bugün
- cedidacer'in fenerbahçeli bir ezik olması19
- bir insana yapılabilecek en büyük kötülük17
- erkek regline isim önerileri4
- yaz aylarında bol bol kadın ayağı görmek5
- 6'ncı nesil uçakta dünyada söz sahibi olmamız9
- annesizlik7
- yeşil gözlü bir kıza aşık olmak5
- macbook edinme sebepleri3
- tasavvuf3
- ciddi ciddi maymundan geldiğine inanmak6
- potamya da doğmuş türk lider2
- seküler kız muhafazakar erkek birlikteliği7
- gençler iş beğenmiyor diyen genç patron7
- chp tabanında kılıçdaroğlu'na destek yüzde 794
- bursa'da evden 20 ton çöp çıkarılması2
- müze gezmek3
- kısa şort giyen şişman kız2
- altının düşüşü6
- byd nin türkiye ye yapacagi yatirimdan vazgeçmesi6
- chp'nin hali ne olacak34
- ellerim bos gonlum hos5
- selahattin demirtaş vs recep tayyip erdoğan3
- fatoş pınar türker'in sözlükte konuşulmaması2
- yalnızlık7
- eğitimsiz cahillerin okul okumayı aşağılaması5
- teslimiyet3
- sözlük kadınlarının bugünkü kombini17
- 25 yıllık akp iktidarından çıkarılacak ders2
- türk erkeği azerbaycan kızı evliliği2
- gül gibi uyuyan yılanı uyandırdın2
- türk kızlarının sekste başarısız olması5
- fatoş pınar türker2
- edirneli kız isimleri4
- hindistan ordusu2
- suavi3
- türkiye de protestonun lafta kalması4
- kalbe dokunan sözler2
- fakir ve cahilken doğurmak4
- kötü hissedildiğinde rahatlamak için yapılan şey6
- bir kıza çok aşık olmak2
- duşa giriyorum diyen erkeğin asıl amacı2
- iran'ın bahreyn'deki abd donanmasını vurması4
- afişe olmak2
- başarılı sigara bırakma teknikleri11
- kalp kırıklığı3
- ilgi manyağı olmak6
- yeni tanışılan birine nerelisin diye sormak4
- bop tıkır tıkır işliyor2
- bir kadını sarhoş edip onunla birlikte olan erkek18
- türk dizileri3
Başyapıt mı? değil, taşyapıt mı? Nayır. Kötü bir film mi? Entel mastürbasyonu mu? Nayır.
Haddinden fazla imgeci, simgeci ve bilgeci olmasına rağmen kâfi miktarda cesur, deneysel ve sorgulayan bir film diye düşünüyorum. ilk yarıdaki olay örgüsü ne kadar reelse ve takip etme merakı uyandırıyorsa ikinci yarısı da bir o kadar sürreel ve olaylar birbirinden kopuk. sonuç: Huzursuz etmeyi amaçladıysa sayın erdem, bravo başardı. Öte yandan Wrangler'in, çok da beğendiğim, sansasyonel bir reklam kampanyası vardı: we are animals. Kosmos'un anlattığı şeylerden biri de bu: hepimiz hayvanız aslında. Battal ve neptün'ün Tarzan ve jane misali, yer yer uluyan kurtlar gibi, yer yer kuşlar gibi iletişmesinden anlıyoruz bunu. Özellikle belediye binasındaki sahne; enfes... tarkovski'nin andrei rublev'indeki yuvarlanan at sahnesi benzeri, aralara serpiştirilen ağır çekim at, kaz, kuş vb. hayvan görüntüleri ile ana karakterler arasında bir ilişki kurdurmasından anlıyoruz. Çalışmanın gereksiz olduğunu ve sadece aşk istediğini haykıran battal'ın ağaçlara tırmanması, atalarından yadigar ilkel dürtülerini kimi zaman ortaya çıkarması da cabası. Keşke gerek sinemada gerek edebiyatta daha fazla donanımım olsaydı da, vay efendim üstad erdem, şu sahnede freud'a selam çaktı, vay efendim aslında bu bir kuramsal sinema tarihi özetiydi falan gibi alengirli sularda mavralar kesseydim. Reha erdem'in, (ve benzeri sinema anlayışına sahip yönetmenlerin) "kaosa mütevazı bir katkısı" da bu galiba. madem bir imge deryası, yüz yüzebildiğin kadar... yorumla yorumlayabildiğince... dal derinlere dalabildiğin kadar... ya da yüz sığ sularda yüzebildiğin kadar ama iyi bir tiyatrocu ol, tabi yerlerse. toparlarsak, yakalayamadığım bir sürü yer, teslim alamadığım birçok gönderme vardır, eminim. Bunları gerçek manada kavrayabilmek, anlayabilmek isterim. Derin sinemanın güzel yanı da bu, daha iyi yorumlayabilmek için daha fazla bilmek gerektiğini insana hatırlatması.
Son sözüm de sana Yeşilçam Sineması... Feriye, Alkazar ve Emek gibi olmasın sonun, aman gözünü seveyim, kapanma sakın! Gönlümüzdesin. Ama bir klima, bilemedin vantilatör hiç bilemedin birer yelpaze filan koysan salona daha bir severiz seni, daha bir sayarız. Eridik lan!
Haddinden fazla imgeci, simgeci ve bilgeci olmasına rağmen kâfi miktarda cesur, deneysel ve sorgulayan bir film diye düşünüyorum. ilk yarıdaki olay örgüsü ne kadar reelse ve takip etme merakı uyandırıyorsa ikinci yarısı da bir o kadar sürreel ve olaylar birbirinden kopuk. sonuç: Huzursuz etmeyi amaçladıysa sayın erdem, bravo başardı. Öte yandan Wrangler'in, çok da beğendiğim, sansasyonel bir reklam kampanyası vardı: we are animals. Kosmos'un anlattığı şeylerden biri de bu: hepimiz hayvanız aslında. Battal ve neptün'ün Tarzan ve jane misali, yer yer uluyan kurtlar gibi, yer yer kuşlar gibi iletişmesinden anlıyoruz bunu. Özellikle belediye binasındaki sahne; enfes... tarkovski'nin andrei rublev'indeki yuvarlanan at sahnesi benzeri, aralara serpiştirilen ağır çekim at, kaz, kuş vb. hayvan görüntüleri ile ana karakterler arasında bir ilişki kurdurmasından anlıyoruz. Çalışmanın gereksiz olduğunu ve sadece aşk istediğini haykıran battal'ın ağaçlara tırmanması, atalarından yadigar ilkel dürtülerini kimi zaman ortaya çıkarması da cabası. Keşke gerek sinemada gerek edebiyatta daha fazla donanımım olsaydı da, vay efendim üstad erdem, şu sahnede freud'a selam çaktı, vay efendim aslında bu bir kuramsal sinema tarihi özetiydi falan gibi alengirli sularda mavralar kesseydim. Reha erdem'in, (ve benzeri sinema anlayışına sahip yönetmenlerin) "kaosa mütevazı bir katkısı" da bu galiba. madem bir imge deryası, yüz yüzebildiğin kadar... yorumla yorumlayabildiğince... dal derinlere dalabildiğin kadar... ya da yüz sığ sularda yüzebildiğin kadar ama iyi bir tiyatrocu ol, tabi yerlerse. toparlarsak, yakalayamadığım bir sürü yer, teslim alamadığım birçok gönderme vardır, eminim. Bunları gerçek manada kavrayabilmek, anlayabilmek isterim. Derin sinemanın güzel yanı da bu, daha iyi yorumlayabilmek için daha fazla bilmek gerektiğini insana hatırlatması.
Son sözüm de sana Yeşilçam Sineması... Feriye, Alkazar ve Emek gibi olmasın sonun, aman gözünü seveyim, kapanma sakın! Gönlümüzdesin. Ama bir klima, bilemedin vantilatör hiç bilemedin birer yelpaze filan koysan salona daha bir severiz seni, daha bir sayarız. Eridik lan!
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
