bugün
- mekke anlaşması13
- kaç ayda bir banyo oluyorsunuz16
- halk başkanlık sistemini istiyor2
- bana gel film izleriz diyen erkek15
- arkadaşlar nasılsınız11
- iyi parti'nin çerçeve yasaya muhalefet şerhi2
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi18
- sigaranın yanına çay kahve dışında alternatifler7
- sözlük yazarlarına bir şey söyle8
- yakışıklı erkeklerin sürekli çaylak olması13
- mamut avlayıp ev geçindiren efsanevi nesil6
- türkiye'ye en uygun yönetim şekli islami komünizm3
- gece yolda yürürken çöpten fırlayan adam5
- cansever18
- simko317
- gratisin içini merak etmek5
- sözlük yazarlarının 1999 yılından beklentileri5
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- açlık krizi nasıl bastırılır8
- kendine bir soru sor5
- futbol24
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları15
- insan sevmemek6
- bir erkeğe en çok yakışan şey4
- arkadaşlar önce soğan mı kavrulur yoksa biber mi4
- sözlüğün kırbacı5
- anın görüntüsü10
- hewal ebo9
- kendini atatürk ten akıllı sanan ergen türkçü7
- kavalali mehmet ali pasa3
- sarapci koala7
- günlük tutan erkek13
- tavuk pilav4
- victor osimhen9
- kafamın içindeki sesler4
- ümit özdağ6
- komik biri olmak2
- yeni parti pkk için imza atarsa nah oy alır3
- kürtler 13 000 yıldır anadoluda yaşıyor4
- pazar günü evde oturan insan4
- tai lung16
- pkklı anaları3
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması16
- bir sözlük kızını yatağa atmak2
- ders çalışmanın bazen iyi hissettirmesi2
- kadınlar denizi3
- sözlükte kavga oluyor hissi5
- seküler milliyetçliğin en büyük tehlike olması5
- ip atlayan erkek2
- nick vermeden bir yazara seslen3
Başyapıt mı? değil, taşyapıt mı? Nayır. Kötü bir film mi? Entel mastürbasyonu mu? Nayır.
Haddinden fazla imgeci, simgeci ve bilgeci olmasına rağmen kâfi miktarda cesur, deneysel ve sorgulayan bir film diye düşünüyorum. ilk yarıdaki olay örgüsü ne kadar reelse ve takip etme merakı uyandırıyorsa ikinci yarısı da bir o kadar sürreel ve olaylar birbirinden kopuk. sonuç: Huzursuz etmeyi amaçladıysa sayın erdem, bravo başardı. Öte yandan Wrangler'in, çok da beğendiğim, sansasyonel bir reklam kampanyası vardı: we are animals. Kosmos'un anlattığı şeylerden biri de bu: hepimiz hayvanız aslında. Battal ve neptün'ün Tarzan ve jane misali, yer yer uluyan kurtlar gibi, yer yer kuşlar gibi iletişmesinden anlıyoruz bunu. Özellikle belediye binasındaki sahne; enfes... tarkovski'nin andrei rublev'indeki yuvarlanan at sahnesi benzeri, aralara serpiştirilen ağır çekim at, kaz, kuş vb. hayvan görüntüleri ile ana karakterler arasında bir ilişki kurdurmasından anlıyoruz. Çalışmanın gereksiz olduğunu ve sadece aşk istediğini haykıran battal'ın ağaçlara tırmanması, atalarından yadigar ilkel dürtülerini kimi zaman ortaya çıkarması da cabası. Keşke gerek sinemada gerek edebiyatta daha fazla donanımım olsaydı da, vay efendim üstad erdem, şu sahnede freud'a selam çaktı, vay efendim aslında bu bir kuramsal sinema tarihi özetiydi falan gibi alengirli sularda mavralar kesseydim. Reha erdem'in, (ve benzeri sinema anlayışına sahip yönetmenlerin) "kaosa mütevazı bir katkısı" da bu galiba. madem bir imge deryası, yüz yüzebildiğin kadar... yorumla yorumlayabildiğince... dal derinlere dalabildiğin kadar... ya da yüz sığ sularda yüzebildiğin kadar ama iyi bir tiyatrocu ol, tabi yerlerse. toparlarsak, yakalayamadığım bir sürü yer, teslim alamadığım birçok gönderme vardır, eminim. Bunları gerçek manada kavrayabilmek, anlayabilmek isterim. Derin sinemanın güzel yanı da bu, daha iyi yorumlayabilmek için daha fazla bilmek gerektiğini insana hatırlatması.
Son sözüm de sana Yeşilçam Sineması... Feriye, Alkazar ve Emek gibi olmasın sonun, aman gözünü seveyim, kapanma sakın! Gönlümüzdesin. Ama bir klima, bilemedin vantilatör hiç bilemedin birer yelpaze filan koysan salona daha bir severiz seni, daha bir sayarız. Eridik lan!
Haddinden fazla imgeci, simgeci ve bilgeci olmasına rağmen kâfi miktarda cesur, deneysel ve sorgulayan bir film diye düşünüyorum. ilk yarıdaki olay örgüsü ne kadar reelse ve takip etme merakı uyandırıyorsa ikinci yarısı da bir o kadar sürreel ve olaylar birbirinden kopuk. sonuç: Huzursuz etmeyi amaçladıysa sayın erdem, bravo başardı. Öte yandan Wrangler'in, çok da beğendiğim, sansasyonel bir reklam kampanyası vardı: we are animals. Kosmos'un anlattığı şeylerden biri de bu: hepimiz hayvanız aslında. Battal ve neptün'ün Tarzan ve jane misali, yer yer uluyan kurtlar gibi, yer yer kuşlar gibi iletişmesinden anlıyoruz bunu. Özellikle belediye binasındaki sahne; enfes... tarkovski'nin andrei rublev'indeki yuvarlanan at sahnesi benzeri, aralara serpiştirilen ağır çekim at, kaz, kuş vb. hayvan görüntüleri ile ana karakterler arasında bir ilişki kurdurmasından anlıyoruz. Çalışmanın gereksiz olduğunu ve sadece aşk istediğini haykıran battal'ın ağaçlara tırmanması, atalarından yadigar ilkel dürtülerini kimi zaman ortaya çıkarması da cabası. Keşke gerek sinemada gerek edebiyatta daha fazla donanımım olsaydı da, vay efendim üstad erdem, şu sahnede freud'a selam çaktı, vay efendim aslında bu bir kuramsal sinema tarihi özetiydi falan gibi alengirli sularda mavralar kesseydim. Reha erdem'in, (ve benzeri sinema anlayışına sahip yönetmenlerin) "kaosa mütevazı bir katkısı" da bu galiba. madem bir imge deryası, yüz yüzebildiğin kadar... yorumla yorumlayabildiğince... dal derinlere dalabildiğin kadar... ya da yüz sığ sularda yüzebildiğin kadar ama iyi bir tiyatrocu ol, tabi yerlerse. toparlarsak, yakalayamadığım bir sürü yer, teslim alamadığım birçok gönderme vardır, eminim. Bunları gerçek manada kavrayabilmek, anlayabilmek isterim. Derin sinemanın güzel yanı da bu, daha iyi yorumlayabilmek için daha fazla bilmek gerektiğini insana hatırlatması.
Son sözüm de sana Yeşilçam Sineması... Feriye, Alkazar ve Emek gibi olmasın sonun, aman gözünü seveyim, kapanma sakın! Gönlümüzdesin. Ama bir klima, bilemedin vantilatör hiç bilemedin birer yelpaze filan koysan salona daha bir severiz seni, daha bir sayarız. Eridik lan!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar