bugün
- fıstık gibi kızın ter kokması5
- bulgur pilavının kötü bir yemek olması10
- trakyalı kadın isimleri3
- karadedeler olayı5
- hiç fuhuş yaptınız mı7
- 35 yaşına gelip evlenmemiş erkeğin asıl amacı8
- kadınların bir erkekte aradığı kriterler16
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız21
- lens takacaklara tavsiyeler2
- amedspor forması hediye eden sevgili3
- ateist6
- meyveli soda içen erkek7
- romantizm vs realizm2
- geceye bir şarkı bırak2
- kiraz cicegi kolonyasi45
- türk kızlarının keko adam sevmesi4
- anın görüntüsü12
- yazarların hayatlarının 1 yılını satacakları fiyat12
- anket türkiye de eyalet sistemine geçilsin mi17
- arkadaşlar ben hapise giriyorum3
- ahmet telli6
- örgüt mensubu5
- sözlükte sizi kim tanıyor16
- moskova da robot kuryeye hallenen türkler2
- chp de 7 il başkanının görevden alınması4
- hayatından 1 yılı kaça satarsın9
- messi vs maradona7
- mezun olunan okula yıllar sonra tekrar gitmek10
- y kuşağı3
- belçika galibiyetine 50 tl basmak3
- otomatik portakalda bilinmeyen kelimeler2
- sözlükçülerin en iyi 5 roman listesi15
- 2026 dünya kupası30
- aylık 422 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- keşke arkadaşım olsaydı dedirten roman karakteri2
- 34 yaşına dek sevişmemiş erkek2
- allah olsanız yazacağınız kitabın ismi ne olurdu10
- fransızca3
- allah5
- covid 192
- yoldaş benjamin franklin4
- 9 temmuz 2026 fransa fas maçı24
- kant'ın ahlak yasası ve günlük hayat6
- inanmıyorsanız bari saygı duyun6
- gs renklerini birleştirince altın mı çıkar5
- mehmet okuyan12
- kim kimin fakesi10
- çekici kadının tüm çekiciliğini götüren şeyler7
- macaristan başbakanın macar tvsine ayarı3
- geçmiş ve geleceğe yolculuk2
http://www.gundem16.com
Farklı ve cesaret gerektiren, kendi içinde barındırdığı tarz yüzünden pek az kişinin kabullenebileceği, sadece onu gerçekten bilenlerin sevebileceği, çok ısrar edilirse her ortama uydurulabilecek olan ama aslında hep aykırı hep ilk anda ya kapılıp gidilecek ya da yadırganıp uzak durulacak bir şey; siyah oje. Karşılaştırdığımda görüyorum ki seninle olmaktan pek bir farkı yok. Kendime farklı olduğumu başkalarına da farklı ve aykırı olabileceğimi göstermek için geçirdiğim zaman gibisin. Sana güvenmenin, sonucu bilinen ağırlığını, yaşadım bir süre. Bitene kadar bitmez nasıl olsa diye. Özlemekten gözlerim ağrıdı aslında ama yine de dayanıyorum bu uygunsuz gerçeğe. Çünkü gerçek benim işim. Sahteliklerle değil gerçeklerle başa çıkabildiğimden böyle yaşarım zaten ben. Gerçeklerin acılığı, sahteliklerin bıraktığı yaralar kadar acıtmıyor. Alerjin olduğunu bile bile o en sevdiğin şekerlemeden,her şeyi unutup sadece o anın sihrine kapılıp sınırsızca yemek gibi.
Seninle öğrendim ki, kızgınlık, öfke ve nefretin çok ötesinde bir duygu varmış. Kırgınlık ve bununla karışık özlem.
Karla karışık yağmur gibiydi zaten seninle olmak. Hangi an ne olacağını, ne zaman ne yaşatacağını bilemeden, sürprizlere hazırlıksız yakalanmayı göze almalı insan seninleyken. Bir gün artık olmayacağın fikrini aklından hiç çıkarmadan, ama artık olmadığında deli gibi özleyeceği gerçeğini de kabullenip başına geleceklere razı olmadan sana yaklaşmamalı insan. Göze almalı yani. insan ne kadar saçmalasa anlatamaz seni. Zaten seni anlatmak, mor rengi hakkında 7000 kelimelik kompozisyon yazmak gibi.
Siyah bu her şeyle uyum sağlar. Asildir, zariftir anladık ama oje olarak sürdürdüğü hayatında herkes tarafından benimsenme özelliğini birazcık yitirir. Cesaret ister çünkü. Farklılık, özgünlük ister. Hayatımdaki varlığın, bordo döpiyesle siyah ojenin uyumu gibiydi. Farkın cazibesi ve klasikliğin vazgeçilmezliği. Kaybeden kimdi bilemedim yokluğunun zamanında. Zaten evrensel bir soru işareti; giden mi acıtır kalan mı acır? Kimin gittiği kimin kaldığı bile belli olmadı ki. Bir gün konuşulabilecek mi tüm olanlar? Birbirlerine açıklama fırsatı verecek mi taraflar? Yüz yüze bakılabilecekten daha çok mu hata yapıldı? Affedilecek bir şey var mı ve affetmesi kolay mı? Hiçbir şey olmamış gibi yapılabilecek tüm durumlar tükenmiş gibi. Keşke sonuncu hata olsaydı bu ya da sondan bir önceki. “Her şeye rağmen seni çok seviyorum” denilebilecek durumlardan biri olsaydı bu da. Sarılsaydık, bitseydi. Gülseydik, geçseydi. içime doğru söylüyorum şimdi; fısıltıyla: seni çok özledim. Ama, sadece, o kadar.
Bunun tek iyi tarafı, senden sonra kimseyi kaybetmekten korkmuyor olmam. “Bu da oldu ya, artık her şey yaşanabilir bu hayatta” diyebilme sebebimsin. Yine de teşekkürler ama içimden, seni çok özledim ama fısıltıyla..
Ferhan PETEK
Farklı ve cesaret gerektiren, kendi içinde barındırdığı tarz yüzünden pek az kişinin kabullenebileceği, sadece onu gerçekten bilenlerin sevebileceği, çok ısrar edilirse her ortama uydurulabilecek olan ama aslında hep aykırı hep ilk anda ya kapılıp gidilecek ya da yadırganıp uzak durulacak bir şey; siyah oje. Karşılaştırdığımda görüyorum ki seninle olmaktan pek bir farkı yok. Kendime farklı olduğumu başkalarına da farklı ve aykırı olabileceğimi göstermek için geçirdiğim zaman gibisin. Sana güvenmenin, sonucu bilinen ağırlığını, yaşadım bir süre. Bitene kadar bitmez nasıl olsa diye. Özlemekten gözlerim ağrıdı aslında ama yine de dayanıyorum bu uygunsuz gerçeğe. Çünkü gerçek benim işim. Sahteliklerle değil gerçeklerle başa çıkabildiğimden böyle yaşarım zaten ben. Gerçeklerin acılığı, sahteliklerin bıraktığı yaralar kadar acıtmıyor. Alerjin olduğunu bile bile o en sevdiğin şekerlemeden,her şeyi unutup sadece o anın sihrine kapılıp sınırsızca yemek gibi.
Seninle öğrendim ki, kızgınlık, öfke ve nefretin çok ötesinde bir duygu varmış. Kırgınlık ve bununla karışık özlem.
Karla karışık yağmur gibiydi zaten seninle olmak. Hangi an ne olacağını, ne zaman ne yaşatacağını bilemeden, sürprizlere hazırlıksız yakalanmayı göze almalı insan seninleyken. Bir gün artık olmayacağın fikrini aklından hiç çıkarmadan, ama artık olmadığında deli gibi özleyeceği gerçeğini de kabullenip başına geleceklere razı olmadan sana yaklaşmamalı insan. Göze almalı yani. insan ne kadar saçmalasa anlatamaz seni. Zaten seni anlatmak, mor rengi hakkında 7000 kelimelik kompozisyon yazmak gibi.
Siyah bu her şeyle uyum sağlar. Asildir, zariftir anladık ama oje olarak sürdürdüğü hayatında herkes tarafından benimsenme özelliğini birazcık yitirir. Cesaret ister çünkü. Farklılık, özgünlük ister. Hayatımdaki varlığın, bordo döpiyesle siyah ojenin uyumu gibiydi. Farkın cazibesi ve klasikliğin vazgeçilmezliği. Kaybeden kimdi bilemedim yokluğunun zamanında. Zaten evrensel bir soru işareti; giden mi acıtır kalan mı acır? Kimin gittiği kimin kaldığı bile belli olmadı ki. Bir gün konuşulabilecek mi tüm olanlar? Birbirlerine açıklama fırsatı verecek mi taraflar? Yüz yüze bakılabilecekten daha çok mu hata yapıldı? Affedilecek bir şey var mı ve affetmesi kolay mı? Hiçbir şey olmamış gibi yapılabilecek tüm durumlar tükenmiş gibi. Keşke sonuncu hata olsaydı bu ya da sondan bir önceki. “Her şeye rağmen seni çok seviyorum” denilebilecek durumlardan biri olsaydı bu da. Sarılsaydık, bitseydi. Gülseydik, geçseydi. içime doğru söylüyorum şimdi; fısıltıyla: seni çok özledim. Ama, sadece, o kadar.
Bunun tek iyi tarafı, senden sonra kimseyi kaybetmekten korkmuyor olmam. “Bu da oldu ya, artık her şey yaşanabilir bu hayatta” diyebilme sebebimsin. Yine de teşekkürler ama içimden, seni çok özledim ama fısıltıyla..
Ferhan PETEK
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar