bugün
- sözlüğün en kötü yazarları12
- mossad'ın pkk planını türkiye'ye kim sızdırdığı10
- büyük günah işleyen kimsenin durumu8
- 50 tl vs true ile bir gün6
- anlayışlı bir insanı sürekli sınamak8
- abd iran ateşkesinin sınanması2
- vadesini doldurmuş kibir7
- uslu durursanız vajinamı görebilirsiniz2
- büyük meme varoşluğu2
- kolye6
- beşiktaş3
- evrensel bezginlik anında geneleve gitmek4
- 6 haziran 20265
- evli bir kadınla birlikte olmak2
- kadınları itici yapan detaylar10
- büyük meme gören erkeklerin daha uzun yaşaması2
- araba ön camına güneşte ne konulur4
- boş kategoriler kullanan toplum4
- 2026 haziran ayının cumartesi günleri2
- küçük memedeki hayat doluluk6
- kul hakkı yemek4
- yasemin sakallıoğlu7
- görünme arzusu ve bilinme korkusu arasındaki araf4
- sıcakta deri montla gezmek7
- arapperest kişilik bozukluğu semptomları7
- güne bir söz bırak4
- kırmızı5
- sevişmek istediğiniz ünlüler3
- bilgili yazarlar2
- senin yaralarını ben saracağım diyen kadın5
- musa anter'i nasıl bilirdiniz3
- hem ahmet kayacı hem atatürkçü olmak19
- kürtçe ıslık çaldığı için hapsi istenen kürt3
- meyveli soda içen erkek2
- erkekler neye aşık olur sorunsalı4
- degersiz hissettirmek3
- tip hariç kadınları aşık ettirebilecek şeyler8
- 5 haziran 2026 ekrem imamoğlu'na kurulan kumpas5
- tanrının insana verdiği en büyük ceza3
- rümeysa eker11
- taşkınlığı keşfeden zihin4
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle40
- homeros devrinde yüce dangalak olmak2
- flört uygulamalarında algoritma hatası3
- modern felsefede tefekkür olmaması3
- beyaz tenli olmak6
- ortamın enerjisini düşüren insan5
- birader hedesi3
- nefreti kusarken çıkarılan ses2
- bu ülkede pezevenkler kemalisttir28
"hooop düşeş" diyerek attı zarları.
4-3 geldiğinde ağlamaklı oldu, hemen sarıldım, yüreğime değdirdim nemli gözlerini.
"asla, asla bana karşı oyun oynarken öngörüde bulunmayacaksın." diyerek sağ direk indirdim sağ elmacık kemiğine. acı ve şaşkınlığı aynı anda yaşıyordu. yumurtadan yeni çıkmış yunus gibiydi, ürkek, çaresiz.
"neden?" diye sorduğunda gözlerinde cevabı aslında bildiğini gördüm. beni tanıyordu, evde oyun oynarken agresifleştiğimi, şiddete meyilli olduğumu, tecavüz, gasp ve hırsızlık sabıkalarım olduğunu biliyordu. ağzımı dahi açmadım. tavladan zarları aldım ve çalkalamaya başladım. bi anda ellerime kapandı.
"lütfen atma o zarları, buna dayanamam. kızacaksın biliyorum ama lütfen atma bu oyunu burada bırakalım."
prensiplerim vardı, başladığım işi yarım bırakmazdım ama onun kızarmış elmacık kemiği o kadar yalanası duruyorduki kıramadım. elmacık kemiklerini öpmeye başladım.
"işte bu işte bu... şşş, sakinleş, uslu çocuk, uslu çocuk" diyerek saçlarımı okşuyor arada da kulak mememle oynuyordu. duygusallık göstermek istemediğim bir yönüm olsa da kendime engel olamıyordum bu elmacık kemikleri çıkık kadın karşısında. ondan gerçekten hoşlandığım düşüncesi beni korkutuyor bir o kadar da keyif veriyordu tıpkı penaltıdan gol yiyeceğini bilen ama ya kaçırırsa ihtimalinden keyif alan taraftar gibiydim.
sessizce elmacık kemiklerinden geriye doğru çekildim. gözlerime hafif bir tebessümle bakıyordu. kendime hakim olamayıp bir de kafa attım, yere devrildi. bir kedi gibi hemen toparlanıp bana sarıldı,
"uslu çocukkk, uslu çocuk, hanisin? neredesin?? bul beniii?" diyerek beni sakinleştirmeye çalışıyordu. sıcak sudan soğuk suya girmiş taşak gibi kaskatı kesilmiştim. napacağımı bilmiyordum, siksem mi? dövsem mi? işkence mi yapsam? duygu yoğunlukları arasında benliğimden uzaklaştığımı hissettiğim anda ayağa fırladım.
tavlayı alıp üzerine çıkmasını ve bana haka dansı yapmasını istedim, çırılçıplak... tereddütsüz kabul etti, elmacık kemiklerinin süslediği yüzünde naif bir gülümsemeyle haka dansı yapıyordu. vücudu ile yüzü farklı evrenlerde yaşayan iki varlık gibiydi, sigara yaktım ve keyifle onu izledim.
dansın sonlarına geldiğinde bana,
"beni arzulamıyor musun?" diye sordu.
"haydaa bre pehlivaaaan" diye bağırarak mutfağa koştum ve tezgahın üzerinde duran çakmağı kapıp geldim.
"ne yapacaksın? ne istiyorsun benden?" diye sorular yöneltiyordu. tek kelime dahi etmeden yüzünü tuttum. elmacık kemiklerine minik diller atıyordum, hafif tükürüklü elmacık kemiklerine soğuk üfleyerek o bölgeye bir nevi lokal anestezi uyguluyordum çünkü ondan etkileniyordum...
çakmağı aldım ve elmacık kemiklerini yakmaya başladım, acıdan şoka girmişti, göz bebekleri büyümüş, akan yaşlar çakmağın alevinde buharlaşıyordu. akmayan kanları gözlerine dolmuştu. 1 dakika boyunca elmacık kemiklerini çakmakla yaktım. çakmak çok ısındığı için elim yandı ve bıraktım kadını.
bir anda koltuğa uzandı ve tavana bakmaya başladı?
"neden bunu yaptın bana?"
"senden hoşlanıyorum."
"biliyorum ama... ama... seni herşeyinle seviyorum..."
işte kadınım, işte hayatımın çözümlemesi...
4-3 geldiğinde ağlamaklı oldu, hemen sarıldım, yüreğime değdirdim nemli gözlerini.
"asla, asla bana karşı oyun oynarken öngörüde bulunmayacaksın." diyerek sağ direk indirdim sağ elmacık kemiğine. acı ve şaşkınlığı aynı anda yaşıyordu. yumurtadan yeni çıkmış yunus gibiydi, ürkek, çaresiz.
"neden?" diye sorduğunda gözlerinde cevabı aslında bildiğini gördüm. beni tanıyordu, evde oyun oynarken agresifleştiğimi, şiddete meyilli olduğumu, tecavüz, gasp ve hırsızlık sabıkalarım olduğunu biliyordu. ağzımı dahi açmadım. tavladan zarları aldım ve çalkalamaya başladım. bi anda ellerime kapandı.
"lütfen atma o zarları, buna dayanamam. kızacaksın biliyorum ama lütfen atma bu oyunu burada bırakalım."
prensiplerim vardı, başladığım işi yarım bırakmazdım ama onun kızarmış elmacık kemiği o kadar yalanası duruyorduki kıramadım. elmacık kemiklerini öpmeye başladım.
"işte bu işte bu... şşş, sakinleş, uslu çocuk, uslu çocuk" diyerek saçlarımı okşuyor arada da kulak mememle oynuyordu. duygusallık göstermek istemediğim bir yönüm olsa da kendime engel olamıyordum bu elmacık kemikleri çıkık kadın karşısında. ondan gerçekten hoşlandığım düşüncesi beni korkutuyor bir o kadar da keyif veriyordu tıpkı penaltıdan gol yiyeceğini bilen ama ya kaçırırsa ihtimalinden keyif alan taraftar gibiydim.
sessizce elmacık kemiklerinden geriye doğru çekildim. gözlerime hafif bir tebessümle bakıyordu. kendime hakim olamayıp bir de kafa attım, yere devrildi. bir kedi gibi hemen toparlanıp bana sarıldı,
"uslu çocukkk, uslu çocuk, hanisin? neredesin?? bul beniii?" diyerek beni sakinleştirmeye çalışıyordu. sıcak sudan soğuk suya girmiş taşak gibi kaskatı kesilmiştim. napacağımı bilmiyordum, siksem mi? dövsem mi? işkence mi yapsam? duygu yoğunlukları arasında benliğimden uzaklaştığımı hissettiğim anda ayağa fırladım.
tavlayı alıp üzerine çıkmasını ve bana haka dansı yapmasını istedim, çırılçıplak... tereddütsüz kabul etti, elmacık kemiklerinin süslediği yüzünde naif bir gülümsemeyle haka dansı yapıyordu. vücudu ile yüzü farklı evrenlerde yaşayan iki varlık gibiydi, sigara yaktım ve keyifle onu izledim.
dansın sonlarına geldiğinde bana,
"beni arzulamıyor musun?" diye sordu.
"haydaa bre pehlivaaaan" diye bağırarak mutfağa koştum ve tezgahın üzerinde duran çakmağı kapıp geldim.
"ne yapacaksın? ne istiyorsun benden?" diye sorular yöneltiyordu. tek kelime dahi etmeden yüzünü tuttum. elmacık kemiklerine minik diller atıyordum, hafif tükürüklü elmacık kemiklerine soğuk üfleyerek o bölgeye bir nevi lokal anestezi uyguluyordum çünkü ondan etkileniyordum...
çakmağı aldım ve elmacık kemiklerini yakmaya başladım, acıdan şoka girmişti, göz bebekleri büyümüş, akan yaşlar çakmağın alevinde buharlaşıyordu. akmayan kanları gözlerine dolmuştu. 1 dakika boyunca elmacık kemiklerini çakmakla yaktım. çakmak çok ısındığı için elim yandı ve bıraktım kadını.
bir anda koltuğa uzandı ve tavana bakmaya başladı?
"neden bunu yaptın bana?"
"senden hoşlanıyorum."
"biliyorum ama... ama... seni herşeyinle seviyorum..."
işte kadınım, işte hayatımın çözümlemesi...
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
