolu arasındaki boşlukta durdurarak o anın ölümsüzlüğünü onun masmavi deniz gözlerinde yaşatmak.
-bu, nedir ki bu? dedim ona;
-bu; hem sen hemde benim dedi.ne kadar talı bir şerbetti bu. daha önce hiç böyle bir tat denememiştim,ne güzeldi dudakları öyle?emmek istiyordum adeta dudaklarından boğazı ile mide yolu arasında kalan suyu son damlasına kadar.vişneyi kızgın sularda kaynatarak damıtmış sevgilinin bal dudağına kondurmuşlardı sanki.
onu o günden sonra daha hiç görmemiştim,boğazıma düğümlenen su ile mide yolu arasında kalan su o gün bu gündür hala aynı hslinde duruyor,ben hala haydarpaşa garında seni bekliyorum sevgili leyla! ne olur gel artık leyla!bak bana su içirdiğin elimi hiç yıkamadığım için bakteri üremesinde dolayı kestiler.çöl develeri gibi senin içirdiğin suyu depoluyorum yedi yıldır içimde,ne olur gel artık leylam! bak güneş göründü,yeşilin senin mavine ihtiyacı var. bu bahar olsun gel ve o vişne damıtması dudaklarından bir buse kondur dudağıma.sonra istersen yine git.ben yedi yıl bekledim,cennetimi sonsuza dek beklerim,sen bensin benim içimde ben zaten kor oldum seni içince...
bir gülümseme,küçük bir tebessümü,ahh! evet! ona çılgınlar gibi aşık olmuştum,ilk kez böyle bir durumda hissediyordum kendimi. masmavi işıklarını saçmaya başlamıştı kahverengi mi kızıl mı olduğunu loş karavanada göremediğim saçları.yağmur bitmeden gök kuşağını çoktan çizmiştim yüzümdeki kırmızılı morlu ve karşımda yükselen mavi ışıklarla birlikte. evet aşk bu olabilirdi,ben aşık olmuştum.allahım! heyhaat!bu ne hoş bir sürpriz böyle!bu ne güzel bir maşuk!
acaba o da benim hissetiklerimi hissediyor muydu?benim gibi sendelemiş miydi o an diye düşünürken, beni karavanın içindeki küçük bölmeye hızlı bir biçimde çekti,yağmur durduraksız dövmeye başlamıştı keşme kayaları.gözlerime inanamıyordum,vucudumdaki tüm kanlar delicesine bacaklarıma kadar iniyor kalp atışlarımda, atış poligonu havası esiyordu.bana yönelerek;
- sen kimsin? yalvarırım söyle,kimsin sen? dedi.fütursuzcasına döküldü kelimeler dilimden.
-ben mecnunum leyla! dedim. mecnun? hangi? kaçıncı? der miydi acaba? yahut meczup mu diye eğlenir miydi benimle? hemencecik, küçük çantasından suyunu çıkararak yudum yudum içirdi bana. ne güzeldi ne hoş bir meydi bu, hasat sonrası fabrikaya yollanan yeni pamuklar gibi olan ellerine dokunmak ve içirdiği her damla suyu, inadına boğazımla, mide yolu arasındaki boşlukta durdurarak o anın ölümsüzlüğünü onun masmavi deniz gözlerinde yaşatmak.
-bu, nedir ki bu? dedim ona;
-bu; hem sen hemde benim dedi.ne kadar talı bir şerbetti bu. daha önce hiç böyle bir tat denememiştim,ne güzeldi dudakları öyle?emmek istiyordum adeta dudaklarından boğazı ile mide yolu arasında kalan suyu son damlasına kadar.vişneyi kızgın sularda kaynatarak damıtmış sevgilinin bal dudağına kondurmuşlardı sanki.
onu o günden sonra daha hiç görmemiştim,boğazıma düğümlenen su ile mide yolu arasında kalan su o gün bu gündür hala aynı hslinde duruyor,ben hala haydarpaşa garında seni bekliyorum sevgili leyla! ne olur gel artık leyla!bak bana su içirdiğin elimi hiç yıkamadığım için bakteri üremesinde dolayı kestiler.çöl develeri gibi senin içirdiğin suyu depoluyorum yedi yıldır içimde,ne olur gel artık leylam! bak güneş göründü,yeşilin senin mavine ihtiyacı var. bu bahar olsun gel ve o vişne damıtması dudaklarından bir buse kondur dudağıma.sonra istersen yine git.ben yedi yıl bekledim,cennetimi sonsuza dek beklerim,sen bensin benim içimde ben zaten kor oldum seni içince...
Amatörlerin genellikle ilk tanıdıkları balıktır. izmarit gezici balıklardan olup pullu yassı ve genişçe bir vücudu vardır. Normal boyları 10 cm. olursa da arada sırada 20 cm. kadar çok irileri de yakalanabilir. izmarit boyundan ziyade edine büyür. Sırtı yeşil karışımı koyu tahini renktedir. Yan çizgileri göze batacak şekilde koyudur. Vücudunun her iki tarafında büyük yuvarlak bir benek vardır. Yakalandıktan bir süre sonra boz mavi bir renk e dönüşür. Başı da vücudu gibi yassıdır.burnu birden bire sivrileşir. Gözleri iridir. Göz bebeklerinin etrafı kahverengine çalar. Sırt yüzgeçleri sert dikenlidir. Yakalandığında yüzgeçlerini diker. Bütün denizlerimizde bulunur. Yazın kıyılara kışın derin sulara çekilir. Denizin taşlı ve yosunlu yerlerini sever. Bazılarının Mart - mayıs aylarında renkleri çivit mavisi görünümünde olur. Bunlara mavi izmarit derler.
Muhtelif bedenlerle yakalanır. Asıl bedeni dip bedeni dediğimiz iki veya üç köstekli bedenlerle tel bedendir. Takım ince olursa av daha verimli olur. izmarit iğneleri 10-12 numara siyah sinek iğnedir. 12 numara iğne daha iyi çalışır. yemi midye başta olmak üzere karides palamut ciğeri veya bağisağı deniz kurdu ve palamut etidir. yemi ufak takmalıdır.Çok kurnaz bir balık olduğundan takılan yeme dikkat etmek gerekir. iğne ucu hiç bir zaman yemin ortasında olmamalıdır. Bol olduğu mevsimlerde derin sularda 10-15 iğneli yemli çaparisi de yapılır. oltayı daima hafifçe indirip kaldırmak lazımdır.
Voli ağları ve diğer ağlarla da yakalanır.
izmaritin tavası olur. Meraklıları tulum çıkartarak tava yaparlar ki hakikaten akide şekeri gibi olur.
Muhtelif bedenlerle yakalanır. Asıl bedeni dip bedeni dediğimiz iki veya üç köstekli bedenlerle tel bedendir. Takım ince olursa av daha verimli olur. izmarit iğneleri 10-12 numara siyah sinek iğnedir. 12 numara iğne daha iyi çalışır. yemi midye başta olmak üzere karides palamut ciğeri veya bağisağı deniz kurdu ve palamut etidir. yemi ufak takmalıdır.Çok kurnaz bir balık olduğundan takılan yeme dikkat etmek gerekir. iğne ucu hiç bir zaman yemin ortasında olmamalıdır. Bol olduğu mevsimlerde derin sularda 10-15 iğneli yemli çaparisi de yapılır. oltayı daima hafifçe indirip kaldırmak lazımdır.
Voli ağları ve diğer ağlarla da yakalanır.
izmaritin tavası olur. Meraklıları tulum çıkartarak tava yaparlar ki hakikaten akide şekeri gibi olur.
bir yaprak gönder bana,
yarım saatten yakın olmasın ama;
kaldığın eve.
sen, böylece güçlenir yürüsün.
ben, teşekkür ederim sana,
gönderdiğin güzel yaprak için.
bertolt brecht.
yarım saatten yakın olmasın ama;
kaldığın eve.
sen, böylece güçlenir yürüsün.
ben, teşekkür ederim sana,
gönderdiğin güzel yaprak için.
bertolt brecht.