bugün
- sözlük yazarlarının tatlıları14
- türk mutfağının en uyduruk kaydırık yemeği8
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın26
- yorgun mermi19
- tavuk sevmemek3
- laptop4
- insan doğru olanı seçerek mutlu olabilir mi2
- yeni zelanda ya gitmek5
- sürekli dizi6
- bikbik hanfendi2
- etek giyen erkek11
- kadınlar neden kötü araba kullanır sorunsalı12
- galatasaray neden transfer yapamıyor16
- her şey ölümümle başlamıştı2
- ciddi ciddi başı açık kızla evlenmek4
- sakallı aşçı2
- yecüc ile mecüc3
- tahta kavede sütlü nescafe söylemek2
- namaz4
- hangi manifest kızısın3
- sözlük yazarlarını evlendirmek12
- bir daha doğmayacak olmak2
- sudekiray silik yesin kampanyası3
- hakiki şeyh ve sahte şeyh3
- lionel messi4
- sarışın erkek karizması2
- kara lahana2
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları12
- meltem mi daha güzel gönül mü sorunsalı5
- yemek yapmayı bilmeyen kadın8
- varoşların sevdaları gerçek olur çıkarsız5
- devalüasyon yakın mı9
- şeyhine badeletince cennete gideceğini sanan çomar2
- kadınların erkeklerde çok fazla kriter araması8
- günlük tutan erkek9
- sevgilisinin regl gunlerini hesaplayan erkek8
- mekke anlaşması7
- neden eksi aldığını anlamamak4
- eskorta aşık olmak4
- seka2
- filtreli fotoğraf paylaşan erkek8
- efesle tuborgu karıştırıp içmek8
- kotor6
- sunset riders2
- kadınların erkekleşmesi4
- yeni parti5
- yavrum diye hitap eden erkek7
- kadınlar mı döver erkekler mi4
- mesajlara hızlı cevap vermek9
- manuel vites araba kullanan kadın4
geçirdiğin senin için anlamlı olan bir günün anatomisidir.
Oturuyorum işte; kanepede, bilgisayar masasında, televizyon karşısında, yemek masasında... Oturuyorum, yıllar oldu, bu kentte. Kafelerde, lokantalarda, parklarda oturuyorum. Sonra mayıs akşamları deniz kıyısında, balkonda semaver başında, misafirlikte, annemlerde...
Yazı başına oturduğumda başlıyor sıkıntı. Neden, kimden bahsetmeli?
Keyifle çayımı içerken açılıyor masamda harita, varla yok arası insanların yaşayıp yaşamadığının belirsizliğiyle çizilmiş bi coğrafyaya damlıyor tavşan kanı çayım. Haritada bir çocuğun gülüşü yok uykusunda, ölüm meleğinin güldürdüğü... Çayım soğurken afrikayı havalandırıp katlıyor rüzgar, orta doğuya. Buz gibi çayımı içiyorum, uygarlığın uğuşturduğu kıllarımı kıpırdatamadan oturuyorum cehdin içinde.
Sonra oturuyorum çay sohbetlerinde, kızımın oyuncak evinde; en çok güneşi düşünerek karanlık gecelerde.
Bir sıkıntı bakar sağ omzumun üstünden. Ayıplar gibi sıkar kalbimi "Kalk ve yorul!" dercesine. Ben her gün böyle iş masasında, bilgisayar başında oturuyorum. Seccadem ayaklarımın altında, oturuyorum sonra; bunca günah sırtıma abanırken, Ya Rab, nasıl da yorgunum.
Oturuyorum işte; kanepede, bilgisayar masasında, televizyon karşısında, yemek masasında... Oturuyorum, yıllar oldu, bu kentte. Kafelerde, lokantalarda, parklarda oturuyorum. Sonra mayıs akşamları deniz kıyısında, balkonda semaver başında, misafirlikte, annemlerde...
Yazı başına oturduğumda başlıyor sıkıntı. Neden, kimden bahsetmeli?
Keyifle çayımı içerken açılıyor masamda harita, varla yok arası insanların yaşayıp yaşamadığının belirsizliğiyle çizilmiş bi coğrafyaya damlıyor tavşan kanı çayım. Haritada bir çocuğun gülüşü yok uykusunda, ölüm meleğinin güldürdüğü... Çayım soğurken afrikayı havalandırıp katlıyor rüzgar, orta doğuya. Buz gibi çayımı içiyorum, uygarlığın uğuşturduğu kıllarımı kıpırdatamadan oturuyorum cehdin içinde.
Sonra oturuyorum çay sohbetlerinde, kızımın oyuncak evinde; en çok güneşi düşünerek karanlık gecelerde.
Bir sıkıntı bakar sağ omzumun üstünden. Ayıplar gibi sıkar kalbimi "Kalk ve yorul!" dercesine. Ben her gün böyle iş masasında, bilgisayar başında oturuyorum. Seccadem ayaklarımın altında, oturuyorum sonra; bunca günah sırtıma abanırken, Ya Rab, nasıl da yorgunum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar