bugün
- fransızcadan türkçeye geçmiş kelimeler4
- kadir inanır'ın kürt olması3
- arzu edilene ulaşıldığında anlam ifade etmemesi4
- neşemizi öldürdüler3
- gianni infantino2
- hayata tutunamamak2
- kadınların piç erkek tercihi17
- dinozorların gerçekten yaşadığını sanan cahiller10
- 7 temmuz 2026 dünya kupası maçları2
- günün şiiri22
- en çok hoşa giden doğa olayı11
- lahmacunu elle yiyen kız2
- günün sözü2
- sözlüğün karizmatik şairi2
- karı kıza para yedirir misiniz17
- diamond bosphorus17
- elle yiyip şişeden içenler4
- besle kargayı5
- izmir'de başörtülü kadını sahilden kovan seküler21
- 20672
- kurtuluş savaşı'nın müfredattan kaldırılması26
- osururken götten alev çıkması12
- bir kadınla bir erkeğin yakın arkadaş olması13
- imamoğlu'nun 1 günde 3 davaya girmesi20
- uzun yol araba yolculuğunu çekilir yapacak şey14
- erkeklerin zayıf kız sevdiğini sanmak4
- bıcır bıcır sözlük kızı vs maymun sözlük erkeği12
- evlenilmeyecek kız tipi11
- 6 temmuz 2026 portekiz ispanya maçı12
- ragnar rockefeller38
- yön duygusuna sahip olmamak10
- aşure getiren yakışıklı kaslı komşu10
- şişman kızların çok neşeli olması5
- zihni göktay13
- sersem herif11
- seksli rüyalar görmek5
- iyi erkeklerin nerede olduğu sorunsalı7
- hoşlanılan kızın evlilik düşünmüyorum demesi9
- telefonun aşırı ısınması7
- otobüste yere oturan kızlara bağıran adam10
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları28
- togg limuzin7
- bir kadın size hakaret ediyorsa7
- türk ekonimisi harika5
- bir kadını kaybetmenin en kısa yolu2
- femboy erkeklere yürüyen dayılar5
- yeni yazarlara öneriler10
- güzel kızların barzolarla takılması4
- ilk buluşmada kızı lahmacuncuya götüren erkek9
- internetten kız düşürmenin kolaylaşması5
18...
rüstünü ispatlama yasi...
ehliyet alabilecegim, oy kullanabilecegim, artik attigim her imzadan sorumluyum...
bir de sen gireceksin hayatima anneanne... aslinda hep oralarda bir yerlerde olsan da, farkli ülkelerde olmak etkileyecek bizim iliskimizi farkinda bile olmasak da ikimiz. yillarca yaz tatillerinde gördügüm bir siluetten ibaretken, senin yanina, senin kollarina yollayacak annem beni hic bir seyimin olmadigi bir ülkeye, gelecegi daha iyi görebilmem adina.
baslangicta tutuk tutuk benim adimlarim, tanimiyorum ki seni adam gibi, nereden bilebilirim ki yaninda ne kadar konusmam, ne kadar susmam gerektigini... yavas yavas ortama alisma cabalari, büyükbabadan isitilen ve ardi arkasi kesilmeyen azarlar sonucunda ilk resti cekmem bir kac hafta sonra;
"Ben yurda cikmayi düsünüyorum anneanne." o cekik, kahverengi gözlerini, annemin gözlerinin aynisini, kocaman acman ve titreyen bir sesle;
"Olmaz kizim öyle sey, burasi senin evin."
"Eksik olma da, büyükbabam pek hoslanmiyor benim burada kalmamdan sanirim."
"Sen bakma ona. Dedikleri bir kulagindan girsin, birinden ciksin."
ilk kez yanliz olmadigini hissetmek, yavas yavas güven duymaya karar vermek. birisi daha seninle ayni seyleri yasiyor su anda, annenin görüntü olarak aynisi olan biri, sadece uzun saclari beyazlasmis o kadar... kimsenin olmadigi gecelerde o birisinin sahip cikmasi sana...
zamanla tam anlamiyla güvenmek, dertlesmek karsina alip, o kadar uzakliktan annene asla anlatamayacagin seyleri. gözyaslarinin birbirine karismasi yasanan hüzünlerde, en karanlik korkularini, en hüzünlü anilarini dinlemek onun ve teselli sözcükleri mirildanmak dizinde yatarken.
"Sen tam doktor olacak kizdin ama." diye sitemlerini dinlemek, hasta yataginda doktorlarla konusup ona cevirirken söylediklerini. kimsenin olmadigi gecelerde sahip cikmak ona, herkes isinden gücünden zaman bulamiyorken ziyaret etmeye dahi, sabah aksam basini beklemek, yillardir kullanmadigin icin unuttugun dua sözcüklerini mirildanirken...
isin ciddiye binmesi, annemin atlayip gelmesi binlerce kilometre uzaktan.
"Benden daha mutlusu var mi su dünyada? Tüm cocuklarim yanimda." diye kücücük cocuklar gibi sevinmen senin hasta yataginda, annemin elini hic birakmamak istercesine tutarken.
"Sen daha gitmedin mi eve?"
"Yok birakamadim seni, biraz daha kalayim dedim." son konusma bu olur pazar günü, bembeyaz hastane odasinda.
"Hadi hadi, git artik. Yarin yine gelirsin." resmen kovalarsin beni kapidan disari.
"Iyiyim ben, bir seyim yok..." o kadar inanmak istersiniz ki su cümleye, o kadar hazirsinizdir ki her seyinizi vermeye, gercek olmasi icin...
rüstünü ispatlama yasi...
ehliyet alabilecegim, oy kullanabilecegim, artik attigim her imzadan sorumluyum...
bir de sen gireceksin hayatima anneanne... aslinda hep oralarda bir yerlerde olsan da, farkli ülkelerde olmak etkileyecek bizim iliskimizi farkinda bile olmasak da ikimiz. yillarca yaz tatillerinde gördügüm bir siluetten ibaretken, senin yanina, senin kollarina yollayacak annem beni hic bir seyimin olmadigi bir ülkeye, gelecegi daha iyi görebilmem adina.
baslangicta tutuk tutuk benim adimlarim, tanimiyorum ki seni adam gibi, nereden bilebilirim ki yaninda ne kadar konusmam, ne kadar susmam gerektigini... yavas yavas ortama alisma cabalari, büyükbabadan isitilen ve ardi arkasi kesilmeyen azarlar sonucunda ilk resti cekmem bir kac hafta sonra;
"Ben yurda cikmayi düsünüyorum anneanne." o cekik, kahverengi gözlerini, annemin gözlerinin aynisini, kocaman acman ve titreyen bir sesle;
"Olmaz kizim öyle sey, burasi senin evin."
"Eksik olma da, büyükbabam pek hoslanmiyor benim burada kalmamdan sanirim."
"Sen bakma ona. Dedikleri bir kulagindan girsin, birinden ciksin."
ilk kez yanliz olmadigini hissetmek, yavas yavas güven duymaya karar vermek. birisi daha seninle ayni seyleri yasiyor su anda, annenin görüntü olarak aynisi olan biri, sadece uzun saclari beyazlasmis o kadar... kimsenin olmadigi gecelerde o birisinin sahip cikmasi sana...
zamanla tam anlamiyla güvenmek, dertlesmek karsina alip, o kadar uzakliktan annene asla anlatamayacagin seyleri. gözyaslarinin birbirine karismasi yasanan hüzünlerde, en karanlik korkularini, en hüzünlü anilarini dinlemek onun ve teselli sözcükleri mirildanmak dizinde yatarken.
"Sen tam doktor olacak kizdin ama." diye sitemlerini dinlemek, hasta yataginda doktorlarla konusup ona cevirirken söylediklerini. kimsenin olmadigi gecelerde sahip cikmak ona, herkes isinden gücünden zaman bulamiyorken ziyaret etmeye dahi, sabah aksam basini beklemek, yillardir kullanmadigin icin unuttugun dua sözcüklerini mirildanirken...
isin ciddiye binmesi, annemin atlayip gelmesi binlerce kilometre uzaktan.
"Benden daha mutlusu var mi su dünyada? Tüm cocuklarim yanimda." diye kücücük cocuklar gibi sevinmen senin hasta yataginda, annemin elini hic birakmamak istercesine tutarken.
"Sen daha gitmedin mi eve?"
"Yok birakamadim seni, biraz daha kalayim dedim." son konusma bu olur pazar günü, bembeyaz hastane odasinda.
"Hadi hadi, git artik. Yarin yine gelirsin." resmen kovalarsin beni kapidan disari.
"Iyiyim ben, bir seyim yok..." o kadar inanmak istersiniz ki su cümleye, o kadar hazirsinizdir ki her seyinizi vermeye, gercek olmasi icin...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar