bugün
- sözlük kadınlarının bugünkü kombini15
- başarılı sigara bırakma teknikleri10
- yalnızlık3
- normal sözlükten gelenler için çalışma kampı2
- bir insana yapılabilecek en büyük kötülük4
- klozet neden bu kadar ses çıkarıyor3
- chp'nin hali ne olacak33
- bir kadını sarhoş edip onunla birlikte olan erkek18
- sözlük kızlarının favori sözlük erkekleri6
- babam ve oğlum filmindeki saçma duygusallık8
- koca bulmak5
- her gün içsem bıkmam içecekleri3
- belfastta cihatçının kafa kesmesi4
- konya2
- sonradan severim diyerek ilişkiye başlamak12
- süt gibi bembeyaz tenli kızlar3
- kimseye borç vermeyen insan11
- en sevdiğiniz müzik türü10
- uysaljakoben buraya bak aslanım6
- kendini çirkin bulan yazarlar4
- sözlükte herkes kaleminin ekmeğini yer2
- 9 haziran 2026 akit tv'ye el hareketi yapan dayı7
- m r e r e c t o20
- türkiyenin en yakışıklı erkeği4
- önemli olan eğitim mi yoksa karakter mi6
- kapri tayt giyen kızların sekste sınır tanımaması2
- ilgi manyağı olmak5
- hitlerin amfetamin bağımlısı olması2
- kaçak elektrik kullanan doğulu vatan haini5
- başbiraderin profilinin halen gizli olması4
- kadınların kadınlarda kıskandığı şeyler6
- sedat pekmez24
- veda2
- 2026 yazı2
- paranoid şizofreni2
- sözlük erkeklerinin evlenme şartları5
- yeni tanışılan birine nerelisin diye sormak3
- diamond bosphoruss denen yazar22
- yazarların on üzerinden komiklikleri46
- zayıflamanın en güzel yanı5
- ankara nın en berbat semti4
- hoşlanılan kızın ittihatçı çıkması5
- ilk maaş5
- gocu27
- hitlerin akciğerleri2
- sözlükte erkekleri taciz eden kızlar tam liste9
- mhp li yazarlar5
- stanley termos almanın mantıklı açıklaması5
- yeminimi bozuyorum ulan3
- el sıkıştığında ne hissediyorsun6
askerin ve coğrafyanın sahip olduğu imkanları gözler önüne seren başarılı bir yapım. insanlar oraya filmde de dendiği gibi tatil yapmaya gönderilmiyorlar. ailelerini, arkadaşlarını, sevdalarını bırakıyorlar geride. ve aslında ne olacağını ve karşılarına neyi alacaklarını bilemeden gidiyorlar.
filmin eksikleri, hataları olduğu kadar dosdoğru yansıttığı ayrıntıları da var. kar üzerinde bölüğün yeşil kamuflajlarla olması gerçekten büyük bir hata. karlı arazi için beyaz kar kamuflajları mevcut. böylesine önemli bir hatayı nasıl yaptılar anlayabilmiş değilim. yüzbaşı ise gerçekten tam bir asker gibiydi. ne bir eksik ne bir fazla. hal, tavır, hareketleri, vurguları, muhabbetleri tam bir askeri anlatıyordu.
çatışma sahneleri ise çok başarılı. seyircinin hiç tahmin etmediği anda başlıyor. denebilecek pek fazla bir şey yok.
filmin içerisindeki nüansları yakalamak ise izleyiciye keyif veriyor. kadın terörist masada kanaması durdurulurken, televizyonda ülkesini güzellik yarışmasında temsil eden, başka şartlarda bir kadın beliriyor. 2 kadın arasındaki farkı çok güzel aktarıyor. türk bayrağını göndere çeken asker, kürtçe türküyle sevgisini dile getiriyor.* "göz yaşlarını akıtma ey güzel"
o bayrak uğruna orada olduğunun ve hizmetini, kanının son damlasına kadar yerine getireceğinin altı çiziliyor.
başka bir nüans; yüzbaşı başta askerlik hayatına sonradan katılan ve büyük sorumluluklar yüklenerek sınır karakollarına komutan olarak gönderilen asteğmenlerin ve orada olmak zorunda olan diğer askerlerin üzerinde baskı kuruyor. kurduğu baskı ise onları her daim ayık tutmak için. telsizde bahsettiği "kredi" konusu ise, telsizi dinleyen terörist grubu şaşırtmak amaçlı kullanılmış.
hele ki askerlerin anneleri ve sevdikleriyle olan telefon konuşmaları insanı içten içe burkan sahnelerin başında geliyor.
zordur askerde "iyiyim" demek. aç yatıyor da olsan "yedim, tokum" dersin. yutkunmaya izin vermeden "siz nasılsınız" sorusunu sorarsın ki, gözyaşlarını saklayabilmek için zamanın olsun. o veya bu, her milletten ananın askerdeki oğluna duyduğu sevgiyi öylesine güzel anlatıyor ki; yüreklere işleniyor sahne.
anne oğlunun sevdiği yemekten bahsediyor,
bir diğeri ağlamadığını yine ağlayarak söylüyor,
bir başka sevgili ise sevgisini kendi dilinde anlatıyor,
sevgililerini kaybeden askerler içindekileri haykıramadan gömüyorlar,
orayı anlamayan, bilemeyen, giden sevgililer,
t-shirt ü yıkamayıp koklayan bir anne,
yüzbaşının karısı ise "ben seni çok seviyorum, biliyorsun değil mi?" ile noktayı koyuyor.
öyle ya da böyle tüm duyguları birlikte yaşayan, sırt sırta vuruşan, birbirlerinin yaralarını saran, yeri geldiğinde aynı konserveden yiyen ve bu vatan toprağı için dökecekleri kanı düşünmeyen isimsiz kahramanların hikayesi bu film. onların hiçbiri otel odasında değiller. hiçbiri de yatmaya gitmiyorlar. davulla zurnayla uğurlanıyorlar. her an ölüm haberleri gelmesinden korkularak sayılır şafaklar.
oradakiler, karakolda şu anda 2-4 nöbetini tutanlar, bu ülkeye en çok emeği geçenlerden.
"büyük şehirlere aşk küçük gelir"
"bir karısı 2 çocugu 1 de yeni aldığı arabası vardı orhan'ın"
"öldün sen istanbullu, kahramanca ölmedin, arkadaşın uyudu diye öldün"
vatan sağ olsun!
filmin eksikleri, hataları olduğu kadar dosdoğru yansıttığı ayrıntıları da var. kar üzerinde bölüğün yeşil kamuflajlarla olması gerçekten büyük bir hata. karlı arazi için beyaz kar kamuflajları mevcut. böylesine önemli bir hatayı nasıl yaptılar anlayabilmiş değilim. yüzbaşı ise gerçekten tam bir asker gibiydi. ne bir eksik ne bir fazla. hal, tavır, hareketleri, vurguları, muhabbetleri tam bir askeri anlatıyordu.
çatışma sahneleri ise çok başarılı. seyircinin hiç tahmin etmediği anda başlıyor. denebilecek pek fazla bir şey yok.
filmin içerisindeki nüansları yakalamak ise izleyiciye keyif veriyor. kadın terörist masada kanaması durdurulurken, televizyonda ülkesini güzellik yarışmasında temsil eden, başka şartlarda bir kadın beliriyor. 2 kadın arasındaki farkı çok güzel aktarıyor. türk bayrağını göndere çeken asker, kürtçe türküyle sevgisini dile getiriyor.* "göz yaşlarını akıtma ey güzel"
o bayrak uğruna orada olduğunun ve hizmetini, kanının son damlasına kadar yerine getireceğinin altı çiziliyor.
başka bir nüans; yüzbaşı başta askerlik hayatına sonradan katılan ve büyük sorumluluklar yüklenerek sınır karakollarına komutan olarak gönderilen asteğmenlerin ve orada olmak zorunda olan diğer askerlerin üzerinde baskı kuruyor. kurduğu baskı ise onları her daim ayık tutmak için. telsizde bahsettiği "kredi" konusu ise, telsizi dinleyen terörist grubu şaşırtmak amaçlı kullanılmış.
hele ki askerlerin anneleri ve sevdikleriyle olan telefon konuşmaları insanı içten içe burkan sahnelerin başında geliyor.
zordur askerde "iyiyim" demek. aç yatıyor da olsan "yedim, tokum" dersin. yutkunmaya izin vermeden "siz nasılsınız" sorusunu sorarsın ki, gözyaşlarını saklayabilmek için zamanın olsun. o veya bu, her milletten ananın askerdeki oğluna duyduğu sevgiyi öylesine güzel anlatıyor ki; yüreklere işleniyor sahne.
anne oğlunun sevdiği yemekten bahsediyor,
bir diğeri ağlamadığını yine ağlayarak söylüyor,
bir başka sevgili ise sevgisini kendi dilinde anlatıyor,
sevgililerini kaybeden askerler içindekileri haykıramadan gömüyorlar,
orayı anlamayan, bilemeyen, giden sevgililer,
t-shirt ü yıkamayıp koklayan bir anne,
yüzbaşının karısı ise "ben seni çok seviyorum, biliyorsun değil mi?" ile noktayı koyuyor.
öyle ya da böyle tüm duyguları birlikte yaşayan, sırt sırta vuruşan, birbirlerinin yaralarını saran, yeri geldiğinde aynı konserveden yiyen ve bu vatan toprağı için dökecekleri kanı düşünmeyen isimsiz kahramanların hikayesi bu film. onların hiçbiri otel odasında değiller. hiçbiri de yatmaya gitmiyorlar. davulla zurnayla uğurlanıyorlar. her an ölüm haberleri gelmesinden korkularak sayılır şafaklar.
oradakiler, karakolda şu anda 2-4 nöbetini tutanlar, bu ülkeye en çok emeği geçenlerden.
"büyük şehirlere aşk küçük gelir"
"bir karısı 2 çocugu 1 de yeni aldığı arabası vardı orhan'ın"
"öldün sen istanbullu, kahramanca ölmedin, arkadaşın uyudu diye öldün"
vatan sağ olsun!
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
