bugün
- ilgi isteyen kız11
- lahmacunu elle yiyen kız13
- kahvaltıda kavurma yiyen kız tatlılığı9
- gürcistan'ın neyi meşhur6
- ben ıspartada yaşıyorum8
- hewal ebo16
- türkiye nin en güzel şehrinin istanbul olması4
- kuran da namaz yok19
- öğle yemeği ne yiyeceğiz sorunsalı5
- abdullah öcalan5
- yukarı kattan gelen ahh sesi8
- dışarıda kahve içmenin lüks haline gelmesi10
- türklerin ork olması3
- herkesin artık tanım yapması6
- en iyi simit hangi şehirdedir11
- 30 temmuz 2026 iran'ın abd üssüne saldırısı5
- kahveye değil mekana para veriyorsunuz7
- bot yazar gibi entry giriyoruz4
- bursa vs edirne7
- pkk4
- velvet'e aşık olmamak mümkün değil6
- mehdinin chp'li olması3
- gürcistan9
- su içmeyi unutmayalım3
- ctrlx hanım2
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz4
- katatespizartmasi6
- şekersiz çay içenlerin takdir beklemesi4
- milliyetçilik2
- erkeklerin öküzlük sorunu12
- kendine bir öğüt ver7
- ısparta simidi8
- iç monolog3
- kut anlayışı2
- les chants de maldoror2
- ateistlerin temel hatası7
- türk siyaseti2
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri22
- pforzheim şu an 36 derece4
- adanalı insanlar2
- falıma bakmak için can atan sözlük yazarları7
- cezayir3
- grup sexte sevgilisine sert davranan adamı öldürdü7
- gocu11
- bu entry 80 artı alsın masklavi'yi chpli yapıyorum6
- simit ile gevrek arasındaki farklar8
- benkimki9
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj9
- sözlük yazarlarının saatleri15
- eski üst segment mi yoksa yeni alt segment mi3
Uyuşturucu çıkmazı...
"Basketbol Günlüğü / Basketball Diaries" - Yönetmen: Scott Kalvert / Görüntü: David Philips / Senaryo: Bryan Glouboff / Müzik: Graeme Revell / Oyuncular: Leonardo Di Caprio (Jim Carroll), Mark Wahlberg (Mickey), Patrick McGaw (Neutron), James Madio (Pedro), Bruno Kirby (Swifty), Ernie Hudson (Reggie).
"TRAINSPOTTING" işsizlik, yoksulluk ve uyuşturucu bağımlılığı temalarını ele alış biçimiyle sinema dünyasını sarsmıştı. MTV yönetmenlerinden Scott Kalvert, "Trainspotting"in izinden giderek çekmiş "Basketbol Günlüğü"nü.
Bugün New York'ta tanınmış bir şair, yazar ve müzisyen olan Jim Carroll'ın 1963 - 66 yılları arasında tuttuğu günlüğünden uyarlandı, bu film. Jim Carroll'ı New York'ta yoksul bir çevrede, baskı altında büyüyen, bir arkadaş grubuna sahip olmakla birlikte içe dönük bir çocuk olarak tanırız Carroll'ı. Annesi bir otelde çalışır. Devam ettiği Katolik okulunda "dayak cennetten çıkma" sayılır. Neutron, Pedro ve Mickey adında üç yakın arkadaşıyla geçirir tüm zamanını. Yaşamı keşfetmeye ve ondan yetişkinlere özgü tatları almaya henüz başlayan delikanlılar için bir tür hayvanat bahçesi bu çevre. Küçük hırsızlıklar yaparak, avarelik ederek, tiner koklayarak itilmişliklerini, çıkışsızlıklarını unutmaya çalışırlar.
Kafeste tek eğlenceleri ve onlara gelecek umudu veren tek şey basketbol. Ama Jim'in bir de yazma tutkusu var. içinden geçenleri döktüğü bir günlük tutar, şiir yazar. Gerçekten bir şeyler paylaştığı dostu uzun süren tedavisine karşın kan kanserinden ölünce yalnızlığı iyice artar Jim'in. Uyuşturucu kullanmaya başlar. Sonunda eroinman olur. Arkadaşları da aynı yolun yolcusudur...
Film boyunca, oldukça karamsar bir atmosfer içinde uyuşuturucu alabilmek için suç işleyen, evlerinden, okullarından, basketboldan, git gide birbirlerinden kopan delikanlıların titreyip acı çekmelerini izleriz.
Karanlık bir tablo çizse de fazlasıyla didaktik olduğu için izleyeni dehşete düşürmeyen, belli belirsiz bir acıma duygusuyla sıkan bir film "Basketbol Günlüğü". Uyuşturucu kullanımından caydırma propagandası olarak tasarlanmış, ama güçlü ve çarpıcı değil. Uyuşturucu etkisi altındaki Jim Carroll'ın sanrıları inandırıcılıktan uzak. Kimi sahneler fazla uzun. Finalde Jim'in annesinin kapısında ağlaması izleyiciyi üzeceği yerde sıkıyor.
Bu arada, filmin çekildiği tarihte henüz ilahlaşmamış olan Leonardo Di Caprio'nun kasılmadığı zaman hiç de fena bir oyuncu olmadığı gözleniyor.
alıntıdır: http://www.milliyet.com.t...998/09/11/sanat/san1.html
"Basketbol Günlüğü / Basketball Diaries" - Yönetmen: Scott Kalvert / Görüntü: David Philips / Senaryo: Bryan Glouboff / Müzik: Graeme Revell / Oyuncular: Leonardo Di Caprio (Jim Carroll), Mark Wahlberg (Mickey), Patrick McGaw (Neutron), James Madio (Pedro), Bruno Kirby (Swifty), Ernie Hudson (Reggie).
"TRAINSPOTTING" işsizlik, yoksulluk ve uyuşturucu bağımlılığı temalarını ele alış biçimiyle sinema dünyasını sarsmıştı. MTV yönetmenlerinden Scott Kalvert, "Trainspotting"in izinden giderek çekmiş "Basketbol Günlüğü"nü.
Bugün New York'ta tanınmış bir şair, yazar ve müzisyen olan Jim Carroll'ın 1963 - 66 yılları arasında tuttuğu günlüğünden uyarlandı, bu film. Jim Carroll'ı New York'ta yoksul bir çevrede, baskı altında büyüyen, bir arkadaş grubuna sahip olmakla birlikte içe dönük bir çocuk olarak tanırız Carroll'ı. Annesi bir otelde çalışır. Devam ettiği Katolik okulunda "dayak cennetten çıkma" sayılır. Neutron, Pedro ve Mickey adında üç yakın arkadaşıyla geçirir tüm zamanını. Yaşamı keşfetmeye ve ondan yetişkinlere özgü tatları almaya henüz başlayan delikanlılar için bir tür hayvanat bahçesi bu çevre. Küçük hırsızlıklar yaparak, avarelik ederek, tiner koklayarak itilmişliklerini, çıkışsızlıklarını unutmaya çalışırlar.
Kafeste tek eğlenceleri ve onlara gelecek umudu veren tek şey basketbol. Ama Jim'in bir de yazma tutkusu var. içinden geçenleri döktüğü bir günlük tutar, şiir yazar. Gerçekten bir şeyler paylaştığı dostu uzun süren tedavisine karşın kan kanserinden ölünce yalnızlığı iyice artar Jim'in. Uyuşturucu kullanmaya başlar. Sonunda eroinman olur. Arkadaşları da aynı yolun yolcusudur...
Film boyunca, oldukça karamsar bir atmosfer içinde uyuşuturucu alabilmek için suç işleyen, evlerinden, okullarından, basketboldan, git gide birbirlerinden kopan delikanlıların titreyip acı çekmelerini izleriz.
Karanlık bir tablo çizse de fazlasıyla didaktik olduğu için izleyeni dehşete düşürmeyen, belli belirsiz bir acıma duygusuyla sıkan bir film "Basketbol Günlüğü". Uyuşturucu kullanımından caydırma propagandası olarak tasarlanmış, ama güçlü ve çarpıcı değil. Uyuşturucu etkisi altındaki Jim Carroll'ın sanrıları inandırıcılıktan uzak. Kimi sahneler fazla uzun. Finalde Jim'in annesinin kapısında ağlaması izleyiciyi üzeceği yerde sıkıyor.
Bu arada, filmin çekildiği tarihte henüz ilahlaşmamış olan Leonardo Di Caprio'nun kasılmadığı zaman hiç de fena bir oyuncu olmadığı gözleniyor.
alıntıdır: http://www.milliyet.com.t...998/09/11/sanat/san1.html
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar