bugün
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı58
- ayrıldık31
- refah düzeyi yüksek ülkelerin ortak noktası3
- ulaştırma ve altyapı bakanlığı'nın işi nedir4
- istanbul mahvoldu3
- istanbul sel felaketinin sözlükte yer almaması3
- ev boş gelsene diyen kızın amacı13
- 4 ekim 2026 konohafest saldırısı2
- elektrik akımına kapılan 14 yaşındaki çocuk2
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı86
- sözlükte yasak aşk yaşadığına inandığımız yazarlar20
- fenerbahçeli yazarlar14
- sözlükte takılan evli barklı yazarların amacı28
- arkadaşlar size bi soru sorucam56
- sözlük profiline vesikalık fotoğraf koymak4
- ilkokul bebesine türbanı savunmak33
- queen ravenna'ya açık teklif12
- enayimiknatisii26
- 14 ekim 2026 istanbul yağmuru11
- yağmur yağınca direkt nescafe yapan kezban kız13
- kurt cobain2
- 17 yaşına dönseydin ne yapardın2
- su yok elektrik yok ne var3
- akrabaların içindeki en zengin insan16
- arkadaşlar çok sıkıcısınız8
- seks neden ayıptır14
- 14 ekim 2026 halk tv polis baskını27
- erkeği karizmatik gösteren şeyler28
- uludağ sözlük acil ilgi hattı15
- arkadaşlar acıktım8
- from gold from dust5
- aston villa 6 fenerbahçe 07
- evde çiçek yetiştiren erkek7
- fenerbahçe6
- ithal kürtler10
- ikra3
- aston villa fc6
- bedevi arap vahşiliği6
- uludağ sözlükte yakışıklı erkek olmaması9
- avustralya3
- pıttık fırlatma akımı7
- karton toplayan çocuğu aparta atmak6
- ankara abisi iyilik derneği11
- dem terör partisi22
- sindirella'nın orospu olması8
- kale3112'nin erik gibi hatun olması7
- diktatör erdoğan18
- insanı cinsel açıdan çekici yapan tuhaf ayrıntılar8
- din gerekli midir sorunsalı7
- erkeğin orospusu tipler7
her ne kadar sevmesem de bugünkü yazısından dolayı takdir ettiğim ahmet altan ın yorumladığı konudur. sonuna kadar okuyun. bence siz de en azında bir iki yerine aslında haklıymış diyebilirsiniz.
Bir toplum için en büyük tehlikelerden birisaçmalıkların saçma olduğunu fark edemeyecek bir körlük içine hapsedilmesidir.
Böyle bir körlüğün sağlanabilmesi için de saçmalıkların üstü kutsallık şalıyla örtülür.
O yüzden en büyük saçmalıklar kutsallıkların altına gizlidir.
Biz çok uzunca bir zamandır kutsallık şalının altında kör bir halde yaşadık.
Nice anlamsızlığı tartışılmaz tabular olarak kabul ettik.
Şimdi bu şalın yırtıldığı, parçalandığı bir dönemdeyiz.
Kutsallıkların altından çıkan saçmalıklara dehşetle bakıyoruz.
En büyük tabularımızdan biri de askerlikti ve milyonlarca genç insan hayatını bu yüzden zedeledi.
Hepimizi alıp alıp askere götürdüler.
Bunu sorgulamayı da yasakladılar.
Niye bizi askere götürüyorsunuz; diyemedik.
Başımızı eğip gittik.
Ben tam bir sene boyunca bir dağın başındaki bir kerpiç odada oturarak yaptım askerliğimi.
Benim orduya pek bir faydam olmadı, ordu benim hayatımdan bir buçuk yılı çaldı.
Buna gerek yoktu.
Şimdi genç insanlar kutsallık tabusunu yırttılar ve altından çıkan gerçeği gördüler.
Eskiden kimsenin söyleyemediği, söylemenin büyük bir;günah&; sayıldığı, utanç olarak kabul edildiği cümleyi rahatlıkla söylüyorlar.
Ben askere gitmek istemiyorum. Neden hayatımı tam kurduğum sırada askere gitmek zorundayım?
Bunun manalı bir cevabı yok.
Çünkü ordu, askere aldığı gençlerin yaklaşık iki yüz bin tanesini zaten askerlik dışı işlerde kullanıyor, berberlik, şoförlük, aşçılık, marangozluk yaptırıyor.
Bir kısmını da Güneydoğu ya gönderip, koruyamadığı karakollarda öldürtüyor.
Neşe Düzelle konuşan Doç. Dr. Suavi Aydın&;ın söylediği gibi gençleri askere almak ordu açısından ideolojik bir amaç taşıyor.
Ordu, gizli iktidarını askere aldığı milyonlarca genç üzerinden topluma yayıp sağlamlaştırmaya uğraşıyor.
Generallerin amaçlarını biliyoruz.
Peki, siyasilere ne oluyor?
Toplumun temsilcisi olan siyasetçiler, toplumun haklı taleplerini gerçekleştirmekle yükümlü değil mi?
Bugün neredeyse bütün toplum zorunlu askerliğin kaldırılmasını istiyor.
Kimse çocuğunu cephelerde öldürsünler istemiyor.
Toplumun bu isteğine sahip çıkan siyasi parti hangisi peki?
Öyle bir parti yok.
Referandumdan önce bedelli askerlik çıkaracağına televizyon programında söz veren Başbakan, referandumdan sonra ben söz vermedim dedi.
De ki söz vermedi.
Toplumla ordunun istekleri çatıştığında Başbakan ve diğer siyasiler, kimin temsilciliğini üstlenecek?
Halkın mı, generallerin mi?
Eğer generallerin temsilciliğini ve sözcülüğünü üstleneceklerse, halkın sözcülüğünü ve temsilciliğini kim yapacak?
Bizi temsil etsinler, isteklerimizi gerçekleştirsinler diye Ankaraya gönderdiğimiz insanlar, başkente varınca taraf değiştireceklerse, biz kendimizi ihanete uğramış hissetmez miyiz?
Lale Kemal, geçen gün bedelli askerlik hazırlıkları yapıldığını yazdı, haberi de kuvvetli bir kaynağa dayanıyordu.
Başbakan pişmemiş aşa su katmayın dedi.
Ben, Lale Kemale inanıyorum, haberine de güveniyorum.
Benim anlayamadığım, bu pişmemiş aş neden halkın gözlerinden uzakta kotarılıyor, mesele bu halkın meselesi değil mi?
Bu aş, sadece generallerle siyasetçilerin kendi aralarındaki konuşmalar ve pazarlıklarla mı pişecek?
Bu halk, Ankara daki başrol oyuncularına figüranlık mı edecek?
Bence askerlik meselesi açıkça tartışılmalı ve önce bedelli çıkartılıp arkasından da zorunlu askerlik tümden kaldırılmalı.
Ölen çocuklar bu halkın çocukları olduğuna göre, son söz de bu halkın olmalı.
Halktan habersiz pişen aşların tadı olmaz zira.
Çoğunlukla da yanlış pişirildiğinden halkın bünyesine dokunur.
Bir toplum için en büyük tehlikelerden birisaçmalıkların saçma olduğunu fark edemeyecek bir körlük içine hapsedilmesidir.
Böyle bir körlüğün sağlanabilmesi için de saçmalıkların üstü kutsallık şalıyla örtülür.
O yüzden en büyük saçmalıklar kutsallıkların altına gizlidir.
Biz çok uzunca bir zamandır kutsallık şalının altında kör bir halde yaşadık.
Nice anlamsızlığı tartışılmaz tabular olarak kabul ettik.
Şimdi bu şalın yırtıldığı, parçalandığı bir dönemdeyiz.
Kutsallıkların altından çıkan saçmalıklara dehşetle bakıyoruz.
En büyük tabularımızdan biri de askerlikti ve milyonlarca genç insan hayatını bu yüzden zedeledi.
Hepimizi alıp alıp askere götürdüler.
Bunu sorgulamayı da yasakladılar.
Niye bizi askere götürüyorsunuz; diyemedik.
Başımızı eğip gittik.
Ben tam bir sene boyunca bir dağın başındaki bir kerpiç odada oturarak yaptım askerliğimi.
Benim orduya pek bir faydam olmadı, ordu benim hayatımdan bir buçuk yılı çaldı.
Buna gerek yoktu.
Şimdi genç insanlar kutsallık tabusunu yırttılar ve altından çıkan gerçeği gördüler.
Eskiden kimsenin söyleyemediği, söylemenin büyük bir;günah&; sayıldığı, utanç olarak kabul edildiği cümleyi rahatlıkla söylüyorlar.
Ben askere gitmek istemiyorum. Neden hayatımı tam kurduğum sırada askere gitmek zorundayım?
Bunun manalı bir cevabı yok.
Çünkü ordu, askere aldığı gençlerin yaklaşık iki yüz bin tanesini zaten askerlik dışı işlerde kullanıyor, berberlik, şoförlük, aşçılık, marangozluk yaptırıyor.
Bir kısmını da Güneydoğu ya gönderip, koruyamadığı karakollarda öldürtüyor.
Neşe Düzelle konuşan Doç. Dr. Suavi Aydın&;ın söylediği gibi gençleri askere almak ordu açısından ideolojik bir amaç taşıyor.
Ordu, gizli iktidarını askere aldığı milyonlarca genç üzerinden topluma yayıp sağlamlaştırmaya uğraşıyor.
Generallerin amaçlarını biliyoruz.
Peki, siyasilere ne oluyor?
Toplumun temsilcisi olan siyasetçiler, toplumun haklı taleplerini gerçekleştirmekle yükümlü değil mi?
Bugün neredeyse bütün toplum zorunlu askerliğin kaldırılmasını istiyor.
Kimse çocuğunu cephelerde öldürsünler istemiyor.
Toplumun bu isteğine sahip çıkan siyasi parti hangisi peki?
Öyle bir parti yok.
Referandumdan önce bedelli askerlik çıkaracağına televizyon programında söz veren Başbakan, referandumdan sonra ben söz vermedim dedi.
De ki söz vermedi.
Toplumla ordunun istekleri çatıştığında Başbakan ve diğer siyasiler, kimin temsilciliğini üstlenecek?
Halkın mı, generallerin mi?
Eğer generallerin temsilciliğini ve sözcülüğünü üstleneceklerse, halkın sözcülüğünü ve temsilciliğini kim yapacak?
Bizi temsil etsinler, isteklerimizi gerçekleştirsinler diye Ankaraya gönderdiğimiz insanlar, başkente varınca taraf değiştireceklerse, biz kendimizi ihanete uğramış hissetmez miyiz?
Lale Kemal, geçen gün bedelli askerlik hazırlıkları yapıldığını yazdı, haberi de kuvvetli bir kaynağa dayanıyordu.
Başbakan pişmemiş aşa su katmayın dedi.
Ben, Lale Kemale inanıyorum, haberine de güveniyorum.
Benim anlayamadığım, bu pişmemiş aş neden halkın gözlerinden uzakta kotarılıyor, mesele bu halkın meselesi değil mi?
Bu aş, sadece generallerle siyasetçilerin kendi aralarındaki konuşmalar ve pazarlıklarla mı pişecek?
Bu halk, Ankara daki başrol oyuncularına figüranlık mı edecek?
Bence askerlik meselesi açıkça tartışılmalı ve önce bedelli çıkartılıp arkasından da zorunlu askerlik tümden kaldırılmalı.
Ölen çocuklar bu halkın çocukları olduğuna göre, son söz de bu halkın olmalı.
Halktan habersiz pişen aşların tadı olmaz zira.
Çoğunlukla da yanlış pişirildiğinden halkın bünyesine dokunur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar