bugün
- ctrlx benimle evlenir misin5
- gay ilişki sırasında şiir okumak4
- sözlüğün en güzel 3 kadın yazarı6
- ekşi sözlük14
- salma hayek seksiliği8
- flörtün strapon hediye etmesi3
- kazak erkekleri5
- sevgiliyi 1 yıllığına kiralamak7
- tai lung24
- ctrlx4
- flört ile mesajlaşırken yüzde oluşan gülümseme2
- aylık 404 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- çare eskort3
- güneş sistemi nde kaç gezegen var6
- kankanın dekoltesine bakmamak5
- 1 temmuz 2026 ingiltere demokratik kongo maçı11
- sözlüğe erkek yağması3
- çeçen erkekleri4
- avrupalı kadınların hızlı çökmesi2
- şaka mı yapıyor ciddi mi anlaşılmayan insan5
- musa mı haklıydı firavun mu5
- ayakta su içmek2
- ilk otuzbir4
- fusya semsiyeli yabanci10
- tatar erkekleri2
- yazarların dünya kupasında desteklediği takım11
- chp içindeki alevi sünni kamplaşması5
- sudekiray sözlüğün en güzel kızıdır2
- çinli erkek3
- marslı erkekler2
- gürsel tekin7
- spor yapmayan erkek13
- atatürk ün namaz kılan heykelinin olmaması5
- montenegro erkekleri2
- yunan erkeği2
- filipinli2
- şu tipe bi bak amk2
- 2026 dünya kupası40
- belçika senegal maçı saat 23 te trt 1 de2
- demokratik kongo cumhuriyeti10
- tımarhane3
- kolombiyalı erkekler2
- arap erkekleri2
- 1 temmuz 2026 belçika senegal maçı3
- akrabalarımı yükseltmek inancım gereğidir17
- tai lungun semsiyeli olması5
- japon erkekleri2
- pandela28
- hint erkekleri2
- dr2
günlük hayata ya da çizgileri farkında olmadan çok kalınca çizilmiş normal e dair algılarımızın tek bir değişkenle nasıl alt üst edilebileceğinin üstüne bir deneme “körlük”
görme duyusunun kaybının aslında bir medeniyet duygusunun da kaybı anlamına gelebileceğini ve aslında bizim bugün medeniyet dediğimiz şeyin de bir öz den daha ziyade bir makyaja tekabül ettiğini düşünebiliriz kitabın sonunda. körlük saramago için hem gerçek bir konu ,hem bir metafor olarak ikili bir işlev görüyor romanda. gözlerini kaybeden bir toplumun yaşamının nasıl zorlaşacağını, günlük hayatın basit gereksinmelerinin bile ne kadar zorlaşabileceğini ve yaşamın devamının imkansızlaşabileceğini bir somut durum olarak görüp, diğer yandan ötekine kapalı bir gözün de bir körlük olduğunu ve mevcut durumda da insanlığın beyaz bir körlükle imtihanını vurguluyor.
kitapta kadınlara aslında devrimci bir rol veriliyor, gözlerini kaybetmeyen tek kişi olan doktorun karısı aslında bir nevi yeni dünya düzenini olması gerekeni, özgeciliği, kadirşinaslığı temsil eden bir kadın peygamber . normal dünyada fahişe olarak görülen koyu renkli genç kız ise kitaptaki ikinci melek, gerek kendi yiyeceklerinden küçük şehla çocuğa pay vermesi gerek yaşlı adamla birlikte yaşama isteği kötü yoldan ayrılıp azizeye samimi bir dönüşümün göstergesi. bu anlamda romanı şöyle de okuyabiliriz. mevcut düzen yani birbirini görmeyecek derecede maddiyatın kölesi olmuş bu düzen eğer yeni bir düzene evrilecekse bu düzenin kadın eliyle olabileceği imajını da hissettiriyor saramago bize. kadınlar körler dünyasında bile zulmün öznesi haline gelebilen, felaket anlarında bile erkeklere göre iki kat daha acı çeken , daha fazla bedel ödeyen ve bu durumda olmalarına rağmen zihinsel olarak erkeklerden daha güçlü kalıp yeni bir dünyaya, aydınlık bir dünyaya geçişi kolaylaştıran bu yükü yüksünmeden taşıyabilen ikili bir roldeler.
romanın biçimsel olarak konuşma çizgisi kullanmadan diyalogları yansıtması kitabın biçimine de sirayet eden bir körlük halini yansıtıyor. yine kitabın içeriğiyle uyumlu bir biçimde kişilerin adlarının bir anlam ifade etmemesi ve romanda hiçbir karakterin ismi olmaması da içerik düşünüldüğünde son derece anlaşılabilir. felaket anlarında normal hayatta kullandığımız pek çok şeyin -bizden ayrılmasına imkan olmayan ismimiz dahil- nasıl anlamsızlaşabileceğini ve bu medeniyet kaybının insanın bütün dünyevi sıfatlarını bir çırpıda silikleştirebileceğini görüyoruz. saramago bir distopya olarak medeniyet kaybından, ilkel bir topluma dönüşümünden bahsederken aslında bahsettiği distopya riskini bugüne de dayandırıyor. kitabın sonunda zaten aslında daha önce de kör olduklarını belirten doktorun ağzından insanın içindeki şiddetin, canavarlığın harekete geçmesinin, bir anda ötekini umursamayan tamamen kendi bencilliği peşinde koşan bir canlıya dönüşmesinin sadece bir zaman sorunu olduğunu duyumsuyoruz. bir tek değişkenle alt üst olan şeye medeniyet demek ne kadar gerçekçi ve yaşadığımız dünyanın ideal olduğuna inanmak ne büyük bir yalan. gözleri hala kapalı bir insanlığı aydınlığa davet etmek diye de okuyabiliriz bu romanı.
görme duyusunun kaybının aslında bir medeniyet duygusunun da kaybı anlamına gelebileceğini ve aslında bizim bugün medeniyet dediğimiz şeyin de bir öz den daha ziyade bir makyaja tekabül ettiğini düşünebiliriz kitabın sonunda. körlük saramago için hem gerçek bir konu ,hem bir metafor olarak ikili bir işlev görüyor romanda. gözlerini kaybeden bir toplumun yaşamının nasıl zorlaşacağını, günlük hayatın basit gereksinmelerinin bile ne kadar zorlaşabileceğini ve yaşamın devamının imkansızlaşabileceğini bir somut durum olarak görüp, diğer yandan ötekine kapalı bir gözün de bir körlük olduğunu ve mevcut durumda da insanlığın beyaz bir körlükle imtihanını vurguluyor.
kitapta kadınlara aslında devrimci bir rol veriliyor, gözlerini kaybetmeyen tek kişi olan doktorun karısı aslında bir nevi yeni dünya düzenini olması gerekeni, özgeciliği, kadirşinaslığı temsil eden bir kadın peygamber . normal dünyada fahişe olarak görülen koyu renkli genç kız ise kitaptaki ikinci melek, gerek kendi yiyeceklerinden küçük şehla çocuğa pay vermesi gerek yaşlı adamla birlikte yaşama isteği kötü yoldan ayrılıp azizeye samimi bir dönüşümün göstergesi. bu anlamda romanı şöyle de okuyabiliriz. mevcut düzen yani birbirini görmeyecek derecede maddiyatın kölesi olmuş bu düzen eğer yeni bir düzene evrilecekse bu düzenin kadın eliyle olabileceği imajını da hissettiriyor saramago bize. kadınlar körler dünyasında bile zulmün öznesi haline gelebilen, felaket anlarında bile erkeklere göre iki kat daha acı çeken , daha fazla bedel ödeyen ve bu durumda olmalarına rağmen zihinsel olarak erkeklerden daha güçlü kalıp yeni bir dünyaya, aydınlık bir dünyaya geçişi kolaylaştıran bu yükü yüksünmeden taşıyabilen ikili bir roldeler.
romanın biçimsel olarak konuşma çizgisi kullanmadan diyalogları yansıtması kitabın biçimine de sirayet eden bir körlük halini yansıtıyor. yine kitabın içeriğiyle uyumlu bir biçimde kişilerin adlarının bir anlam ifade etmemesi ve romanda hiçbir karakterin ismi olmaması da içerik düşünüldüğünde son derece anlaşılabilir. felaket anlarında normal hayatta kullandığımız pek çok şeyin -bizden ayrılmasına imkan olmayan ismimiz dahil- nasıl anlamsızlaşabileceğini ve bu medeniyet kaybının insanın bütün dünyevi sıfatlarını bir çırpıda silikleştirebileceğini görüyoruz. saramago bir distopya olarak medeniyet kaybından, ilkel bir topluma dönüşümünden bahsederken aslında bahsettiği distopya riskini bugüne de dayandırıyor. kitabın sonunda zaten aslında daha önce de kör olduklarını belirten doktorun ağzından insanın içindeki şiddetin, canavarlığın harekete geçmesinin, bir anda ötekini umursamayan tamamen kendi bencilliği peşinde koşan bir canlıya dönüşmesinin sadece bir zaman sorunu olduğunu duyumsuyoruz. bir tek değişkenle alt üst olan şeye medeniyet demek ne kadar gerçekçi ve yaşadığımız dünyanın ideal olduğuna inanmak ne büyük bir yalan. gözleri hala kapalı bir insanlığı aydınlığa davet etmek diye de okuyabiliriz bu romanı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar