bugün
- saraca finch house19
- 40 yaş altı sözlük bebeleri12
- atm'ye ateme diyen hanzo5
- bir kadını kaybetmenin en kısa yolu8
- sözlük kızlarının 30 luk teyzeler olması9
- zayıf erkeklerin agresif olması9
- merhaba arkadaşlar beni hatırladınız mı8
- sözlükte kavga bile çıkmaması5
- 7 temmuz 2026 abd belçika maçı10
- arkadaşlarla tatile gitmek3
- birden çok boşanmış biriyle evlenilir mi sorunsalı2
- heyt bea4
- yazın cep sorunu3
- hiç arkadaşı olmayanlar ne yapıyor acaba4
- kırk yaşına gelip hala sözlük yazarlığı yapmak4
- ben kararımı verdim5
- beyaz ekmek yiyen vatan hainleri4
- kurtuluş savaşı'nın müfredattan kaldırılması27
- 10 temmuz 2026 ispanya belçika maçı2
- sözlükteki şişmanlık güzellemesi3
- emine erdoğan'ın lider eşlerini ağırlaması2
- herkesin bir felsefesi varmış gibi yapması3
- besle kargayı7
- bir erkeği markete yollamak4
- fırından alınan ekmeği dilimletmek4
- klima açıp yorgan altında uyumak4
- reşit olmadan sözlük yazarı olmak4
- tansiyon ilacı içen yazarlar2
- arzu edilene ulaşıldığında anlam ifade etmemesi5
- yanarak ölmek3
- sözlük kızları toplansın bir şey diyeceğim4
- yaş yetmiş iş bitmemiş2
- şişman kızların çok neşeli olması7
- sözlükte kaos olsun istenmesi2
- geceye bir 90 lar şarkısı bırak2
- fransızcadan türkçeye geçmiş kelimeler5
- günün şiiri23
- gianni infantino3
- kadir inanır'ın kürt olması4
- karı kıza para yedirir misiniz17
- yolda yırtılan market poşeti2
- neşemizi öldürdüler4
- izmir'de başörtülü kadını sahilden kovan seküler21
- işimizin başındayız uludağ sözlük2
- tulumba tatlısı9
- kadınların piç erkek tercihi16
- en çok hoşa giden doğa olayı11
- küresel affetme günü3
- dinozorların gerçekten yaşadığını sanan cahiller10
- bir şeyler söyle2
Bir küçük hayalle başlar aslında her şey, ulaşılacak ya da ulaşılamayacak olan her küçük şey...
Kafanda kurarsın, ve büyütürsü. Ta ki beynin çapını defalarca kez aşacak bir hal alana kadar. Kocaman olur, onunla yaşayamamanın acısı, en az onunla yaşamanın imkansızlığı kadar büyüktür. Bunu bilirsin içten içe ve yine de dur diyemezsin bu acıtan hayalin yangısını körüklemeye. Durduramazsın aklını, kalbine söz geçirmen ise imkansızdır artık...
Bir güzel hayali, bir renkli fantaziyi ele alalım, dillendirelim bir güzel ve acının haza dönüşmesinin ironikliğine en derinlerde zevkle işlenmiş, şehvete bürünmüş şekilde tanık olalım.
Küçüktüm, 11 - 12 yaşlarında... Sevgi ya da aşk, dokunmak demek değildi, dokunmayı da bilmezdim o zaman, sevişmek hayal kapsamımda dahi değildi. istediğim tek şey vardı, daha da küçük olduğum zamanlardan kalma, hayatımdaki tek kadına duyduğum sevginin somutlaştığı sınırsız öpücükler zamanlarından...Sarılmak, sonu gelmeyecekmişçesine sarılmak, öpmek ve koklamak. Sevgiyi, kaybetme korkusunu çılgınca yaşamak ve zamansız ağlamak bu korku baskın geldiğinde. Saf, temiz, arındırılmış duygular... Hayatımda böyle birisi olmalıydı diye düşünmeye başladım o yıllarda. izlediğim aşk temalı filmler, okuduğum ve karakterlerinin hareketlerine anlam veremediğim kitaplar, şarkılar... Hepsi, bunları farklı anlatım biçimleriyle aktaran araçlardı aslında. Bunu anladım. Farkına varmaya başlıyor insan zaman geçtikçe. Büyüyoruz ya hani, kirlenen dünyaların suçunu kendimizde arayacak kadar özeleştiri yapabilecek mütevazi insanlar oluveriyoruz ya aniden. O zamanlardan bahsediyorum...
Küçük hayalim böyle başladı. Benimle birlikte yılları peşine takarak büyüdü. inan bana ki hayaller, gerçek istekler senden daha hızlı büyüyor... Çocuklarının üniversite mezuniyetinde bulunan o insanların yaşlı gözleri de bunun bir sonucu aslında. Bebeklerinin üniversiteyi bitirmiş olmasına duyulan sevincin ardında yatan ve elleri birbirine kenetlerken gözleri ıslatan gerçek sebep de bu. Ne çabuk büyüdü hayallerimiz? Ne zaman gerçek oldular ve sona erdiler... ve gurur... bizim eserimiz, hayallerimizin meyvesi... yavrumuz... biraz daha gözyaşı...
Yıllarımın akışı hayalimin olgunlaşmasını alt edemeyerek hızla devam etti. Kendimi tanıdım, aşkı tanımaya çalıştım, sevgi üzerine atıp tuttum. Kafamdaki klişeleri, gördüklerimi, duyduklarımı aşk olarak yaftaladım. Hayalim hep devam etti. Onu neyin gerçekleştirmiş olabileceğini bulamadım. Vazgeçmeye inandırdım kendimi boşlukları dolduran sahte taşlarla, yalan dokunuşlarla ve ağzımdan bir türlü çıkamayan ve ertelediğim ''seni seviyorum''larla. Olmadı, artık 12 yaşında da değildim, zaman hızla akıp gidiyordu...
Umutsuzluk kendini farklı vücutlarda o kadar güzel gizler ki sevgilim... Ta ki içtiğin sigarayı içine çekerken yanan tütünün çıtırtısını duyana kadar... O kadar yalnızsındır ki ve o kadar sessizdir ki alacalı, gürültülü ışık yumağı şehir artık... Umutsuzluğun deşifre olmuştur... Hiçbir vücutta saklanamaz...
Umuda da, aşka da, seviye de lanet edersin, yanan kömürlerin üzerine serpecek suyun bile kalmaz. Söndürmek istersin içindeki yangıyı ve üstüne işemeye hazırlanırsın...
Beni pantolonum inikken yakaladın... Çok utanıyorum...
Kafanda kurarsın, ve büyütürsü. Ta ki beynin çapını defalarca kez aşacak bir hal alana kadar. Kocaman olur, onunla yaşayamamanın acısı, en az onunla yaşamanın imkansızlığı kadar büyüktür. Bunu bilirsin içten içe ve yine de dur diyemezsin bu acıtan hayalin yangısını körüklemeye. Durduramazsın aklını, kalbine söz geçirmen ise imkansızdır artık...
Bir güzel hayali, bir renkli fantaziyi ele alalım, dillendirelim bir güzel ve acının haza dönüşmesinin ironikliğine en derinlerde zevkle işlenmiş, şehvete bürünmüş şekilde tanık olalım.
Küçüktüm, 11 - 12 yaşlarında... Sevgi ya da aşk, dokunmak demek değildi, dokunmayı da bilmezdim o zaman, sevişmek hayal kapsamımda dahi değildi. istediğim tek şey vardı, daha da küçük olduğum zamanlardan kalma, hayatımdaki tek kadına duyduğum sevginin somutlaştığı sınırsız öpücükler zamanlarından...Sarılmak, sonu gelmeyecekmişçesine sarılmak, öpmek ve koklamak. Sevgiyi, kaybetme korkusunu çılgınca yaşamak ve zamansız ağlamak bu korku baskın geldiğinde. Saf, temiz, arındırılmış duygular... Hayatımda böyle birisi olmalıydı diye düşünmeye başladım o yıllarda. izlediğim aşk temalı filmler, okuduğum ve karakterlerinin hareketlerine anlam veremediğim kitaplar, şarkılar... Hepsi, bunları farklı anlatım biçimleriyle aktaran araçlardı aslında. Bunu anladım. Farkına varmaya başlıyor insan zaman geçtikçe. Büyüyoruz ya hani, kirlenen dünyaların suçunu kendimizde arayacak kadar özeleştiri yapabilecek mütevazi insanlar oluveriyoruz ya aniden. O zamanlardan bahsediyorum...
Küçük hayalim böyle başladı. Benimle birlikte yılları peşine takarak büyüdü. inan bana ki hayaller, gerçek istekler senden daha hızlı büyüyor... Çocuklarının üniversite mezuniyetinde bulunan o insanların yaşlı gözleri de bunun bir sonucu aslında. Bebeklerinin üniversiteyi bitirmiş olmasına duyulan sevincin ardında yatan ve elleri birbirine kenetlerken gözleri ıslatan gerçek sebep de bu. Ne çabuk büyüdü hayallerimiz? Ne zaman gerçek oldular ve sona erdiler... ve gurur... bizim eserimiz, hayallerimizin meyvesi... yavrumuz... biraz daha gözyaşı...
Yıllarımın akışı hayalimin olgunlaşmasını alt edemeyerek hızla devam etti. Kendimi tanıdım, aşkı tanımaya çalıştım, sevgi üzerine atıp tuttum. Kafamdaki klişeleri, gördüklerimi, duyduklarımı aşk olarak yaftaladım. Hayalim hep devam etti. Onu neyin gerçekleştirmiş olabileceğini bulamadım. Vazgeçmeye inandırdım kendimi boşlukları dolduran sahte taşlarla, yalan dokunuşlarla ve ağzımdan bir türlü çıkamayan ve ertelediğim ''seni seviyorum''larla. Olmadı, artık 12 yaşında da değildim, zaman hızla akıp gidiyordu...
Umutsuzluk kendini farklı vücutlarda o kadar güzel gizler ki sevgilim... Ta ki içtiğin sigarayı içine çekerken yanan tütünün çıtırtısını duyana kadar... O kadar yalnızsındır ki ve o kadar sessizdir ki alacalı, gürültülü ışık yumağı şehir artık... Umutsuzluğun deşifre olmuştur... Hiçbir vücutta saklanamaz...
Umuda da, aşka da, seviye de lanet edersin, yanan kömürlerin üzerine serpecek suyun bile kalmaz. Söndürmek istersin içindeki yangıyı ve üstüne işemeye hazırlanırsın...
Beni pantolonum inikken yakaladın... Çok utanıyorum...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar