bugün
- seyredilmiş en zevkli dünya kupası3
- aç yatıyorum8
- birader yazar başlıkları5
- ciddi ciddi aşure seven insan2
- diamond bosphorus5
- tai lung31
- cumhuriyetin halka sorulmadan getirilmesi27
- deniz göktaş28
- eskiden sözlükte daha çok tayyipçi vardı2
- uludağ sözlük bilim kurulu2
- hayat kadınında veresiye defteri çıkması2
- erkekler pipilerini birbirlerine gösteriyor mu13
- babanın 60 yaşından sonra spora başlaması11
- dine hakaretin ifade özgürlüğü olup olmadığı5
- cumhuriyetin halka sormadan getirilmesi2
- nathan ake5
- fransızların üstün ırk olması3
- bik bik abla vs vurduranlar5
- cankan ismail yk boys anıların grup kurması2
- bıcır bıcır sözlük kızı vs maymun sözlük erkeği6
- kağıt toplayan çocuklar3
- kadınların çok açık giyinmesinden rahatsız olmak3
- vurduranlar klübü7
- şeriat gelirse laikçilerin kaçacağı ülke17
- sidny lopes cabral2
- uludağ sözlük yönetimini protesto ediyoruz2
- sevişilen en ilginç yer7
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği26
- geceye bir kadın yalanı bırak3
- günün şiiri14
- müfredattan felsefe dersinin çıkarılması2
- sözlük ibnelerine çok mühim bir soru3
- öyle bi huzursuzluk ki sadece müzik dindirebiliyor2
- yaz yemeği2
- cehennem korkusu12
- öğrenciye diplomasını vermeyen akademisyen2
- 41 yaşına gelmiş hala daha sözlükte yazan adam15
- hz davud3
- beraber huzurevine çıkılacak yazarlar16
- sevişmek istediğiniz yazarlar7
- memurların yarısının kovulması gerekliliği2
- ömründe hiç büyük musibetle imtihan edilmemiş tip3
- sözlükte flörtleşmek22
- evli hatunu kocası evdeyken hoplatmak9
- pandela44
- izmirin ve eskişehirin çok yanlış yollara sapması3
- 9 budist rahibi arabayla biçen 11 yaşındaki sürücü2
- kadın poposundan kasa diye bahseden erkek18
- kadınlar memelerini birbirlerine gösteriyor mu11
- lise 1deki haliniz karşınızda olsa ne dersiniz12
O sabah!
Bir sabah uyandınız. Havada tuhaf bir iç sıkıntısı. içinize doğmuş gibi, önce yanıbaşınızdaki radyonun düğmesine bastınız. Bir Sezen Aksu şarkısı. "Beni unutma!.." Kanalı değiştirdiniz. Orada da Sezen Aksu var: "Haydi gülümse!.."
Kanalları hızla değiştirmeye başladınız... Hep aynı ses... Hep aynı çığlık... Hep aynı şarkılar... Ama sadece şarkılar...
Kimse konuşmuyor aralarda... Kimse bir şey söylemiyor.
Televizyonun uzaktan kumandasına uzandınız. Karşınıza çıkan ilk kanalda daha önce görmediğiniz bir ev... Önünde bekleşenler...
Ekranın altındaki yazıyı okumakta zorlandınız: "Sezen Aksu'nun evinin önünden canlı yayın!..."
Kanalları değiştirdiniz hızla... Yalnızca haber kanalları değil, büyüklü küçüklü bütün kanallarda hep aynı görüntüler...
"Neler oluyor?"
Telefonunuz çalıyor o sırada... "Yarım saattir arıyorum. Ulaşamadım... Haberi duydun değil mi?"
Gerisini dinleyemediniz. Yeniden ekrana baktınız. Ekranın üzerindeki büyük puntolu yazıyı ancak o zaman farkedebildiniz...
"Kaybettik!"
O yazı hep vardı orada, ama siz nedense farketmemiştiniz. Farkedememiştiniz!
Sonra bir telefon, bir telefon daha... Telefonunuza ardı ardına düşen mesajlar. Yollarda bir kurgubilim filminden çıkıp gelmiş derin bir sessizlik yaşanıyor.
Herkes suskun. Ya da herkes durmadan konuşuyor. Herkes birbirine aynı şeyi söylüyor durmadan... Sesler birleşip, kara haberin sözcüklerini içinde barındıran bir gök gürültüsüne dönüşüyor sonra. Ya sessizlikte paylaşılıyor acı; ya gök gürültüsünde... Sessizlikle gök gürültüsü iç içe ya da...
Ya da herkes bir şarkı mırıldanıyor içinden. iş yerine ulaştığınızda tepedeki ekranın karşısında hiç ses etmeden haberleri dinleyen öbek öbek gruplar. Çoğunluğu erkek...
Kızlar, Sezen Aksu şarkılarını çalıyorlar bilgisayarlarında... Ekranlara Sezen Aksu resimleri yerleştirilmiş çoktan.
Hiç kimse anlamlı bir şey söyleyememiş daha birbirine. Buna ihtiyacı var oysa herkesin.
Sonra "o" yaklaşıyor omuzbaşınıza. Fısıldar gibi sesi:
"Biz ne yapacağız şimdi?"
Bir köşeye çekilip bırakıyorsunuz göz yaşlarınızı. Sabahtan beri yüreğinize yumruk gibi tıkanan buydu işte. içinize bir türlü anlatamadığınız buydu: "Yapayalnız kaldık işte. Kimsesiz kaldık..Yapayalnızım. Kimsesizim.. Öksüzüm..Üşüyorum.."
Evet, biz ne yapacağız şimdi... Şarkısı kesilince hayatımızın ve sevdalarımızın... Biz ne yapacağız?
Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar konuşuyor ekranlarda. "Veda" yarın diyorlar... Devlet töreniyle... Bir çok yerde... Bir çok defa... Belli ki uzun sürecek ayrılmak.
Uçaklar, trenler istanbul'a ek seferler koyuyorlar ülkenin dört bir yanından... Almanya'dan Fransa'dan, Hollanda'dan, Amerika'dan mesajlar geliyor: "Bekleyin bizi de!"
Cenaze töreni deniz kenarındaki tarihi meydanda...
Dev bir koro, "Sen ağlama!"yı ağlayarak ve birlikte söylüyor gibi görünse de... Herkes yapayalnız aslında kendi şarkılarında.
Bayrağa sarılı cenazenin önündeki resim altında şöyle yazıyor oysa, onun bir şarkısından alınmış sözcüklerle:
"Hayat, kadere inat... Seni sil baştan yaşayacağım. Ahdım olsun!"
Yüreğin darmadağınık... içinde Sezen Aksu "Perişanım" söylüyor. Gidiyor işte... Kaldık buralarda bir başımıza...
Sezen Aksu'nun "cenaze töreni"ni anlatan kurgusal bir yazı okudunuz.
Şaşırdıysanız ve üzüldüyseniz söyleyelim: Bugünlerde alıp alacağınız en müjdeli haber şudur ki:
Sezen Aksu yaşıyor..
Derin bir nefes alıp şükredin halinize.. Hayatı onunla paylaşmaya devam ediyoruz işte... Yalnız değiliz.
Aşka ve hayata dair şüphelerle geçip giden günlerde; "yaşarmış gibi,severmiş gibi" akan zamanlarda; "mış gibi,miş gibi" yaparken hepimiz, o yine "taş"gibi çarpıyor hayata ve aşka...
O yaşıyor... Biz yaşıyoruz!..
Ali Kirca 22.02.2005 Sabah Gazetesi
Bir sabah uyandınız. Havada tuhaf bir iç sıkıntısı. içinize doğmuş gibi, önce yanıbaşınızdaki radyonun düğmesine bastınız. Bir Sezen Aksu şarkısı. "Beni unutma!.." Kanalı değiştirdiniz. Orada da Sezen Aksu var: "Haydi gülümse!.."
Kanalları hızla değiştirmeye başladınız... Hep aynı ses... Hep aynı çığlık... Hep aynı şarkılar... Ama sadece şarkılar...
Kimse konuşmuyor aralarda... Kimse bir şey söylemiyor.
Televizyonun uzaktan kumandasına uzandınız. Karşınıza çıkan ilk kanalda daha önce görmediğiniz bir ev... Önünde bekleşenler...
Ekranın altındaki yazıyı okumakta zorlandınız: "Sezen Aksu'nun evinin önünden canlı yayın!..."
Kanalları değiştirdiniz hızla... Yalnızca haber kanalları değil, büyüklü küçüklü bütün kanallarda hep aynı görüntüler...
"Neler oluyor?"
Telefonunuz çalıyor o sırada... "Yarım saattir arıyorum. Ulaşamadım... Haberi duydun değil mi?"
Gerisini dinleyemediniz. Yeniden ekrana baktınız. Ekranın üzerindeki büyük puntolu yazıyı ancak o zaman farkedebildiniz...
"Kaybettik!"
O yazı hep vardı orada, ama siz nedense farketmemiştiniz. Farkedememiştiniz!
Sonra bir telefon, bir telefon daha... Telefonunuza ardı ardına düşen mesajlar. Yollarda bir kurgubilim filminden çıkıp gelmiş derin bir sessizlik yaşanıyor.
Herkes suskun. Ya da herkes durmadan konuşuyor. Herkes birbirine aynı şeyi söylüyor durmadan... Sesler birleşip, kara haberin sözcüklerini içinde barındıran bir gök gürültüsüne dönüşüyor sonra. Ya sessizlikte paylaşılıyor acı; ya gök gürültüsünde... Sessizlikle gök gürültüsü iç içe ya da...
Ya da herkes bir şarkı mırıldanıyor içinden. iş yerine ulaştığınızda tepedeki ekranın karşısında hiç ses etmeden haberleri dinleyen öbek öbek gruplar. Çoğunluğu erkek...
Kızlar, Sezen Aksu şarkılarını çalıyorlar bilgisayarlarında... Ekranlara Sezen Aksu resimleri yerleştirilmiş çoktan.
Hiç kimse anlamlı bir şey söyleyememiş daha birbirine. Buna ihtiyacı var oysa herkesin.
Sonra "o" yaklaşıyor omuzbaşınıza. Fısıldar gibi sesi:
"Biz ne yapacağız şimdi?"
Bir köşeye çekilip bırakıyorsunuz göz yaşlarınızı. Sabahtan beri yüreğinize yumruk gibi tıkanan buydu işte. içinize bir türlü anlatamadığınız buydu: "Yapayalnız kaldık işte. Kimsesiz kaldık..Yapayalnızım. Kimsesizim.. Öksüzüm..Üşüyorum.."
Evet, biz ne yapacağız şimdi... Şarkısı kesilince hayatımızın ve sevdalarımızın... Biz ne yapacağız?
Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar konuşuyor ekranlarda. "Veda" yarın diyorlar... Devlet töreniyle... Bir çok yerde... Bir çok defa... Belli ki uzun sürecek ayrılmak.
Uçaklar, trenler istanbul'a ek seferler koyuyorlar ülkenin dört bir yanından... Almanya'dan Fransa'dan, Hollanda'dan, Amerika'dan mesajlar geliyor: "Bekleyin bizi de!"
Cenaze töreni deniz kenarındaki tarihi meydanda...
Dev bir koro, "Sen ağlama!"yı ağlayarak ve birlikte söylüyor gibi görünse de... Herkes yapayalnız aslında kendi şarkılarında.
Bayrağa sarılı cenazenin önündeki resim altında şöyle yazıyor oysa, onun bir şarkısından alınmış sözcüklerle:
"Hayat, kadere inat... Seni sil baştan yaşayacağım. Ahdım olsun!"
Yüreğin darmadağınık... içinde Sezen Aksu "Perişanım" söylüyor. Gidiyor işte... Kaldık buralarda bir başımıza...
Sezen Aksu'nun "cenaze töreni"ni anlatan kurgusal bir yazı okudunuz.
Şaşırdıysanız ve üzüldüyseniz söyleyelim: Bugünlerde alıp alacağınız en müjdeli haber şudur ki:
Sezen Aksu yaşıyor..
Derin bir nefes alıp şükredin halinize.. Hayatı onunla paylaşmaya devam ediyoruz işte... Yalnız değiliz.
Aşka ve hayata dair şüphelerle geçip giden günlerde; "yaşarmış gibi,severmiş gibi" akan zamanlarda; "mış gibi,miş gibi" yaparken hepimiz, o yine "taş"gibi çarpıyor hayata ve aşka...
O yaşıyor... Biz yaşıyoruz!..
Ali Kirca 22.02.2005 Sabah Gazetesi
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar