bugün
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle10
- islam düşmanlarına bir soru9
- cennetten düşerken canın yandı mı6
- japon arabaları iyi arabalar mıdır sorunsalı7
- bir insanın arkasından konuşmak2
- biz olduğumuz sürece manifest çorum'a giremez21
- everest e çıkıp leğenle aşağı kaymak10
- eren kaşıkçı5
- manifest grubu vs tarkan17
- mehdiye inanıyor musunuz8
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri12
- sözlük uygulamasında gizli hesapların görünmesi5
- nükleer santralin süper bir şey olduğu gerçeği18
- luka gugeshashvili2
- 29 temmuz 2026 butlancıların birbirine girmesi3
- yeni parti51
- içeri gidip tv izleyecek olmam3
- ahmet davutoğlu3
- gregor clegane3
- gaziantep fk2
- bik bik'in mutfağına konuk olmak15
- 29 07 26 kusadasi dktt konseri3
- barda yanınıza oturan aslında seri katil olan adam2
- liyakat nedir ve liyakatsızlık sonuçları nelerdir8
- kız düşürme teknikleri4
- mobile legends3
- gelecek partisi2
- zengin ama cimri erkek çekici midir2
- ismet gurbuz'u tek yumrukla bayıltmak10
- johnny sinsin mutfağına konuk olmak3
- sözlük kızlarının kekleri11
- hikayeyi devam ettir54
- sandor clegane2
- çorumda konser için müzik grubu öner7
- sözlüğün en yakışıklı yazarı olmak8
- kanlı gözlerle aynaya bakmak3
- forlove19 sorunsalı4
- huzur7
- tywin lannister ve olenna tyrell2
- ekmeleddin ihsanoğluna oy vermiş olmak18
- nervio hamferdi9
- borsa 10 000 lere gidebilir mi3
- balerion4
- eve girildiğinde ilk yapılan şeyler5
- the odyssey6
- uzun burunlu ince dudaklı kadın çekiciliği2
- trabzonspor2
- yine çok fena burnum kanadı5
- am ile pm yi karıştırmak4
- tbmm de yaşanan cinsel istismar skandalı2
askerin ve coğrafyanın sahip olduğu imkanları gözler önüne seren başarılı bir yapım. insanlar oraya filmde de dendiği gibi tatil yapmaya gönderilmiyorlar. ailelerini, arkadaşlarını, sevdalarını bırakıyorlar geride. ve aslında ne olacağını ve karşılarına neyi alacaklarını bilemeden gidiyorlar.
filmin eksikleri, hataları olduğu kadar dosdoğru yansıttığı ayrıntıları da var. kar üzerinde bölüğün yeşil kamuflajlarla olması gerçekten büyük bir hata. karlı arazi için beyaz kar kamuflajları mevcut. böylesine önemli bir hatayı nasıl yaptılar anlayabilmiş değilim. yüzbaşı ise gerçekten tam bir asker gibiydi. ne bir eksik ne bir fazla. hal, tavır, hareketleri, vurguları, muhabbetleri tam bir askeri anlatıyordu.
çatışma sahneleri ise çok başarılı. seyircinin hiç tahmin etmediği anda başlıyor. denebilecek pek fazla bir şey yok.
filmin içerisindeki nüansları yakalamak ise izleyiciye keyif veriyor. kadın terörist masada kanaması durdurulurken, televizyonda ülkesini güzellik yarışmasında temsil eden, başka şartlarda bir kadın beliriyor. 2 kadın arasındaki farkı çok güzel aktarıyor. türk bayrağını göndere çeken asker, kürtçe türküyle sevgisini dile getiriyor.* "göz yaşlarını akıtma ey güzel"
o bayrak uğruna orada olduğunun ve hizmetini, kanının son damlasına kadar yerine getireceğinin altı çiziliyor.
başka bir nüans; yüzbaşı başta askerlik hayatına sonradan katılan ve büyük sorumluluklar yüklenerek sınır karakollarına komutan olarak gönderilen asteğmenlerin ve orada olmak zorunda olan diğer askerlerin üzerinde baskı kuruyor. kurduğu baskı ise onları her daim ayık tutmak için. telsizde bahsettiği "kredi" konusu ise, telsizi dinleyen terörist grubu şaşırtmak amaçlı kullanılmış.
hele ki askerlerin anneleri ve sevdikleriyle olan telefon konuşmaları insanı içten içe burkan sahnelerin başında geliyor.
zordur askerde "iyiyim" demek. aç yatıyor da olsan "yedim, tokum" dersin. yutkunmaya izin vermeden "siz nasılsınız" sorusunu sorarsın ki, gözyaşlarını saklayabilmek için zamanın olsun. o veya bu, her milletten ananın askerdeki oğluna duyduğu sevgiyi öylesine güzel anlatıyor ki; yüreklere işleniyor sahne.
anne oğlunun sevdiği yemekten bahsediyor,
bir diğeri ağlamadığını yine ağlayarak söylüyor,
bir başka sevgili ise sevgisini kendi dilinde anlatıyor,
sevgililerini kaybeden askerler içindekileri haykıramadan gömüyorlar,
orayı anlamayan, bilemeyen, giden sevgililer,
t-shirt ü yıkamayıp koklayan bir anne,
yüzbaşının karısı ise "ben seni çok seviyorum, biliyorsun değil mi?" ile noktayı koyuyor.
öyle ya da böyle tüm duyguları birlikte yaşayan, sırt sırta vuruşan, birbirlerinin yaralarını saran, yeri geldiğinde aynı konserveden yiyen ve bu vatan toprağı için dökecekleri kanı düşünmeyen isimsiz kahramanların hikayesi bu film. onların hiçbiri otel odasında değiller. hiçbiri de yatmaya gitmiyorlar. davulla zurnayla uğurlanıyorlar. her an ölüm haberleri gelmesinden korkularak sayılır şafaklar.
oradakiler, karakolda şu anda 2-4 nöbetini tutanlar, bu ülkeye en çok emeği geçenlerden.
"büyük şehirlere aşk küçük gelir"
"bir karısı 2 çocugu 1 de yeni aldığı arabası vardı orhan'ın"
"öldün sen istanbullu, kahramanca ölmedin, arkadaşın uyudu diye öldün"
vatan sağ olsun!
filmin eksikleri, hataları olduğu kadar dosdoğru yansıttığı ayrıntıları da var. kar üzerinde bölüğün yeşil kamuflajlarla olması gerçekten büyük bir hata. karlı arazi için beyaz kar kamuflajları mevcut. böylesine önemli bir hatayı nasıl yaptılar anlayabilmiş değilim. yüzbaşı ise gerçekten tam bir asker gibiydi. ne bir eksik ne bir fazla. hal, tavır, hareketleri, vurguları, muhabbetleri tam bir askeri anlatıyordu.
çatışma sahneleri ise çok başarılı. seyircinin hiç tahmin etmediği anda başlıyor. denebilecek pek fazla bir şey yok.
filmin içerisindeki nüansları yakalamak ise izleyiciye keyif veriyor. kadın terörist masada kanaması durdurulurken, televizyonda ülkesini güzellik yarışmasında temsil eden, başka şartlarda bir kadın beliriyor. 2 kadın arasındaki farkı çok güzel aktarıyor. türk bayrağını göndere çeken asker, kürtçe türküyle sevgisini dile getiriyor.* "göz yaşlarını akıtma ey güzel"
o bayrak uğruna orada olduğunun ve hizmetini, kanının son damlasına kadar yerine getireceğinin altı çiziliyor.
başka bir nüans; yüzbaşı başta askerlik hayatına sonradan katılan ve büyük sorumluluklar yüklenerek sınır karakollarına komutan olarak gönderilen asteğmenlerin ve orada olmak zorunda olan diğer askerlerin üzerinde baskı kuruyor. kurduğu baskı ise onları her daim ayık tutmak için. telsizde bahsettiği "kredi" konusu ise, telsizi dinleyen terörist grubu şaşırtmak amaçlı kullanılmış.
hele ki askerlerin anneleri ve sevdikleriyle olan telefon konuşmaları insanı içten içe burkan sahnelerin başında geliyor.
zordur askerde "iyiyim" demek. aç yatıyor da olsan "yedim, tokum" dersin. yutkunmaya izin vermeden "siz nasılsınız" sorusunu sorarsın ki, gözyaşlarını saklayabilmek için zamanın olsun. o veya bu, her milletten ananın askerdeki oğluna duyduğu sevgiyi öylesine güzel anlatıyor ki; yüreklere işleniyor sahne.
anne oğlunun sevdiği yemekten bahsediyor,
bir diğeri ağlamadığını yine ağlayarak söylüyor,
bir başka sevgili ise sevgisini kendi dilinde anlatıyor,
sevgililerini kaybeden askerler içindekileri haykıramadan gömüyorlar,
orayı anlamayan, bilemeyen, giden sevgililer,
t-shirt ü yıkamayıp koklayan bir anne,
yüzbaşının karısı ise "ben seni çok seviyorum, biliyorsun değil mi?" ile noktayı koyuyor.
öyle ya da böyle tüm duyguları birlikte yaşayan, sırt sırta vuruşan, birbirlerinin yaralarını saran, yeri geldiğinde aynı konserveden yiyen ve bu vatan toprağı için dökecekleri kanı düşünmeyen isimsiz kahramanların hikayesi bu film. onların hiçbiri otel odasında değiller. hiçbiri de yatmaya gitmiyorlar. davulla zurnayla uğurlanıyorlar. her an ölüm haberleri gelmesinden korkularak sayılır şafaklar.
oradakiler, karakolda şu anda 2-4 nöbetini tutanlar, bu ülkeye en çok emeği geçenlerden.
"büyük şehirlere aşk küçük gelir"
"bir karısı 2 çocugu 1 de yeni aldığı arabası vardı orhan'ın"
"öldün sen istanbullu, kahramanca ölmedin, arkadaşın uyudu diye öldün"
vatan sağ olsun!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar