bugün
- cuma namazına gitmeyen yazarlar silinsin8
- istanbul şu an güneşli 22 derece4
- kız sanılan yazarlar5
- sözlüğün vahşi kelebeğine eş arıyoruz28
- yazarların sağlık sorunları7
- pforzheim şu an 10 derece3
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- hilafetin türklere faydası2
- evde tekken yan odadan gelen khkaha ve ağlama sesi4
- tai lung2
- patatesin her ortama uyum sağlaması5
- özgür özel'in mersin de tutuklu başkan ziyareti2
- hangi yazarla çift olursunuz28
- erecto birader ile edirne ciğer tavası yemek2
- karmanın tam iyi çalışmaması2
- mezar taşına karekod yaptırmak2
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı10
- uyuyan insanın asıl amacı3
- istanbul da cirit atmak2
- insanların durduk yere birbirine ayar vermesi2
- berna laçin'in gözaltına alınması41
- whatsapp telegram discord grupları sözlüğü bitirdi18
- kendinden zeki biriyle konuştuğunu anladığın an3
- uzaylıların insanları belgeselde izlemesi2
- gölgenizin peşinizi bırakmaması2
- hurma gözlüm2
- dün biri gidicem diyordu2
- mezar komşunuzun çok ses yapması3
- çindeki üç boğaz barajı dünyanın eksenini kaydırdı3
- salllama ladino konuşuyoruz2
- tomtom mahallesi4
- biri için düşünülen kötü şeyin başa gelme ihtimali2
- penis boyu takıntısı6
- gülüşü çirkin insan2
- aşk8
- kuba new city 50 motorsiklet2
- cemil tugay12
- beklenti2
- ya bi siktirin gidin15
- hesabı siliyorum sözlük bir şey diyor musun19
- türkiye almanya'dan 10 kat daha iyi2
- durduk yere eski bir rezilliği hatırlamak2
- ucan tekme atan hipopotam43
- bir erkeğe ilk adım nasıl atılır18
- ben ve sevdiklerim hariç herkes aptal hissi2
- solucanların bel fıtığı olmaması2
- silvermist sözlükten gitmesin kampanyası11
- herkesin kendini normal sanması2
- sözlükte eleştiri kaldıramayan küçük krallık19
- yazar fake mi diye arkadaşlarına mesaj atmak35
doğduğumuz günden başlıyor kendisi. belki de hiçbir şey anlamadığımız onca gün ile devam ediyor bir süre. ilk hatırladıklarımızla çıkıyoruz yola. daha sonra öğreniyoruz aslında ne demek olduklarını. aslında neden burada olduğumuzu bile bilmiyorken, istikameti görmeden, bir gün gideceğimizi bilmek bile ağır geliyorken, türlü türlü hesaplaşmanın içinde boğuluyoruz. bazen kendimizi cümlelerle anlatamazken, bir bakışın aslında neler anlatabildiğini yanımızdakine anlatamıyoruz , gösteremiyoruz sevgilerimizi; aslında en çok gösterilmesi gerekeni.
tüm kırgınlıklarımızı, sinirlerimizi, hırslarımızı, mutluluk ve kızgınlıklarımızı, sevgilerimizi, merhametimizi, saygımızı, alınganlıklarımızı ve daha bilimum akla hayale gelmeyecek yaşanmışlıklarımızı sığdırmaya çalışıyoruz. biz gittikten sonra ise tüm bunları uzunlamasına bir sandıkla birlikte toprak anaya hediye ediyoruz. kendi elimizle getirdiğimizi yine kendi elimizle götürüyoruz.
kelebekler uçuyor içimizde. hepsi de birbirine çarpıyorlar; tıpkı bir ölüm dansı gibi, sonucunda yok olacağını bile bile yola devam etmek gibi, hayat gibi...
çok kısa. yaşadığımız onca mazi, yaşarken uzun gelmesine rağmen, çok kısa.
insanlar doğuyorlar, insanlar yaşıyorlar, insanlar seviyor ve seviliyorlar. ve değerli olanın hangisi olduğunu kaybettikten çok ama çok sonra anlayabiliyorlar. elini uzatıp tutacak kadar yakın değilken hem de.
bir çift sözün, bir güzel tebessümün çok görüldüğü zamandır, hayatın zindan olduğu dakikalar. hayattan ne kadar zevk aldığımızı düşünmeden ölmek istiyoruz bazen; geride kalanlara ne olacağını düşünmeden ve umursamadan. aldığımız nefesin önemini suyun altındayken anlıyoruz, yürümenin verdiği güveni ise konduktan sonra. hep kaybettikten sonra...
hayat, kaybettiklerimizi anlamakla geçirdiğimiz ve geri kazanabilme ihtimallerini didiklediğimiz kısa metraj bir film gibi; güzelliğine benzetme bulamıyorken, çirkinliğine devamız da yok. hüsnü kablel vukunun hayattaki silüeti güldürür gözleri.
sürüyoruz, varacağımız yeri bilmeden. harcıyoruz sevgilermizi düşünmeden. her şey o kadar eşsiz ki; kaybetmeden anlaşılmalı değerleri.
bir köpeğin kuyruğunu deli gibi sallatmak, ağlayan bir kadını burnunu çekerek gülümsetmek, bir çocuğu kucakta uçak yapıp hayallere daldırmak, annenin/sevgilinin yanağında bir gamze olabilmek, daha önce görmediğin bir yeri görme isteği, tatmadığın bir lezzete ulaşmak, koklamadığın bir kokuyu damarlarında hissetmek o kadar değerli ki... bir insana hayatım demek o kadar önemli ki...
ben kaybettim hayatımı...!
tüm kırgınlıklarımızı, sinirlerimizi, hırslarımızı, mutluluk ve kızgınlıklarımızı, sevgilerimizi, merhametimizi, saygımızı, alınganlıklarımızı ve daha bilimum akla hayale gelmeyecek yaşanmışlıklarımızı sığdırmaya çalışıyoruz. biz gittikten sonra ise tüm bunları uzunlamasına bir sandıkla birlikte toprak anaya hediye ediyoruz. kendi elimizle getirdiğimizi yine kendi elimizle götürüyoruz.
kelebekler uçuyor içimizde. hepsi de birbirine çarpıyorlar; tıpkı bir ölüm dansı gibi, sonucunda yok olacağını bile bile yola devam etmek gibi, hayat gibi...
çok kısa. yaşadığımız onca mazi, yaşarken uzun gelmesine rağmen, çok kısa.
insanlar doğuyorlar, insanlar yaşıyorlar, insanlar seviyor ve seviliyorlar. ve değerli olanın hangisi olduğunu kaybettikten çok ama çok sonra anlayabiliyorlar. elini uzatıp tutacak kadar yakın değilken hem de.
bir çift sözün, bir güzel tebessümün çok görüldüğü zamandır, hayatın zindan olduğu dakikalar. hayattan ne kadar zevk aldığımızı düşünmeden ölmek istiyoruz bazen; geride kalanlara ne olacağını düşünmeden ve umursamadan. aldığımız nefesin önemini suyun altındayken anlıyoruz, yürümenin verdiği güveni ise konduktan sonra. hep kaybettikten sonra...
hayat, kaybettiklerimizi anlamakla geçirdiğimiz ve geri kazanabilme ihtimallerini didiklediğimiz kısa metraj bir film gibi; güzelliğine benzetme bulamıyorken, çirkinliğine devamız da yok. hüsnü kablel vukunun hayattaki silüeti güldürür gözleri.
sürüyoruz, varacağımız yeri bilmeden. harcıyoruz sevgilermizi düşünmeden. her şey o kadar eşsiz ki; kaybetmeden anlaşılmalı değerleri.
bir köpeğin kuyruğunu deli gibi sallatmak, ağlayan bir kadını burnunu çekerek gülümsetmek, bir çocuğu kucakta uçak yapıp hayallere daldırmak, annenin/sevgilinin yanağında bir gamze olabilmek, daha önce görmediğin bir yeri görme isteği, tatmadığın bir lezzete ulaşmak, koklamadığın bir kokuyu damarlarında hissetmek o kadar değerli ki... bir insana hayatım demek o kadar önemli ki...
ben kaybettim hayatımı...!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar