bugün
- kadın olmanın avantajları13
- kadın sürücü görünce yapılması gerekenler8
- askerde 200 metre atışı yapmak11
- türkiye'ye geldim9
- bir bayan yazarın erkek yazarla kavga etmesi10
- kadıköy solcusu4
- sarhoşken yapılmış en aptalca şey6
- trans kadın çekiciliği5
- nervio20
- her şeyi açıklayan en kısa cümle6
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı2
- geceye bir şarkı bırak4
- dem'in bize elektriği parayla satamazsınız demesi19
- her kıza yazan erkek3
- kedi sidiği kokmak5
- kurtar bizi müsavat16
- tekne turu yapmak2
- frankyfourfingers2
- alevi kızların alev alev yanması13
- 15 ağustos 2026 gençlerbirliği fenerbahçe maçı3
- kadınları anlamak3
- sözlükte kafa açıcı başlık olmaması9
- sevişirken mastürbasyon yaptığını hayal etmek2
- aleksey batrakov5
- kızlar çaylak olunca nickaltında ağıt yakan tipler9
- 30 yaşından sonra aşık olmanın imkansız olması2
- mehdi türkiye de3
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorumspor maçı25
- zayıflama çayına inanan insan2
- şişman insanlardan tiksinmek2
- ben uyuyacağım sözlük2
- engelli kızı kaçırıp 4 kişinin istismar etmesi10
- tanrı vs şeytan3
- mabel matiz3
- karıncayiyen beslemek2
- ellerim bos gonlum hos10
- marmara üniversitesi göztepe kampüsü3
- devran dönecek8
- johnny depp olmak isterken kral abdullah olmak2
- hiç olmayacak bir insana aşık olmak4
- wilfried singo3
- çü be3
- sevgilinizin vajinasını yalar mısınız7
- güç zehirlenmesi yaşamamak için yapılması gereken7
- ahmet baran yazgan10
- sanatsepeti2
- kolonya kültürünün yok olması2
- neden tüm iyi fikirler tuvallette akla gelir4
- korkusuz korkak filmindeki herif3
- aptallara tahammül edememek2
tanım: parayla geldiği sanılan, ehil ellerde olmadığı vakit ele yüze bulaştırılması, değerinin bilinmemesi muhtemel kıdem.
insanın sahip olduğu en ufak bir şeyin bile bir zenginlik olduğunun farkına varması ise çok zor. çok çok zor. her gün onu kullanmaya, onunla yaşamaya o kadar alışmışız ki, o yok olmadan değerini anlamıyoruz. eğer şanslıysak da karşımıza onun olmadığı bir insan geçiyor, ve ağzımıza sıçıp bırakıyor.
--kişisel bilgi anı yaşanmışlık içerir--
yeni girilen iş yerinde, fazla dikkat çekmemek için konuşulmaz pek. arada bir sıcak kanlı insanlar çıkarsa, o bozar sessizliği. bu da öyle bir ders oldu bana. herkes işine bakarken, genç biri adımı soyadımı sormadan, direkt okuyup okumadığımı sordu. okuyorum abi dedim tabii. adam sanki küfür etmişim gibi kafasını çevirip işine devam etti. vakit ilerledikçe ve insanlar sıkılmaya başladıkça, muhabbet de kaçınılmaz hale gelince, mecburen konuşmaya başladık ve mevzu çocuğun bir ay içerisinde askere gideceğine geldi. "liseyi bitiricektim, iki sene kalınca babam izin vermedi, iki senedir burdayım işte. çok istiyodum okumayı. fakat geçti artık bizden, baksana iki gün sonra askeriz heheeeh". üniversitede okuyor olduğumu söylediğime pişman olduğumu farketmeme sebep olan kısım burasıydı. biz vizeden sınavdan dert yanarken, ulan nerden geldim şu okula, ne işim var benim okulda dediğimiz zamanlar da olmuşken, adam okuyamamıştı. belki kafası çalışmıyordu, belki babası baskı yapmıştı, fakat okumak istemişti, okuyamamasına rağmen hala istiyordu, hala gözleri parlıyordu. elde olan her şeyi zenginlik bilirse mutluluğa bir adım daha yaklaşır insan, çünkü bir 'şey'e değerini o 'şey'in sahibinden başkası veremezmiş, bu gün bunu anladım ben.
o saatten sonra da hem orucun etkisiyle, hem de bu olayın bende bıraktığı iz sebebiyle doğru düzgün çalışamadım da zaten. keşke okuyabilseydin be abi.
--kişisel bilgi anı yaşanmışlık içerir--
insanın sahip olduğu en ufak bir şeyin bile bir zenginlik olduğunun farkına varması ise çok zor. çok çok zor. her gün onu kullanmaya, onunla yaşamaya o kadar alışmışız ki, o yok olmadan değerini anlamıyoruz. eğer şanslıysak da karşımıza onun olmadığı bir insan geçiyor, ve ağzımıza sıçıp bırakıyor.
--kişisel bilgi anı yaşanmışlık içerir--
yeni girilen iş yerinde, fazla dikkat çekmemek için konuşulmaz pek. arada bir sıcak kanlı insanlar çıkarsa, o bozar sessizliği. bu da öyle bir ders oldu bana. herkes işine bakarken, genç biri adımı soyadımı sormadan, direkt okuyup okumadığımı sordu. okuyorum abi dedim tabii. adam sanki küfür etmişim gibi kafasını çevirip işine devam etti. vakit ilerledikçe ve insanlar sıkılmaya başladıkça, muhabbet de kaçınılmaz hale gelince, mecburen konuşmaya başladık ve mevzu çocuğun bir ay içerisinde askere gideceğine geldi. "liseyi bitiricektim, iki sene kalınca babam izin vermedi, iki senedir burdayım işte. çok istiyodum okumayı. fakat geçti artık bizden, baksana iki gün sonra askeriz heheeeh". üniversitede okuyor olduğumu söylediğime pişman olduğumu farketmeme sebep olan kısım burasıydı. biz vizeden sınavdan dert yanarken, ulan nerden geldim şu okula, ne işim var benim okulda dediğimiz zamanlar da olmuşken, adam okuyamamıştı. belki kafası çalışmıyordu, belki babası baskı yapmıştı, fakat okumak istemişti, okuyamamasına rağmen hala istiyordu, hala gözleri parlıyordu. elde olan her şeyi zenginlik bilirse mutluluğa bir adım daha yaklaşır insan, çünkü bir 'şey'e değerini o 'şey'in sahibinden başkası veremezmiş, bu gün bunu anladım ben.
o saatten sonra da hem orucun etkisiyle, hem de bu olayın bende bıraktığı iz sebebiyle doğru düzgün çalışamadım da zaten. keşke okuyabilseydin be abi.
--kişisel bilgi anı yaşanmışlık içerir--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar