bugün
- gulmekicinyaratilmis7
- pahalıyı dayanıklı sanmak5
- aşk acısı çekiyorum sözlük13
- hükümet değişse ülke düzelir mi4
- çocukların sürekli abur cubur istemesi4
- dublajı orjinalinden daha iyi olan izlenceler5
- güzel kızların her zaman haklı olması3
- hamburgerin çok abartılması2
- erdogan'a yarayacak diye mizmızlanmak4
- aşkını bir sır gibi senelerce saklamak3
- büyünce sürekli çikolata yiyeceğim fikri2
- masak'ın ahbap bağışlarını incelemesi4
- sokakta 1 lira isteyen emo2
- çerçeve yasa8
- macar pasaportuyla 184 ülkenin vizesiz gezilmesi6
- trabzon büyükşehir belediyesi21
- nickten isim tahmini yapmak10
- en büyük aşklar pilav üstü az kuruyla başlar3
- flört uygulamaları3
- midilli adası8
- guinness birası5
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı17
- sözlüğün şizofren ve sapık dolu olduğu gerçeği15
- başkasının diş fırçasıyla dişlerini fırçalamak2
- internetin artık ölmesi2
- mazot fiyatlarının suçlusu3
- otobüsteki en iyi koltuk hangisidir sorunsalı16
- 7 ağustos 20262
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi26
- sözlükte entrylerini anlamadiginiz kişi15
- masklavi'yi şeriatla yönetilen ülkeye göndermek13
- isteklerinize nasıl sınır koyuyorsunuz5
- akrabalarla ilişkiyi kes17
- izmirli kızlar neden kıçı açık geziyor sorunsalı12
- zorunlu eğitim9
- sinem dedetaş11
- sözlüğün boşalması3
- haramidere de haramilik yapmak5
- kemalistler yunanistan'a defolsun8
- batıl inançlar7
- 5 ağustos 2026 fenerbahçe sturm graz maçı18
- caddebostan da bostan yetiştirmek4
- mason greenwood11
- orjinalinden iyi coverlar2
- the blair witch project2
- fetönün siyasi ayağı araştırlsın önergesinin reddi8
- apo hapisten çıkınca ak partililerin tepkisi8
- arkadaşlar pizza yer miyiz4
- kilolu olmak5
- şaka maka 40'a yaklaşmak6
Derviş Özer, tıp doktoru. Aynı zamanda, heykeltıraş. 90'lı yılların başı... Tatile giderken, Afyon'da mola verir. Çay bahçesine kalabalık bir grup insan gelir o sırada, üstleri başları perişan, alayı gariban, ağlamaktan gözleri şişmiş... Hayrola? der. Şehit cenazesi taşıyan köylülerdir.
O gün 3 yaşında olan ve ortalıkta neşeyle hoplayıp zıplayan kızına bakar, bir de köylülere... Bir yanda saçının telini dünyaya değişmeyeceği evladı, bir yanda evladını vatan için toprağa vermiş baba... Utanır...
"Bir şey yapmalıyım" der.
"Bu çocukları ölümsüzleştirmeliyim."
"Şehit Ağacı" projesi hazırlar.
Terör şehitlerini künyelere yazacak, künyeleri ağaca takacak, çocukların birer yaprak gibi ebediyen salınmasını sağlayacaktır o ağacın dallarında...
Hayata geçirmek için aradığı fırsatı, anca 2003'te bulur. Resim Heykel Müzesi'nin açtığı yarışmaya katılmaya karar verir.
istanbul'a gelir, künyeleri almak için Tahtakale'ye gider. Sorar soruşturur. Herkes aynı adresi verir. Ermeni bi usta...
Dükkana girer, anlatır.
O güne kadar hiç düşünmediği detaya dikkat çeker Ermeni usta, "Paslanmaması lazım" der, "Evlatlarımız ebediyete kadar ışıl ışıl olmalı."
Olmalı ama, en pahalısıdır o bahsettiği künyeler, tanesi 1 lira 25 kuruş... "Ticari iş değil bu, takma kafana" der Ermeni usta, "Vatan işi" der... 5'te 1 fiyatına, kâr falan almadan, hatta zarar ederek, 25 kuruştan verir. 3 bin künye... "Haftaya gönderirim" der. Tam gününde gönderir.
Sonra, kısmet olmaz, araya başka işler karışır, hazırlandığı yarışmaya katılamaz heykeltıraş... Künyeleri paket halinde evinin deposuna kaldırır.
Taa ki, amacına ulaşacağı 2009'a kadar.
Ankara Kızılcahamam Belediyesi, Şehit Fatih Duru Parkı yapmaktadır. Başvurur... Belediye "Başımızın üstünde yerin var" der... Kurumuş bir sedir ağacı, gövde olur.
Ancak, bi sorun vardır.
Şehit sayısı 6 bini geçmiş, eldeki künye sayısı ise sadece 3 bindir.
Parkın açılışına yetişme kaygısıyla, istanbul'a gelmez, Ermeni ustanın ismini telefonunu da kaydetmemiştir, internete girer, eksik künyeleri tamamlamak için askeri malzeme satan tüccarlarla temasa geçer. "Paslanmaz istiyorum" der. "Abi merak etme, künyenin kralı bu"; garantisi verirler. Zaman dar... Ermeni ustanın 25 kuruştan sattığı künyeleri, 1'er liradan alır.
Tek tek isimleri yazar, takar sedir ağacının dallarına, Cumhuriyet Bayramı'nda açılışı yapılır. Medya ilk gün hücum eder, Türkiye ağlayarak seyreder, sonra unutulur gider.
Ve, kış...
Sadece tebrik yağmaz tabii.
Yağmur da yağar.
Şehit Ağacı'nın 3 bin yaprağı ışıl ışıl parlıyor hâlâ; gerisi paslandı...
"Vatan işi bu, evlatlarımız ebediyete kadar ışıl ışıl olmalı"; sözü kulağında çın çın çınlayan heykeltıraş, ağlayarak, tek tek değiştirmek zorunda kaldı, Türk tüccardan aldığı künyeleri.
Bize de, bu satırları yazmak kaldı.
Yüreğimizdeki isyanla...
Soy sop filan değildir önemli.
Milleti kimin soy'duğudur.
O gün 3 yaşında olan ve ortalıkta neşeyle hoplayıp zıplayan kızına bakar, bir de köylülere... Bir yanda saçının telini dünyaya değişmeyeceği evladı, bir yanda evladını vatan için toprağa vermiş baba... Utanır...
"Bir şey yapmalıyım" der.
"Bu çocukları ölümsüzleştirmeliyim."
"Şehit Ağacı" projesi hazırlar.
Terör şehitlerini künyelere yazacak, künyeleri ağaca takacak, çocukların birer yaprak gibi ebediyen salınmasını sağlayacaktır o ağacın dallarında...
Hayata geçirmek için aradığı fırsatı, anca 2003'te bulur. Resim Heykel Müzesi'nin açtığı yarışmaya katılmaya karar verir.
istanbul'a gelir, künyeleri almak için Tahtakale'ye gider. Sorar soruşturur. Herkes aynı adresi verir. Ermeni bi usta...
Dükkana girer, anlatır.
O güne kadar hiç düşünmediği detaya dikkat çeker Ermeni usta, "Paslanmaması lazım" der, "Evlatlarımız ebediyete kadar ışıl ışıl olmalı."
Olmalı ama, en pahalısıdır o bahsettiği künyeler, tanesi 1 lira 25 kuruş... "Ticari iş değil bu, takma kafana" der Ermeni usta, "Vatan işi" der... 5'te 1 fiyatına, kâr falan almadan, hatta zarar ederek, 25 kuruştan verir. 3 bin künye... "Haftaya gönderirim" der. Tam gününde gönderir.
Sonra, kısmet olmaz, araya başka işler karışır, hazırlandığı yarışmaya katılamaz heykeltıraş... Künyeleri paket halinde evinin deposuna kaldırır.
Taa ki, amacına ulaşacağı 2009'a kadar.
Ankara Kızılcahamam Belediyesi, Şehit Fatih Duru Parkı yapmaktadır. Başvurur... Belediye "Başımızın üstünde yerin var" der... Kurumuş bir sedir ağacı, gövde olur.
Ancak, bi sorun vardır.
Şehit sayısı 6 bini geçmiş, eldeki künye sayısı ise sadece 3 bindir.
Parkın açılışına yetişme kaygısıyla, istanbul'a gelmez, Ermeni ustanın ismini telefonunu da kaydetmemiştir, internete girer, eksik künyeleri tamamlamak için askeri malzeme satan tüccarlarla temasa geçer. "Paslanmaz istiyorum" der. "Abi merak etme, künyenin kralı bu"; garantisi verirler. Zaman dar... Ermeni ustanın 25 kuruştan sattığı künyeleri, 1'er liradan alır.
Tek tek isimleri yazar, takar sedir ağacının dallarına, Cumhuriyet Bayramı'nda açılışı yapılır. Medya ilk gün hücum eder, Türkiye ağlayarak seyreder, sonra unutulur gider.
Ve, kış...
Sadece tebrik yağmaz tabii.
Yağmur da yağar.
Şehit Ağacı'nın 3 bin yaprağı ışıl ışıl parlıyor hâlâ; gerisi paslandı...
"Vatan işi bu, evlatlarımız ebediyete kadar ışıl ışıl olmalı"; sözü kulağında çın çın çınlayan heykeltıraş, ağlayarak, tek tek değiştirmek zorunda kaldı, Türk tüccardan aldığı künyeleri.
Bize de, bu satırları yazmak kaldı.
Yüreğimizdeki isyanla...
Soy sop filan değildir önemli.
Milleti kimin soy'duğudur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar