bugün
- evlenmeyi başaramamış kadın10
- karşı cinste hayran olunan özellik7
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı57
- avradı olmayana ne tavsiye edersiniz6
- ayak fetişistiyim ve bununla gurur duyuyorum4
- 14 haziran 2026 almanya curaçao maçı5
- şirine hangi şirinle evlenirdi sorunsalı8
- elmas bey birader bay bey biraderdir3
- ayak yalamamış erkek kalmaması5
- tarihte yaşamış birini ölesiye savunmak5
- bardağı taşıran son damla7
- trump'ın netanyahu'ya tepkisi2
- milli maçı izlemeyen erkek22
- ilk ev hapsi bilekliğim4
- vincenzo montella9
- dinlerin geldiği günden beri kan dökmesi9
- mantı abartılmış balon bir yemektir7
- başıboş köpek sorunu4
- mantra grubu2
- bungalov ev ücretleri3
- kadınlar neyden hoşlanır10
- bir mekanın kazıkçı olduğunu gösteren detaylar4
- kötü insanların ortak özellikleri4
- zamanda yolculuk4
- ipkis2
- en iyi antidepresan19
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı3
- avustralya9
- erkeklerin 35 yaşından sonra çökmesi5
- engerek yılanı2
- 14 haziran 2026 haiti iskoçya maçı2
- türkiye de doğurganlık hızının 1 42'ye düşmesi3
- arda güler6
- popo düzleştirici krem2
- sevgilisine ayı diyen kız3
- sevgilisini döşü kıllım diye seven kız3
- 30 yaşından sonra aşık olmanın imkansız olması6
- herkesin bir yerde yanlış olduğu4
- derinliğimizi anlayabilecek düzeyde kadın olmaması6
- byd türkiye fabrikasını askıya aldı7
- türkiye12
- onu anlatsana biraz4
- fırın sütlaç2
- uzun zamandır aktif olmayan birinci nesil yazarlık6
- one night stand sonrası yine görüşürüz demek2
- 19 haziran 2026 paraguay türkiye maçı5
- ciddi ciddi maymundan geldiğine inanmak16
- 14 haziran 2026 maden işçilerine silahlı saldırı3
- bir şeyler söyle10
- kanaat önderi2
bir aşk öyküsü yazmaktan ziyade acı olmayan ancak acıtan bir öykü, paylaşmak istediğim.
pek de kendi halinde olmayan, günümüz diliyle, aşırı sosyal, geniş arkadaş kitlesi, sıcak selamlaşmalar, gezmeler, eğlenmelerle dolu dolu yaşayan kadın kişisi ve ihaneti.
aldatmak... göreceli belki de ya da gözüktüğü gibi değil. hiçbir haklı yanı olamaz elbette, aşk bile olsa arada. bir de kişinin kendisini aldatması var ki, geri dönüşüme uğrayamayacak kadar yıpratır, yok olamayan plastikler gibi kirletir kişinin doğasını.
nasıl olur da bu denli aptal olabilir diye düşünmeden edemiyorum... hoşlandı günün birinde uzaktan gördüğü ve aynı kalabalık, rezil mi rezil, çalıştığı yerde. ve ertesi yeni gün onun için uyanmaktan başka çaresi yokmuşçasına giyindi en tatlı elbisesini; boydan kısa, tam da mini olmayan, siyah üzerinde beyaz çiçekleri olan, şifon yerli, esintili elbisesini, kendisini mutlu, hoş ve çekici hissedecekti ve bunun verdiği güvenle fink atacaktı ortalık yerde ve farkedecekti erkek kişisi, kadın bihabermişçesine. izleyecekti, kelebek gibi kanat süzen, çiçek gibi kokan yanından geçtiğinde, kendisini büyüleyen en küçük zaman diliminde... tekrar göremeyeceği korkusu titrecekti tüm hücrelerini... ona erişebilmenin zor olmasından korkarken, cesaretlenecekti arada, koşup gitmek isteyecekti yanına...
çaresizdi, o gün uzun sürmeliydi, zamana ihtiyacı vardı çünkü. birden kendisinin çalıştığı masada otururken gördü kelebeğini, bilgisayarda işi vardı ve inanılmaz güzeldi. toparladı kendisini ve kaybetmemesi gereken dosyaların olduğunu onları kendisinin e-mail adresine gönderip yedek olarak saklayabilmesi için rica etti. saçmasapan da olsa hislerinin verdiği çılgınlıkla çıkıverdi ağzından ki, kabul etti kadın kişisi kibarca.
aradan geçen birkaç gün boyunca, maillerine baktılar, gözlerini kırpmadan, hayallerine engel olamadan. ertesi günün, onu yeniden görebileceğini düşündürmesi, deli ediyordu her ikisini de.
sonunda beklenen an geldi ve erkek kişisi kahve içmek istedi hayallerini süsleyen periyle, ismini bile bilmiyordu üstelik.
ikisinn de hayal edemeyeceği kadar hoş ve büyüleyici anlar geçirmişlerdi, akıp giden zamana, batan güneşe engel olmak istercesine acı çekiyorlardı, ayrılmak üzerelerdi. kaçınılmazdı artık ortalığı kaplayan büyünün esiri olmaktan. mutluluktu esen rüzgarın taşıdığı toz tanelerinin gözlerdeki yangısı. gerçekti kadın kişisine göre, korkuyordu erkek kişisi nedensiz...
mutlu edemezdi çarpıldığı kadını, kopmamıştı henüz umut verdiği eski sevgilisinden. iyi kızdı ona göre ve üzemezdi, vefa borcuydu belki de dizginleyen. engel olamıyordu, yakmak istedi tüm gemilerini. umarım başarabilirdi...
birlikte geçirdiler o geceyi, çakırkeyftiler birazcık, özlemişlerdi sanki birbilerini, beklemişlerdi yıllarca...
erken saatleriydi sabahın, gitmesi gerekiyordu erkek kişisinin, endişe duymaya başadı kadın kişisi bu pervasız gidişten. sorgulamadı, konuşmadı her ikisi de.
bir soğuk rüzgar esmekteydi yeni günde, ayazdı, üşüyordu kadın kişisi, içindeki kocaman olmuş ateşe rağmen. gelmeliydi beklediği an ve yüzleşmeliydi... aradı... aradı...
yeni bir şerefsiz miydi tüm benliğini alıp götüren, göklerde uçurup da yere çakılmasına izin veren.
acılar içinde kıvranmaktaydı erkek kişisi, eski sevgili vardı üstelik en yakın arkadaşı da giriverdi araya, çok hoşlandığını söyledi bir kadından... evet, aynı kadından... allak bullak olmuş, elleri arasında sıkıştırdığı kafasını koparıp atmak istiyordu beyninden. karar veremediği bir anda aradı kadın kişisini ve en yakın arkadaşından bahsetti, bir daha görüşmenin yanlış olduğunu anlattı sesi titreyerek.
bu tür sevimsiz bir habere katlanamayan kadın, üzüntüden olsa gerek vurdumduymaz, acımasızın teki oluverdi. çok geçmeden kendisini aradı aşık olduğu adamın en yakın arkadaşı ve 'intikam'ın gözünü kör ettiği anların verdiği kızgınlıkla kabul etti görüşmeyi, izin verdi sevgilisi olmasına. böylece arkadaş ihanetini tatmış olacaktı erkek kişisi. fakat bilemezdi kadın kişisi ihanet ettiğini kendisine, aşkına, tüm duygularına...
pişmanlıktı artık içinde tek taşıdığı. bıraktı yeni oğlanı da ansızın, harcadı onu da. ne de olsa amacına ulaşmıştı artık, kaybetmişti en yakın arkadaşını erkek kişisi. ama sevdiğiyle birlikte olabilmenin tüm ihtimallerini de harcamıştı en küçük kırıntısına kadar. inanılmaz pişmandı...
pek de kendi halinde olmayan, günümüz diliyle, aşırı sosyal, geniş arkadaş kitlesi, sıcak selamlaşmalar, gezmeler, eğlenmelerle dolu dolu yaşayan kadın kişisi ve ihaneti.
aldatmak... göreceli belki de ya da gözüktüğü gibi değil. hiçbir haklı yanı olamaz elbette, aşk bile olsa arada. bir de kişinin kendisini aldatması var ki, geri dönüşüme uğrayamayacak kadar yıpratır, yok olamayan plastikler gibi kirletir kişinin doğasını.
nasıl olur da bu denli aptal olabilir diye düşünmeden edemiyorum... hoşlandı günün birinde uzaktan gördüğü ve aynı kalabalık, rezil mi rezil, çalıştığı yerde. ve ertesi yeni gün onun için uyanmaktan başka çaresi yokmuşçasına giyindi en tatlı elbisesini; boydan kısa, tam da mini olmayan, siyah üzerinde beyaz çiçekleri olan, şifon yerli, esintili elbisesini, kendisini mutlu, hoş ve çekici hissedecekti ve bunun verdiği güvenle fink atacaktı ortalık yerde ve farkedecekti erkek kişisi, kadın bihabermişçesine. izleyecekti, kelebek gibi kanat süzen, çiçek gibi kokan yanından geçtiğinde, kendisini büyüleyen en küçük zaman diliminde... tekrar göremeyeceği korkusu titrecekti tüm hücrelerini... ona erişebilmenin zor olmasından korkarken, cesaretlenecekti arada, koşup gitmek isteyecekti yanına...
çaresizdi, o gün uzun sürmeliydi, zamana ihtiyacı vardı çünkü. birden kendisinin çalıştığı masada otururken gördü kelebeğini, bilgisayarda işi vardı ve inanılmaz güzeldi. toparladı kendisini ve kaybetmemesi gereken dosyaların olduğunu onları kendisinin e-mail adresine gönderip yedek olarak saklayabilmesi için rica etti. saçmasapan da olsa hislerinin verdiği çılgınlıkla çıkıverdi ağzından ki, kabul etti kadın kişisi kibarca.
aradan geçen birkaç gün boyunca, maillerine baktılar, gözlerini kırpmadan, hayallerine engel olamadan. ertesi günün, onu yeniden görebileceğini düşündürmesi, deli ediyordu her ikisini de.
sonunda beklenen an geldi ve erkek kişisi kahve içmek istedi hayallerini süsleyen periyle, ismini bile bilmiyordu üstelik.
ikisinn de hayal edemeyeceği kadar hoş ve büyüleyici anlar geçirmişlerdi, akıp giden zamana, batan güneşe engel olmak istercesine acı çekiyorlardı, ayrılmak üzerelerdi. kaçınılmazdı artık ortalığı kaplayan büyünün esiri olmaktan. mutluluktu esen rüzgarın taşıdığı toz tanelerinin gözlerdeki yangısı. gerçekti kadın kişisine göre, korkuyordu erkek kişisi nedensiz...
mutlu edemezdi çarpıldığı kadını, kopmamıştı henüz umut verdiği eski sevgilisinden. iyi kızdı ona göre ve üzemezdi, vefa borcuydu belki de dizginleyen. engel olamıyordu, yakmak istedi tüm gemilerini. umarım başarabilirdi...
birlikte geçirdiler o geceyi, çakırkeyftiler birazcık, özlemişlerdi sanki birbilerini, beklemişlerdi yıllarca...
erken saatleriydi sabahın, gitmesi gerekiyordu erkek kişisinin, endişe duymaya başadı kadın kişisi bu pervasız gidişten. sorgulamadı, konuşmadı her ikisi de.
bir soğuk rüzgar esmekteydi yeni günde, ayazdı, üşüyordu kadın kişisi, içindeki kocaman olmuş ateşe rağmen. gelmeliydi beklediği an ve yüzleşmeliydi... aradı... aradı...
yeni bir şerefsiz miydi tüm benliğini alıp götüren, göklerde uçurup da yere çakılmasına izin veren.
acılar içinde kıvranmaktaydı erkek kişisi, eski sevgili vardı üstelik en yakın arkadaşı da giriverdi araya, çok hoşlandığını söyledi bir kadından... evet, aynı kadından... allak bullak olmuş, elleri arasında sıkıştırdığı kafasını koparıp atmak istiyordu beyninden. karar veremediği bir anda aradı kadın kişisini ve en yakın arkadaşından bahsetti, bir daha görüşmenin yanlış olduğunu anlattı sesi titreyerek.
bu tür sevimsiz bir habere katlanamayan kadın, üzüntüden olsa gerek vurdumduymaz, acımasızın teki oluverdi. çok geçmeden kendisini aradı aşık olduğu adamın en yakın arkadaşı ve 'intikam'ın gözünü kör ettiği anların verdiği kızgınlıkla kabul etti görüşmeyi, izin verdi sevgilisi olmasına. böylece arkadaş ihanetini tatmış olacaktı erkek kişisi. fakat bilemezdi kadın kişisi ihanet ettiğini kendisine, aşkına, tüm duygularına...
pişmanlıktı artık içinde tek taşıdığı. bıraktı yeni oğlanı da ansızın, harcadı onu da. ne de olsa amacına ulaşmıştı artık, kaybetmişti en yakın arkadaşını erkek kişisi. ama sevdiğiyle birlikte olabilmenin tüm ihtimallerini de harcamıştı en küçük kırıntısına kadar. inanılmaz pişmandı...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar