bugün
- özelde fingirdeşen yazarlar14
- velvet36
- habire1233
- ben geldim kerkenezler13
- insanın kendini çok değerli zannetmesi11
- bir yazarı entrylerine göre yargılamak10
- bisiklet sürerken kızlık zarı yırtılan kız8
- basit bir hayat istemek9
- konfor alanına yapışıp kalmak6
- insanların hakkında en çok yanıldığı 5 burç12
- her gece yatmadan önceki son mastürbasyon6
- velvet geceleri napıyor sorunsalı9
- yeni parti13
- aklın fikrin sekse çalışması6
- bilgi içerikli başlık açmamanın sebepleri8
- seçilen karpuzun neden ben anlatsana demesi5
- kabataş olayı görüntüleri27
- istanbul un çok pahalı olması27
- mısır3
- yazarların özledikleri şeyler7
- kemalistlerle solcuların ayrılması gerekliliği13
- ülkücü müsünüz türkçü müsünüz ulusalcı mısınız8
- çekirgeleri kim gönderdi7
- kız arkadaşa alınabilecek hediyeler3
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı60
- endidufrenz2
- dem parti'nin ana muhalefet partisi olması7
- özgür özel'in chp de veda konuşması10
- insan sevmeyen insan5
- galatasaray ne zaman transfer yapacak11
- sabahlara kadar sexting yapmak3
- hangi manifest kızısın12
- okumak yerine erken yaşta çalışmanın faydası10
- g'i l d'e d l'i l y4
- en sevilmeyen ev işleri14
- escorta giden erkek3
- sözlük yazarlarının benzetildikleri ünlüler7
- her yazdığı artı oy alan yazar3
- nasreddinhoca4
- kürdüm5
- dişçiye gitmek3
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj8
- bilgi içerikli başlığa gerek yok4
- uludağ sözlüğe sürekli kondom reklamı verilmesi7
- muslettin amca6
- ne kadar salak olduğunuzu biliyor musunuz7
- kartlı işlem yapmayan esnaf8
- bisiklet sürerken götü deldirip ibne olan erkek3
- hiç sevgilisi olmamış insan3
- gönül almaya çalışan erkek11
"hooop düşeş" diyerek attı zarları.
4-3 geldiğinde ağlamaklı oldu, hemen sarıldım, yüreğime değdirdim nemli gözlerini.
"asla, asla bana karşı oyun oynarken öngörüde bulunmayacaksın." diyerek sağ direk indirdim sağ elmacık kemiğine. acı ve şaşkınlığı aynı anda yaşıyordu. yumurtadan yeni çıkmış yunus gibiydi, ürkek, çaresiz.
"neden?" diye sorduğunda gözlerinde cevabı aslında bildiğini gördüm. beni tanıyordu, evde oyun oynarken agresifleştiğimi, şiddete meyilli olduğumu, tecavüz, gasp ve hırsızlık sabıkalarım olduğunu biliyordu. ağzımı dahi açmadım. tavladan zarları aldım ve çalkalamaya başladım. bi anda ellerime kapandı.
"lütfen atma o zarları, buna dayanamam. kızacaksın biliyorum ama lütfen atma bu oyunu burada bırakalım."
prensiplerim vardı, başladığım işi yarım bırakmazdım ama onun kızarmış elmacık kemiği o kadar yalanası duruyorduki kıramadım. elmacık kemiklerini öpmeye başladım.
"işte bu işte bu... şşş, sakinleş, uslu çocuk, uslu çocuk" diyerek saçlarımı okşuyor arada da kulak mememle oynuyordu. duygusallık göstermek istemediğim bir yönüm olsa da kendime engel olamıyordum bu elmacık kemikleri çıkık kadın karşısında. ondan gerçekten hoşlandığım düşüncesi beni korkutuyor bir o kadar da keyif veriyordu tıpkı penaltıdan gol yiyeceğini bilen ama ya kaçırırsa ihtimalinden keyif alan taraftar gibiydim.
sessizce elmacık kemiklerinden geriye doğru çekildim. gözlerime hafif bir tebessümle bakıyordu. kendime hakim olamayıp bir de kafa attım, yere devrildi. bir kedi gibi hemen toparlanıp bana sarıldı,
"uslu çocukkk, uslu çocuk, hanisin? neredesin?? bul beniii?" diyerek beni sakinleştirmeye çalışıyordu. sıcak sudan soğuk suya girmiş taşak gibi kaskatı kesilmiştim. napacağımı bilmiyordum, siksem mi? dövsem mi? işkence mi yapsam? duygu yoğunlukları arasında benliğimden uzaklaştığımı hissettiğim anda ayağa fırladım.
tavlayı alıp üzerine çıkmasını ve bana haka dansı yapmasını istedim, çırılçıplak... tereddütsüz kabul etti, elmacık kemiklerinin süslediği yüzünde naif bir gülümsemeyle haka dansı yapıyordu. vücudu ile yüzü farklı evrenlerde yaşayan iki varlık gibiydi, sigara yaktım ve keyifle onu izledim.
dansın sonlarına geldiğinde bana,
"beni arzulamıyor musun?" diye sordu.
"haydaa bre pehlivaaaan" diye bağırarak mutfağa koştum ve tezgahın üzerinde duran çakmağı kapıp geldim.
"ne yapacaksın? ne istiyorsun benden?" diye sorular yöneltiyordu. tek kelime dahi etmeden yüzünü tuttum. elmacık kemiklerine minik diller atıyordum, hafif tükürüklü elmacık kemiklerine soğuk üfleyerek o bölgeye bir nevi lokal anestezi uyguluyordum çünkü ondan etkileniyordum...
çakmağı aldım ve elmacık kemiklerini yakmaya başladım, acıdan şoka girmişti, göz bebekleri büyümüş, akan yaşlar çakmağın alevinde buharlaşıyordu. akmayan kanları gözlerine dolmuştu. 1 dakika boyunca elmacık kemiklerini çakmakla yaktım. çakmak çok ısındığı için elim yandı ve bıraktım kadını.
bir anda koltuğa uzandı ve tavana bakmaya başladı?
"neden bunu yaptın bana?"
"senden hoşlanıyorum."
"biliyorum ama... ama... seni herşeyinle seviyorum..."
işte kadınım, işte hayatımın çözümlemesi...
4-3 geldiğinde ağlamaklı oldu, hemen sarıldım, yüreğime değdirdim nemli gözlerini.
"asla, asla bana karşı oyun oynarken öngörüde bulunmayacaksın." diyerek sağ direk indirdim sağ elmacık kemiğine. acı ve şaşkınlığı aynı anda yaşıyordu. yumurtadan yeni çıkmış yunus gibiydi, ürkek, çaresiz.
"neden?" diye sorduğunda gözlerinde cevabı aslında bildiğini gördüm. beni tanıyordu, evde oyun oynarken agresifleştiğimi, şiddete meyilli olduğumu, tecavüz, gasp ve hırsızlık sabıkalarım olduğunu biliyordu. ağzımı dahi açmadım. tavladan zarları aldım ve çalkalamaya başladım. bi anda ellerime kapandı.
"lütfen atma o zarları, buna dayanamam. kızacaksın biliyorum ama lütfen atma bu oyunu burada bırakalım."
prensiplerim vardı, başladığım işi yarım bırakmazdım ama onun kızarmış elmacık kemiği o kadar yalanası duruyorduki kıramadım. elmacık kemiklerini öpmeye başladım.
"işte bu işte bu... şşş, sakinleş, uslu çocuk, uslu çocuk" diyerek saçlarımı okşuyor arada da kulak mememle oynuyordu. duygusallık göstermek istemediğim bir yönüm olsa da kendime engel olamıyordum bu elmacık kemikleri çıkık kadın karşısında. ondan gerçekten hoşlandığım düşüncesi beni korkutuyor bir o kadar da keyif veriyordu tıpkı penaltıdan gol yiyeceğini bilen ama ya kaçırırsa ihtimalinden keyif alan taraftar gibiydim.
sessizce elmacık kemiklerinden geriye doğru çekildim. gözlerime hafif bir tebessümle bakıyordu. kendime hakim olamayıp bir de kafa attım, yere devrildi. bir kedi gibi hemen toparlanıp bana sarıldı,
"uslu çocukkk, uslu çocuk, hanisin? neredesin?? bul beniii?" diyerek beni sakinleştirmeye çalışıyordu. sıcak sudan soğuk suya girmiş taşak gibi kaskatı kesilmiştim. napacağımı bilmiyordum, siksem mi? dövsem mi? işkence mi yapsam? duygu yoğunlukları arasında benliğimden uzaklaştığımı hissettiğim anda ayağa fırladım.
tavlayı alıp üzerine çıkmasını ve bana haka dansı yapmasını istedim, çırılçıplak... tereddütsüz kabul etti, elmacık kemiklerinin süslediği yüzünde naif bir gülümsemeyle haka dansı yapıyordu. vücudu ile yüzü farklı evrenlerde yaşayan iki varlık gibiydi, sigara yaktım ve keyifle onu izledim.
dansın sonlarına geldiğinde bana,
"beni arzulamıyor musun?" diye sordu.
"haydaa bre pehlivaaaan" diye bağırarak mutfağa koştum ve tezgahın üzerinde duran çakmağı kapıp geldim.
"ne yapacaksın? ne istiyorsun benden?" diye sorular yöneltiyordu. tek kelime dahi etmeden yüzünü tuttum. elmacık kemiklerine minik diller atıyordum, hafif tükürüklü elmacık kemiklerine soğuk üfleyerek o bölgeye bir nevi lokal anestezi uyguluyordum çünkü ondan etkileniyordum...
çakmağı aldım ve elmacık kemiklerini yakmaya başladım, acıdan şoka girmişti, göz bebekleri büyümüş, akan yaşlar çakmağın alevinde buharlaşıyordu. akmayan kanları gözlerine dolmuştu. 1 dakika boyunca elmacık kemiklerini çakmakla yaktım. çakmak çok ısındığı için elim yandı ve bıraktım kadını.
bir anda koltuğa uzandı ve tavana bakmaya başladı?
"neden bunu yaptın bana?"
"senden hoşlanıyorum."
"biliyorum ama... ama... seni herşeyinle seviyorum..."
işte kadınım, işte hayatımın çözümlemesi...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar