bugün
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı16
- z kuşağı kızlarının escort gibi olması7
- dualarımız bu akşam beşiktaş ile9
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı12
- askerde sahip olunan en büyük lüks17
- habire1219
- amedspor'un süper ligin lideri olması12
- amed sporlu bir kızı hoplatmak4
- sudekiray5
- vedat muriqi5
- fırın sütlaç2
- 0 0 719
- hiç fuhuş yaptınız mı6
- sarışın kızlar3
- üniversite okumak3
- hepinizi karim yapacam olum2
- uçan arabalar neden çıkmadı2
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi14
- evli kadına kocan çok şanslı demek4
- kardeşler araştırma2
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı35
- delilik2
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri52
- kabe de filistin bayrağının yasaklanması11
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi15
- true ile sevişmek5
- mason greenwood4
- sözlükteki sinsi köpekler8
- uludağ itiraf19
- sözlüğün aptal kaynaması5
- çöp konteynerine girip ağlamak3
- sıfır atık vakfı11
- 20212
- günün şarkısı7
- yalnız yaşayan erkek özellikleri7
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- cinayeti siz mi işlediniz4
- anın görüntüsü22
- gift emmanuel orban2
- kadir inanır'ın mirası8
- atatürk diyor ki6
- fenerbahçe8
- rakı arasında çay içmek6
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi9
- fatih terim vs okan buruk vs ismail kartal2
- cop318
- kızların çok açık giyinmesi5
- evrene enerji gönderen müslüman9
- bilerek ponziye dahil olmak7
- arap gel oğlum kuçu kuçu5
tam olarak tanım yapmak gerekirse; istanbul'un en hızlı taşıtı.
taksim üzerinden çoğu yere sabaha kadar ulaşımı sağlar bu güzide araçlarımız. kullandıkça raconunu kendileri öğretirler zaten. mesela 1 kişi bekleniyorsa ve gelmesi imkansıza yakınsa, kaptan, herkes 1 tl versin kalkalım?! anonsu yapar. bugüne kadar da kimseden "banane lan bekle işte işin ne?!" cevabını duymuş değilim.
üniversiteden ev arkadaşımla, gittiğimiz bir konser sonrası taksim'de sabahlama kararı aldık. 2-3 bar dolaştıktan sonra kendimizi sokaklara vurduk. odakule nin arka tarafındaki katlı otoparkın üzerinde oturup, bir yandan demlenip, bir yandan gitar çalan gençleri dinledik. gece durmak bilmiyor, hareket her daim devam ediyor. herkes sarhoş, herkesin kafa bir milyon. derken şafak attı, gün doğdu. meydandaki yerimizi aldık. arkadaşı otobüse bindirip evine yolladıktan sonra ben de mevzubahis ışınlama taşıtına doğru yöneldim. uykusuzluk ve alkolün verdiği mayhoşlukla dolaşa dolaşa gittim. dolmuşa bir oturuşum var ki; ölüyor muyum yoksa komaya mı giriyorum, ben bile bilmiyorum. ama o an bir yatak olsa, elimdekini avcumdakini dökebilirim. dolmuşa sağ ayakla mı bindim, ne yaptım; 5 dk içinde ana-baba gününe döndü. yine tek kişi eksiğiz ama. kaptanımız yine 3 sn lik bir pazarlıkla herkesi bağlamış durumda. ek ücretleri çıkarmakla uğraşıyor herkes. o anda yola çıktık zaten. istikamet sahil yolundan ataköy. dizel motorun rahatsız eden gürültüsü bir yandan, kaptan şoförün durmadan şerit değiştirerek bir kuğu edasıyla makaslar yapması bir yandan, zaten yorgun bünye altüst olmuş durumda. yanımda da 2 tane tiki hatun oturuyor. ben tüm bunlarla uykuma dalıyorum. elbet uyandırırlar mantığı ağır basıyor. 120 km hızla giderken yuvarlanma riskini es geçerek, tutunduğum koltuğu bile bırakıyorum; öyle bebeksi bir uyku.
bir parmağın dürtmesiyle kafamı kaldırıyorum. yanımdaki tiki bağyan, "pardon ataköy'de mi inecaktınız" diye sordu. ben de uyku sersermi "hııı" cevabıyla geçiştirdim. ama bir yandan da kendime bu sorunun sebebini soruyorum. kafamı kaldırıp çevreme bakınca, bakırköy'ün ara sokaklarında dolaşıyormuş hissi ağır basıyordu bünyeme. zira hiç fark yok. ama bu dolmuş bakırköy'e girmeden gitmeliydi. bu hissiyat yolu izlememe sebep oluyor ve o da nesi; hava harp okulu'nu görüyorum. arkadaş burası yeşilköy, nasıl olur! o kadar da uyumadığımı biliyorum. bakırköy'den ataköy'ü geçip yeşilköy'e nasıl gelmiş olabiliriz; bunu idrak ederken ataköy'e doğru yol alıyorduk. ki yanımda oturan hatunların da ataköy de ineceğini biliyor olmam içime bir sürahi suyun boca edilmesini sağladı. öyle yıldırım bir araç bu taksi dolmuş, dolmuş taksi. taksim gececilerinin hızır acil'i. biraz tuzlu olsa da çok işe yarıyor. sahil yolundaki ölüm korkusunun verdiği adrenalin de cabası.
yeşilköy'e nasıl gittik hala anlayabilmiş değilim. o dolmuştaki birisi buradaysa açıklama yapsın!
taksim üzerinden çoğu yere sabaha kadar ulaşımı sağlar bu güzide araçlarımız. kullandıkça raconunu kendileri öğretirler zaten. mesela 1 kişi bekleniyorsa ve gelmesi imkansıza yakınsa, kaptan, herkes 1 tl versin kalkalım?! anonsu yapar. bugüne kadar da kimseden "banane lan bekle işte işin ne?!" cevabını duymuş değilim.
üniversiteden ev arkadaşımla, gittiğimiz bir konser sonrası taksim'de sabahlama kararı aldık. 2-3 bar dolaştıktan sonra kendimizi sokaklara vurduk. odakule nin arka tarafındaki katlı otoparkın üzerinde oturup, bir yandan demlenip, bir yandan gitar çalan gençleri dinledik. gece durmak bilmiyor, hareket her daim devam ediyor. herkes sarhoş, herkesin kafa bir milyon. derken şafak attı, gün doğdu. meydandaki yerimizi aldık. arkadaşı otobüse bindirip evine yolladıktan sonra ben de mevzubahis ışınlama taşıtına doğru yöneldim. uykusuzluk ve alkolün verdiği mayhoşlukla dolaşa dolaşa gittim. dolmuşa bir oturuşum var ki; ölüyor muyum yoksa komaya mı giriyorum, ben bile bilmiyorum. ama o an bir yatak olsa, elimdekini avcumdakini dökebilirim. dolmuşa sağ ayakla mı bindim, ne yaptım; 5 dk içinde ana-baba gününe döndü. yine tek kişi eksiğiz ama. kaptanımız yine 3 sn lik bir pazarlıkla herkesi bağlamış durumda. ek ücretleri çıkarmakla uğraşıyor herkes. o anda yola çıktık zaten. istikamet sahil yolundan ataköy. dizel motorun rahatsız eden gürültüsü bir yandan, kaptan şoförün durmadan şerit değiştirerek bir kuğu edasıyla makaslar yapması bir yandan, zaten yorgun bünye altüst olmuş durumda. yanımda da 2 tane tiki hatun oturuyor. ben tüm bunlarla uykuma dalıyorum. elbet uyandırırlar mantığı ağır basıyor. 120 km hızla giderken yuvarlanma riskini es geçerek, tutunduğum koltuğu bile bırakıyorum; öyle bebeksi bir uyku.
bir parmağın dürtmesiyle kafamı kaldırıyorum. yanımdaki tiki bağyan, "pardon ataköy'de mi inecaktınız" diye sordu. ben de uyku sersermi "hııı" cevabıyla geçiştirdim. ama bir yandan da kendime bu sorunun sebebini soruyorum. kafamı kaldırıp çevreme bakınca, bakırköy'ün ara sokaklarında dolaşıyormuş hissi ağır basıyordu bünyeme. zira hiç fark yok. ama bu dolmuş bakırköy'e girmeden gitmeliydi. bu hissiyat yolu izlememe sebep oluyor ve o da nesi; hava harp okulu'nu görüyorum. arkadaş burası yeşilköy, nasıl olur! o kadar da uyumadığımı biliyorum. bakırköy'den ataköy'ü geçip yeşilköy'e nasıl gelmiş olabiliriz; bunu idrak ederken ataköy'e doğru yol alıyorduk. ki yanımda oturan hatunların da ataköy de ineceğini biliyor olmam içime bir sürahi suyun boca edilmesini sağladı. öyle yıldırım bir araç bu taksi dolmuş, dolmuş taksi. taksim gececilerinin hızır acil'i. biraz tuzlu olsa da çok işe yarıyor. sahil yolundaki ölüm korkusunun verdiği adrenalin de cabası.
yeşilköy'e nasıl gittik hala anlayabilmiş değilim. o dolmuştaki birisi buradaysa açıklama yapsın!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar