bugün
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- son 3 ayın en başarılı gammazları5
- epileptiğe bakmayan diş hekimi4
- senin manita evleniyormuş diye mesaj atan arkadaş7
- masklavi felsefesi3
- hayati yazıcı4
- fatma betülüm yapmaz9
- edirne'ye gidip muslettin amca'nın elini öpmek5
- götü yere yakın olandan korkacaksın4
- sinirlenen dilenci kadın6
- çok kaslı erkekleri beğenmiyorum diyen kezban5
- sabahları nefret edilen şeyler7
- haram para4
- abd de bıçaklar çekildi iddiası4
- fatma betül sayan kaya'nın tutuklanması3
- beni gammazlayan sonda ile gezsin inşallah3
- iyi menemenin sırrı22
- fatma betül sayan kaya18
- yaşlandıkça kuşkulu bir adam olmak3
- 6 kasım dünya galatasaraylılar günü6
- lanet olsun adamım ben gidiyorum buralardan3
- türkiye azerbaycan ilişkileri3
- akp seçmeni3
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı88
- serdar ortaç tiktokta2
- flavio bolsonaro'nun brezilya'dan kaçışı4
- cumaya gitmeyen yazarlar ifşa platformu2
- dünyanın sonu2
- insanlık nasıl geliştirilebilir13
- klodyan klod duruşu2
- sevgilinin mantarlı ayak parmak arası3
- ayakla üzüm ezen kızlar3
- boğaz ağrısı5
- bitlis'te oğluna filistin ismini koyan adam28
- bu yazar sadece kadın yazarlardan mesaj alıyor3
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak22
- yorik'in kafatasına mum dikmek4
- 5 kasım 2026 celtic beşiktaş maçı11
- dizilerde herkesin holding patronu olması2
- sözlüğün yeni tasarımı14
- beşiktaş6
- muslettin amca23
- misafir terliği kokusu2
- nasıl hissettiğimi kimse anlamıyor3
- her sorunun çözümü2
- fon vurgunu4
- kötüye bir şey olmaz5
- beyaz ekmek yemenin varoşluk olması11
- yüz gerdirme ameliyatı olan doktorun ölmesi2
- murat ünalmış2
Uyuşturucu çıkmazı...
"Basketbol Günlüğü / Basketball Diaries" - Yönetmen: Scott Kalvert / Görüntü: David Philips / Senaryo: Bryan Glouboff / Müzik: Graeme Revell / Oyuncular: Leonardo Di Caprio (Jim Carroll), Mark Wahlberg (Mickey), Patrick McGaw (Neutron), James Madio (Pedro), Bruno Kirby (Swifty), Ernie Hudson (Reggie).
"TRAINSPOTTING" işsizlik, yoksulluk ve uyuşturucu bağımlılığı temalarını ele alış biçimiyle sinema dünyasını sarsmıştı. MTV yönetmenlerinden Scott Kalvert, "Trainspotting"in izinden giderek çekmiş "Basketbol Günlüğü"nü.
Bugün New York'ta tanınmış bir şair, yazar ve müzisyen olan Jim Carroll'ın 1963 - 66 yılları arasında tuttuğu günlüğünden uyarlandı, bu film. Jim Carroll'ı New York'ta yoksul bir çevrede, baskı altında büyüyen, bir arkadaş grubuna sahip olmakla birlikte içe dönük bir çocuk olarak tanırız Carroll'ı. Annesi bir otelde çalışır. Devam ettiği Katolik okulunda "dayak cennetten çıkma" sayılır. Neutron, Pedro ve Mickey adında üç yakın arkadaşıyla geçirir tüm zamanını. Yaşamı keşfetmeye ve ondan yetişkinlere özgü tatları almaya henüz başlayan delikanlılar için bir tür hayvanat bahçesi bu çevre. Küçük hırsızlıklar yaparak, avarelik ederek, tiner koklayarak itilmişliklerini, çıkışsızlıklarını unutmaya çalışırlar.
Kafeste tek eğlenceleri ve onlara gelecek umudu veren tek şey basketbol. Ama Jim'in bir de yazma tutkusu var. içinden geçenleri döktüğü bir günlük tutar, şiir yazar. Gerçekten bir şeyler paylaştığı dostu uzun süren tedavisine karşın kan kanserinden ölünce yalnızlığı iyice artar Jim'in. Uyuşturucu kullanmaya başlar. Sonunda eroinman olur. Arkadaşları da aynı yolun yolcusudur...
Film boyunca, oldukça karamsar bir atmosfer içinde uyuşuturucu alabilmek için suç işleyen, evlerinden, okullarından, basketboldan, git gide birbirlerinden kopan delikanlıların titreyip acı çekmelerini izleriz.
Karanlık bir tablo çizse de fazlasıyla didaktik olduğu için izleyeni dehşete düşürmeyen, belli belirsiz bir acıma duygusuyla sıkan bir film "Basketbol Günlüğü". Uyuşturucu kullanımından caydırma propagandası olarak tasarlanmış, ama güçlü ve çarpıcı değil. Uyuşturucu etkisi altındaki Jim Carroll'ın sanrıları inandırıcılıktan uzak. Kimi sahneler fazla uzun. Finalde Jim'in annesinin kapısında ağlaması izleyiciyi üzeceği yerde sıkıyor.
Bu arada, filmin çekildiği tarihte henüz ilahlaşmamış olan Leonardo Di Caprio'nun kasılmadığı zaman hiç de fena bir oyuncu olmadığı gözleniyor.
alıntıdır: http://www.milliyet.com.t...998/09/11/sanat/san1.html
"Basketbol Günlüğü / Basketball Diaries" - Yönetmen: Scott Kalvert / Görüntü: David Philips / Senaryo: Bryan Glouboff / Müzik: Graeme Revell / Oyuncular: Leonardo Di Caprio (Jim Carroll), Mark Wahlberg (Mickey), Patrick McGaw (Neutron), James Madio (Pedro), Bruno Kirby (Swifty), Ernie Hudson (Reggie).
"TRAINSPOTTING" işsizlik, yoksulluk ve uyuşturucu bağımlılığı temalarını ele alış biçimiyle sinema dünyasını sarsmıştı. MTV yönetmenlerinden Scott Kalvert, "Trainspotting"in izinden giderek çekmiş "Basketbol Günlüğü"nü.
Bugün New York'ta tanınmış bir şair, yazar ve müzisyen olan Jim Carroll'ın 1963 - 66 yılları arasında tuttuğu günlüğünden uyarlandı, bu film. Jim Carroll'ı New York'ta yoksul bir çevrede, baskı altında büyüyen, bir arkadaş grubuna sahip olmakla birlikte içe dönük bir çocuk olarak tanırız Carroll'ı. Annesi bir otelde çalışır. Devam ettiği Katolik okulunda "dayak cennetten çıkma" sayılır. Neutron, Pedro ve Mickey adında üç yakın arkadaşıyla geçirir tüm zamanını. Yaşamı keşfetmeye ve ondan yetişkinlere özgü tatları almaya henüz başlayan delikanlılar için bir tür hayvanat bahçesi bu çevre. Küçük hırsızlıklar yaparak, avarelik ederek, tiner koklayarak itilmişliklerini, çıkışsızlıklarını unutmaya çalışırlar.
Kafeste tek eğlenceleri ve onlara gelecek umudu veren tek şey basketbol. Ama Jim'in bir de yazma tutkusu var. içinden geçenleri döktüğü bir günlük tutar, şiir yazar. Gerçekten bir şeyler paylaştığı dostu uzun süren tedavisine karşın kan kanserinden ölünce yalnızlığı iyice artar Jim'in. Uyuşturucu kullanmaya başlar. Sonunda eroinman olur. Arkadaşları da aynı yolun yolcusudur...
Film boyunca, oldukça karamsar bir atmosfer içinde uyuşuturucu alabilmek için suç işleyen, evlerinden, okullarından, basketboldan, git gide birbirlerinden kopan delikanlıların titreyip acı çekmelerini izleriz.
Karanlık bir tablo çizse de fazlasıyla didaktik olduğu için izleyeni dehşete düşürmeyen, belli belirsiz bir acıma duygusuyla sıkan bir film "Basketbol Günlüğü". Uyuşturucu kullanımından caydırma propagandası olarak tasarlanmış, ama güçlü ve çarpıcı değil. Uyuşturucu etkisi altındaki Jim Carroll'ın sanrıları inandırıcılıktan uzak. Kimi sahneler fazla uzun. Finalde Jim'in annesinin kapısında ağlaması izleyiciyi üzeceği yerde sıkıyor.
Bu arada, filmin çekildiği tarihte henüz ilahlaşmamış olan Leonardo Di Caprio'nun kasılmadığı zaman hiç de fena bir oyuncu olmadığı gözleniyor.
alıntıdır: http://www.milliyet.com.t...998/09/11/sanat/san1.html
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar