bugün
- arkadaşlar hesabı silicem11
- uludağ sözlük ten faşizm'i söküp atacağız18
- rafael leao victor osimhen leroy sane8
- sözlük muhaliflerinin fikri yoktur9
- yılmaz güney5
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan5
- gökçek ailesinin almanya daki milyonluk serveti14
- rafael leao27
- gocu'nun gerçekten komik biri olması3
- velvet21
- türkiye22
- aleksey batrakov4
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı4
- başbirader bey2
- saygıdeğer yazarlar saygıdeğer biraderdirler2
- akepenin imamoğlu ndan bu kadar korkma nedeni4
- sosyal demokrat3
- seçim akşamı chp genel merkezi5
- önüne gelene faşist demek3
- sarapci koala71
- kapadokya26
- hewal ebo2
- ümit özdağ4
- koala'nın tahammülsüz tipleri ifşalaması olayı3
- günün sözü23
- sözlüğün mal gibi olması2
- memduh bashgan2
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı2
- idris naim şahin3
- antipanik9
- bir bankta oturup banka oturanlara hikaye anlatmak6
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı7
- kulak çınlaması2
- sabah namazına kalkmayı unutan ateist3
- yüksek enflasyon3
- sözlük yazarlarının saatleri8
- aktroller5
- selanikliler2
- zamanda yolculuk için gerekli evraklar3
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları6
- çaresizliği iliklere kadar hissetmek3
- akp seçimi kazanınca kalp krizi geçirecek yazarlar4
- hapoel beer sheva5
- gerçekliğin zihinle genişleyerek yaratılması10
- kara çarşaf giymek isteyen türkiyeye5
- gocu birader başka bir biraderdir3
- allah'ın büyüklüğünün sınırsızlığı2
- tai lung29
- ateistlerin yaşama amacı28
- mutlu bey bay birader3
O sabah!
Bir sabah uyandınız. Havada tuhaf bir iç sıkıntısı. içinize doğmuş gibi, önce yanıbaşınızdaki radyonun düğmesine bastınız. Bir Sezen Aksu şarkısı. "Beni unutma!.." Kanalı değiştirdiniz. Orada da Sezen Aksu var: "Haydi gülümse!.."
Kanalları hızla değiştirmeye başladınız... Hep aynı ses... Hep aynı çığlık... Hep aynı şarkılar... Ama sadece şarkılar...
Kimse konuşmuyor aralarda... Kimse bir şey söylemiyor.
Televizyonun uzaktan kumandasına uzandınız. Karşınıza çıkan ilk kanalda daha önce görmediğiniz bir ev... Önünde bekleşenler...
Ekranın altındaki yazıyı okumakta zorlandınız: "Sezen Aksu'nun evinin önünden canlı yayın!..."
Kanalları değiştirdiniz hızla... Yalnızca haber kanalları değil, büyüklü küçüklü bütün kanallarda hep aynı görüntüler...
"Neler oluyor?"
Telefonunuz çalıyor o sırada... "Yarım saattir arıyorum. Ulaşamadım... Haberi duydun değil mi?"
Gerisini dinleyemediniz. Yeniden ekrana baktınız. Ekranın üzerindeki büyük puntolu yazıyı ancak o zaman farkedebildiniz...
"Kaybettik!"
O yazı hep vardı orada, ama siz nedense farketmemiştiniz. Farkedememiştiniz!
Sonra bir telefon, bir telefon daha... Telefonunuza ardı ardına düşen mesajlar. Yollarda bir kurgubilim filminden çıkıp gelmiş derin bir sessizlik yaşanıyor.
Herkes suskun. Ya da herkes durmadan konuşuyor. Herkes birbirine aynı şeyi söylüyor durmadan... Sesler birleşip, kara haberin sözcüklerini içinde barındıran bir gök gürültüsüne dönüşüyor sonra. Ya sessizlikte paylaşılıyor acı; ya gök gürültüsünde... Sessizlikle gök gürültüsü iç içe ya da...
Ya da herkes bir şarkı mırıldanıyor içinden. iş yerine ulaştığınızda tepedeki ekranın karşısında hiç ses etmeden haberleri dinleyen öbek öbek gruplar. Çoğunluğu erkek...
Kızlar, Sezen Aksu şarkılarını çalıyorlar bilgisayarlarında... Ekranlara Sezen Aksu resimleri yerleştirilmiş çoktan.
Hiç kimse anlamlı bir şey söyleyememiş daha birbirine. Buna ihtiyacı var oysa herkesin.
Sonra "o" yaklaşıyor omuzbaşınıza. Fısıldar gibi sesi:
"Biz ne yapacağız şimdi?"
Bir köşeye çekilip bırakıyorsunuz göz yaşlarınızı. Sabahtan beri yüreğinize yumruk gibi tıkanan buydu işte. içinize bir türlü anlatamadığınız buydu: "Yapayalnız kaldık işte. Kimsesiz kaldık..Yapayalnızım. Kimsesizim.. Öksüzüm..Üşüyorum.."
Evet, biz ne yapacağız şimdi... Şarkısı kesilince hayatımızın ve sevdalarımızın... Biz ne yapacağız?
Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar konuşuyor ekranlarda. "Veda" yarın diyorlar... Devlet töreniyle... Bir çok yerde... Bir çok defa... Belli ki uzun sürecek ayrılmak.
Uçaklar, trenler istanbul'a ek seferler koyuyorlar ülkenin dört bir yanından... Almanya'dan Fransa'dan, Hollanda'dan, Amerika'dan mesajlar geliyor: "Bekleyin bizi de!"
Cenaze töreni deniz kenarındaki tarihi meydanda...
Dev bir koro, "Sen ağlama!"yı ağlayarak ve birlikte söylüyor gibi görünse de... Herkes yapayalnız aslında kendi şarkılarında.
Bayrağa sarılı cenazenin önündeki resim altında şöyle yazıyor oysa, onun bir şarkısından alınmış sözcüklerle:
"Hayat, kadere inat... Seni sil baştan yaşayacağım. Ahdım olsun!"
Yüreğin darmadağınık... içinde Sezen Aksu "Perişanım" söylüyor. Gidiyor işte... Kaldık buralarda bir başımıza...
Sezen Aksu'nun "cenaze töreni"ni anlatan kurgusal bir yazı okudunuz.
Şaşırdıysanız ve üzüldüyseniz söyleyelim: Bugünlerde alıp alacağınız en müjdeli haber şudur ki:
Sezen Aksu yaşıyor..
Derin bir nefes alıp şükredin halinize.. Hayatı onunla paylaşmaya devam ediyoruz işte... Yalnız değiliz.
Aşka ve hayata dair şüphelerle geçip giden günlerde; "yaşarmış gibi,severmiş gibi" akan zamanlarda; "mış gibi,miş gibi" yaparken hepimiz, o yine "taş"gibi çarpıyor hayata ve aşka...
O yaşıyor... Biz yaşıyoruz!..
Ali Kirca 22.02.2005 Sabah Gazetesi
Bir sabah uyandınız. Havada tuhaf bir iç sıkıntısı. içinize doğmuş gibi, önce yanıbaşınızdaki radyonun düğmesine bastınız. Bir Sezen Aksu şarkısı. "Beni unutma!.." Kanalı değiştirdiniz. Orada da Sezen Aksu var: "Haydi gülümse!.."
Kanalları hızla değiştirmeye başladınız... Hep aynı ses... Hep aynı çığlık... Hep aynı şarkılar... Ama sadece şarkılar...
Kimse konuşmuyor aralarda... Kimse bir şey söylemiyor.
Televizyonun uzaktan kumandasına uzandınız. Karşınıza çıkan ilk kanalda daha önce görmediğiniz bir ev... Önünde bekleşenler...
Ekranın altındaki yazıyı okumakta zorlandınız: "Sezen Aksu'nun evinin önünden canlı yayın!..."
Kanalları değiştirdiniz hızla... Yalnızca haber kanalları değil, büyüklü küçüklü bütün kanallarda hep aynı görüntüler...
"Neler oluyor?"
Telefonunuz çalıyor o sırada... "Yarım saattir arıyorum. Ulaşamadım... Haberi duydun değil mi?"
Gerisini dinleyemediniz. Yeniden ekrana baktınız. Ekranın üzerindeki büyük puntolu yazıyı ancak o zaman farkedebildiniz...
"Kaybettik!"
O yazı hep vardı orada, ama siz nedense farketmemiştiniz. Farkedememiştiniz!
Sonra bir telefon, bir telefon daha... Telefonunuza ardı ardına düşen mesajlar. Yollarda bir kurgubilim filminden çıkıp gelmiş derin bir sessizlik yaşanıyor.
Herkes suskun. Ya da herkes durmadan konuşuyor. Herkes birbirine aynı şeyi söylüyor durmadan... Sesler birleşip, kara haberin sözcüklerini içinde barındıran bir gök gürültüsüne dönüşüyor sonra. Ya sessizlikte paylaşılıyor acı; ya gök gürültüsünde... Sessizlikle gök gürültüsü iç içe ya da...
Ya da herkes bir şarkı mırıldanıyor içinden. iş yerine ulaştığınızda tepedeki ekranın karşısında hiç ses etmeden haberleri dinleyen öbek öbek gruplar. Çoğunluğu erkek...
Kızlar, Sezen Aksu şarkılarını çalıyorlar bilgisayarlarında... Ekranlara Sezen Aksu resimleri yerleştirilmiş çoktan.
Hiç kimse anlamlı bir şey söyleyememiş daha birbirine. Buna ihtiyacı var oysa herkesin.
Sonra "o" yaklaşıyor omuzbaşınıza. Fısıldar gibi sesi:
"Biz ne yapacağız şimdi?"
Bir köşeye çekilip bırakıyorsunuz göz yaşlarınızı. Sabahtan beri yüreğinize yumruk gibi tıkanan buydu işte. içinize bir türlü anlatamadığınız buydu: "Yapayalnız kaldık işte. Kimsesiz kaldık..Yapayalnızım. Kimsesizim.. Öksüzüm..Üşüyorum.."
Evet, biz ne yapacağız şimdi... Şarkısı kesilince hayatımızın ve sevdalarımızın... Biz ne yapacağız?
Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar konuşuyor ekranlarda. "Veda" yarın diyorlar... Devlet töreniyle... Bir çok yerde... Bir çok defa... Belli ki uzun sürecek ayrılmak.
Uçaklar, trenler istanbul'a ek seferler koyuyorlar ülkenin dört bir yanından... Almanya'dan Fransa'dan, Hollanda'dan, Amerika'dan mesajlar geliyor: "Bekleyin bizi de!"
Cenaze töreni deniz kenarındaki tarihi meydanda...
Dev bir koro, "Sen ağlama!"yı ağlayarak ve birlikte söylüyor gibi görünse de... Herkes yapayalnız aslında kendi şarkılarında.
Bayrağa sarılı cenazenin önündeki resim altında şöyle yazıyor oysa, onun bir şarkısından alınmış sözcüklerle:
"Hayat, kadere inat... Seni sil baştan yaşayacağım. Ahdım olsun!"
Yüreğin darmadağınık... içinde Sezen Aksu "Perişanım" söylüyor. Gidiyor işte... Kaldık buralarda bir başımıza...
Sezen Aksu'nun "cenaze töreni"ni anlatan kurgusal bir yazı okudunuz.
Şaşırdıysanız ve üzüldüyseniz söyleyelim: Bugünlerde alıp alacağınız en müjdeli haber şudur ki:
Sezen Aksu yaşıyor..
Derin bir nefes alıp şükredin halinize.. Hayatı onunla paylaşmaya devam ediyoruz işte... Yalnız değiliz.
Aşka ve hayata dair şüphelerle geçip giden günlerde; "yaşarmış gibi,severmiş gibi" akan zamanlarda; "mış gibi,miş gibi" yaparken hepimiz, o yine "taş"gibi çarpıyor hayata ve aşka...
O yaşıyor... Biz yaşıyoruz!..
Ali Kirca 22.02.2005 Sabah Gazetesi
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar