bugün
- orta doğu'nun orta dünya gibi olması3
- ekşi sözlük11
- gocu bak bi5
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı41
- güne bir şarkı bırak7
- togg t6x5
- yarın kpssye girecek yazarlar13
- suriye'nin medeniyete katkıları2
- köylü2
- fenerbahçe13
- iltica2
- tek maçtan yatan iddaa kuponu2
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay2
- süper lig4
- berhan şimşek'in kadına şiddet görüntüleri3
- enayimiknatisii36
- bursa da yakıt dökülmesiyle zincirleme kaza2
- evliliği zorlaştırmak2
- dansöz izleme keyfi12
- sözlük yazarlarının salatalıkları21
- ölüm9
- gocu51
- çocuklara verilen farklı isimler12
- uyuşturucu2
- anın görüntüsü25
- beşiktaş9
- aziz yıldırım12
- futbol5
- insan olmaya ceyrek kala26
- hangi renksiniz17
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı13
- saraca finch house3
- serhat kılıç13
- güneş kremimi yenilemem lazım diyen erkek12
- açık oylayan yazar ne demek istiyor13
- 05 09 2026 silvermist'e ciğer ısmarlamam14
- dün gece ne oldu14
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı32
- israil olmasa orta doğu nasıl olurdu21
- tai lung38
- amerikada hasidik yahudi avı başlaması8
- ismail kartal9
- özledim mesajına verilecek cevaplar13
- ne yazarsanız yazın anında gerçeğe dönüşseydi8
- iş kazasında ölen işçiye tali kusur3
- sözlükteki şer çetesi12
- kerem aktürkoğlu8
- fusya semsiyeli yabanci8
- online listesinden manita beğenmek7
- saraca097
gecenin sessizliği o kadar doruktaydı ki; kanalizasyondan akan su sesleri ıssız yolların altından duyuluyordu. oysa genç kadının beynindeki gürültüleri bastırabilecek bir ses yoktu, henüz öyle bir ses yaratılmamıştı. hayat boyunca aklından geçen bütün düşünceler çok sesli koro gibi aynı anda birikmişti aklında. çocukluğu, gençliği, yaşadıklarına pişmanlıkları, yaşayamadıklarına keşkeleri... büyük bir ustalıkla her bir sesi diğerlerinden ayırıp dinleyebiliyordu, ama bir tane iyi düşünce yoktu kafasında o an. hepsi olumsuz düşüncelerdi. zincirleme bir düşünce kazası oluşmuştu beyninde. bir kötü his diğerlerini de tetiklemişti.
oysa hiç böyle hayal etmemişti. şu an olması gereken yer burası değildi. olması gereken kişi bu değildi. gölgesine bile yabancıydı, oysa o hep gölgelerin uzun olduğu zamanlarda gezerdi, alışık olmalıydı gölgesine. düşündü, bir özlü söz geldi aklına: "eğer bir yerde küçük insanların gölgeleri büyük gözüküyorsa, o yerde güneş batıyor demektir." küçük bir insanım demekki dedi, çünkü güneşin battığı yerlerde yaşıyordu. güçlü gözükmek, mutlu gözükmek için bütün enerjisini harcıyordu, bütün dünyayı da inandırmıştı buna. bir kişi hariç... aynasına inandıramamıştı. aynası biliyordu akan gözyaşlarını nasıl usulca sildiğini ve üstüne ağır bir makyaj yapıp, en sahte, en pembe, en kırmızı gülümsemesini sürdükten sonra, zoraki bir şekilde dişlerini göstere göstere gülümseyip, sahneye çıktığını. her dalda oscar'a adaydı oyunculuğu, kostüm ve makyaj da dahil. ama yok, ayna biliyordu, ayna tanıyordu onu. i̇şte bu yüzden, komşulara karşı takındığı maske de düşmesin diye anahtarı sessizce çevirip içeri parmak uçlarıyla girdikten sonra karşısına çıkan portmanto aynasına hiddetle baktı. yaklaştı. korkmadığını belli ederek iyice yaklaştı. ellerini portmantonun üstüne dayadı, tehditkar bakışlar attı düşmanına. gördükleri karşısında hiddeti git gide artıyordu. "eskisi kadar genç ve güzel değilsin" diyordu ayna ona. ayna da az değildi hani, hiç alttan almıyordu. genç kadın dayanamadı, aynaya okkalı bir yumruk indirdi. daha da çok yükselmişti aynanın sesi "bak! yamuk yumuksun! daha da çirkinsin şimdi! bak, bak... eskisinden de çirkinsin şimdi..."
genç kadın saate aldırmadan evdeki tüm aynaları balkondan aşağı fırlattı. komşular çıkan sesleri duyup uyanmış olacaklar ki; teker teker yandı ışıklar. herkes camlara, balkonlara çıktı. son ayna parçası da kanlı ellerinden çıkıp aşağı doğru düştüğünde kadın bu kez komşulara seslendi: "oyun bitti! dağılın hadi, dağılın!
not: alıntı değildir.
oysa hiç böyle hayal etmemişti. şu an olması gereken yer burası değildi. olması gereken kişi bu değildi. gölgesine bile yabancıydı, oysa o hep gölgelerin uzun olduğu zamanlarda gezerdi, alışık olmalıydı gölgesine. düşündü, bir özlü söz geldi aklına: "eğer bir yerde küçük insanların gölgeleri büyük gözüküyorsa, o yerde güneş batıyor demektir." küçük bir insanım demekki dedi, çünkü güneşin battığı yerlerde yaşıyordu. güçlü gözükmek, mutlu gözükmek için bütün enerjisini harcıyordu, bütün dünyayı da inandırmıştı buna. bir kişi hariç... aynasına inandıramamıştı. aynası biliyordu akan gözyaşlarını nasıl usulca sildiğini ve üstüne ağır bir makyaj yapıp, en sahte, en pembe, en kırmızı gülümsemesini sürdükten sonra, zoraki bir şekilde dişlerini göstere göstere gülümseyip, sahneye çıktığını. her dalda oscar'a adaydı oyunculuğu, kostüm ve makyaj da dahil. ama yok, ayna biliyordu, ayna tanıyordu onu. i̇şte bu yüzden, komşulara karşı takındığı maske de düşmesin diye anahtarı sessizce çevirip içeri parmak uçlarıyla girdikten sonra karşısına çıkan portmanto aynasına hiddetle baktı. yaklaştı. korkmadığını belli ederek iyice yaklaştı. ellerini portmantonun üstüne dayadı, tehditkar bakışlar attı düşmanına. gördükleri karşısında hiddeti git gide artıyordu. "eskisi kadar genç ve güzel değilsin" diyordu ayna ona. ayna da az değildi hani, hiç alttan almıyordu. genç kadın dayanamadı, aynaya okkalı bir yumruk indirdi. daha da çok yükselmişti aynanın sesi "bak! yamuk yumuksun! daha da çirkinsin şimdi! bak, bak... eskisinden de çirkinsin şimdi..."
genç kadın saate aldırmadan evdeki tüm aynaları balkondan aşağı fırlattı. komşular çıkan sesleri duyup uyanmış olacaklar ki; teker teker yandı ışıklar. herkes camlara, balkonlara çıktı. son ayna parçası da kanlı ellerinden çıkıp aşağı doğru düştüğünde kadın bu kez komşulara seslendi: "oyun bitti! dağılın hadi, dağılın!
not: alıntı değildir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar