bugün
- en merak ettiğin ulu yazarı30
- erkeklerin zeki kadın sevmemesi9
- yazarları mutlu edebilecek küçük şeyler5
- 40 yaş üzeri insanlar mesajlaşıyor mu sorunsalı13
- nervionun merak ettiği yazar19
- doğum haritası5
- kızlar teklif ediyor efsanesi gerçek oluyor4
- sinirli kadını sakinleştirmek17
- bugün açılacağım sözlük kızı12
- sözlükte en çok güldüğünüz yazarlar9
- devlete güvenmeyip ahbap'a güvenmek4
- istanbul üzerine nur gelecek4
- erecto biraderin roman olması4
- nervionun kedisi5
- sevgilinin giyimine karışmak9
- atatürkün bilimden en uzak sözü8
- yakışıklı bir erkeğin yalnız olmasının nedenleri8
- komşuları itici yapan detaylar7
- anıtkabire gitmek vs hacca gitmek8
- ahlaksız başlık açan çaresizler5
- kürtler 5 yıl icerisinde türkiye yi ele gecirirler13
- altı ok'a ihanet edip mührü başka yere vurmak19
- depresyonda olanlar için teselli cümleleri3
- bu sözlükte beni herkes tanır9
- zengin bacanak5
- ciguli vs velvet9
- selamın aleyküm desem kaç kişi aleyküm selam der11
- yalnizca deli yalnizca sair21
- sapıkça başlık açan yazarlar7
- arabalı kadın arabasız erkek ilişkisi yürür mü5
- kızların neden böyle olması2
- ton balığını kim yiyor sorunsalı10
- nickinde k harfi olan yazara olan aşkım15
- türkiye'deki güvenilir vakıflar ve dernekler2
- dikkatleri çeken sözlük kızı7
- olgunlaştıkça duygusuz ve acımasız olmak3
- yeni seçimde akp halka ne vaadedebilir sorunsalı12
- sevilen kızın ağzımıza vermesi6
- arkadaşlar bakar mısınız21
- merak edilen erkeğin patates çıkması7
- katatespizartmasi17
- yapay zeka kontrolden çıktığında olacaklar7
- starbucks vs kahve dünyası4
- kız arkadaşa gökyüzünü hediye etmek18
- arkadaşlar çok pişmanım ya2
- atatürk peygamber mi sorunsalı4
- sözlük kızlarından hiç astronot çıkmaması8
- sünnetten akılda kalanlar6
- transfer dönemi3
- merak edilen sözlük erkeği6
öncelikle tanım: ilginç bir olay.
lise 3; manyak gibi öss'ye hazırlanıyorum. dersaneye de göndermişler beni zorla. aralık ayı. dersanedeki sınıfta bir kız var, ilk gördüğümde öylece bakıp geçtiğim ama eros'un beni sonradan kendisiyle imtihan edeceğini bilmediğim bir kız. derken ocak, şubat ve mart oluyor. dersanede haftada tek gün yapılan denemeler iki güne çıkarılıyor. öss kaygısı almış başını gidiyor. başlarda kızla aramızda olan soğukluk yavaştan kayboluyor, aslında onu biraz da havalı buluyorum, bi gıcıklık var belli. ama ne hikmetse merhaba dediğinde bir sıcaklık geliyor suratıma. kızartan cinsten bir sıcaklık. herhangi bir fikrime katıldığında kendimi dünyadaki en şanslı adam sayıyorum; gittikçe saçları, gözleri, gülüşü her şeyi güzel geliyor, ruhuma işliyor adeta. kendi kendime gülüyorum evde, o aklıma geliyor, sırıtıyorum. var bu işte bir hayır deyip uyuyorum. denemelerin haftada tek gün olduğu zamanlarda onunla karşılaşamıyorum ama ikiye çıkınca ve o da tek saate indirgenince pişti oluyoruz cuma akşamları. olur da o sınavdan erken çıkar, yetişemem korkusuyla aceleyle soruları işaretliyorum ve çıkıyorum dışarıya. numaradan bir iki soru kontrol ediyorum cevap anahtarından, gözlerim onu arıyor. gelen geçen bakıyor, garipsiyorlar, bu burada ne bekliyor diye soruyorlar gözleriyle. anlıyorum onları da ama sol tarafım bekle diyor. derken çıkageliyor, ona bakıp da gözlerimle rezil olmamak için hafif sola gidiyorum masada. bir ara gözüm ona kayıyor, sanki bana baktığını hissediyorum. yok yok, olur mu canım öyle şey? aklımın kabul etmediği o bizzat gösteriyor bana. geliyor yanıma ve diyor ki:
+ ya şu soruyu ne yaptın?
- ee, bak o şöyle olacak.
başlıyorum anlatmaya. heyecandan zangırdayan eller ve dizler zorla tutuluyor, o da sanki inadına daha da yaklaşıyor bana, dünya duruyor, herkes bizi izliyor.
eve güle güle gidiyorum, çünkü o bana o gün yaşattıklarıyla bunu zaten söylemiş oluyor, güle güle git. ayaklarımın evin yolunu nasıl bulduğuna şaşıyorum. annem açıyor kapıyı, sende bir iş var diyor, ona da gülüyorum. aslında o akşam hayatımda beni sinir eden ya da edebilecek hiçbir şey etki edemiyor üzerime.
aylar geçiyor, bendeki bende kalıyor, sınavlar bitiyor, tercih vakti geliyor. bir gün karşılaşıyoruz yolda, nasıl gidiyor diye soruyor bana. susuyorum, sen nasılsın diyorum. hava ve su konu bulmama yardım ediyor. dilimin ucunda o iki sözcük, diyemiyorum. içimde bir his var, uzun süre onu göremeyeceksin diyor, ona inat ediyorum ve gururumu sevindiriyorum. ben gidiyorum diyor, gel istersen işin bu taraftaysa. imkansızlığa inanmış bünyeyle yok işim diyorum, görüşürüz. hoşça kal demek lazım oysa, zira öyle bir veda bu. sonra araya şehirler giriyor, o ayrı mekanda ben ayrı mekanda.
lise 3; manyak gibi öss'ye hazırlanıyorum. dersaneye de göndermişler beni zorla. aralık ayı. dersanedeki sınıfta bir kız var, ilk gördüğümde öylece bakıp geçtiğim ama eros'un beni sonradan kendisiyle imtihan edeceğini bilmediğim bir kız. derken ocak, şubat ve mart oluyor. dersanede haftada tek gün yapılan denemeler iki güne çıkarılıyor. öss kaygısı almış başını gidiyor. başlarda kızla aramızda olan soğukluk yavaştan kayboluyor, aslında onu biraz da havalı buluyorum, bi gıcıklık var belli. ama ne hikmetse merhaba dediğinde bir sıcaklık geliyor suratıma. kızartan cinsten bir sıcaklık. herhangi bir fikrime katıldığında kendimi dünyadaki en şanslı adam sayıyorum; gittikçe saçları, gözleri, gülüşü her şeyi güzel geliyor, ruhuma işliyor adeta. kendi kendime gülüyorum evde, o aklıma geliyor, sırıtıyorum. var bu işte bir hayır deyip uyuyorum. denemelerin haftada tek gün olduğu zamanlarda onunla karşılaşamıyorum ama ikiye çıkınca ve o da tek saate indirgenince pişti oluyoruz cuma akşamları. olur da o sınavdan erken çıkar, yetişemem korkusuyla aceleyle soruları işaretliyorum ve çıkıyorum dışarıya. numaradan bir iki soru kontrol ediyorum cevap anahtarından, gözlerim onu arıyor. gelen geçen bakıyor, garipsiyorlar, bu burada ne bekliyor diye soruyorlar gözleriyle. anlıyorum onları da ama sol tarafım bekle diyor. derken çıkageliyor, ona bakıp da gözlerimle rezil olmamak için hafif sola gidiyorum masada. bir ara gözüm ona kayıyor, sanki bana baktığını hissediyorum. yok yok, olur mu canım öyle şey? aklımın kabul etmediği o bizzat gösteriyor bana. geliyor yanıma ve diyor ki:
+ ya şu soruyu ne yaptın?
- ee, bak o şöyle olacak.
başlıyorum anlatmaya. heyecandan zangırdayan eller ve dizler zorla tutuluyor, o da sanki inadına daha da yaklaşıyor bana, dünya duruyor, herkes bizi izliyor.
eve güle güle gidiyorum, çünkü o bana o gün yaşattıklarıyla bunu zaten söylemiş oluyor, güle güle git. ayaklarımın evin yolunu nasıl bulduğuna şaşıyorum. annem açıyor kapıyı, sende bir iş var diyor, ona da gülüyorum. aslında o akşam hayatımda beni sinir eden ya da edebilecek hiçbir şey etki edemiyor üzerime.
aylar geçiyor, bendeki bende kalıyor, sınavlar bitiyor, tercih vakti geliyor. bir gün karşılaşıyoruz yolda, nasıl gidiyor diye soruyor bana. susuyorum, sen nasılsın diyorum. hava ve su konu bulmama yardım ediyor. dilimin ucunda o iki sözcük, diyemiyorum. içimde bir his var, uzun süre onu göremeyeceksin diyor, ona inat ediyorum ve gururumu sevindiriyorum. ben gidiyorum diyor, gel istersen işin bu taraftaysa. imkansızlığa inanmış bünyeyle yok işim diyorum, görüşürüz. hoşça kal demek lazım oysa, zira öyle bir veda bu. sonra araya şehirler giriyor, o ayrı mekanda ben ayrı mekanda.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar