bugün
- cenneti arzulayan örnek yaşam sürer5
- barbunya pilakisi seven bokkefali4
- eğitim seviyesi azaldıkça kişide artan şey10
- samsak döveci9
- sözlüğün yeni tasarımı22
- özür dilerim ile kusura bakma arasındaki farklar7
- sözlük yazarlarının su bardakları6
- memur olup sıradan bir hayatla geberip gitmek8
- opel vectra b4
- holocaust2
- aponun villası9
- tinto brass12
- italyan arabaları3
- eskiden arkadaşlar genelevde aynı kadına gitmezdi10
- pforzheim toplum mürşidi piizci ismed efendi2
- galatasaray amed operasyonu4
- keyif kaçıran şeyler2
- masterchef 20262
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- uludede ile hacca gitmek3
- hayal garip2
- kimseye ihtiyaç duymamak5
- rüyada hiç gitmediğin mekanı görmek4
- kötü bir insan mıyım ben5
- paranın mutluluk getirmemesi7
- sense and sensibility2
- yaşadım demek için ne yapmalı7
- konuşurken anladın mı deyip duran tip6
- atatürk denilince akla ilk gelen takım2
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı93
- royal starla kuş pazarına gitmek2
- şikayet et butonunun çalışmaması2
- belediye ruhsat birimi3
- sözlüğün en ılık yazarı3
- yazarların kedilerine söylemek istedikleri4
- hababam sınıfı3
- açık beğen2
- küfürlü atasözleri4
- kaçak akım rölesi3
- terhis oluyorum sözlük21
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- kendi yanağından makas almak3
- kafayı kıran geliyor3
- günaydın kızlar4
- yaban arılarının ekstra stok yapması2
- kadınlar nasıl giyinmeli sorunsalı14
- kasım ayı indirimleri2
- allah ın selamını bile almayan vicdansız sabuha2
- fatma betül sayan kaya28
- aşk16
http://www.gundem16.com
Farklı ve cesaret gerektiren, kendi içinde barındırdığı tarz yüzünden pek az kişinin kabullenebileceği, sadece onu gerçekten bilenlerin sevebileceği, çok ısrar edilirse her ortama uydurulabilecek olan ama aslında hep aykırı hep ilk anda ya kapılıp gidilecek ya da yadırganıp uzak durulacak bir şey; siyah oje. Karşılaştırdığımda görüyorum ki seninle olmaktan pek bir farkı yok. Kendime farklı olduğumu başkalarına da farklı ve aykırı olabileceğimi göstermek için geçirdiğim zaman gibisin. Sana güvenmenin, sonucu bilinen ağırlığını, yaşadım bir süre. Bitene kadar bitmez nasıl olsa diye. Özlemekten gözlerim ağrıdı aslında ama yine de dayanıyorum bu uygunsuz gerçeğe. Çünkü gerçek benim işim. Sahteliklerle değil gerçeklerle başa çıkabildiğimden böyle yaşarım zaten ben. Gerçeklerin acılığı, sahteliklerin bıraktığı yaralar kadar acıtmıyor. Alerjin olduğunu bile bile o en sevdiğin şekerlemeden,her şeyi unutup sadece o anın sihrine kapılıp sınırsızca yemek gibi.
Seninle öğrendim ki, kızgınlık, öfke ve nefretin çok ötesinde bir duygu varmış. Kırgınlık ve bununla karışık özlem.
Karla karışık yağmur gibiydi zaten seninle olmak. Hangi an ne olacağını, ne zaman ne yaşatacağını bilemeden, sürprizlere hazırlıksız yakalanmayı göze almalı insan seninleyken. Bir gün artık olmayacağın fikrini aklından hiç çıkarmadan, ama artık olmadığında deli gibi özleyeceği gerçeğini de kabullenip başına geleceklere razı olmadan sana yaklaşmamalı insan. Göze almalı yani. insan ne kadar saçmalasa anlatamaz seni. Zaten seni anlatmak, mor rengi hakkında 7000 kelimelik kompozisyon yazmak gibi.
Siyah bu her şeyle uyum sağlar. Asildir, zariftir anladık ama oje olarak sürdürdüğü hayatında herkes tarafından benimsenme özelliğini birazcık yitirir. Cesaret ister çünkü. Farklılık, özgünlük ister. Hayatımdaki varlığın, bordo döpiyesle siyah ojenin uyumu gibiydi. Farkın cazibesi ve klasikliğin vazgeçilmezliği. Kaybeden kimdi bilemedim yokluğunun zamanında. Zaten evrensel bir soru işareti; giden mi acıtır kalan mı acır? Kimin gittiği kimin kaldığı bile belli olmadı ki. Bir gün konuşulabilecek mi tüm olanlar? Birbirlerine açıklama fırsatı verecek mi taraflar? Yüz yüze bakılabilecekten daha çok mu hata yapıldı? Affedilecek bir şey var mı ve affetmesi kolay mı? Hiçbir şey olmamış gibi yapılabilecek tüm durumlar tükenmiş gibi. Keşke sonuncu hata olsaydı bu ya da sondan bir önceki. “Her şeye rağmen seni çok seviyorum” denilebilecek durumlardan biri olsaydı bu da. Sarılsaydık, bitseydi. Gülseydik, geçseydi. içime doğru söylüyorum şimdi; fısıltıyla: seni çok özledim. Ama, sadece, o kadar.
Bunun tek iyi tarafı, senden sonra kimseyi kaybetmekten korkmuyor olmam. “Bu da oldu ya, artık her şey yaşanabilir bu hayatta” diyebilme sebebimsin. Yine de teşekkürler ama içimden, seni çok özledim ama fısıltıyla..
Ferhan PETEK
Farklı ve cesaret gerektiren, kendi içinde barındırdığı tarz yüzünden pek az kişinin kabullenebileceği, sadece onu gerçekten bilenlerin sevebileceği, çok ısrar edilirse her ortama uydurulabilecek olan ama aslında hep aykırı hep ilk anda ya kapılıp gidilecek ya da yadırganıp uzak durulacak bir şey; siyah oje. Karşılaştırdığımda görüyorum ki seninle olmaktan pek bir farkı yok. Kendime farklı olduğumu başkalarına da farklı ve aykırı olabileceğimi göstermek için geçirdiğim zaman gibisin. Sana güvenmenin, sonucu bilinen ağırlığını, yaşadım bir süre. Bitene kadar bitmez nasıl olsa diye. Özlemekten gözlerim ağrıdı aslında ama yine de dayanıyorum bu uygunsuz gerçeğe. Çünkü gerçek benim işim. Sahteliklerle değil gerçeklerle başa çıkabildiğimden böyle yaşarım zaten ben. Gerçeklerin acılığı, sahteliklerin bıraktığı yaralar kadar acıtmıyor. Alerjin olduğunu bile bile o en sevdiğin şekerlemeden,her şeyi unutup sadece o anın sihrine kapılıp sınırsızca yemek gibi.
Seninle öğrendim ki, kızgınlık, öfke ve nefretin çok ötesinde bir duygu varmış. Kırgınlık ve bununla karışık özlem.
Karla karışık yağmur gibiydi zaten seninle olmak. Hangi an ne olacağını, ne zaman ne yaşatacağını bilemeden, sürprizlere hazırlıksız yakalanmayı göze almalı insan seninleyken. Bir gün artık olmayacağın fikrini aklından hiç çıkarmadan, ama artık olmadığında deli gibi özleyeceği gerçeğini de kabullenip başına geleceklere razı olmadan sana yaklaşmamalı insan. Göze almalı yani. insan ne kadar saçmalasa anlatamaz seni. Zaten seni anlatmak, mor rengi hakkında 7000 kelimelik kompozisyon yazmak gibi.
Siyah bu her şeyle uyum sağlar. Asildir, zariftir anladık ama oje olarak sürdürdüğü hayatında herkes tarafından benimsenme özelliğini birazcık yitirir. Cesaret ister çünkü. Farklılık, özgünlük ister. Hayatımdaki varlığın, bordo döpiyesle siyah ojenin uyumu gibiydi. Farkın cazibesi ve klasikliğin vazgeçilmezliği. Kaybeden kimdi bilemedim yokluğunun zamanında. Zaten evrensel bir soru işareti; giden mi acıtır kalan mı acır? Kimin gittiği kimin kaldığı bile belli olmadı ki. Bir gün konuşulabilecek mi tüm olanlar? Birbirlerine açıklama fırsatı verecek mi taraflar? Yüz yüze bakılabilecekten daha çok mu hata yapıldı? Affedilecek bir şey var mı ve affetmesi kolay mı? Hiçbir şey olmamış gibi yapılabilecek tüm durumlar tükenmiş gibi. Keşke sonuncu hata olsaydı bu ya da sondan bir önceki. “Her şeye rağmen seni çok seviyorum” denilebilecek durumlardan biri olsaydı bu da. Sarılsaydık, bitseydi. Gülseydik, geçseydi. içime doğru söylüyorum şimdi; fısıltıyla: seni çok özledim. Ama, sadece, o kadar.
Bunun tek iyi tarafı, senden sonra kimseyi kaybetmekten korkmuyor olmam. “Bu da oldu ya, artık her şey yaşanabilir bu hayatta” diyebilme sebebimsin. Yine de teşekkürler ama içimden, seni çok özledim ama fısıltıyla..
Ferhan PETEK
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com