bugün
- herkes yatsın iyi geceler8
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- oğlum çok güzel lan6
- cips olsa da yesek7
- 1 saatte 10 bira içmek19
- erkeklerin giderek feminenleşmesi11
- istanbul un çok pahalı olması12
- the merich13
- tembel ve çalışmayan insan16
- sözlük kızlarının kombinleri20
- velvet vs nervio19
- otobüste kitap okuyan insanlara bakmak3
- en sevilmeyen ev işleri2
- oğuzhan uğur'un tutuklanması2
- aklını yitirmek4
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek13
- 50 tl ile rolling yapmak6
- matbaanın gecikmesine sebep5
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması14
- eski nahif sözlük kızları2
- magnum dondurmasının eskiden daha pahalı olması8
- eşeği alıp kafa iznine çıkmak7
- horoz hayası çorbası5
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey10
- velvet13
- benzini dolarla mı alıyoruz diyen tip6
- lale devrinde deliler gibi eğlenmek4
- kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanırlar6
- manifest grubu3
- slavko vincic15
- devlet bahçeli5
- acıktım ben3
- bira cips6
- ona bir şey söyle9
- atatürk e din düşmanı diyenler6
- nervio11
- kadim kültürler4
- arkadaşlar beni gammazlayın5
- ispanya20
- yarın iş olduğu gerçeği3
- laptop5
- uludağ sözlük yazarlar yüzünden bitti6
- 2026 dünya kupası25
- aga be şarkılar5
- gocusuz sözlük4
- sevgiliyle karşılıklı bira içmek2
- sevgiliyle karşılıklı cik cik diye ötüşmek2
- manyak olmaya karar verdim9
- bir yazarın cinsiyetini öğrenme yolları5
son dakikalarında beşiktaşlı taraftarlar için "bitsin" diye bakılan, oyundan çok alınan üç puana sevinilen spor toto süper lig maçı.
guti'nin artık alıştığımız pasına, ibrahim üzülmezin hiç alışık olmadığımız "al da at" olarak tabir edilen ortası eşlik edince bobo'ya sadece dokunmak kaldı. hoş, bobo için sadece dokunmak kaldı derken goldeki en az başarı payını "bobo"ya veriyor olsamda, bobo yerine "nihat" ya da "holosko" olsaydı ve o golü aynı şekilde atsalardı, şahsım adına inanılmazı gerçekleştirmiş olacaklardı.
beşiktaş-sivasspor maçında sivasspor'un doğru dürüst bir gol pozisyonu bile yok iken necip'in hatası ile gelen gol sonrası neredeyse beraberliği alacaklardı. necip'in genç olması, yetenekli olması, diğer bir çok genç yetenek gibi "şımarık", "çirkef", "ukela" vb. olmaması sebebi ile hata yapma toleransı diğer futbolculara ve teknik heyete göre çok çok fazladır. büyük beşiktaş taraftarıda genç yeteneklerine sahip çıkmayı diğer takım taraftarlarına göre çok daha iyi bilir.
dün akşam ki maç sonrası zihnimde düşüncelere dalınca fark ettim ki beşiktaşlı futbolcuları dört sınıfa ayırmışım (kaleciler hariç);
1. sınıf : takıma varlıkları ile artı yoklukları ile eksi değer katan futbolcular; "Guti", "Quaresma", "Ernst"
2. sınıf : 1. sınıf futbolcuların varlığında onlara ayak uydurarak güzel işler yapan, 1. sınıf futbolcuların yokluğunda ise yetenekleri sınırlı fakat azim, çaba ve iyi niyetlerine üst limit konulamayan futbolcular; "ibrahim Toraman", "ibrahim Üzülmez", "Sivok", "Ferrari", "Fink", "Aurelio", "Bobo", "Nobre", "Ekrem Dağ". yine bu 2. sınıf futbolculara yetenek ve hırslarını göstermiş genç yetenekler "Necip Uysal", "Onur Bayramoğlu", "rıdvan şimşek" ve "Ersan Adem Gülüm"ü de eklemeliyiz.
3. sınıf : 1. sınıf futbolcuların varlığında sahadaki sayıca fazlalıklarıyla doğru orantılı olarak göze batmadan arada kaynayan ama saha içindeki sayıları arttığında ya da 1. sınıf futbolcuların yokluğunda takıma en ufak bir artı değer katmayan futbolcular; "rodrigo tabata", "filip holosko", "nihat kahveci", "roberto hilbert", "yusuf şimşek".
4. sınıf : hala beklentiler olduğu halde çıkış gösterememiş ya da istikrar yakalayamamış, sabırla performansları beklenen futbolcular; "ismail köybaşı", "erhan güven", "fatih tekke"...
beşiktaşımızın eksiği "1. sınıf" futbolcuların azlığıdır. "1. sınıf" olması ihtimali ile alınan futbolcuların 2 ve 3. sınıf olması da beşktaşımızın talihsizliği ve geçmiş yıllardaki transfer beceriksizliğidir.
dün akşamki maç sonrası yaptığım düşünce fırtınası sonucu tabata ve holosko yerine alınacak 1. sınıf iki futbolcu ile beşiktaşımızın özlenen futbola, özlenen sonuçlara ve kupalara ulaşacağına inanmaktayım.
guti'nin artık alıştığımız pasına, ibrahim üzülmezin hiç alışık olmadığımız "al da at" olarak tabir edilen ortası eşlik edince bobo'ya sadece dokunmak kaldı. hoş, bobo için sadece dokunmak kaldı derken goldeki en az başarı payını "bobo"ya veriyor olsamda, bobo yerine "nihat" ya da "holosko" olsaydı ve o golü aynı şekilde atsalardı, şahsım adına inanılmazı gerçekleştirmiş olacaklardı.
beşiktaş-sivasspor maçında sivasspor'un doğru dürüst bir gol pozisyonu bile yok iken necip'in hatası ile gelen gol sonrası neredeyse beraberliği alacaklardı. necip'in genç olması, yetenekli olması, diğer bir çok genç yetenek gibi "şımarık", "çirkef", "ukela" vb. olmaması sebebi ile hata yapma toleransı diğer futbolculara ve teknik heyete göre çok çok fazladır. büyük beşiktaş taraftarıda genç yeteneklerine sahip çıkmayı diğer takım taraftarlarına göre çok daha iyi bilir.
dün akşam ki maç sonrası zihnimde düşüncelere dalınca fark ettim ki beşiktaşlı futbolcuları dört sınıfa ayırmışım (kaleciler hariç);
1. sınıf : takıma varlıkları ile artı yoklukları ile eksi değer katan futbolcular; "Guti", "Quaresma", "Ernst"
2. sınıf : 1. sınıf futbolcuların varlığında onlara ayak uydurarak güzel işler yapan, 1. sınıf futbolcuların yokluğunda ise yetenekleri sınırlı fakat azim, çaba ve iyi niyetlerine üst limit konulamayan futbolcular; "ibrahim Toraman", "ibrahim Üzülmez", "Sivok", "Ferrari", "Fink", "Aurelio", "Bobo", "Nobre", "Ekrem Dağ". yine bu 2. sınıf futbolculara yetenek ve hırslarını göstermiş genç yetenekler "Necip Uysal", "Onur Bayramoğlu", "rıdvan şimşek" ve "Ersan Adem Gülüm"ü de eklemeliyiz.
3. sınıf : 1. sınıf futbolcuların varlığında sahadaki sayıca fazlalıklarıyla doğru orantılı olarak göze batmadan arada kaynayan ama saha içindeki sayıları arttığında ya da 1. sınıf futbolcuların yokluğunda takıma en ufak bir artı değer katmayan futbolcular; "rodrigo tabata", "filip holosko", "nihat kahveci", "roberto hilbert", "yusuf şimşek".
4. sınıf : hala beklentiler olduğu halde çıkış gösterememiş ya da istikrar yakalayamamış, sabırla performansları beklenen futbolcular; "ismail köybaşı", "erhan güven", "fatih tekke"...
beşiktaşımızın eksiği "1. sınıf" futbolcuların azlığıdır. "1. sınıf" olması ihtimali ile alınan futbolcuların 2 ve 3. sınıf olması da beşktaşımızın talihsizliği ve geçmiş yıllardaki transfer beceriksizliğidir.
dün akşamki maç sonrası yaptığım düşünce fırtınası sonucu tabata ve holosko yerine alınacak 1. sınıf iki futbolcu ile beşiktaşımızın özlenen futbola, özlenen sonuçlara ve kupalara ulaşacağına inanmaktayım.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar