bugün
- kafanın çok büyük olması8
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı11
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi11
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi7
- yalnız çirkin asosyal erkek6
- ibrahim tatlısesin peygamber olma ihtimali6
- bırak kolumu acıtıyorsun3
- ismet gürbüz sözlüğü nasıl keşfetti6
- en sevilen ibrahim tatlıses sözleri6
- 2019 tasarımı3
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- askerde cinsel ihtiyaçlar nasıl gideriliyor6
- anın görüntüsü23
- kahtalı mıçı hayranı kız4
- duygu özaslan6
- zorunlu askerliğin ahlaki sorunu3
- beni benden alırsan seni sana bırakmam3
- timsah yürüyüşü4
- anelka alex tuncay hooijdonk dörtlüsü5
- iş arıyorum sözlük2
- özel ders vermek4
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı10
- sollen wir'in die disco gehen2
- hasslich2
- beni benden alırsan bene nolur3
- siirtte starbucks olması sorunsalı2
- ya şeytan haklıysa5
- yoktan var etmek boş kağıda nokta koymak gibidir3
- bir ara mutlaka görüşelim2
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek7
- bazlama heykeli2
- 2008 09 süper lig3
- trabzonspor'un evinde 90 maçtır yenilmemesi rekoru4
- kulağıma ayıp şeyler söyle diyen kız2
- 2026 2027 sezonu şampiyonu fenerbahçe3
- almanca bir not bırak2
- verrückt2
- fenerbahçenin keşkeleri3
- 6 kasım 2002 fenerbahçe galatasaray maçı4
- askerde özlenen şeyler9
- 90lar türkçe pop5
- helin kandemir4
- dia saba2
- 15 kasım 20264
- espiyonaj dizisi3
- başkalarının hayatı dizisi4
- bana aşık olan var mı3
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı23
- bir kadın olarak dünyaya fırlatılmak4
- 2004 2011 arası fenerbahçe3
tam olarak tanım yapmak gerekirse; istanbul'un en hızlı taşıtı.
taksim üzerinden çoğu yere sabaha kadar ulaşımı sağlar bu güzide araçlarımız. kullandıkça raconunu kendileri öğretirler zaten. mesela 1 kişi bekleniyorsa ve gelmesi imkansıza yakınsa, kaptan, herkes 1 tl versin kalkalım?! anonsu yapar. bugüne kadar da kimseden "banane lan bekle işte işin ne?!" cevabını duymuş değilim.
üniversiteden ev arkadaşımla, gittiğimiz bir konser sonrası taksim'de sabahlama kararı aldık. 2-3 bar dolaştıktan sonra kendimizi sokaklara vurduk. odakule nin arka tarafındaki katlı otoparkın üzerinde oturup, bir yandan demlenip, bir yandan gitar çalan gençleri dinledik. gece durmak bilmiyor, hareket her daim devam ediyor. herkes sarhoş, herkesin kafa bir milyon. derken şafak attı, gün doğdu. meydandaki yerimizi aldık. arkadaşı otobüse bindirip evine yolladıktan sonra ben de mevzubahis ışınlama taşıtına doğru yöneldim. uykusuzluk ve alkolün verdiği mayhoşlukla dolaşa dolaşa gittim. dolmuşa bir oturuşum var ki; ölüyor muyum yoksa komaya mı giriyorum, ben bile bilmiyorum. ama o an bir yatak olsa, elimdekini avcumdakini dökebilirim. dolmuşa sağ ayakla mı bindim, ne yaptım; 5 dk içinde ana-baba gününe döndü. yine tek kişi eksiğiz ama. kaptanımız yine 3 sn lik bir pazarlıkla herkesi bağlamış durumda. ek ücretleri çıkarmakla uğraşıyor herkes. o anda yola çıktık zaten. istikamet sahil yolundan ataköy. dizel motorun rahatsız eden gürültüsü bir yandan, kaptan şoförün durmadan şerit değiştirerek bir kuğu edasıyla makaslar yapması bir yandan, zaten yorgun bünye altüst olmuş durumda. yanımda da 2 tane tiki hatun oturuyor. ben tüm bunlarla uykuma dalıyorum. elbet uyandırırlar mantığı ağır basıyor. 120 km hızla giderken yuvarlanma riskini es geçerek, tutunduğum koltuğu bile bırakıyorum; öyle bebeksi bir uyku.
bir parmağın dürtmesiyle kafamı kaldırıyorum. yanımdaki tiki bağyan, "pardon ataköy'de mi inecaktınız" diye sordu. ben de uyku sersermi "hııı" cevabıyla geçiştirdim. ama bir yandan da kendime bu sorunun sebebini soruyorum. kafamı kaldırıp çevreme bakınca, bakırköy'ün ara sokaklarında dolaşıyormuş hissi ağır basıyordu bünyeme. zira hiç fark yok. ama bu dolmuş bakırköy'e girmeden gitmeliydi. bu hissiyat yolu izlememe sebep oluyor ve o da nesi; hava harp okulu'nu görüyorum. arkadaş burası yeşilköy, nasıl olur! o kadar da uyumadığımı biliyorum. bakırköy'den ataköy'ü geçip yeşilköy'e nasıl gelmiş olabiliriz; bunu idrak ederken ataköy'e doğru yol alıyorduk. ki yanımda oturan hatunların da ataköy de ineceğini biliyor olmam içime bir sürahi suyun boca edilmesini sağladı. öyle yıldırım bir araç bu taksi dolmuş, dolmuş taksi. taksim gececilerinin hızır acil'i. biraz tuzlu olsa da çok işe yarıyor. sahil yolundaki ölüm korkusunun verdiği adrenalin de cabası.
yeşilköy'e nasıl gittik hala anlayabilmiş değilim. o dolmuştaki birisi buradaysa açıklama yapsın!
taksim üzerinden çoğu yere sabaha kadar ulaşımı sağlar bu güzide araçlarımız. kullandıkça raconunu kendileri öğretirler zaten. mesela 1 kişi bekleniyorsa ve gelmesi imkansıza yakınsa, kaptan, herkes 1 tl versin kalkalım?! anonsu yapar. bugüne kadar da kimseden "banane lan bekle işte işin ne?!" cevabını duymuş değilim.
üniversiteden ev arkadaşımla, gittiğimiz bir konser sonrası taksim'de sabahlama kararı aldık. 2-3 bar dolaştıktan sonra kendimizi sokaklara vurduk. odakule nin arka tarafındaki katlı otoparkın üzerinde oturup, bir yandan demlenip, bir yandan gitar çalan gençleri dinledik. gece durmak bilmiyor, hareket her daim devam ediyor. herkes sarhoş, herkesin kafa bir milyon. derken şafak attı, gün doğdu. meydandaki yerimizi aldık. arkadaşı otobüse bindirip evine yolladıktan sonra ben de mevzubahis ışınlama taşıtına doğru yöneldim. uykusuzluk ve alkolün verdiği mayhoşlukla dolaşa dolaşa gittim. dolmuşa bir oturuşum var ki; ölüyor muyum yoksa komaya mı giriyorum, ben bile bilmiyorum. ama o an bir yatak olsa, elimdekini avcumdakini dökebilirim. dolmuşa sağ ayakla mı bindim, ne yaptım; 5 dk içinde ana-baba gününe döndü. yine tek kişi eksiğiz ama. kaptanımız yine 3 sn lik bir pazarlıkla herkesi bağlamış durumda. ek ücretleri çıkarmakla uğraşıyor herkes. o anda yola çıktık zaten. istikamet sahil yolundan ataköy. dizel motorun rahatsız eden gürültüsü bir yandan, kaptan şoförün durmadan şerit değiştirerek bir kuğu edasıyla makaslar yapması bir yandan, zaten yorgun bünye altüst olmuş durumda. yanımda da 2 tane tiki hatun oturuyor. ben tüm bunlarla uykuma dalıyorum. elbet uyandırırlar mantığı ağır basıyor. 120 km hızla giderken yuvarlanma riskini es geçerek, tutunduğum koltuğu bile bırakıyorum; öyle bebeksi bir uyku.
bir parmağın dürtmesiyle kafamı kaldırıyorum. yanımdaki tiki bağyan, "pardon ataköy'de mi inecaktınız" diye sordu. ben de uyku sersermi "hııı" cevabıyla geçiştirdim. ama bir yandan da kendime bu sorunun sebebini soruyorum. kafamı kaldırıp çevreme bakınca, bakırköy'ün ara sokaklarında dolaşıyormuş hissi ağır basıyordu bünyeme. zira hiç fark yok. ama bu dolmuş bakırköy'e girmeden gitmeliydi. bu hissiyat yolu izlememe sebep oluyor ve o da nesi; hava harp okulu'nu görüyorum. arkadaş burası yeşilköy, nasıl olur! o kadar da uyumadığımı biliyorum. bakırköy'den ataköy'ü geçip yeşilköy'e nasıl gelmiş olabiliriz; bunu idrak ederken ataköy'e doğru yol alıyorduk. ki yanımda oturan hatunların da ataköy de ineceğini biliyor olmam içime bir sürahi suyun boca edilmesini sağladı. öyle yıldırım bir araç bu taksi dolmuş, dolmuş taksi. taksim gececilerinin hızır acil'i. biraz tuzlu olsa da çok işe yarıyor. sahil yolundaki ölüm korkusunun verdiği adrenalin de cabası.
yeşilköy'e nasıl gittik hala anlayabilmiş değilim. o dolmuştaki birisi buradaysa açıklama yapsın!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com