bugün
- çok makyaj yapan kız vs doğal kız7
- vişneçürüğü tanga giyen sözlük erkeği10
- iyi dostlar biriktirdim6
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye44
- silikon meme gerçeğinin yerini tutar mı sorunsalı14
- gözünü am bürümek5
- 90 larda ayak fetişi diye bişe yoktu5
- sözlüğün götü en güzel yazarı4
- sözlük erkeklerinin kaşar olduğu gerçeği9
- ırakın bir bölümünün türkiyeye katılması6
- ali kırca nerede4
- kürt fıkraları4
- lahburger3
- salat namaz değildir8
- arkadaşlar sizce bu çanta nasıl8
- sözlüğün kalitesinin bu aralar biraz düzelmesi7
- pandela'nın soğuk şakaları3
- waffle3
- hayat7
- nervio23
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya6
- judas'ı dayak yerken görseniz ne yaparsınız10
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması42
- andropoz amca6
- caz dinleyen erkek9
- süper babaanne2
- fiziği güzel sözlük kızları48
- recep tayyip erdoğan28
- judas'ın mezarına toprak atar mısınız5
- nokia 11002
- ayak fetişi olması ama el fetişi olmaması2
- nokia nın nokia olduğu zamanlar2
- van gogh kulağını neden kesti5
- yazarların akşama dair planları8
- judas'ın kulakları5
- çizme giyen kız2
- kıvırcık ali nin kıvırcık saçlı olmaması sorunsalı2
- queen ravenna ile mezar komşusu olmak4
- sayın ismet brez ismet biji ismet2
- slut shaming2
- sapık yaşlı5
- tinder da algoritma kurbanı olmak2
- türkler taşı oyup ona tapmayan tek millettir4
- ak parti kaybedince ak troller ne yapacak12
- fatih terim'in tff başkanı olması5
- zina yapmayan ateist erkek3
- benzine zam7
- sindirella'nın baloda donunu düşürmesi5
- chp de 5 belediye başkanına ihraç sevki2
- leonidas8
askerin ve coğrafyanın sahip olduğu imkanları gözler önüne seren başarılı bir yapım. insanlar oraya filmde de dendiği gibi tatil yapmaya gönderilmiyorlar. ailelerini, arkadaşlarını, sevdalarını bırakıyorlar geride. ve aslında ne olacağını ve karşılarına neyi alacaklarını bilemeden gidiyorlar.
filmin eksikleri, hataları olduğu kadar dosdoğru yansıttığı ayrıntıları da var. kar üzerinde bölüğün yeşil kamuflajlarla olması gerçekten büyük bir hata. karlı arazi için beyaz kar kamuflajları mevcut. böylesine önemli bir hatayı nasıl yaptılar anlayabilmiş değilim. yüzbaşı ise gerçekten tam bir asker gibiydi. ne bir eksik ne bir fazla. hal, tavır, hareketleri, vurguları, muhabbetleri tam bir askeri anlatıyordu.
çatışma sahneleri ise çok başarılı. seyircinin hiç tahmin etmediği anda başlıyor. denebilecek pek fazla bir şey yok.
filmin içerisindeki nüansları yakalamak ise izleyiciye keyif veriyor. kadın terörist masada kanaması durdurulurken, televizyonda ülkesini güzellik yarışmasında temsil eden, başka şartlarda bir kadın beliriyor. 2 kadın arasındaki farkı çok güzel aktarıyor. türk bayrağını göndere çeken asker, kürtçe türküyle sevgisini dile getiriyor.* "göz yaşlarını akıtma ey güzel"
o bayrak uğruna orada olduğunun ve hizmetini, kanının son damlasına kadar yerine getireceğinin altı çiziliyor.
başka bir nüans; yüzbaşı başta askerlik hayatına sonradan katılan ve büyük sorumluluklar yüklenerek sınır karakollarına komutan olarak gönderilen asteğmenlerin ve orada olmak zorunda olan diğer askerlerin üzerinde baskı kuruyor. kurduğu baskı ise onları her daim ayık tutmak için. telsizde bahsettiği "kredi" konusu ise, telsizi dinleyen terörist grubu şaşırtmak amaçlı kullanılmış.
hele ki askerlerin anneleri ve sevdikleriyle olan telefon konuşmaları insanı içten içe burkan sahnelerin başında geliyor.
zordur askerde "iyiyim" demek. aç yatıyor da olsan "yedim, tokum" dersin. yutkunmaya izin vermeden "siz nasılsınız" sorusunu sorarsın ki, gözyaşlarını saklayabilmek için zamanın olsun. o veya bu, her milletten ananın askerdeki oğluna duyduğu sevgiyi öylesine güzel anlatıyor ki; yüreklere işleniyor sahne.
anne oğlunun sevdiği yemekten bahsediyor,
bir diğeri ağlamadığını yine ağlayarak söylüyor,
bir başka sevgili ise sevgisini kendi dilinde anlatıyor,
sevgililerini kaybeden askerler içindekileri haykıramadan gömüyorlar,
orayı anlamayan, bilemeyen, giden sevgililer,
t-shirt ü yıkamayıp koklayan bir anne,
yüzbaşının karısı ise "ben seni çok seviyorum, biliyorsun değil mi?" ile noktayı koyuyor.
öyle ya da böyle tüm duyguları birlikte yaşayan, sırt sırta vuruşan, birbirlerinin yaralarını saran, yeri geldiğinde aynı konserveden yiyen ve bu vatan toprağı için dökecekleri kanı düşünmeyen isimsiz kahramanların hikayesi bu film. onların hiçbiri otel odasında değiller. hiçbiri de yatmaya gitmiyorlar. davulla zurnayla uğurlanıyorlar. her an ölüm haberleri gelmesinden korkularak sayılır şafaklar.
oradakiler, karakolda şu anda 2-4 nöbetini tutanlar, bu ülkeye en çok emeği geçenlerden.
"büyük şehirlere aşk küçük gelir"
"bir karısı 2 çocugu 1 de yeni aldığı arabası vardı orhan'ın"
"öldün sen istanbullu, kahramanca ölmedin, arkadaşın uyudu diye öldün"
vatan sağ olsun!
filmin eksikleri, hataları olduğu kadar dosdoğru yansıttığı ayrıntıları da var. kar üzerinde bölüğün yeşil kamuflajlarla olması gerçekten büyük bir hata. karlı arazi için beyaz kar kamuflajları mevcut. böylesine önemli bir hatayı nasıl yaptılar anlayabilmiş değilim. yüzbaşı ise gerçekten tam bir asker gibiydi. ne bir eksik ne bir fazla. hal, tavır, hareketleri, vurguları, muhabbetleri tam bir askeri anlatıyordu.
çatışma sahneleri ise çok başarılı. seyircinin hiç tahmin etmediği anda başlıyor. denebilecek pek fazla bir şey yok.
filmin içerisindeki nüansları yakalamak ise izleyiciye keyif veriyor. kadın terörist masada kanaması durdurulurken, televizyonda ülkesini güzellik yarışmasında temsil eden, başka şartlarda bir kadın beliriyor. 2 kadın arasındaki farkı çok güzel aktarıyor. türk bayrağını göndere çeken asker, kürtçe türküyle sevgisini dile getiriyor.* "göz yaşlarını akıtma ey güzel"
o bayrak uğruna orada olduğunun ve hizmetini, kanının son damlasına kadar yerine getireceğinin altı çiziliyor.
başka bir nüans; yüzbaşı başta askerlik hayatına sonradan katılan ve büyük sorumluluklar yüklenerek sınır karakollarına komutan olarak gönderilen asteğmenlerin ve orada olmak zorunda olan diğer askerlerin üzerinde baskı kuruyor. kurduğu baskı ise onları her daim ayık tutmak için. telsizde bahsettiği "kredi" konusu ise, telsizi dinleyen terörist grubu şaşırtmak amaçlı kullanılmış.
hele ki askerlerin anneleri ve sevdikleriyle olan telefon konuşmaları insanı içten içe burkan sahnelerin başında geliyor.
zordur askerde "iyiyim" demek. aç yatıyor da olsan "yedim, tokum" dersin. yutkunmaya izin vermeden "siz nasılsınız" sorusunu sorarsın ki, gözyaşlarını saklayabilmek için zamanın olsun. o veya bu, her milletten ananın askerdeki oğluna duyduğu sevgiyi öylesine güzel anlatıyor ki; yüreklere işleniyor sahne.
anne oğlunun sevdiği yemekten bahsediyor,
bir diğeri ağlamadığını yine ağlayarak söylüyor,
bir başka sevgili ise sevgisini kendi dilinde anlatıyor,
sevgililerini kaybeden askerler içindekileri haykıramadan gömüyorlar,
orayı anlamayan, bilemeyen, giden sevgililer,
t-shirt ü yıkamayıp koklayan bir anne,
yüzbaşının karısı ise "ben seni çok seviyorum, biliyorsun değil mi?" ile noktayı koyuyor.
öyle ya da böyle tüm duyguları birlikte yaşayan, sırt sırta vuruşan, birbirlerinin yaralarını saran, yeri geldiğinde aynı konserveden yiyen ve bu vatan toprağı için dökecekleri kanı düşünmeyen isimsiz kahramanların hikayesi bu film. onların hiçbiri otel odasında değiller. hiçbiri de yatmaya gitmiyorlar. davulla zurnayla uğurlanıyorlar. her an ölüm haberleri gelmesinden korkularak sayılır şafaklar.
oradakiler, karakolda şu anda 2-4 nöbetini tutanlar, bu ülkeye en çok emeği geçenlerden.
"büyük şehirlere aşk küçük gelir"
"bir karısı 2 çocugu 1 de yeni aldığı arabası vardı orhan'ın"
"öldün sen istanbullu, kahramanca ölmedin, arkadaşın uyudu diye öldün"
vatan sağ olsun!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar